World Rating/Ökmen Enflasyon konusunda piyasa beklentilerinin TCMB'nin hedeflerinin iki katı daha fazla olması güven açığının göstergesi
Ekonomi
World Rating/Ökmen Enflasyon konusunda piyasa beklentilerinin TCMB'nin hedeflerinin iki katı daha fazla olması güven açığının göstergesi
World Rating Başkanı Orhan Ökmen, enflasyon konusunda piyasa beklentilerinin TCMB'nin
hedeflerinin iki katı daha fazla olmasının güven açığının en bariz göstergesi
olduğunu söyledi.
Ökmen, değerlendirmesinde şunları söyledi:
İki yıllık tahvil faizlerinin %37 olduğu bir ortamda, Türkiye Cumhuriyet Merkez
Bankası (TCMB) tarafından enflasyon hedeflerinin 2026 için %16 ve 2027 için %9
olarak belirlenmesinin matematiksel izahı yoktur. Bu şekildeki düşük hedeflerle,
beklenti yönetimi ve güven oluşumu sağlanmaz.
Enflasyon hedeflerindeki sapmaların büyüklüğünün esas nedeni, uygulanan tedbirlerin
Türkiye’de var olan satıcı enflasyonuyla ilgili olmamasıdır. Enflasyon arz-talep
ve maliyet bağlamından büyük ölçüde çıkmış, daha çok satıcıların günlük ve
hatta saatlik periyotlarda yer ve zamana göre değişen keyfi ve başıboş fiyatlama
davranışlarıyla bağlantılı hale gelmiştir. Para politikalarında ziyade, kamusal
disipliner düzenlemelere ve etkin takip sistemlerinin kurgulanmasına ihtiyaç
vardır. Türkiye yüksek oranlı satıcı enflasyonuyla karşı karşıya olup, sadece
para politikalarıyla bu sorun çözümlenemez. Enflasyon hedeflerindeki sapmaların
büyüklüğünün esas nedeni budur.
Satıcı enflasyonu, aynı ürünün aynı caddedeki farklı satıcılarda veya aynı ürünün
aynı satıcılarda farklı saatlerdeki satış fiyatlarının farklılaştırılmasıdır.
Faiz indiriminde erken davranılması nedeniyle artan talep satıcıların fiyat ayarlamalarındaki
keyfiliğini sürekli artırmaktadır. Bu keyfi fiyat belirleme süreç
mekanizmaları hukuki olarak disipline edilmeli ve bilimsel kurallarla etkin bir
şekilde takip edilmeli, sistemi bozmaya devam edenler piyasa dışına çıkarılmalıdır.
TL’deki değerlenme, Merkez Bankası’nın gerekli ve zorunlu olarak yürüttüğü bir politika
tercihi sonucudur. Uzun süredir dalgalı kur rejimi uygulanmadığı halde,
TL'deki mevcut reel değerlenmenin doğal bir şekilde oluştuğu yönündeki ifadeler
doğru değildir. TL’deki değerlenme, Merkez Bankası’nın enflasyonla bağlantılı
olarak zorunlu olarak çıkmazdan kurtulmak için yürüttüğü gerekli bir politika
tercihi sonucudur. Ortada bilimsel bir yanlışlık bulunmamaktadır.
Borç ödemelerinin bütçe üzerindeki mevcut baskısı 2026 yılı içerisinde azalacaktır.
Kamusal borç ödemelerinin bütçe üzerindeki mevcut aşırı yüklerinin 2026 yılı
içerisinde hafifleyebileceğini beklemekteyiz. Zira, mali disiplin kurgusunun
daha da artırılması kaydıyla, kayıt dışılıkla yürütülen mücadelenin başarısı, ekonomik
büyümenin vergi gelirlerinde yarattığı artışlar bütçe güçlüklerini azaltacaktır.
Cari açığın GDP’ ye oranının düşük ve sürdürülebilir seviyede seyretmesinin Ödemeler
Dengesinde yarattığı pozitif görünüm, finansman kalitesi kriteri açısından
kaynağı ve sebepleri bilinmeyen net hafa ve noksan kalemindeki yükseklikle gölgelenmektedir.
-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -