EY-Parthenon 2026 yılında küresel görünümü şekillendirecek 10 jeopolitik gelişmeyi açıkladı

Ekonomi

EY-Parthenon 2026 yılında küresel görünümü şekillendirecek 10 jeopolitik gelişmeyi açıkladı


EY-Parthenon Jeostratejik Görünüm 2026 raporu, önümüzdeki dönemde jeopolitik gelişmelerin
iş dünyası üzerindeki etkisinin daha da belirginleşeceğine işaret ediyor.

Yeni kural ve normlar, kaynaklara erişim ve bölgesel güç dengeleri, şirketlerin
faaliyet modellerini ve yatırım kararlarını doğrudan etkileyecek. Raporda ele alınan
10 kritik jeopolitik gelişme, belirsizliklerin yanı sıra önemli risk ve fırsatları
da barındırıyor. Jeopolitik dinamikleri stratejilerine proaktif şekilde
entegre eden şirketler, 2026'da dayanıklılıklarını artırarak rekabet avantajı
elde edebilir.

Uluslararası danışmanlık, denetim, kurumsal finansman, strateji ve vergi hizmetleri
firması EY (Ernst&Young) çatısı altında faaliyet gösteren EY-Parthenon (EYP),
Küresel Jeostratejik Görünüm Raporu'nda, 2026'da küresel dönüşümü şekillendirecek
10 jeopolitik gelişmeyi açıkladı. Jeopolitik risklerin sektörler ve coğrafyalar
üzerindeki farklı etkilerinin ele alındığı raporda, iş liderlerine belirsizlik
ortamında dayanıklılık kazanmak ve rekabet avantajı elde etmek için stratejik
bir yol haritası sunuluyor.

Rapora göre, 2026 yılında jeopolitik belirsizlikler devam ederken, bu görünümü şekillendiren
çok sayıda itici güç öne çıkıyor. Özellikle ABD'nin küresel faaliyet
ortamını yeniden tanımlamadaki rolü, yıl boyunca belirleyici olacak. Çin, Avrupa
Birliği ve diğer ülkeler, ABD'nin yeni yaklaşımına göre pozisyon alırken,
kendi stratejik önceliklerini de eş zamanlı olarak şekillendirmeyi sürdürecek.

2026'yı şekillendirecek üç ana tema
Jeopolitik gelişmeler, 2026'da küresel ekonomiyi yeniden şekillendirmeye devam ederken,
yıl içinde jeopolitik ortamı tanımlayacak üç ana tema ortaya çıkıyor. İlk
olarak, iş yapma biçimlerine ilişkin yeni kural ve normların ortaya çıkması
ve mevcut kuralların bir kısmının geçerliliğini yitirmesi bekleniyor. İkinci olarak,
kaynak yetersizliği risklerinin daha da belirginleşmesi tahmin ediliyor.
Üçüncü başlıkta ise, bölgesel dinamiklerin, 2026 yılında jeostratejik görünümü
belirgin şekilde etkileyeceği öngörülüyor.
Raporda, 2026 yılında jeopolitik ortamı şekillendirecek 10 kritik gelişme ise bu
3 tema altında ele alınıyor.

Yeni kurallar ve normlar
1. Devlet müdahalesi: Hükümetler, ekonomik güvenliği güçlendirmek amacıyla sanayi
teşvikleri, ticaret kısıtlamaları, yerel yatırım zorunlulukları ve şirket sahipliklerine
yönelik düzenlemeleri sıkılaştıracak.
2. Baskı altındaki ticaret: Gümrük vergileri, tarife belirsizlikleri, ihracat kontrolleri
ve yerel regülasyonlar, şirketleri tedarik zincirlerini ve ticaret modellerini
yeniden kurgulamaya yöneltecek.
3. Yapay zekâ ve siber çatışmalar: Yapay zekâ giderek ulusal güvenliğin ve kritik
altyapının ayrılmaz bir parçası haline gelecek. Ülkeler kendi yapay zekâ altyapılarını
geliştirmeye ve ulusal güvenliğini korumaya yönelecek.

Kısıtlı kaynaklar nedeniyle oluşan jeopolitik görünüm
4. Su kaynaklarının kısıtlılığı: Dünya genelinde su kıtlığı riski ve buna yönelik
baskı artarken, diğer taraftan yarı iletken üretimi ve veri merkezlerinin soğutulması
gibi alanlarda su talebi daha da artacak.
5. Kritik minerallere erişimde rekabet: Dijital teknolojiler, yüksek kapasiteli
piller ve savunma sistemleri için kritik minerallere erişimde rekabet ise, yeni
üretim ve ticaret modellerinin ortaya çıkmasına neden olacak.
6. Borç, sermaye ve para birimleri: Jeopolitik rekabet ve sermaye tahsisinin giderek
siyasallaşması, küresel finans sistemin sınırlarını yeniden şekillendirecek.

Bölgesel Dinamikler
7. Kuzey Amerika'da politika belirsizliği devam ediyor: Kuzey Amerika'daki faaliyet
ortamı, ABD-Meksika-Kanada (USMCA) ticaret anlaşmasının gözden geçirilmesi
ve buna bağlı olarak bölgesel tedarik zincirlerinde yaşanan yeniden yapılanma süreci
nedeniyle dalgalı seyrini sürdürecek.
8. Asya-Pasifik'te ekonomik güvenlik öne çıkıyor: Hükümetler, artan çok kutupluluk
ortamında bölgesel ekonomik entegrasyon ile ulusal güvenlik arasında denge kurarak
ekonomik güvenliğe daha fazla önem verecek.
9. Orta Doğu'da dengeler yeniden şekilleniyor: Orta Doğu'daki bölgesel ve küresel
aktörlerin, bölgedeki stratejik konumlarını yeniden dengelemeye yönelik aksiyon
alması durumunda ekonomik rekabet artacak.
10. Avrupa dönüm noktasında: Değişen küresel dengeler ve iç siyasi ayrışmalar, Avrupa'nın
ulusal güvenliğini ve ekonomik rekabet gücünü baskı altına alacak.

Jeopolitik gelişmeler en fazla hangi sektörleri etkileyecek?
Tüketici ürünleri ve sağlık sektörleri:
Ticaret politikalarındaki belirsizlikler ve tedarik zinciri süreçlerinin dönüşümü,
maliyetler ve tüketici harcamaları üzerinde baskı yaratabilir. Yapay zekâ ve
siber riskler ise veri gizliliği ve fikri mülkiyet alanlarında yeni hassasiyetler
oluşturabilir.

Finansal hizmetler sektörü:
Yerelleşme ve bölgeselleşme hız kazanırken, farklılaşan regülasyonlar ve artan siber
riskler uyum ihtiyacını artıracak. Başarı, inovasyon ile dayanıklılığı dengeleyebilme
becerisine bağlı olacak.

Kamu ve altyapı sektörü:
Hükümetlerin önceliği, dayanıklılık ve dijital egemenlik olacak. Altyapı yatırımları
ve projeler, enerji, savunma ve siber güvenlik alanlarına odaklanacak. Diğer
yandan, su ve kritik mineraller gibi kaynak kısıtları, zaman planlarını ve maliyetleri
zorlayarak uluslararası iş birliklerini gündeme getirecek.

Sanayi ve enerji sektörü:
Kritik minerallere erişim zorlukları ve enerji rotalarındaki belirsizlikler, tedarik
zincirleri ve fiyatlama üzerinde belirleyici olacak. Devlet müdahaleleri,
yatırım ve inovasyon stratejilerini yeniden şekillendirebilir.

Özel sermaye fonları:
Başlıca pazarlarda ticaret politikalarına ilişkin belirsizlikler, özel sermaye şirketlerinin
sınır ötesi yatırımlarda fiyatlama ve risk değerlendirmesini zorlaştırabilir.
Buna karşın jeopolitik dönüşüm, yeni yatırım yaklaşımları için fırsatlar
da sunabilir.

Teknoloji, medya ve telekomünikasyon:
Yapay zekâ ve siber güvenliğe ilişkin jeopolitik gelişmeler, pazar yapılarında düzenleyici
ve uyum gerekliliklerindeki karmaşıklığı derinleştirebilir. Enerji ve
kritik minerallere erişim kısıtları ise baskıyı artırarak, şirketleri inovasyon
ile operasyonel dayanıklılık arasında denge kurmaya zorlayabilir.

EY-Parthenon (EYP) Türkiye Bölüm Başkanı Özge Gürsoy Büyükavşar, 2026 yılına yönelik
küresel jeostratejik görünüm ile ilgili şunları söyledi:

Jeostratejik Görünüm 2026 raporu kapsamında ele aldığımız 10 kritik jeopolitik
gelişme, işletmeler için hem riskleri hem de önemli fırsatları ortaya koyuyor.
Diğer yandan, hükümet politikaları artık sadece ekonomik hedeflere değil, ulusal
güvenlik konularına daha fazla odaklanıyor. Devlet müdahalelerinin artmasıyla,
işletmelerin faaliyet ve etkileşim biçimleri yeniden tanımlanırken, kritik kaynak
ve minerallere talep yoğunlaşıyor, bu durum tedarik zincirlerini ve stratejik
planlamayı doğrudan etkileyecek. 2026 yılında jeopolitik dinamiklerin, üretim,
ticaret, enerji, iklim politikaları ve teknolojik dönüşüm başta olmak üzere
küresel faaliyet ortamını yeniden şekillendirdiğini göreceğiz. Ülkelerin değişen
rolleri ve öncelikleri, ticari ilişkilerden enerji ve teknoloji yatırımlarına
kadar pek çok alanda yeni denge arayışlarını beraberinde getirecek. Jeopolitik
manzaradaki bu dönüşümle birlikte jeopolitik içgörüleri iş kararlarına, stratejilerine
ve kurumsal yönetişime proaktif biçimde entegre eden şirketler, bu değişimi
daha iyi yöneterek dayanıklılıklarını güçlendirebilir, zorlu ve belirsiz
bir ortamda faaliyetlerini sürdürülebilir kılabilir.



-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -

Görüntülü Görüşme
× Kolayca Görüntülü Hesap Açın Telefon Görseli