ASO Başkanı Ardıç Sanayinin geleceği bulut teknolojilerinde olabilir ama kökleri hâlâ toprakta
Ekonomi
ASO Başkanı Ardıç Sanayinin geleceği bulut teknolojilerinde olabilir ama kökleri hâlâ toprakta
Ankara Sanayi Odası (ASO) ile Ankara Ticaret Odası (ATO) iş birliğinde düzenlenen
Maden Zirvesi: Sektör Buluşması, ASO'nun ev sahipliğinde gerçekleştirildi.
Toplantının açılışında konuşan ASO Başkanı Seyit Ardıç, teknolojiyi konuşurken,
toprağı unutmamak gerektiğini belirterek, Teknoloji sadece yazılımla üretilmiyor.
O yazılımların çalışması için madenlere, metallere ve bu ham maddeleri işleyebilecek
sanayi altyapısına ihtiyaç var. Sanayinin geleceği bulutta, yani bulut
teknolojilerinde olabilir, ancak kökleri hâlâ topraktadır dedi.
ASO 32 No'lu Taşocakçılığı Sanayi Meslek Komitesi ile ATO 30 No'lu Doğal Taş, Mermer
ve Hazır Beton İmalatçıları Meslek Komitesi iş birliğiyle düzenlenen Maden
Zirvesi: Sektör Buluşması, Ankara Sanayi Odası Zafer Çağlayan Meclis Salonu'nda
gerçekleştirildi. Toplantıya ASO Başkanı Seyit Ardıç, ATO Başkanı Gürsel Baran,
Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi,
İzin ve Denetim Genel Müdür Yardımcısı Ömer Albayrak, Maden ve Petrol İşleri
Genel Müdür Yardımcısı Fatih Pekdemir, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB)
Türkiye Madencilik Meclis Başkanı İbrahim Halil Kırşan, ASO Yönetim Kurulu
Üyesi Ertuğrul Onat, ATO Yönetim Kurulu Üyesi Ali İhsan Güçlü, Orman Genel Müdürlüğü
İzin ve İrtifak Daire Başkanı Aytunç Nane, MAPEG Agrega Daire Başkanı Serkan
Gökmen, sektör temsilcileri ile çok sayıda ASO ve ATO üyesi katıldı.
ENERJİ DÖNÜŞÜMÜ HAM MADDEYİ STRATEJİK HALE GETİRDİ
Toplantının açılışında konuşan ASO Başkanı Seyit Ardıç, madenciliğin artık yalnızca
yer altı kaynaklarını üretime kazandıran bir faaliyet olmadığını belirtti.
Enerji dönüşümü, savunma sanayii, ileri imalat, elektronik ve batarya teknolojilerindeki
ivmenin, ham maddeyi stratejik bir başlık haline getirdiğini vurgulayan
Başkan Ardıç, Veri merkezlerinin hızla artan enerji ihtiyacı da bu tabloyu
daha da keskinleştiriyor. Ham madde, ekonomik bir girdi olmaktan çıkıp güvenlik
ve stratejik rekabet meselesine dönüştü dedi.
SANAYİNİN GELECEĞİ BULUT TEKNOLOJİLERİNDE OLABİLİR AMA KÖKLERİ TOPRAKTADIR
Yüksek teknoloji, dijital dönüşüm ve yapay zekâ başlıklarının son dönemde öne çıktığını
dile getiren Başkan Ardıç, Teknolojiyi konuşurken, ayağımızın bastığı
toprağı unutmamamız gerekiyor. Teknoloji sadece yazılımla üretilmiyor. O yazılımların
çalışması için madenlere, metallere ve bu ham maddeleri işleyebilecek sanayi
altyapısına ihtiyaç var. Sanayinin geleceği bulutta, yani bulut teknolojilerinde
olabilir, ancak kökleri hâlâ topraktadır dedi.
YEŞİL DÖNÜŞÜM İÇİN DAHA FAZLA MADENCİLİĞE İHTİYAÇ VAR
Uluslararası Enerji Ajansı projeksiyonlarına da değinen Başkan Ardıç, Bu dönüşümün
ölçeğini çok net gösteriyor. Net Sıfır senaryosunda 2040'a kadar bakır talebi
%50 artarken, nikel, kobalt ve nadir toprak elementleri talebi yaklaşık iki
katına, grafit talebi dört katına yükseliyor. Lityum ise sekiz kat büyüme ile öne
çıkıyor. Aynı çalışma, 2040'a gelindiğinde enerji dönüşümü minerallerinin toplam
pazar değerinin iki kattan fazla artarak yüz milyarlarca dolarlık bir ölçeğe
taşındığını da ortaya koyuyor. Yani yeşil dönüşüm için daha fazla madenciliğe,
daha fazla işlemeye ve daha güçlü bir sanayi altyapısına ihtiyaç var dedi.
HAM MADDE SAT, BİTMİŞ ÜRÜNÜ AL YAKLAŞIMIYLA BU YARIŞ KAZANILMAZ
Madencilikte rekabetin artık yalnızca rezerv büyüklüğüyle ölçülmediğine dikkat çeken
Başkan Ardıç, İzin süreçleri, çevre performansı, iş sağlığı güvenliği, şeffaflık,
izlenebilirlik, zenginleştirme ve rafinasyon kapasitesi rekabetidir. Bu
nedenle bugünkü zirvemizin ana başlığı olan 'kamu politikaları, mevzuat ve uygulamalar'
tam da işin kalbine temas ediyor dedi.
Avrupa'nın, kritik ham maddelerde dışa bağımlılığı azaltmaya yönelik hedefler koyduğunu
dile getiren Başkan Ardıç, Avrupa 2030 için yerli üretim, geri dönüşüm
ve işleme kapasitesine yönelik hedefler koyuyor. Türkiye, coğrafi konumu ve kaynak
çeşitliliğiyle bu yeniden yapılanmanın tam eşiğinde duruyor. Fakat bu fırsat,
kendiliğinden gelmeyecek. 'Ham madde sat, bitmiş ürünü al yaklaşımıyla bu yarış
kazanılamaz. Asıl değer, madenin ara ürün ve nihai ürüne dönüşmesiyle oluşur.
Madenden çıkan ürünlerin işlenmesi ve daha yüksek katma değere dönüşmesi, katkı
ve sürdürülebilirlik bağlamında da önemli bir ekonomik kaldıraç etkisi yaratacaktır dedi.
KATMA DEĞERLİ ÜRETİM KRİTİK ÖNEME SAHİP
Türkiye'nin dünya bor rezervlerinin yüzde 73'üne sahip olduğunu hatırlatan Başkan
Ardıç, Bu rakam, camdan seramiğe, temizlikten tarıma, metalurjiden enerji teknolojilerine
uzanan geniş bir sanayi ekosistemi potansiyeli demek. Ayrıca, madenciliğin
ülkemiz ekonomisine döviz kazandıran önemli bir işlevi de var. İstanbul
Maden İhracatçıları Birliği'nin rakamlarına göre, 2024'te 6 milyar dolar olan
toplam maden ihracatımız 2025'te %3,4 artışla 6,2 milyar dolara yükseldi. Bu
tablo hem pazar çeşitliliğinin hem de katma değerli üretime geçişin ne kadar kritik
olduğunu gösteriyor dedi.
İzin süreçleri, mevzuatın öngörülebilirliği, ÇED uygulamaları, denetim rejimi, yatırım
ortamı ve finansmana erişim gibi başlıkların sektörün günlük gerçekliğini
oluşturduğunu belirten Ardıç, Stratejik maden hedefine ulaşmanın kilit konu
başlıkları olarak önümüzde duruyor. Sahayı bilen, süreci yöneten ve standardı koyan
aktörlerin aynı platformda buluşması, pratik çözümlerin ön koşuludur dedi.
Ankara Sanayi Odası olarak madencilik-sanayi entegrasyonu, çevreyle uyum ve sosyal
lisans, iş sağlığı ve güvenliği ile veri ve denetimde dijitalleşmeyi temel öncelikler
olarak gördüklerini ifade eden Ardıç, sözlerine şöyle devam etti:
Bu dört başlığın ortak paydası şudur. Kurallar net, süreçler öngörülebilir, standartlar
yüksek olursa, yatırım gelir, teknoloji gelir, katma değer artar. Bizim
istediğimiz 'kolaylık' değil, doğru zeminde hızlı ve adil karar süreçleridir.
Bugün toplantımızda ele alacağımız başlıkların, sahadaki birikim ve kamu otoritesinin
yaklaşımıyla somut sonuçlar üreteceğine inanıyorum diye konuştu.
ATO Başkanı Gürsel Baran ise madenciliğin insanlık tarihi açısından en eski sektörlerden
birisi olduğunu hatırlatarak, yer altı kaynaklarının değerlendirilmesinin,
uygarlığın gelişmesine yol açtığını ve kalkınmanın temelini oluşturduğunu
anlattı. Sanayiden enerjiye, savunmadan inşaata kadar pek çok sektörün temel girdisini
sağlayan madenciliğin, ekonomi ve milli güvenlik açısından da stratejik
bir sektör olduğuna dikkati çeken Baran, Türkiye'nin jeopolitik yapısı itibarıyla
yer altı zenginlikleri bakımından avantajlı bir ülke olduğunu vurguladı.
Açılış konuşmalarının ardından, moderatörlüğünü TOBB Madencilik Meclisi Başkanı
Halil İbrahim Kırşan'ın yaptığı panele geçildi. Panelde, Çevre, Şehircilik ve İklim
Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel
Müdür Yardımcısı Ömer Albayrak, Orman Genel Müdürlüğü İzin ve İrtifak Daire Başkanı
Aytunç Nane ve Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) Agrega Daire
Başkanı Serkan Gökmen, madencilik sektöründe kamu politikaları, mevzuat ve uygulamalara
ilişkin değerlendirmelerde bulundu ve katılımcıların sorularını yanıtladı.
-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -