Basın Bülteni- İklim Haber ve KONDA'ya göre, Türkiye'de 10 kişiden 9'u iklim değişikliğini kabul ediyor

Ekonomi

Basın Bülteni- İklim Haber ve KONDA'ya göre, Türkiye'de 10 kişiden 9'u iklim değişikliğini kabul ediyor



İklim Haber ve KONDA Araştırma'nın Türkiye'de İklim Değişikliği Algısı raporuna
göre, Türkiye'de her 10 kişiden 9'u iklim değişikliğinin var olduğunu belirtirken,
katılımcıların %54'ü İklim Kanunu hakkında bilgisinin olmadığını ya da yetersiz
olduğunu söylüyor.

İklim Haber ve KONDA Araştırma, Türkiye'de kamuoyunun iklim değişikliği algısını
ölçmek ve iklim krizi hakkındaki görüşlerini öğrenmek için 2018'den bu yana gerçekleştirdiği
araştırmanın bu yıl sekizincisini yayımladı. Rapor, her yıl giderek
derinleşen iklim krizinin Türkiye'deki etkilerine, iklim inkarcılığına, 2025'te
TBMM'de kabul edilen İklim Kanunu'na, enerji tercihlerine ve orman yangınlarına
odaklanıyor. Türkiye çapında 1.980 kişiyle hanelerinde görüşme yapılarak
gerçekleştirilen yeni araştırmanın sonuçları, İklim Haber'in yeni yayına aldığı
internet sayfasından duyuruldu.

İklim inkarcılığı geçtiğimiz yıl İklim Kanunu tartışmaları esnasında, özellikle
sosyal medyada, öne çıkmış ve TBMM'deki görüşmelerin durmasında etkili olmuştu.
İklim Haber bunun üzerine araştırmada iklim değişikliğinin var olup olmadığına
dair toplumun ne düşündüğünü anlamak için bir soru yöneltti. Çalışma sonuçlarına
göre, Türkiye'de iklim değişikliğinin varlığı toplum genelinde çok güçlü bir
kabule sahip. Türkiye'de her 10 kişiden 9'u iklim değişikliğinin var olduğunu
belirtirken, bu kanaatin özellikle gençlerde, öğrencilerde, üniversite mezunlarında,
modern yaşam tarzını benimseyenlerde daha da yaygın olduğu görülüyor. İklim
değişikliği yoktur diyenlerin oranı ise %9 civarında.

En Çok Tercih Edilen Enerji Kaynağı Güneş ve Rüzgar!
2025 Temmuz ayında Meclis'ten geçen İklim Kanunu ise, Türkiye'de ilk kapsamlı iklim
düzenlemesi olmasına rağmen toplumun büyük bir bölümü tarafından hâlâ yeterince
bilinmiyor. Katılımcıların %54'ü kanun hakkında bilgisinin olmadığını ya da
yetersiz olduğunu belirtirken, kanunu açık biçimde doğru bulanların oranı oldukça
düşük. Daha yaygın tutum ise, kanunun varlığını olumlu bulmakla birlikte içeriğinin
yetersiz olduğu yönünde.

Çalışma aynı zamanda toplumun enerji tercihlerine olan yaklaşımını da irdeliyor.
Buna göre, yenilenebilir enerji kaynakları açık ara en çok tercih edilen seçenekler
olarak ön plana çıkıyor. Güneş ve rüzgar enerjisi tüm yaş, eğitim ve yerleşim
gruplarında güçlü destek görüyor. Buna karşılık nükleer ve kömür santralleri,
toplumun en fazla karşı çıktığı enerji türleri olarak işaret ediliyor.

Toplumun %88'i Aşırı Hava Olaylarının Arttığını Düşünüyor
İklim değişikliği konusundaki endişenin yıllar içindeki değişimi incelendiğinde
2018'den bu yana dalgalı bir trend görülüyor. 2018 sonrasında genel olarak düşüş
gösteren endişe oranları 2022 yılına gelindiğinde en yüksek seviyesine ulaşıyor.
Yeni çalışmada ise Türkiye'de her 100 kişiden 64'ü iklim değişikliği konusunda
endişeli olduğunu belirtiyor.

Emisyonların yeterli hızda azaltılmaması ve fosil yakıtlara yapılan yatırımların
devam etmesi sonucunda iklim krizinin görünen yüzü olan aşırı hava olayları da
her geçen yıl şiddetlenirken, sayısı artıyor. Katılımcıların %88'i de son yıllarda
sel, fırtına, aşırı sıcaklık ve kuraklık gibi düzensiz hava olaylarının arttığını
ifade ediyor. Bu algı, pandemi sonrası dönemde belirgin biçimde güçlenerek
2025 yılında yeniden yükseliş eğilimine giriyor. Bu önermenin ilk ölçüldüğü
Mart 2018'deki araştırmada düzensiz hava olaylarının arttığını düşünenlerin oranı
ise %76'ydı.

Araştırma, orman yangınlarının iklim krizinin en somut boyutlarından biri olarak
algılandığını ve Türkiye toplumunda orman yangınlarına karşı hazırlık düzeyine
ilişkin algının belirgin biçimde olumsuz olduğunu ortaya koyuyor. Toplumun %63'ü,
önümüzdeki yaz orman yangını yaşanması durumunda ülkenin yeterince hazırlıklı
olmadığını düşünüyor.

2026 İklim Politikasında ve İletişiminde Türkiye için Kritik Yıl
Araştırma sonuçlarını değerlendiren İklim Haber Yayın Yönetmeni Dr. Barış Doğru,
iklim kriziyle mücadelede yurttaşların algılarını doğru biçimde görmenin önemini
vurguladı. Sekiz yıldır tekrarlanan araştırmanın gösterdiği en önemli bulgunun,
Türkiye toplumunun iklim değişikliği konusundaki yüksek farkındalığı olduğunu
söyleyen Doğru, % 9 civarındaki iklim inkarcılığı oranının, dünyanın birçok
ülkesine göre son derece olumlu olduğunu söyleyebiliriz. Tabii her zamanki gibi
sesleri, gerçek güçlerinden çok daha fazla çıkıyor dedi. COP31'in bu yıl Türkiye'de
düzenlenmesinin, iklim politikaları konusunun çok daha fazla konuşulmasını
sağlayacağının altını çizen Doğru, Bunu bir fırsat olarak değerlendirmeliyiz.
Tabii inkarcıların, yükselen kamuoyu ilgisini manipüle etme tehlikesi de mevcut.
Dolayısıyla 2026, iklim politikası ve iletişiminde Türkiye için kritik bir
yıl olacak dedi.

Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi (I?PM) İklim Çalışmaları Koordinatörü
Ümit Şahin, iklim değişikliği yok diyenlerin oranının %9'u bulmasının,
hatta bu oranın kentlerde, orta yaş üzerinde ve dindar muhafazakârlarda daha yüksek
olmasının artan dezenformasyon kampanyalarının etkisini açıklayabileceğini
söylerken şöyle devam etti: İklim Kanunu tartışmaları sırasındaki kampanyaların
daha fazla insanı inkârcı kampa taşımış olması da olası. Eğer böyleyse %10'a
yakın orandaki inkârcılık COP31 gündemi işgal ettiğinde daha da artabilir ve etkili
olabilir. İklim hareketinin kamuoyunu etkileyebilecek kişiler aracılığıyla
bu konuda özel bir çalışma yapması gerekiyor.

Ember Türkiye ve Kafkaslar Bölge Lideri Ufuk Alparslan ise, gaza verilen desteğin
son bir yılda yükseldiğine dikkat çekerken, bu sonucun Sakarya gaz sahasında
başlayan yerli üretim nedeniyle gerçekleşmiş olabileceğini söyledi ve şu hatırlatmayı
yaptı: Burada artan üretime rağmen, son iki yıldır Türkiye'nin gaz tüketiminde
yerli üretimin payı kısıtlı kaldı. 2024 yılında gaz tüketiminin %4'ünü
karşılayan yerli gaz, 2025 yılının ilk 11 ayında ise artan tüketimle de birlikte
yaklaşık %5'ini karşılayabilmiş durumda. Dolayısıyla yeni kurulacak bir gaz santrali
enerji ithalatımızda daha fazla artışa yol açacaktır.


-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -

Görüntülü Görüşme
× Kolayca Görüntülü Hesap Açın Telefon Görseli