Coface/Lacoume Demir dışı metaller enerji ve dijital dönüşümün etkisiyle yükselişini hızlandırıyor
Ekonomi
Coface/Lacoume Demir dışı metaller enerji ve dijital dönüşümün etkisiyle yükselişini hızlandırıyor
Coface'ın kalay piyasasına ilişkin arz-talep ve fiyat analizine göre, güçlü talep
ve sınırlı stokların etkisiyle kalay, yıl başından bu yana demir dışı metaller
arasında en sert fiyat artışını kaydederek ton başına 50 bin dolar seviyesine
yükseldi. Yıllık bazda yaklaşık yüzde 70 artış gösteren fiyatların, yılın ilk
yarısında ortalama 45.000 ABD Doları/ton düzeyinde seyretmesi ve yıllık bazda yüzde
40 artış kaydetmesi bekleniyor. 2026 yılında üretimin yüzde 3 artacağı öngörülürken,
talebin yüzde 3,5 büyümesi arz açığı riskini artırıyor. Küresel üretimin
yaklaşık yüzde 50'sini karşılayan Çin, pazardaki ağırlığını korurken, SEMI
verileri, silikon yonga sevkiyatlarının 13.500 MSI'ya ulaşacağını ortaya koyuyor.
Ticari alacak sigortası ve ticari risk yönetimi alanında dünyada ve Türkiye'de lider
konumda bulunan Coface, kalay piyasasına yönelik değerlendirmesinde güçlü
talep, düşük stoklar ve arz kısıtlarının etkisiyle fiyatların hızla yükseldiğini,
arz-talep dengesinin ise 2026 itibarıyla yeniden açık verebileceğini ortaya
koydu. Elektronik endüstrisinde önemli bir metal olan ve küresel talebin tek başına
yüzde 50'sini oluşturan kalay, yılın başından bu yana demir dışı metaller
arasında en keskin fiyat artışını gördü. Yıllık bazda yaklaşık yüzde 70 artışla,
ton başına 50 bin dolar seviyesine ulaşan fiyatlar, kısa vadede ana metal borsalarındaki
(LME, SHFE) düşük stoklarla bağlantılı spekülatif baskılarla ilişkilendirildi.[1]
Ancak dijital dönüşümden büyük ölçüde beslenen kalayın, özellikle
Demokratik Kongo Cumhuriyeti (DRC) ve Myanmar'da arz artışı sınırlı kalması,
piyasanın dengesini zorluyor. Bu durum ise 2026 gibi erken bir tarihte, piyasanın
2021'den bu yana ilk kez yeniden arz açığıyla karşı karşıya kalabileceğine işaret
ediyor.
Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Coface sektör ekonomisti Simon Lacoume ise
fiyatlardaki yükselişin arkasında yapısal bir talep dinamiği olduğuna dikkat
çekiyor. Lacoume, veri tabanlı teknolojilere yönelik artan ihtiyacın kalay tüketimini
hızlandırdığını vurgulayarak, Veri odaklı teknolojilere olan talebin son
dönemde kalay fiyatlarındaki artışa neden olduğu şüphesiz. Yılın ilk yarısında
ortalama fiyatların yaklaşık 45.000 ABD Doları/ton seviyesinde, yıllık bazda
yüzde 40 artışla seyretmesini bekliyoruz dedi.
Demir dışı metaller enerji ve dijital dönüşümün etkisiyle yükselişini hızlandırıyor
Kalaydaki bu sert yükselişin, aslında demir dışı metaller genelindeki daha geniş
ölçekli toparlanmanın bir parçası olarak öne çıktığını belirten Simon Lacoume,
değerlendirmelerine şu sözlerle devam etti: Bakırdan alüminyuma, nikelden diğer
baz metallere kadar birçok emtiada son aylarda güçlü bir fiyatlanma görülürken,
özellikle ocak ayıyla birlikte yukarı yönlü ivme daha da belirginleşti. London
Metal Exchange (LME) Endeksi 2025'te 2024'e kıyasla yalnızca yüzde 6 artış
kaydetse de yıllık bazda bakıldığında yüzde 34'lük yükselişle sektör genelinde
dikkat çekici bir performansa işaret ediyor. Bu tabloyu yalnızca enerji dönüşümüne
yönelik yatırımlarla açıklamakta yetersiz kalıyor. Veri merkezleri ve yarı
iletkenler gibi metal yoğunluğu yüksek alanlarda hız kazanan dijital dönüşüm ile
birlikte artan spekülatif işlemler de fiyatları yukarı taşıyan temel faktörler
arasında yer alıyor. Elektronik sanayinin ana girdilerinden biri olan kalay ise
hem arz kısıtları hem de güçlü talep nedeniyle bu eğilimin en çarpıcı örneklerinden
biri olarak ayrışıyor.
Ortaya çıkan arz açığı büyürken, Çin'in hakimiyeti devam ediyor
Arz tarafındaki görünümün ise talep artışını karşılamakta zorlanan daha kırılgan
bir tabloya işaret etiğini belirten Simon Lacoume, konuyla ilgili Küresel rafine
kalay üretiminin 2026'da yüzde 3 büyümesi beklenirken, aynı dönemde talebin
yüzde 3,5 artacağı öngörülüyor. Bu dengesizlik, piyasanın daha bu yıl itibarıyla
arz açığı vermeye başlamasına ve açığın önümüzdeki yıllarda da devam etmesine
yol açabilecek bir risk oluşturuyor. Uzun vadede ise en kritik sorun, mevcut
maden sahalarının giderek tükenmesi nedeniyle madencilik kapasitesinin genişletilmesinde
yaşanacak zorluklar olarak öne çıkıyor, bu durum tüm değer zinciri için
yapısal bir kırılganlık yaratıyor dedi.
Çin'in, küresel rafine kalay üretiminin yüzde 50'sini karşıladığını da sözlerine
ekleyen Lacoume, şöyle devam etti: Anti-involüsyon önlemlerine rağmen, Çin'in
üretiminin 2026 yılında da güçlü kalacağını tahmin ediyoruz (+%5). Kalay, Çin'in
veri yönetimi altyapısında kendi kendine yeterlilik arayışında stratejik bir
varlık olmaya devam ediyor. Buna karşılık, komşu Endonezya'da[2] düzenleyici kısıtlamalar
ve madencilik projelerine karşı artan isteksizlik nedeniyle üretim
düşebilir. Ülkede yurt içi üretimin 2026'da yüzde 2 daralması, önceki yıldaki gerilemenin
ardından arz tarafındaki sıkışıklığı daha da derinleştirmesi bekleniyor.
Arz zincirindeki kırılganlığın en belirgin halkası ise kalay cevheri tedarikinde
yoğunlaşıyor. Özellikle Demokratik Kongo Cumhuriyeti (DRC) ve Myanmar kaynaklı
sevkiyatlar, küresel arz güvenliği açısından kritik bir rol oynuyor. Bu
iki ülke birlikte dünya kalay üretiminin yaklaşık yüzde 20'sini karşılarken, Çin'in
kalay cevheri ithalatının da yüzde 60'ını sağlıyor. Dolayısıyla bu coğrafyalarda
yaşanan her aksama, küresel fiyatlar üzerinde doğrudan ve hızlı bir baskı
yaratıyor.
Konuyla ilgili değerlendirmelerine devam eden Lacoume, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde
M23 isyancı güçleri ile düzenli ordu arasında süren çatışmalar, özellikle
Kuzey Kivu bölgesindeki madencilik faaliyetlerini kesintiye uğratıyor. Bu durum,
tek başına küresel üretimin yaklaşık yüzde 6'sını sağlayan Bisie Madeni'nde
operasyonların sık sık durmasına ve arzın düzensizleşmesine yol açıyor. Benzer
şekilde Myanmar'da devam eden operasyonel belirsizlikler ve yerel kısıtlar,
kalay çıkarımının piyasa beklentilerinin altında kalmasına neden oluyor diyerek
bu gelişmelerin, küresel pazarda zaten sınırlı olan arzın daha da daralmasına
yol açarak, kalay piyasasındaki açığın derinleşme riskini artırdığına dikkat çekiyor.
Sınırlı stoklar ve güçlenen talep kalay fiyatlarını yukarı taşımayı sürdürüyor
Kalay piyasasında kısa ve uzun vadeli dinamiklerin fiyatları birlikte yukarı taşıdığını
ifade eden Lacoume, şu noktalara da dikkat çekti: Çok kısa vadede, bakır
fiyatlarındaki artışın ardından oluşan spekülatif yayılma etkileri kalay dahil
diğer metallerdeki yükseliş eğilimini güçlendirdi. 2025 boyunca düşük seviyelerde
kalan piyasa stokları da son aylardaki fiyat artışını destekledi. Fiyatlar
yükselirken stokların yeniden inşa edilmesi özellikle ocak ayındaki ivmeyi artırdı.
Spekülatif işlemlerin azalmasıyla birlikte ise fiyat oynaklığının kademeli
olarak düşmesini bekliyoruz. Uzun vadede endüstriyel kalay talebinin artmaya
devam edeceğini öngörüyoruz. Veri tabanlı teknolojiler metal yoğun altyapılar
gerektirdiği için elektronik bileşenlere olan ihtiyaç daha da hızlanıyor. SEMI
verilerine göre küresel silikon yonga levha sevkiyatlarının 2026'da yıllık bazda
yüzde 5,2 artarak, 2025'teki yüzde 5,4'lük artışın ardından 13.500 milyon inç
kare seviyesine ulaşması bekleniyor. İnovasyon verimliliği artırsa da dijitalleşmenin
tetiklediği bu talep artışını tek başına karşılamaya yetmeyecek.
Güçlü talep sınırlı stoklar nedeniyle arzı zorluyor
Piyasada kısa vadede fiyatları yukarı taşıyan temel unsurun stok yetersizliği ve
talep baskısı olduğuna dikkat çeken Simon Lacoume, son olarak şu ifadelere yer
verdi: Çok kısa vadede bakır fiyatlarındaki artış kalay dahil diğer metallere
de yayıldı. Ana borsalardaki görece düşük stok seviyeleri bu yükselişi destekledi.
Fiyatların tırmandığı dönemde stokların yeniden oluşturulması da eğilimi daha
da güçlendirdi. Ancak spekülatif hareketlerin azalmasıyla birlikte fiyat oynaklığının
kademeli olarak düşmesini bekliyoruz. Uzun vadede ise talep tarafındaki
yapısal artış öne çıkıyor. Yarı iletkenler ve veri depolama altyapısı gibi
metallerin yoğun kullanıldığı sektörlerdeki büyüme, kalay tüketimini artırmaya
devam edecek. SEMI'nin[3] son raporuna göre, silikon yonga plakalarının küresel
sevkiyatları 2025'te yüzde 5,4 arttıktan sonra bu yıl yüzde 5,2 artışla 13.500
MSI'ya[4] ulaşması bekleniyor. İnovasyon, metal yoğunluğunu kesinlikle azaltacak
ancak dijitalleşmeyle bağlantılı artan talebi dengelemek için yeterli olmayacaktır.
-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -