Güncelleme- ASO Başkanı Ardıç AB-Hindistan STA'sı Türkiye'nin rekabet gücünü doğrudan etkileyecek

Ekonomi

Güncelleme- ASO Başkanı Ardıç AB-Hindistan STA'sı Türkiye'nin rekabet gücünü doğrudan etkileyecek



Ankara Sanayi Odası (ASO) Şubat Ayı Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Celal Koloğlu
başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan ASO Yönetim Kurulu Başkanı
Seyit Ardıç, küresel ticarette değişen dengelerden Türkiye ekonomisindeki gelişmelere,
yeşil dönüşümden sanayide istihdam ve eğitim politikalarına kadar geniş
bir çerçevede değerlendirmelerde bulundu.

ASO Başkanı Seyit Ardıç konuşmasına, Ramazan ayının tüm insanlığa sağlık, huzur,
bereket ve barış getirmesini temenni ederek başladı. Ramazan'ın paylaşma ve dayanışma
duygularının güçlendiği, birlik ve beraberliğin pekiştiği özel bir zaman
olduğunu hatırlatan Başkan Ardıç, Biz Ankaralı sanayiciler üreterek ülkemizin
kalkınmasına güç verirken, manevi değerlerimize ve dayanışma kültürümüze katkı
sunmayı da görev biliyoruz. İşte bu ruhla, 40 Meslek Komitemizin değerli katkılarıyla
Sincan'da kurduğumuz iftar çadırımızda Ramazan'ın sıcaklığını vatandaşlarımızla
paylaşıyoruz. Komite Üyelerimize bu değerli katkılarından dolayı gönülden
teşekkür ediyorum. İnanıyorum ki bu birlik ve beraberlik ruhu, sadece Ramazan'da
değil, her dönemde karşılaşacağımız zorlukları aşarken de en büyük gücümüz
olacak dedi.

TİCARET ARTIK BİR ÇEŞİT KİMLİK KONTROLÜ MESELESİ
Küresel gelişmelere değinen Başkan Ardıç, dünya ticaretinin kural setinin değiştiğine
dikkat çeken Başkan Ardıç, Yeşil Mutabakat ve Sınırda Karbon Düzenlemesi
gibi yeni nesil ticaret kurallarının artık bir tercih değil zorunluluk olduğunu
söyledi. Yeni düzene uyum sağlanmaması durumunda pay kaybı yaşanacağı uyarısında
bulunan Başkan Ardıç, Artan enerji ve işçilik maliyetleri, finansmana erişimdeki
zorluklarla birleşince işletmelerimizin üzerindeki yük iyice artıyor. Sanayicimizin
üzerindeki bu yükün hafifletilmesi, üretim çarklarının durmaması için
hayati önem taşıyor. Bu iki dalgayı aynı anda yönetemezsek rekabet gücümüz aşınır
ifadelerini kullandı.

Son dönemde küresel ticaret yeniden yapılandığına, ABD-Çin hattında doğrudan ticaret
zayıflarken, üretim ve tedarik ilişkilerinin Güneydoğu Asya, Avrupa Birliği
ve diğer ara merkezler üzerinden yeniden kurgulandığına dikkat çeken Başkan Ardıç,
Ticaret ve tedarik zincirleri yön değiştiriyor, yeni rotalara yöneliyor.
Mallar aynı yere gitse bile başka ülkeler üzerinden, yeni lojistik yollarla ve
farklı kurallarla taşınıyor. Yani ticaret yeni güzergâhlardan ilerliyor. Mal aynı
limana gidiyor, ama pasaportu, aktarması ve kontrol noktaları değişiyor. Kısacası,
ticaret artık 'kargo' değil, bir çeşit 'kimlik kontrolü' meselesi değerlendirmesinde
bulundu.

AB-HİNDİSTAN STA'SI TÜRKİYE'NİN REKABET GÜCÜNÜ DOĞRUDAN ETKİLEYCEK
Bu dönüşümün en somut örneklerinden birinin Avrupa Birliği ile Hindistan arasında
yapılan Serbest Ticaret Anlaşması olduğunu belirten Başkan Ardıç, şunları söyledi:
Bu anlaşma, küresel ticaretin rotasını ve rekabetin kurallarını yeniden yazacak
ölçekte. AB-Hindistan STA'sı, sanayi ürünlerinde tarifelerin kademeli düşürülmesi
ve ticaretin kolaylaştırılmasıyla AB pazarındaki rekabet koşullarını kökten
değiştirecek. Asıl kritik nokta ise bu ivmenin üçüncü ülkeler üzerindeki etkisi.
AB'nin tedarikçi havuzu genişledikçe, tedarikçiler arasındaki rekabet daha da
sertleşecek. Yakın dönemde AB pazarında Hindistan menşeli ürünlerin maliyet ve
ölçek avantajıyla daha güçlü konuma gelmesi olası. Anlaşmayla birlikte önümüzdeki
5-10 yıl içinde makine, elektrik ekipmanları, uzay ve uçak araçları, optik
tıbbi cihazlar, plastik, kimyasallar, motorlu taşıtlar, demir-çelik ve ilaç gibi
birçok sektörde gümrük vergileri sıfırlanacak. Bu gelişme, Avrupalı üreticilere
daha geniş bir tedarikçi ağı sunarken, bizim gibi üçüncü ülkelerin rekabetini
doğrudan etkileyecek. Bu tablo, Türkiye için yeni bir rekabet ortamı doğuruyor:
Kurallar değişiyor, rakipler çoğalıyor ve bekleyenin değil, adapte olanın
kazandığı bir dönem başlıyor. İşte bu nedenle AB-Hindistan Serbest Ticaret Anlaşması,
Türkiye'nin sanayisini ve rekabet gücünü doğrudan ilgilendiren stratejik
bir gelişmedir.

GÜMRÜK BİRLİĞİ GÜNCELLENMELİ, 'TİCARET SAPMASI' RİSKİNE KARŞI ÖNLEMLER ALINMALI
Türkiye'nin 2025 sonu itibarıyla AB ile 232 milyar doları aşan ticaret hacmiyle
Birliğin en büyük beşinci ticaret ortağı konumunda olduğunu hatırlatan Ardıç, Hindistan'ın
bu pazara dahil olmasının rekabeti artıracağını söyledi. Türkiye'nin
AB ile Gümrük Birliği'nden kaynaklanan asimetrik etkiye dikkat çeken Başkan Ardıç,
konuşmasına şöyle devam etti:

Hindistan ürünleri AB'ye kolay girerken, bizim Hindistan pazarına aynı avantajlarla
erişmemiz mümkün görünmüyor. Bu tablo, özellikle fiyat rekabetinin yüksek
olduğu sektörlerde yerli üreticimiz üzerinde ciddi baskı oluşturabilir. Bu anlaşma,
küresel ekonomide yeni bir dönemin işaretidir: Düşük tarifeden çok yüksek
standartların, ucuz maliyetten çok yüksek uyumun belirleyici olduğu bir dönem.
Türkiye bu sürecin dışında kalamaz, kalmamalıdır. Bu nedenle çağrımız nettir. Bir
yandan Gümrük Birliği güncellenmeli ve üçüncü ülkelerle yapılan anlaşmaların
Türkiye'ye etkilerini dengeleyecek mekanizmalar süratle devreye alınmalı, diğer
yandan ticaret sapması riskine karşı menşe kuralları ve ilgili hukuki araçlar
teknik ve sağlam bir zeminde işletilmelidir. Mesele sadece bir dış ticaret başlığı
değil, üretimimiz, yatırımlarımız, istihdamımız ve uzun vadeli sanayi rekabet
gücümüzdür.

ÜRETİM VE İHRACAT ZAYIFLARSA, ENFLASYON ARZ YÖNLÜ ŞOKLA ARTABİLİR
2,5 yılı aşkın süredir enflasyon başta olmak üzere ekonomik zorluklarla mücadele
edildiğini belirten Ardıç, ilerleme sağlanmış olsa da hane halkı refahı ve sanayicinin
üretim koşulları bakımından hedeflenen seviyeye ulaşılamadığını ifade
etti. Yüksek finansman maliyetleri ve belirsizlik ortamında firmaların yatırım
yerine nakit dengesini korumaya yöneldiğini, şirketlerin bilanço resesyonu riskiyle
karşı karşıya olduğunu söyleyen Başkan Ardıç, Bu ortamda faiz indirimi tek
başına bir anlam ifade etmiyor, çünkü mesele kredi maliyeti değil, ayakta kalma
refleksi. Şirketlerimiz adeta fırtınada gemilerini korumaya çalışıyor. Peki,
bu fırtınayı nasıl atlatacağız? Bir taraftan enflasyonla mücadele ederken, bir
taraftan da şirketlerimizin bilanço onarımına sıkışıp kalmaması için üretimi önceleyen,
arz yönlü politikaları süratle devreye almak zorundayız. Mevcut programın
sanayi ve tarımda üretimi baskılayan yapısı riski büyütüyor. Unutmayalım:
Üretim ve ihracat zayıflarsa, enflasyon bu kez arz yönlü yeni bir şokla artabilir dedi.

Sanayi üretiminde 2025 başından bu yana yataya yakın bir seyir izlendiğini, yıllık
ortalama artışın yüzde 2,2'de kaldığını belirten Ardıç, Aralık'ta 49,1 olan
PMI, Ocak'ta 48'e geriledi ve 22 aydır eşik değer olan 50'nin altında. Faaliyet
koşullarındaki bozulma son üç ayın en belirgin seviyesinde. Bu tablo sanayi istihdamına
da yansıyor. TÜİK'in 2025 4. çeyrek verilerine göre sanayide istihdam
son bir yılda 282 bin kişi azalarak 6 milyon 531 bine geriledi. İstihdamın %59,3'ü
hizmetlerde, %20'si sanayide, %13,8'i tarımda. Bu dağılım, istihdamın hizmetlerde
yoğunlaştığını gösteriyor. Oysa sürdürülebilir kalıcı istihdam ancak sanayi
gibi üretime dayalı sektörlerde yaratılabilir. Bu nedenle istihdam politikasını
sadece toplam sayı üzerinden değil, niteliği ve sektör kompozisyonu üzerinden
de değerlendirmek zorundayız diye konuştu.

ÇÖZÜM, YÜKSEK KATMA DEĞERLİ ÜRETİMLE SÜRDÜRÜLEBİLİR İHRACAT
Dış ticaret verilerine de değinen Ardıç, Ocak 2026'da ihracatın geçen yılın aynı
ayına göre yüzde 3,9 azaldığını, ithalatın ise yüzde 0,03 arttığını söyledi. Başkan
Ardıç, İhracat birim değer endeksi Eylül'den bu yana yükseliyor, Aralık'ta
artış %13. Ancak bu durum bizi yanıltmasın. Bu artış, rekabet gücünden değil,
euro/dolar paritesindeki yükselişten kaynaklanıyor. İhracatımızın 2025'te 273,4
milyara ulaşmasında parite etkisini göz ardı etmemeliyiz. İthalat tarafında
ise Aralık'ta birim değer endeksi %4,2, miktar endeksi %6,3 arttı. Yani daha pahalıya
daha fazla alıyoruz. Özellikle tüketim malları ithalatındaki artış, cari
dengeyi ve enflasyonla mücadeleyi zorlaştırıyor. Çözüm, rekabet gücünü artırmak,
verimliliği yükseltmek ve yüksek katma değerli üretimle sürdürülebilir ihracat
artışı yakalamaktır dedi.

YEŞİL DÖNÜŞÜM ANA GÜNDEMİMİZ
Yeşil dönüşümün bir iyi niyet hikayesi olarak değil rekabet gücü ve ihracatın
sürdürülebilirliği açısından konuşulması gerektiğini belirten Ardıç, Dünya ticaretinde
artık fiyat kadar, hatta bazen fiyattan daha fazla karbon ayak izi konuşuluyor.
Biz 'sonra bakarız' dersek, pazar 'başkasına bakarım' diyor. Önce çıtayı
net koyalım. İhracatımızın %42'si AB'ye, %57'si Avrupa kıtasına gidiyor. Bu
oran, yeşil dönüşümün neden ana gündemimiz olduğunu tek başına anlatıyor. Karbon
artık bir çevre kavramı değil, doğrudan bir maliyet kalemi. Karbon yoğun üretimde
verimlilik ve temiz enerji yatırımları geciktikçe maliyet baskısı kalıcı
hale geliyor. Avrupa Birliği'nde karbon fiyatlamasında ton başına 80 Euro seviyeleri
referans alınıyor diye konuştu.

YEŞİL DÖNÜŞÜMLE İHRACATIMIZI GÜVENCE ALTINA ALMALIYIZ
Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın yükümlülük dönemi 1 Ocak 2026'da başladığına
değinen Ardıç, Çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre, hidrojen ve elektrik
sektörlerinde AB pazarına girişte yeni bir gerçeklik oluşuyor. Avrupa artık
ithal edeceği ürün için 'kaç Euro?'nun yanında kaç ton karbon? diye soruyor.
Rekabet, yalnızca maliyet ve kaliteyle değil, emisyon performansıyla da ölçülüyor.
Bu işi doğru yönetirsek bizim için daha verimli üretim, daha düşük enerji
maliyeti, daha güçlü marka ve daha kalıcı pazar demektir. Sanayimizi yeşil bir
ormana dönüştürmek gibi köklerimizi güçlendirerek büyümektir. Sanayimizi yeşil
dönüşüme uyumlu hale getirerek ihracatımızı güvence altına almalı, rekabetçiliğimizi
güçlendirmeli ve ülkemizi bu yeni dönemde oyun kuran ülkeler arasına taşımalıyız dedi.

YEŞİL DÖNÜŞÜMDE ÜYELERİMİZİN YANINDAYIZ
Başkan Ardıç, Ankara Sanayi Odası olarak üyelerimizin sadece öz kaynaklarına bağımlı
kalmadan yeşil fonlara, uluslararası finansman kaynaklarına ve devletimizin
seçici kredi mekanizmalarına erişimini kolaylaştıracak rehberlik süreçlerini
önceliklendiriyoruz. İlgili bakanlıklar ve Avrupa Birliği Delegasyonu ile istişare
toplantısı düzenleyeceğiz. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması uyum rehberimiz
tamamlanmak üzere, Mart ayında ihracatçı üyelerimizin süreçten etkilenme
düzeyini ortaya koyacak kapsamlı raporumuzu yayımlayacağız. Eğitim, yol haritası
ve karbon ayak izi hesaplama desteklerimizle sanayicilerimizi bu dönüşümde yalnız
bırakmıyoruz. TÜBİTAK, Yeşil İnovasyon Teknoloji Mentörlük Programı kapsamında
firma özelinde analiz, yol haritası, karbon ayak izi hesaplaması gibi araçlarla
destek oluyoruz. Yani üyelerimizin yanındayız. Yeşil dönüşüm için yaptığımız
projeye firmalarımızdan daha fazla katılım bekliyoruz. Bir kez daha hatırlatıyorum
ki, TÜBİTAK maliyetin yüzde 90'ını karşılıyor diye konuştu.

TEMEL SORUN BECERİ-TALEP UYUŞMAZLIĞI
Konuşmasının son bölümünde insan kaynağının önemine değinen Ardıç, üniversite mezunları
ile iş gücü piyasası arasındaki beceri uyuşmazlığının temel sorun olduğunu
söyledi. Türkiye'de 129'u devlet, 79'u vakıf olmak üzere toplam 208 üniversitede
yaklaşık 7 milyon öğrenci olduğuna dikkat çeken Başkan Ardıç, şöyle devam etti:

Peki mezunlarımız iş bulabiliyor mu? Bulduğu iş eğitim aldığı alanla örtüşüyor
mu? TÜİK'e göre 2025'te lisans mezunlarının kayıtlı istihdam oranı %69,4, ancak
kendi alanında çalışma oranı sadece %56,1. Yani her iki mezundan biri okuduğu
alanda çalışmıyor. Eurostat verilerine göre Türkiye, üniversite mezunu işsizliğinde
%10,3 ile en yüksek ülkelerden, OECD ortalaması ise %4,9. Ülkemizde üniversite
mezunu işsizliği genel işsizliğin üzerinde. Temel sorun yapısal beceri-talep
uyuşmazlığı. Uluslararası göstergelere göre işverenlerimizin %72'si aradığı
nitelikte çalışan bulamıyor. Çok ilginçtir ki hem diploma bolluğunu hem de yetenek
kıtlığını aynı anda yaşıyoruz. Toplum Çalışmaları Enstitüsü'nün Hukuk Fakülteleri
Raporu, sayısal artışın kaliteyi nasıl düşürdüğünü gösteriyor: 89 hukuk
fakültesinin 67'si son 25 yılda kurulmuş. Avukat sayımız 1998'de 36 bin iken 2024'te
199 bini aşmış, 26 yılda 5 kat artmış. Avukat başına düşen nüfus 15 yılda
1095'ten 430'a gelmiş. Yani 430 kişiye bir avukat düşüyor ülkemizde. Evet, üniversiteye
erişim ve mezun sayısı arttı. Peki bu artış, niteliği ve mesleki sürdürülebilirliği
de aynı ölçüde artırdı mı?

Yükseköğretim sayı yarışı olmadığını, kalkınmanın nitelikli insan kaynağıyla, sahaya
hazır mezunlarla ve sanayinin ihtiyaç duyduğu becerilerle mümkün olduğunu
vurgulayan Başkan Ardıç, Yükseköğretim diplomalı işsizler ordusu değil, bilgi,
beceri ve araştırma ekosistemini inşa etmektir ifadelerini kullandı.

ÜNİVERSİTE KONTENJANLARININ AZALTILMASI SEVİNDİRİCİ
TOBB Yükseköğretim Meclisi İstişare Toplantısı'nda YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar'ın
üniversite kontenjanlarının azaltılacağı yönündeki açıklamalarını çok değerli
bulduğunu belirten Başkan Ardıç, Sayın Özvar, iş gücü piyasasında karşılığı
zayıflayan programların kontenjanlarının düşürüleceğini, uygulamalı programlara
kontenjan vermeye devam edeceklerini söyledi. Kamuoyu oluşturmak için defalarca
gündeme getirdiğimiz bir konuda somut adımların atılması ülkemiz adına sevindirici.
Ancak sadece kontenjan düşürmek yetmez, bu süreci, sanayimizin ihtiyaç
duyduğu nitelikli teknik eleman profilini yetiştirecek müfredat reformlarıyla
desteklemeliyiz. Atılan bu adımın, üretimde ihtiyacımız olan nitelikli insan
kaynağı sorunumuza çözüm olmasını bekliyoruz dedi. Başkan Ardıç, üretimin, sanayinin
ve sahanın sesine kulak verilerek yapılan bu planlamalardan dolayı YÖK Başkanımız
Prof. Dr. Erol Özvar'a teşekkür etti.

TOBB Türkiye Sektör Meclisi yapılanmasının eğitimden sağlığa, sanayiden ticarete,
turizmden tarıma kadar 69 ayrı sektörün nabzını tutan, sahadaki sorunları doğrudan
tespit eden ve çözüm önerilerini karar alıcılara taşıyan güçlü bir istişare
mekanizması olduğunu belirten Başkan Ardıç, Bu yapı, özel sektör ile kamu arasında
sadece bir temas noktası değil, ortak aklın kurumsallaştığı, politika üretiminin
somut çıktıya dönüştüğü stratejik bir köprüdür. TOBB Başkanımız Sayın
Rifat Hisarcıklıoğlu'na, sektörlerimizin ortak görüş etrafında buluşmasına, kamu-özel
iş birliğinin güçlenmesine ve reform süreçlerine katkı sunan bu vizyoner
yapılanma için şükranlarımı arz ediyorum dedi.


-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -

Görüntülü Görüşme
× Kolayca Görüntülü Hesap Açın Telefon Görseli