TCMB Enflasyon Raporu Mevcut rapor döneminde finansal koşullardaki sıkılık korundu
Ekonomi
TCMB Enflasyon Raporu Mevcut rapor döneminde finansal koşullardaki sıkılık korundu
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Enflasyon Raporu 2026 - I'in Ekonomik Görünüm
bölümünde şu açıklamalara yer verdi.
2. Ekonomik Görünüm
2.1 Küresel Ekonomi
Küresel ticaret politikalarına ilişkin belirsizlik azalış eğilimini sürdürmekle
birlikte, dönemsel dalgalanmalar sergileyebilmektedir. Son dönemde yeniden canlanan
jeopolitik riskler nedeniyle küresel belirsizlik yüksek kalmaya devam etmiştir.
Çin ile ABD arasında bir yıllık süre için varılan geçici anlaşma, bazı tarife
indirimleri ile yarı iletkenler ve nadir toprak elementlerine ilişkin ihracat
kısıtlamalarının kaldırılması ile sonuçlanmıştır. Ayrıca, ABD tarafından, ülkedeki
gıda enflasyonu da dikkate alınarak, bazı tarım ürünlerine uygulanan tarifeler
düşürülmüştür. Bu gelişmeler neticesinde ticaret gerilimlerinin bir miktar
azaldığı görülmekle birlikte, ABD'de tarife uygulamalarına ilişkin yargı sürecinin
devam etmesi ile ikili anlaşmalarda yer alan ve tam anlamıyla şeffaf olmayan
bazı satın alma ve yatırım taahhütleri belirsizlikleri canlı tutmaktadır.
Diğer taraftan, Amerika kıtası ve Orta Doğu'ya ilişkin jeopolitik gelişmeler küresel
risk iştahı üzerindeki aşağı yönlü riskleri güçlendirmektedir.
Küresel büyüme görünümünün, 2025 yılı genelinde yüksek belirsizliğe rağmen dirençli
kaldığı gözlenmiştir. Verimlilik artışı, maliye ve para politikaları ile küresel
finansal koşullar bu dönemde büyümeyi destekleyen önemli unsurlar olmuştur.
Küresel PMI endeksleri de belirsizliklerin en üst noktaya ulaştığı nisan ayından
sonra belirgin bir toparlanmaya işaret etmektedir (Grafik 2.1.1). Büyüme tahminleri
birçok ülkede hem 2025 hem de 2026 yılları için yukarı yönlü güncellenmiştir.
ABD'de büyüme, teknoloji yatırımlarının da katkısıyla gücünü korurken
işgücü piyasası zayıflama sinyalleri vermektedir. Çin ekonomisi son çeyrekte bir
miktar ivme kaybetse de 2025 yılı için yüzde 5'lik büyüme hedefine ulaşmıştır.
Korumacılık eğilimlerindeki artışa rağmen Çin ekonomisinin 2024 yılındaki büyüme
ivmesini koruduğu görülmektedir (Mercek Altı 2.1). Bu çerçevede Türkiye'nin
dış talep görünümü de son dönemde benzer bir toparlanma göstermiştir. İhracat
Ağırlıklı Küresel Büyüme Endeksi (İAKB) ticaret gerilimleri öncesine (ER 2024-IV)
göre bir miktar ivme kaybetse de endeksin tahmin edilen patikası Mayıs 2025'te
yayımlanan Rapor'da (ER 2025-II) gördüğü dip seviyelerin ardından toparlanarak
Nisan 2025 öncesi (ER 2025-I) eğilimine yakın bir düzeye ulaşmıştır (Grafik
2.1.2). Diğer taraftan, son dönemde küresel büyüme görünümüne ilişkin riskler aşağı
yönde ağırlık kazanmıştır. Yükselen jeopolitik gerilim ve tarifelere ilişkin
süregelen belirsizlikler, küresel finansal piyasalar ve tedarik zincirleri açısından
risk oluşturmaktadır. Sonuç olarak, küresel büyüme görünümünün gücünü
görece koruduğu değerlendirilmekle birlikte, 2026 yılına ilişkin aşağı yönlü risklerin
canlı olduğu vurgulanmalıdır.
Enerji ve enerji dışı emtia fiyatları arasındaki ayrışma devam ederken değerli metal
ve endüstriyel metal fiyatlarındaki yüksek artışlar dikkat çekmektedir. Emtia
fiyatları ana endeksi bir önceki Rapor dönemine göre enerji dışı emtia fiyatlarındaki
artış kaynaklı yükselmiştir. Bununla birlikte, tüm emtia fiyatlarında
yakın dönemde küresel belirsizliklere bağlı dalgalanmalar görülmektedir. Değerli
metal fiyatları ocak ayı sonlarında söz konusu belirsizliklerin etkisiyle keskin
artış göstermiş, Fed'in yeni başkan adayının açıklanmasıyla hızla gerilemiştir.
Güçlü düşüşler sonrasında fiyatların dalgalı seyrini sürdürdüğü görülmektedir.
Sonuç olarak, değerli metal fiyatları bir önceki Rapor dönemine göre yüzde
27,7, yıllık bazda ise yüzde 73,7 artmıştır. Alüminyuma ABD tarafından getirilen
tarife artışı ve bakırdaki arz kaynaklı sorunlar nedeniyle endüstriyel emtia
fiyatlarındaki yükseliş devam etmektedir. Enerji emtia fiyatları üzerinde ise
jeopolitik gelişmeler ve mevsim koşulları etkili olmaktadır. Brent petrol fiyatları,
ABD-Venezuela arasındaki gelişmeler ve İran'da yaşanan olayların etkisiyle
dalgalanma göstermiş ve bir önceki Rapor dönemine göre yüzde 9,0 artarken yıllık
bazda yüzde 7,2 oranında azalmıştır. Doğal gaz fiyatlarında ise son dönemde
mevsimsel etkiler kaynaklı yüksek bir artış görülmüştür. Tarımsal emtia fiyatları
ise bir önceki Rapor dönemine göre yüzde 5,2 oranında düşmüştür.
Küresel dezenflasyon süreci ülkeler arası farklılaşmalar olmakla birlikte sürmektedir.
Rapor dönemi boyunca ABD'de hizmet enflasyonundaki ılımlı düşüş devam ederken
tarife adımları kaynaklı olarak dayanıklı mal enflasyonunda süregelen artış
aralık ayında hız kaybetmiştir. Gıda, alkol ve tütün ürünleri ile hizmet sektörü
enflasyonunun yüksek seyrini sürdürdüğü Euro Bölgesinde ise ulaşım ve enerji
sektörleri manşet enflasyonun tekrar hedefe gerilemesinde etkili olmuştur. Manşet
enflasyonun 2026 boyunca hem ABD hem de Euro Bölgesinde mevcut seviyelerine
yakın şekilde ılımlı seyredeceği tahmin edilmektedir (Grafik 2.1.3). ABD'de,
istihdam piyasasına ilişkin aşağı yönlü risklerin güçlenmesi nedeniyle, enflasyonun
hedef düzeyine gerilemesinin kademeli gerçekleşmesi beklenmektedir. GOÜ'de
enflasyonun seyri farklılaşmaya devam etmekle birlikte birçok ülkede geçtiğimiz
Rapor dönemine göre düştüğü gözlenmektedir (Grafik 2.1.4). Ayrıca, 2026 sonu
için enflasyon tahminleri de ülkelerin geneli için aşağı yönlü güncellenmiştir.
Tarifelerin olası gecikmeli etkileri, artan kamu borçluluğu ve emtia fiyatlarındaki
dalgalanmalar 2026 yılında küresel enflasyon görünümünü bozabilecek risk
unsurları olarak değerlendirilmektedir.
Merkez bankaları faiz indirim süreçlerinin sonuna yaklaşırken indirim adımlarının
büyüklüğü ve sıklığı ile kalan indirim alanı ülkeler arasında farklılık göstermektedir.
Fed, eylül ve ekim aylarının ardından aralık ayında da politika faizini
25 baz puan indirmiş, ocak toplantısında ise sabit tutmuştur. Piyasalar, 2026
yılında Fed'in politika faizini yüksek olasılıkla iki defa daha indireceğini
fiyatlamakla birlikte, beklentiler faiz indirimlerinin yılın ikinci yarısına kalabileceğine
işaret etmektedir. Fiyatlanan faiz patikası geçtiğimiz Rapor dönemine
göre önemli bir değişim göstermemiş, 2026 yıl sonu için fiyatlanan politika
faizi yaklaşık 5 baz puan artmıştır. Diğer taraftan, piyasaların ECB'nin 2026
yılında faiz indirimine gitmesine daha düşük olasılık atfettiği ve fiyatlanan
politika faizi patikasının daha da düzleştiği görülmektedir. Bu çerçevede ECB'nin
indirim sürecini tamamladığı değerlendirilmektedir (Grafik 2.1.5). Diğer yandan,
Rapor döneminde İsrail Merkez Bankası 50 baz puan, Yeni Zelanda ve İngiltere
merkez bankaları ise 25'er baz puanla faiz indirimlerine devam ederken Japonya
25 baz puan artışla para politikasında sıkılaşmayı sürdürmüştür. Ayrıca, Avustralya
Merkez bankası da artan enflasyonist baskılara vurgu yaparak politika faizini
25 baz puan artırmıştır. Söz konusu dönemde GOÜ'de de indirim süreçleri,
adım büyüklükleri ve sıklıklarında farklılık olmakla birlikte devam etmiştir (Grafik
2.1.6). Rapor döneminde, Rusya Merkez Bankası 50 baz puan, Güney Afrika,
Hindistan, Meksika, Polonya, Tayland, Şili ve Filipinler 25'er baz puan faiz indirimine
giderken Kolombiya Merkez Bankası politika faizini 100 baz puan artırmıştır.
Çin ise büyümeyi destekleyici bazı parasal genişleme adımları atmıştır.
Vadeli işlemlerin ima ettiği politika faizleri, geçtiğimiz Rapor dönemlerine benzer
şekilde, GOÜ merkez bankalarının parasal sıkılığı koruyacak şekilde politika
faizlerini enflasyon beklentilerinin üzerinde belirlemeye devam edeceklerine
işaret etmektedir.
Küresel belirsizlikler ile birlikte GOÜ'lere yönelen portföy akımlarındaki dalgalı
seyir devam etmektedir. Rapor döneminde süregelen ticaret gerilimleri ve jeopolitik
gelişmelere ek olarak Fed ve Japonya Merkez Bankası'nın para politikasına
ilişkin beklentileri GOÜ'lere olan portföy hareketlerinde dalgalanmalara neden
olmuştur (Grafik 2.1.7). Birikimli olarak bakıldığında, 31 Ekim 2025 - 6 Şubat
2026 döneminde tahvil piyasalarına fon girişi olurken Çin hariç GOÜ hisse senedi
piyasalarından fon çıkışı gerçekleşmiştir. Söz konusu dönemde, Çin'e yönelik
hisse senedi yatırımlarında ise net giriş olduğu görülmektedir. Küresel ekonomi
ve ticaret politikalarına ilişkin azalmakla birlikte devam eden belirsizlikler
ile son dönemde artan jeopolitik riskler GOÜ'ye yönelen portföy hareketleri
üzerinde önemli risk faktörleri olmayı sürdürmektedir. Gelişmiş ülkelerin 2026
yılında izleyecekleri para politikası da portföy hareketleri üzerinde etkili olabilecektir.
ABD'de artan politika ödünleşmesi Fed politikasına ilişkin belirsizliği
artırmaktadır. Diğer taraftan, Japonya Merkez Bankası'nın faizleri dördüncü
kez artırarak yüzde 0,75 düzeyine çekmesi, parasal sıkılaşmaya giderek tahvil
alımlarını azaltması ve ileride daha fazla faiz artırımı yapabileceğine dair
verdiği sinyaller ile birlikte Banka'nın gelecekte atabileceği adımlar küresel
finansal piyasaları olumsuz etkileme potansiyeline sahiptir
Önemli Not: Bu haberde ilişkili internet sitesine link bulunmaktadır.
Kullanıcılarımızın habere erişmek için Manşet'in üst kısmında yer alan linki tıklamaları yeterlidir.
-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -