TTYD Başkanı Narin Türkiye 10 yılda 850 milyon turisti ağırlamaya hazırlanıyor
Ekonomi
TTYD Başkanı Narin Türkiye 10 yılda 850 milyon turisti ağırlamaya hazırlanıyor
Turizm yatırımlarının en önemli küresel platformlarından biri olan Tourism Investment
Forum (TIF) 2026, İstanbul'da kapılarını açtı. Dünya turizm ekonomisinin
önümüzdeki on yılda 16,5 trilyon dolarlık bir hacme ulaşmasının öngörüldüğü bu
kritik dönemde forum, Türkiye için stratejik bir rol üstleniyor. Türkiye'nin turizm
yatırım vizyonuna ışık tutan TIF 2026, sektörün geleceğini ve yeni yatırım
fırsatlarını, kamu ve özel sektör temsilcileri ile dünya turizm otoritelerinin
katılımıyla kapsamlı biçimde ele alıyor.
Gelecek 10 yıl için belirledikleri vizyonu Yeni Gelecek: New Next olarak tanımlayan
TTYD Başkanı Oya Narin, 2026'dan itibaren ziyaretçi sayısında yıllık ortalama
yüzde 6'lık bir artış yakalanması halinde, 2035'te 110 milyon ziyaretçi seviyesine
ulaşabileceğimizi öngörüyoruz. Önümüzdeki 10 yılda yurt dışından en az
850 milyon ziyaretçiyi ağırlamaya hazırlanıyoruz dedi.
Türkiye'nin turizmdeki başarısına dikkat çeken WTTC Başkan & CEO'su Gloria Guevara
Manzo, Türkiye, turizmde örnek bir model. Dünya, Türkiye'nin hayata geçirdiği
stratejileri yakından izliyor. Turizmin gayrisafi yurt içi hasılaya 160 milyar
dolarlık katkısının yüzde 65'inin uluslararası harcamalardan gelmesi, olağanüstü
bir başarı. Bu alanda Türkiye, pek çok ülkeyi ve hatta İspanya'yı bile geride
bırakıyor diye konuştu.
Attıkları adımlarla Türk turizmini birinci lige taşıdıklarını vurgulayan Kültür
ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye, dünyada en fazla turist ağırlayan
ülkeler sıralamasında 2017'deki 8'incilikten 2024'te 4'üncülüğe, turizm gelirlerinde
ise 15'incilikten 7'nciliğe yükseldi. 2025 yılında elde edilen 65,2 milyar
dolarlık rekor gelir, 63,9 milyon ziyaretçi ve 114 dolara yükselen kişi başı
gecelik harcama, nitelikli turizm ve yüksek katma değerli yatırım vizyonunun somut
bir sonucu oldu ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin turizm vizyonu ve yatırım potansiyelini dünyaya anlatmamız açısından
sektör buluşmaları çok büyük önem taşıdığını belirten Bakan Ersoy TIF 2026'nın
turizm alanında gerçekleştirilen en iyi toplantılardan biri olduğunu belirterek,
oturumların nitelik düzeyinin uluslararası standartlarda seyrettiğini söyleyerek
TTYD yönetici ve çalışanlarına teşekkür etti.
Turizm ekosisteminin kamu, finans, yatırım, gayrimenkul ve konaklama alanlarında
önde gelen tüm ulusal ve uluslararası temsilcilerini iki gün boyunca aynı platformda
buluşturan Turizm Yatırım Forumu (Tourism Investment Forum) TIF 2026, İstanbul'da
başladı.
Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) ev sahipliğinde, T.C. Cumhurbaşkanlığı
Yatırım Ofisi, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi
(WTTC) stratejik ortaklığında, Türkiye İş Bankası'nın ana sponsorluğunda
bu yıl beşincisi düzenlenen TIF 2026'da, 30'a yakın oturumda 100'ün üzerinde ulusal
ve uluslararası konuşmacı yer alıyor.
Uluslararası forum, dünya seyahat ve turizm ekosisteminin önümüzdeki 10 yıl içinde
yüzde 50 artışla 16,5 trilyon dolarlık bir büyüklüğe ulaşmasının öngörüldüğü
ve Akdeniz pazarında önemli yatırım hamlelerinin gerçekleştiği kritik bir dönemde,
Türkiye için stratejik bir misyon üstleniyor. TIF 2026, yatırımcılar, finans
kurumları, geliştiriciler, küresel otel markaları, kamu temsilcileri ve sektör
liderlerini aynı zeminde buluşturarak, Türkiye'nin turizm yatırımlarının geleceğine
yönelik ortak bir vizyon oluşturmayı hedefliyor.
Oya Narin: Turizm, Türkiye için kalıcı ve temel bir sektördür
Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği Başkanı Oya Narin, açılış konuşmasında şunları
söyledi:
TTYD olarak beşincisini gerçekleştirdiğimiz Turizm Yatırım Forumu'nun, Türk turizmcilerine
yeni uluslararası ufuklar açan bir katalizör rolü üstlenmesini amaçlıyoruz.
Küresel turizm ekonomisi, pandemi sonrası toparlanmayı kalıcı bir büyümeye dönüştürmüş
durumda. UN Tourism verileri, 2024'te 1,4 milyar, 2025'te ise 1,52 milyar
varışla küresel turizmin yeni bir zirveye ulaştığını gösteriyor. WTTC'nin ekonomik
etki çalışmalarına göre, seyahat ve turizm sektörü 2024'te küresel ekonomiye
10,9 trilyon ABD doları katkı sağladı ve 357 milyon kişiye istihdam yarattı.
Önümüzdeki 10 yıl için projeksiyonlar, bu katkının 2035'te 16,5 trilyon dolara,
istihdamın ise 462 milyon kişiye ulaşacağını ortaya koyuyor.
Türkiye turizmine baktığımızda ise tablo son derece net ve güçlüdür. 2015 yılında
31,5 milyar dolar olan turizm geliri, 2025 itibarıyla 65,2 milyar dolara ulaşmıştır.
Aynı dönemde ziyaretçi sayısı 41,6 milyondan 63,9 milyona yükselmiştir.
TTYD olarak Turizmde Dönüşüm projemiz kapsamında yaptığımız modellemeler, doğru
bir dönüşüm programıyla 2030'da turizm gelirlerimizin 120 milyar dolara ulaşabileceğini
öngörüyoruz.
Pandemi ve yakın coğrafyamızda kontrolümüz dışında gelişen olaylara rağmen yolumuza
kararlılıkla devam ediyoruz. Bu süreçte Kültür ve Turizm Bakanlığımızın kararlı
desteği ve hızlı koordinasyonu son derece kıymetlidir.
Başta İstanbul Havalimanı olmak üzere, son 20 yılda yenilenen havalimanlarımız ve
hava ulaşımına yapılan yatırımlar, turizmimizin bugünkü seviyesinde belirleyici
bir rol oynamıştır. Türkiye, finansal ve hukuksal altyapısı, güçlü iç turizm
talebi, 2 milyonu aşan yatak kapasitesi ve benzersiz doğal ve kültürel zenginliğiyle
küresel ölçekte güçlü bir turizm ülkesidir.
Özellikle dinamik iç turizmimiz bu denklemde son derece önemli bir yer tutuyor.
İç turizm, en güçlü kaslarımızdan biri olarak turizmin geleceği açısından da kritik
bir rol oynuyor. Bu güçlü altyapı doğrultusunda, geçmiş performansımız, canlı
iç turizm talebimiz ve mevcut yatak kapasitemiz, önümüzdeki döneme ilişkin
hedeflerimizin temel dayanaklarını oluşturuyor.
Bu çerçevede, 2026'dan itibaren ziyaretçi sayısında yıllık ortalama yüzde 6'lık
bir artış yakalanması halinde, 2035'te 110 milyon ziyaretçi seviyesine ulaşabileceğimizi
öngörüyoruz. Önümüzdeki 10 yılda yurt dışından en az 850 milyon ziyaretçiyi
ağırlamaya hazırlanıyoruz.
Dünya turizmi değişiyor, büyüyor ve genişliyor. 2025'te küresel turizm yüzde 4 büyüdü,
ziyaretçi sayısı 1,5 milyarı aştı. Bu rakamın yarıdan fazlası Avrupa ülkelerine,
büyük bölümü ise Akdeniz çanağına yöneldi. Suudi Arabistan, Mısır, BAE
ve Yunanistan gibi ülkelerde de kapsamlı turizm yatırımları hayata geçiriliyor.
Önümüzdeki 10-15 yılda Türkiye'nin bugünkü konumunun çok daha üzerine çıkma potansiyeli
bulunuyor. İşte TIF 2026, tam da bu kritik eşikte önemli bir misyon üstleniyor.
Bu dönemde iş birliklerini ele alacak, yapay zekâdan mimariye kadar tüm
başlıkları değerlendireceğiz. Alanında uzman konuklarımızla, dünyadaki örnekleriyle
yol haritaları çizeceğiz.
Bizim önümüzdeki 10 yıl için tarif ettiğimiz vizyon 'Yeni Gelecek: New Next'tir.
TTYD olarak, Türk turizminin bu yeni geleceğe yolculuğunda hem yerli hem de yabancı
markalarla birlikte, küresel yatırımcılar için bir referans noktası olmaya
devam edeceğiz.
Bununla birlikte turizm, Türkiye için bir 'sunset industry' değildir. Aksine, Anadolu'nun
benzersiz tarihsel mirası, kültür rotaları, gastronomisi, doğası ve kıyı
destinasyonlarıyla kalıcı ve temel bir sektördür. Bu nedenle hem Türk yatırımcılarını
hem de küresel turizm dünyasındaki dostlarımızı, TIF 2026 vesilesiyle
Türkiye turizminin geleceğinde bizlerle birlikte yer almaya davet ediyorum.
Gloria Guevara Manzo: Dünya Sizi İzliyor
Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi (WTTC) Başkan & CEO'su Gloria Guevara Manzo, Türkiye'nin
turizm stratejilerini örnek model olarak nitelendirerek ve şunları kaydetti:
Ben de kendi ülkemde eski bir bakandım ve hep Türkiye'ye bakardık, ne kadar harika
örnekler ve uygulamalar var diye. Siz bilmiyor olabilirsiniz ama dünya, sizlerin
yaptıklarını ve hayata geçirdiğiniz gelişmeleri yakından izliyor. Türkiye'nin
gayrisafi yurt içi hasılasına 160 milyar dolarlık dev bir katkı sağlanıyor.
Bu katkının yüzde 65'inin uluslararası harcamalardan gelmesi olağanüstü bir rakam.
Çoğu ülkede yurt içi harcamalar, uluslararası harcamaların üç katıyken siz bunu
tersine çevirmişsiniz. Bunu başarabilen dünyada çok az ülke var. Hatta bu alanda
İspanya'dan bile daha iyi bir performans sergiliyorsunuz. Bunu nasıl yaptığınızı
anlamamız gerekiyor ki diğer ülkeler de öğrenebilsin.
Burası adeta açık bir müze gibi, gittiğiniz her yerde tarihle karşılaşıyorsunuz.
Ancak küresel bir sektör olarak kendimize şu soruyu sormalıyız: Dijital bir dünyada
yaşarken neden hâlâ havalimanlarında 1 saat 45 dakika süren kuyruklarda bekliyoruz?
Neden bir otele girdiğimizde tüm bilgilerimizi tekrar tekrar elle doldurmak
zorundayız? Gelecekteki büyüme için pürüzsüz ve kesintisiz bir dijital
kimlik deneyimine geçmemiz şart. Önümüzdeki 10 yılda 91 milyon yeni iş yaratılacak
olsa da gençlerin sektöre ilgisizliği nedeniyle 43 milyon iş risk altında.
Yeni nesil seyahati bir 'hak' olarak görüyor ancak bu sektörde çalışmak istemiyor.
Bu algıyı kamu ve özel sektör olarak birlikte yıkmamız, pürüzsüz bir deneyim için
bölgesel vize kolaylıkları gibi radikal adımlar atmamız gerekiyor. Krizler artık
hayatımızın bir parçası. COVID-19'dan öğrendiğimiz en büyük ders, her gün yeni
bir krize hazır olmamız gerektiğidir.
Türkiye'nin bu konudaki direnci, kültürel mirasıyla birleşen büyüme stratejisiyle
birlikte küresel turizmin geleceği için en güçlü müttefiklerimizden biridir.
Hakan Aran: Sadece Türkiye'deki yatırımları değil yurtdışı yatırımları da destekleriz
Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran da konuşmasında, turizmin küresel ekonomiye
katkısına ve tüm dünya için taşıdığı stratejik öneme işaret ederek, Sektörün
ülkemiz için önemi yadsınamaz. Dolayısıyla biz de son 3 yılda turizm sektörüne
2,2 milyar dolarlık kredi kullandırdık. Özel sektör bankaları arasında yüzde
23,69'luk kredi payımızla her 4 liralık kredinin 1 lirasını biz kullandırmış
durumdayız. Bu da sektöre olan inancımızı, sektöre verdiğimiz desteğin büyüklüğünü
gösteriyor dedi.
Şu anda turizm sektöründe yatırım bekleyen 3 milyar dolarlık teşvik belgeli proje
bulunduğunu, banka olarak 3 milyar dolarlık tüm yatırımı finanse edebilecek güçte
olduklarını belirten Aran, ülkemizin yeni otel yatırımından ziyade modernizasyona,
markalaşmaya, uçtan uca müşteri deneyimine yönelik yatırım yapması, müşteri
deneyiminde fark yaratacak yatırımlara odaklanması gerektiğini söyledi.
Hakan Aran, Biz yatırımcımız inandığında ve fizibilitesini gördüğümüzde o
yatırımcılarımızın yanında oluruz. Bu, sadece Türkiye'deki yatırımlar için geçerli değil.
Nasıl ki şu anda küresel olarak bu işi iyi bilen yatırımcılar, yurt dışı
yabancı yatırımcılar Türkiye'de yatırım yapmak istediğinde onları destekliyorsak,
Türk turizmcisi yurt dışında dünyanın popüler destinasyonlarında yatırım yapmak
istediğinde o yatırımları da destekleriz. Çünkü oyunun küresel oynanmasına,
pazarın sadece Türkiye ile sınırlı olarak görülmemesine, tüm dünyadaki turizm
gelirleri pastasından ülkemizin, turizm yatırımcılarımızın daha çok pay almasına
vesile olmakta yarar görüyorum. Bizim de gerek banka gerekse iştirakimiz Türkiye
Sınai Kalkınma Bankası olarak sadece Türkiye'deki turizm yatırımlarını değil
Türk turizmcisinin yurt dışındaki yatırımlarını da aynı iştahla destekleyeceğimizi
ifade etmek istiyorum diye konuştu.
Şekib Avdagiç, İstanbul turizmde daha fazla yatırımı hak ediyor
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, İstanbul'un küresel turizmdeki
stratejik önemine dikkat çekerek, şunları söyledi.
Finans, alışveriş ve sanat yönüyle dünya turizmi için İstanbul, gelmek istenen
ve tercih edilen bir şehir. 8 bin 500 yıllık tarihi ve doğal güzelliğiyle İstanbul
daha çok turizm yatırımını hak ediyor ve yatırımcısına kazanç sağlayacak bir
potansiyel sunuyor. İstanbul son 7 yılda kongre turizminde ilk 20'ye girdi. İstanbul'u
otel geliri anlamında yukarı çekecek hamleler en önemli unsurların başında
gelmeli. Gelen turistlerin otellerimize daha fazla para ödeyebileceği bir
konsepti oluşturmamız ve oda başına geliri yukarı çekecek politikaları öncelikli
olarak önümüze almamız gerekiyor. Bu kapsamda İstanbul Fuar Merkezi yanında,
100 bin metrekarelik fuar alanımıza ilave olarak 40 bin metrelik yeni bir alan
inşa ediyoruz. Bir katı 7 bin metrekare kolonsuz olan bu uluslararası alanla birlikte,
10 bini aşan kapasitelerle İstanbul turizmine hizmet vereceğiz.
Bekir Polat: Türkiye, dünyanın bağlantı noktası
Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkan Yardımcısı Bekir Polat da Türkiye'nin
turizmdeki öneminin değinerek şu değerlendirmeyi yaptı:
Her turist aslında bir yatırımcıdır ve bu bakış açısı bugün de geçerliliğini koruyor.
Turizm, müstakil bir sektör olmanın ötesinde, uluslararası yatırımları ve
diğer tüm sektörleri etkileyen güçlü bir katalizör niteliği taşıyor. Türkiye'yi
tanıtırken 'dünyanın bağlantı noktası' kavramını kullanıyoruz, çünkü ülkemiz
insanları, kültürleri ve ekonomileri birbirine bağlayan bir konumda. Yine son
dönemde geçen sene oranla ilk 11 ayda ülkemiz yüzde 27,6 artışla 12,4 milyar dolar
doğrudan yatırım çekti. Ancak bugün yatırımcı kararlarında yalnızca maliyetler
ve teşvikler değil yeterli değil, güçlü ekosistemler ve marka algısı da belirleyici
oluyor.
Mehmet Nuri Ersoy: 2026'da 68 milyar dolarlık gelir hedefine ulaşacağız
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türk turizminin nitelikli turizm ve katma
değerli yatırım vizyonuyla birinci lige yükseldiğini vurgulayarak şunları
kaydetti:
Küresel ölçekte ekonomik, siyasi ve jeopolitik belirsizliklerin yoğunlaştığı, dengelerin
çok kısa sürelerde değişebildiği bir dönemden geçiyoruz. Bugün artık
net bir şekilde söyleyebiliyoruz ki Türkiye, krizleri yönetme konusunda güçlü bir
refleks kazanmış ve bu alanda ciddi bir kurumsal tecrübe oluşturmuştur. Göreve
geldiğimiz günden bu yana turizmi yalnızca rakamlarla değil, vizyon, çeşitlilik
ve nitelik odağıyla ele aldık. Türk turizmini birinci lige taşıdık.
Turizmi 12 aya ve 81 ile yayma hedefi doğrultusunda attığımız adımlar, rekorlarla
yükselmeyi sürdürüyor. Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü verilerine göre,
dünyada en fazla turist ağırlayan ülkeler arasında 2017'de 8'inci sırada yer
alan Türkiye, 2024 itibarıyla 4'üncü sıraya yükseldi. Turizm gelirlerinde ise
2017 yılında 15'inci sırada bulunan ülkemiz, 2024 yılında 7'nci sıraya ulaştı.
2025 yılında turizm gelirlerimiz 65,2 milyar dolara çıkarak Cumhuriyet tarihimizin
en yüksek seviyesine ulaştı. Aynı yıl toplam ziyaretçi sayımız 63 milyon 943
bin kişi olarak kaydedildi ve ziyaretçi sayısında da yeni bir rekora erişildi.
Kişi başı gecelik harcamanın 114 dolara yükselmesi, nitelikli turizm stratejimizin
somut bir sonucu oldu.
Tanıtım alanında da güçlü bir ivme yakaladık. Resmi ülke hesaplarımız, sosyal medya
platformları arasında YouTube ve TikTok'ta birinci sıraya yerleşti. Dünyada
bir ilk olan mini dizi stratejimizle tanıtımda sinematik bir model başlattık.
Sadece kıyılarımıza değil, Geleceğe Miras projesiyle arkeolojik değerlerimize
de odaklandık. Müze ve ören yerlerimiz, geçen yıl Avrupa'daki birkaç ülkenin toplam
nüfusuna denk gelecek şekilde yaklaşık 35 milyon kişi tarafından ziyaret edildi.
Şimdi başarıları geride bırakıp yeni hedeflere odaklanma vaktidir. 2026 yılı için
belirlediğimiz 68 milyar dolarlık gelir hedefine de paydaşlarımızla omuz omuza
vererek ulaşacağız.
Fikri Ataoğlu: KKTC gelen ziyaretçi sayısında yüzde 30'luk artı oldu
KKTC Başbakan Yardımcısı & Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu,
yeni yatırımların KKTC'ye olan ilgiyi artırdığını vurgulayarak, şunları söyledi:
KKTC olarak son yıllarda yapılan yatırımların ne kadar önemli olduğunu özellikle
vurgulamak istiyorum. Ülkemizde hayata geçirilen yatırımlar, dünyayla yarışan
niteliktedir ve tüm yatırımcılarımızı şahsen kutluyorum. Yeni havalimanımızın
açılması ve T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile TGA iş birliğiyle yürütülen tanıtım
çalışmaları sayesinde, KKTC'ye olan ilginin belirgin biçimde arttığını görüyoruz.
Geçen yıla kıyasla ülkemize gelen ziyaretçi sayısında yüzde 30-40 oranında artış
yaşandı. Bu artış, mevcut yatırımların sürdürülmesinin yanı sıra yeni girişimlerin
de hız kazandığını ortaya koyuyor. KKTC olarak yatırımcılara kapımız her zaman
açık, bürokratik engeller olmadan, özellikle genç nüfusun istihdamını artıracak
yatırımları desteklemeye devam ediyoruz.
OTURUMLAR
SEYAHAT NEDENİ, DESTİNASYONUN ÖNÜNE GEÇTİ, BUNA GÖRE KONUMLANMALIYIZ
Açılış konuşmalarının ardından TGA Genel Müdürü Sinan Seha Türkseven moderatörlüğünde
gerçekleştirilen Liderler Yuvarlak Masası: Büyüme, Dayanıklılık ve Gelecek
panelinde konuşmacılar, ülkelerin sektördeki konumlanmasını ve gelecek perspektifini
masaya yatırdı.
İtalyan Ulusal Turizm Ofisi Başkanı Alessandra Priante:
Kaç kişinin seyahat ettiğine odaklanmak yerine, insanların neden seyahat ettiğine
odaklanmamız gerekiyor. Artık seyahat nedeni, seyahat destinasyonunun önüne
geçiyor. Turistlere sunduklarımız arasında gastronomi, kültür, deneyim, özgünlük
ve kişiselleştirilmiş unsurlar yer almalı. Seyahat eden kişi, sadece 'bana özel'
hissini yaşamak istiyor.
Uluslararası Turizm Danışmanı Maribel Rodriguez:
Hacimden değere bir geçiş yapmamız gerekiyor ve destinasyonlar artık çok daha
önemli. Yatırım yalnızca cazibe alanlarında değil, altyapı alanlarında da olmalı.
Hacimden değere geçişin etkilerini ölçebilmemiz gerekiyor. Özellikle Türkiye,
İtalya ve İspanya gibi destinasyonların DNA'sını yitirmemesi gerek.
TGA Genel Müdürü Sinan Seha Türkseven:
Turizmde rakamlar önemli. Ancak konuk memnuniyeti en az onlar kadar kritik, çünkü
nihayetinde yaptığımız iş insanları mutlu etmek. Bir destinasyonun gelecekte
de konuk beklentilerini karşılayabilmesi, yalnızca sayılarla değil, yaratılan
deneyimle mümkün.
ŞANT MANUKYAN: YIL SONU ENFLASYON ÖNGÖRÜMÜZ YÜZDE 25 SEVİYESİ
İş Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Şant Manukyan, Küresel Piyasalarda Güncel Gelişmeler
başlıklı günün ilk ana tema konuşmasında, küresel piyasalar ve kur beklentisine
ilişkin öngörülerini paylaştı:
Küresel piyasalar, Fed'in para politikalarındaki değişim ve ABD ile Çin arasındaki
teknolojik egemenlik mücadelesiyle yeniden şekilleniyor. 2026 yılına ilişkin
beklentilerimiz, kurun 50,5, enflasyonun ise yüzde 25 seviyelerinde dengelenmesi
yönündedir. Trump'ın siyasi etkisi piyasalarda zaman zaman şok etkisi yaratsa
da yeni Fed başkanının stratejik yol haritası netleşmiş durumdadır. 2026 projeksiyonlarında
dağınık bir resim görülse de temel beklenti, enflasyonun düştüğü,
büyümenin arttığı ve yapay zekâ kaynaklı bir verimlilik sıçramasının yaşandığı
bir ekonomidir. Özellikle konut ve kira fiyatlarındaki geri çekilmeyle birlikte
hizmet enflasyonunun da hızla yavaşlamasını bekliyoruz.
Varlık sınıflarına baktığımızda ise değerli metallerdeki geleneksel 'reel faiz'
korelasyonunun 2022 itibarıyla koptuğunu görüyoruz. Özellikle Rusya'nın rezervlerine
el konulmasıyla başlayan bu süreçte Çin'de de yatırımcı rezerv güvenliği
gerekçesiyle altına yöneldi. Dolayısıyla altın fiyatlarında 5500 seviyesinin üzerini
görmemiz oldukça muhtemeldir. Ancak bir likidite krizi patlak verene kadar
bu seyir devam edecek, kriz anında ise borçların dolar cinsinden olması nedeniyle
yeniden dolar ve Amerikan tahvilleri ön plana çıkacaktır.
TÜRKİYE'DE YATIRIM FIRSATLARI VAR, YENİ OTELLER GELECEK
Servotel Kurucu & Başkanı Ömer İsvan moderatörlüğünde düzenlenen Anı Yakalamak:
Dönüşen Konaklama Ekosisteminde İnovasyon ve Fırsatlar oturumunda, bölgesel gelişmeler
ve yeni trendler ele alındı.
Hilton Worldwide Avrupa Kıtası Operasyonlarından Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı
David Kelly: Türkiye pazarında markalaşmamış bir envanter bulunuyor ve bu bizim
için büyük bir fırsat. Türkiye'de markalaşmış envanter oranı yüzde 11 seviyesinde.
Ancak 2025'e baktığımızda, yaptığımız anlaşmaların yüzde 40'ının eski
otellerin dönüştürülmesine yönelik projeler olduğunu görüyoruz. Yatırım açısından
burada önemli fırsatlar var. Hâlihazırda 137 otelimiz bulunuyor ve yeni oteller
gelecek.
Radisson Hotel Group Afrika ve Türkiye Geliştirme Direktörü Ramsay Rankoussi:
Genç nesille ilgili olarak gördüğümüz tablo şu: Maliyete bakıyorlar, lokasyona
bakıyorlar. Ayrıca çevrim içi sosyal medya reklamları oldukça etkili. Türkiye,
sosyal medya turizmi üzerine ciddi harcamalar yaptı. Sosyal medya üzerinden çok
sayıda promosyon ve tanıtım gerçekleştirildi, bu da pazarlama harcamalarındaki
payın artmasına neden oldu.
Wyndham Hotels & Resorts EMEA Başkanı Dimitris Manikis:
36 yıldır bu işin içindeyim. Eskiden konaklama sektöründe yönetici olmak için
İsviçreli, Avusturyalı ya da Alman olmanız gerekiyordu. Bugün ise genel müdürlerin
yüzde 50'si Türk, Asyalı veya Hintli. Artık bu kadar Alman, İsviçreli ya da
Fransız yönetici yok, çünkü dünya değişiyor. Yetenek profili değişti ve bu değişim
otelciliği de değiştirdi.
Accor Orta Doğu, Afrika & Türkiye Bölge Başkanı Raki Phillips:
Doğru yeteneği işe aldığınızda başarıya ulaşırsınız. Öncelikle 'Müşteri neyi arıyor?'
sorusuna yanıt vermek gerekir. Ekip içi ve ekipler arası iş birliği ile
yürütülen kampanyaların başarısı büyük önem taşıyor. Sağlam bir sistemimiz var,
bu sistem sayesinde başarımızı net biçimde ölçüyor ve yaptığımız çalışmaları
düzenli olarak raporluyoruz. İlerlemeyi çok iyi takip ediyor, bu ölçümlerle deneyimlerimizi
rakamlarla bütünleştirebiliyoruz.
AOIFE ROCHE: TÜRKİYE İÇİN LÜKS SEGMENT VE AVRUPA PAZARI UMUT VERİYOR
Dünyanın önde gelen otel veri ve analiz şirketi STR'ın EMEA Satışlardan Sorumlu
Başkan Yardımcısı Aoife Roche, Konaklama Sektörü Görünümü başlıklı sunumunda,
turizm piyasalarına ilişkin şunları paylaştı:
2025 yılı, küresel ekonomideki belirsizlikler nedeniyle otelcilik sektörü için
zorlu geçse de 2019'dan bu yana dünya genelinde talebin yüzde 9 arttığını görüyoruz.
Bu süreçte Orta Doğu ve Afrika, yüzde 13'lük büyüme ile öne çıktı. Amerika
Birleşik Devletleri ise talepte negatif eğilim gösteren tek bölge oldu. Buna
karşın 9,7 milyon Amerikalı turistin diğer bölgelere yönelmesi, Avrupa'daki talebi
yüzde 2 oranında destekledi.
Türkiye özelinde veriler, iki farklı pazarın hikâyesini ön plana çıkarıyor. İstanbul'da
fiyat baskıları nedeniyle yüzde 4'lük bir daralma yaşanırken, Türk Rivierası
lüks segmentin etkisiyle yüzde 3 büyüme kaydetti. Türkiye'de bir fiyat direnciyle
karşı karşıyayız. Uçak maliyetlerinden yeme-içmeye kadar yükselen toplam
seyahat maliyeti talebi zorluyor. Ancak lüks ve üst segment gezginlerin harcamaya
devam etmesi sayesinde Bodrum gibi pazarlarda yüzde 11'lik artışlar görüyoruz.
2026 yılı için tablo ise oldukça umut verici. Avrupa'da düşen faiz oranları ve artan
tüketici güveniyle birlikte, Türkiye'nin en değerli kaynak pazarları olan
Almanya ve Birleşik Krallık'tan gelen uluslararası seyahat talebinin yüzde 8,6
artacağını öngörüyoruz. Türkiye için asıl mesele, fiyat duyarlılığını doğru yöneterek
mevsimi uzatmak ve Ocak 2022'den bu yana yakalanan tam toparlanma ivmesini
sürdürülebilir kılmaktır.
KONAKLAMA YATIRIMLARINDA YENİ DÖNEM: DEĞER, SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE DENEYİM
McKinsey Yardımcı Ortağı Dariha Choundhry'ın moderatörlüğünü üstlendiği Konaklama
Sektörüne Yatırım: Yatırımcılar Ne Arıyor? oturumunda, yatırımcıların konaklama
sektöründe yatırım yaparken nelere dikkat ettikleri ele alındı.
Akfen GYO Genel Müdürü Ece Demirpençe:
Akfen GYO olarak Türkiye'nin en büyük turizm yatırımcılarından biriyiz. Türkiye,
iklimi, sağlık altyapısı, sağlık ve spor turizmi olanakları, doğal güzellikleri
ve güçlü hava yolu bağlantılarıyla 12 ay turizme uygun bir ülke. Artık turizmde
kısa vadeli, mevsimsel talepler yerine uzun vadeli ve sürdürülebilir gelir
odaklı bir yaklaşım benimsemeliyiz.
BLG Capital CFO'su Murat Erdoğan:
Amerika, Avrupa ve Türkiye'de yatırımlarımız var. Gayrimenkul yatırım fonu olarak
otelcilik sektörüne de odaklanıyoruz. Bizim için en önemli kriter lokasyon.
Renovasyonla dönüştürülebilecek ya da enflasyona karşı değerini koruyan varlıklar
önceliğimiz.
Neo Asset Management Yönetim Kurulu Üyesi ve CEO'su Bekir Yener Yıldırım:
100'den fazla yatırım fonuna yatırım yapıyoruz ve yaklaşık 3 milyar dolarlık bir
portföyü yönetiyoruz. Yatırımlarımızın yüzde 95'i Türkiye'de, yüzde 5'i ise
yurt dışında. Otelcilik ise stratejik olarak odaklandığımız en önemli sektörlerden
biri.
Doğuş Holding COO'su Akın Tavuz:
Konaklama sektörü, Doğuş Holding'in yatırım yaptığı temel alanlardan biri. Aynı
zamanda 200'ün üzerinde restoranımız ve benzeri işletmelerimiz bulunuyor. Getiri
önemli ama sürdürülebilirlik artık daha belirleyici. Yatırımcılar yalnızca
tek bir varlığa değil, destinasyona bakıyor. Çıkış stratejisi, finansmana erişim
ve pazarın bütünsel yapısı yatırım kararlarını etkiliyor.
CERTARES Genel Müdürü Amin İsmail:
Otel yatırımlarında yalnızca binaya değil, destinasyonu canlandırma potansiyeline,
sunulan deneyimlere ve tamamlayıcı hizmetlere bakıyoruz. Türkiye'de yerel
ve uluslararası turizmin güçlü bir dengede buluştuğunu görüyoruz. Türkiye'deki
varlıklarımız, kurulan iş birlikleri sayesinde Avrupa'daki muadillerine kıyasla
oldukça başarılı bir performans sergiliyor.
McKinsey Yardımcı Ortağı Dariha Choundhry:
Wellness, otelcilik sektöründe pek çok dinamiği dönüştüren bir süreç oldu. Wellness
artık geçici bir trend değil, kalıcı bir yatırım segmenti. Yatırım kararlarında
sadece lokasyon değil, varlığın sunduğu nitelikler ve deneyimler de belirleyici
hale geldi.
ANDREA GRISDALE: TURİZMDE LÜKS ANLAYIŞI DEĞİŞİYOR, EN BÜYÜK YATIRIM İNSAN
IC Bellagio Kurucu & CEO'su ve WTTC KOBİ'lerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Andrea
Grisdale, Yerel İş Ortaklarını Premium Bir Turizm Ağına Dönüştürmek başlıklı
sunumunda, turizmde gerçek lüksün dev bütçelerden ziyade çalışanlar arasındaki
bilgi akışı ve kişiselleştirilmiş hizmetten geçtiğine dikkat çekerek, şöyle devam
etti:
Bir seyahatin değerini belirleyen şey, fiziksel imkânlardan ziyade misafirin beklentilerinin
henüz dile getirmeden karşılanmasıdır. Üç ay önce bir çift Roma'ya
seyahat ediyordu. Beyefendi uzun boylu olduğu için araçta ön koltukta oturmak
istedi. Floransa'ya vardıklarında yeni şoför onları karşıladı ve 'Ön koltukta
daha rahat ettiğinizi öğrendim, bu koltuğu boyunuza göre ayarladım' dedi. Misafirin
cevabı 'Asıl lüks bu' oldu. Bu seyahat o çifte 48 bin avroya mal olmuştu,
ancak biz hiçbir maliyeti olmayan, sadece iki şoför arasında kurulan bir iletişimle
fark yarattık.
İnsanlarımız en büyük varlığımız. Bilanço kalemlerine değil, çalışanlarınıza yatırım
yapın, çünkü onlar bizim geleceğimizdir. Benim şirketimde sorun yok, zorluk
var. Her yıl ekibimizle bir araya gelip yılı değerlendirirken yalnızca bilgi
paylaşmıyor, aynı zamanda güven inşa ediyoruz. Çünkü sahada konuklarımıza o kritik
'evet' cevabını verecek olan, yatırım yaptığımız personelin kendisidir.
İnsanlar evlerindeki konforu bulmak için başka bir ülkeye gitmez. 24 saatliğine
bile gelse konuklarımızın çoğu, İtalyan yaşam biçimini deneyimlemek ve İtalyan
gibi hissetmek ister. Mutlu yerel insan yoksa, mutlu gezgin de olmaz. Bizim işimiz
yalnızca bir seyahat organize etmek değil, yerel halk ile gezgin arasında mutlu
bir köprü kurmaktır. Yereldeki çalışanlar, işimizin en güçlü yapı taşlarıdır.
TÜRK MARKALARININ EN BÜYÜK GÜCÜ, BULUNDUKLARI COĞRAFYADAN KAYNAKLANIYOR
Paloma Hotels Yönetim Kurulu Başkanı Ece Tonbul moderatörlüğünde düzenlenen Türkiye'nin
Yerli Otel Markaları: Trendler, Zorluklar ve Fırsatlar panelinde, yerli
otellerin sektördeki konumlanması, markalaşma evreleri ve operasyonel süreçlerin
detayları ele alındı.
Paloma Hotels Yönetim Kurulu Başkanı Ece Tonbul:
Yerli markalar noktasında geldiğimiz boyut itibarıyla bundan sonra Türkiye'nin
turizm serüveninde, içeride ve dışarıda göstereceği performansta kendi markalarımız,
bundan önce olduğundan çok daha önemli olacak..
Elite World Hotels CEO'su Orkun Petekçi:
Türkiye, dünya turizminde çok önemli bir destinasyon. Marmara, Akdeniz, Karadeniz
fark etmeksizin birçok bölgede birçok otel yaptık, birçok insanı ağırladık.
Buradaki dönüşümle Türk otellerinin de kendi markalarını oluşturması süreci başladı.
Türk markalarının en büyük gücü, bulundukları coğrafyadan kaynaklanıyor.
Çünkü bulunduğumuz coğrafya sayesinde değişikliklere çok alışığız ve açığız.
Net Holding (Merit Hotels) Yönetim Kurulu Murahhas Üyesi ve Genel Koordinatörü Hande
Tibuk:
Türk milleti olarak çok kriz yaşadığımız için, 25 yılda sürekli kriz yaşamaya
da alışık bir sektörüz. Kriz yaşadıkça da direncimiz artıyor, reflekslerimiz daha
iyi oluyor, çok çabuk cevap veriyor ve uyum sağlıyoruz. Biz marka olarak uluslararası
turnuvalarla izolasyon altındaki Kıbrıs'ı tanıttık ve dünyanın her yerinden
oyuncu getirmeyi başardık. Yaptığımız çalışmalar sayesinde eskiden yüzde
5-10 oranında olan Türk olmayan misafir profili, şu anda yüzde 30-35'e çıktı.
Divan Grubu Genel Müdürü Alper Önder:
Türkiye'de şu anda turizm işletme belgeli toplam yatak kapasitesinin yaklaşık
yüzde 85'i küçük ve yerel markalardan oluşuyor. Buna bir de belediye işletme belgeleri
eklersek, yerel markaların oranı yüzde 90'lara çıkıyor. Yatak kapasitesi
olarak çok önemli bir adetten bahsediyoruz. Yerel markalar, önümüzdeki dönemlere
baktığımız zaman, dünyadaki gelişmelerle de kıyaslandığında avantajlı bir noktaya
geliyor.
KARMA KULLANIM PROJELERİ: OTELLERİN ÖTESİNDE YENİ BİR GAYRİMENKUL ÇAĞI
Turizm ve gayrimenkul dünyasının önde gelen isimleri, Otellerin Ötesinde: Karma
Kullanım Projeleri panelinde bir araya gelerek sektörün geleceğini masaya yatırdı.
Alkaş & Han Spaces Yönetim Kurulu Başkanı Avi Alkaş:
Bugünün temel sorusu, konaklama sektörünün yalnızca yatak sayıları üzerinden mi
yoksa doğru tasarlanmış deneyim senaryolarıyla mı büyüyeceğidir. Gerçek başarıyı
artık rakamların ötesinde, projelerin kentle ve ziyaretçiyle kurduğu bağlar
ile bodrum katlardan en üst katlara kadar her metrekarede yarattığı katma değer
belirleyecektir.
Hilton Markalı Konut Geliştirme Genel Müdürü Feras Hasbini:
Markalı konutlarda dünyanın başkenti Dubai olurken, Türkiye tamamlanmış ve devam
eden yaklaşık 50 projesiyle dünya genelinde 7'nci sırada yer alıyor. Türkiye,
özellikle İstanbul odaklı bir büyüme sergiliyor. Bu modelin yükselişindeki en
önemli etken, inşaatın erken safhasında sağladığı nakit akışı ve sunduğu esnek
finansman çözümleridir. Ancak markalı konut, binanın üzerine yapıştırılan bir
etiket değildir, arkasında güçlü bir operasyonel yapı ve yüksek kalite standardı
bulunur.
Emaar CFO'su Alev Şeren:
Karma kullanım projeleri, tasarım karmaşıklığı ve çoklu operatör yapısı nedeniyle,
tekil projelere kıyasla yatırım sürecinde zaman sapmalarına daha açıktır.
Ancak sunduğu gelir çeşitlendirmesi bu riski büyük ölçüde dengeler. Gelecek vizyonumuzda
ise yapay zekâ destekli, kendi kendine öğrenen ve arızaları öngörebilen
sistemlerle donatılmış akıllı şehir konseptleri yer alıyor. Wellness ve sağlık
gibi yeni fonksiyonları da ekleyerek, sürdürülebilir faaliyet kârı ve kusursuz
bir komünite deneyimi hedefliyoruz.
Esas GYO COO'su Nevzat Yavan:
Gayrimenkulde başarı, finansal fizibiliteden önce insan fizibilitesini doğru okumaktan
geçiyor. Türkiye'de 6 milyon kişinin tek başına yaşaması, mikro aile oranının
yüzde 40'a ulaşması ve 15 milyonu aşan emekli nüfusu, karma kullanım projelerini
yeniden düşünmemizi zorunlu kılıyor. Gayrimenkulden deneyime geçmekte
zorlanıyoruz. Artık otel odalarını yalnızca konaklama alanı olarak değil, ofis,
tarım, sürdürülebilirlik ve mikro veri merkezi gibi fonksiyonların iç içe geçtiği
çok amaçlı yapılar olarak tasarlamalıyız.
Palladium Hotels Group Geliştirme Direktörü Carlos Ortega:
Varlık yönetiminde temel hedefimiz, binanın her bir metrekaresinden maksimum gelir
yaratacak yaşam tarzı konseptleri geliştirmektir. Türkiye açısından kritik
eşik, pazarın bu projeleri nasıl algılayacağıdır. Sadece otel misafirine değil,
yerel halka ve çevredeki otellerde konaklayanlara da hitap eden gastronomi, eğlence
ve wellness alanları tasarlıyoruz.
IC GYO Genel Müdürü Sertaç Karaağaoğlu:
Türkiye turizmi açısından en önemli kırılma noktalarından biri, servisli daire
(serviced apartment) v