Fidan ABD-İsrail-İran hattında yaşanan gelişmeler, hem bölgemizin geleceğini hem de küresel istikrarı riske atabilecek nitelikte
Ekonomi
Fidan ABD-İsrail-İran hattında yaşanan gelişmeler, hem bölgemizin geleceğini hem de küresel istikrarı riske atabilecek nitelikte
Dışişleri Bakanı Fidan, ABD-İsrail-İran hattında yaşanan gelişmelerin, hem bölge
geleceğini hem de küresel istikrarı riske atabilecek nitelikte olduğunu belirterek,
İran’ın bölgedeki Arap ülkelerinde bulunan ABD üslerini doğrudan hedef alması,
atılan adımların daha büyük bir bölgesel güvenlik krizine dönüşme ihtimalini
artırıyor. dedi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, medya kuruluşlarının Ankara temsilcileriyle bir araya
geldi. Burada gazetecilerin sorularını yanıtlayan Fidan'ın konuşmasının tam
metni şu şekilde:
Gelişmeler, hem bölgemizin geleceğini hem de küresel istikrarı riske atabilecek
nitelikte. İran’ın bölgedeki Arap ülkelerinde bulunan ABD üslerini doğrudan hedef
alması, atılan adımların daha büyük bir bölgesel güvenlik krizine dönüşme ihtimalini
artırıyor. Bir başka başlık da Hürmüz Boğazı. Boğazın kapanması, küresel
finans ve enerji piyasalarında ciddi dalgalanmalara yol açabilir. Bu da ABD’yi
kısa sürede bir şekilde sonuç almaya zorlayabilir.
Öte yandan, ilk aşamada saldırıların İran’ın bölgedeki vekil unsurlarında çok belirgin
bir hareketlenmeye yol açmadığını görüyoruz. Ama Hizbullah tarafında bazı
hareketlilikler oldu. İran halkı içinde, rejim değişikliği sonucunu doğuracak
ölçekte bir dalgalanma ise şu an için görünmüyor.
Mevcut şartlarda en olumsuz senaryo şu: Çatışmanın tırmanarak sürmesi ve İran’la
birlikte tüm bölgeyi içine çeken bir istikrarsızlık ortamının oluşması. Bunun
yanında enerji boyutu var. İran’dan doğal gaz akışının kesilmesi ya da Körfez ülkelerinden
enerji ithalatında ciddi bir aksama yaşanması, küresel ölçekte enerji
arz güvenliği açısından önemli bir risk doğurabilir.
Bu meselenin askeri, güvenlik, siyasi, ekonomik ve enerji boyutlarını ayrı ayrı
çalışıyoruz, olası senaryolara göre atılabilecek adımlar üzerinde hazırlıklarımızı
sürdürüyoruz. Bizim temel isteğimiz, talebimiz net: Karşılıklı saldırılar bir
an önce dursun ve yeniden diplomasiye dönülsün. Bunu da bütün görüşmelerimizde
açık şekilde vurguluyoruz.
İRAN İLE ABD-İSRAİL ARASINDAKİ SAVAŞ NE KADAR DAHA SÜRER?
Netanyahu tabii ki İran diye bir tehdidin ortadan kalkmasını istiyor tamamıyla hem
bugün için hem gelecek için. Tehdidi ne olarak tanımlıyordu, İran’ın sahip olduğu
yetenekler olarak tanımlıyordu. Şimdi yeteneklerin de ötesine geçip rejimin
kendisi olarak tanımlıyor.
Rejim değişikliği hedefi var.
Savaş, bizim olmasın diye uğraştığımız husustu. Bunun mücadelesini verdik. Yaratıcı
çözümler de sunduk açıkçası. Hatta savaşın başlangıcını geciktirmiş de olduk.
Aslında savaş daha erken başlayacaktı, biz biraz daha geciktirmiş olduk bu çabalarla.
Belki bir neticeye ulaşabilirdi ama eski yönteme dönmeyi tercih ettiler.
Yine müzakerenin ortasında bu savaş başladı. İranlılar, müzakerenin ortasında
savaş başlaması meselesini bir şekilde aslında diplomasinin ihanete uğraması
olarak da nitelendiriyorlar. Bundan sonra ne olacağına ciddi şekilde bakmak lazım.
Tabii burada saldıran güçlerin niyetine bakmak gerekir. Bence, İsrail ve ABD, İran'ı
ilerisi için de tehdit oluşturacak bir İran olmaktan çıkartmak isteyeceklerdir.
Şimdi İran da maliyet üretmek için çaba harcıyor. O da Körfez’deki enerji hedeflerini
bombalayarak şu anda maliyet üretiyor. Açıkçası bu maliyet ne kadar daha
devam eder, ne olur ona bakacağız. Ama İran'ın beklediği cevap gelmeyecek gibi...
İran hani buraları bombalayarak bunlar da Amerika'ya baskı yapsınlar, savaşı
durdursunlar falan diyecek ama o olmayacak gibi. İran'ın elinde, bilmiyorum ne
kadar kaldı…
Ancak İran, füze ve dronlar ile İsrail'i gerçekten rahatsız edebilir, bunları ciddi
bir şekilde kullanırsa.
İRAN’DAKİ PKK VARLIĞI
Şimdi bölgede birinci savaşta da buna benzer bir kıpırdanmanın emaresini görmüştük.
Şimdi bir kımıldama olur mu olmaz mı, bunu yakından takip ediyoruz. Yani farklı
çizgideki Kürt grupların bir araya gelerek bir ittifak kurduklarını, ortak
açıklamalar yaptıklarını da görüyoruz. Bunları tabii ki yakından takip ediyoruz.
Bunlar rejimle ne kadar savaşacaklar, bulundukları yerdeki diğer etnisitelerle
ne kadar savaşacaklar, ne olacak, neyi hedefliyorlar, nereden ne çıkar, hepsini
takip ediyoruz, analiz ediyoruz.
PKK, özellikle bulundukları ülkelerdeki zayıflıklardan, bölünmüşlerden istifade
eden bir yapı bütün terör örgütleri gibi. Terörsüz Türkiye'yle alakalı özellikle
şu anda Meclis’te devam eden bir süreç var, Komisyon raporunu tamamladı. Bundan
sonra artık siyasi partilerin kendi aralarındaki uzlaşmaları, fikirleri, uyumları…
Ne türden kararlar alacaklar?.. Artık o şekilde bir tartışma zemini olacak.
Ama bizim gördüğümüz, tabii Terörsüz Türkiye’nin olması için terörsüz bölgenin
olması gerekiyor, bunu hep teknik dili biraz düzeltmek için kullanmak zorunda
kalıyoruz. Terörsüz bölge meselesi biraz Suriye'yi, Irak'ı, İran'ı ilgilendiren
bir husus. Buralardaki denklemde örgüt kendiliğinden irade koymadığı sürece,
Terörsüz Türkiye'de belli adımları atmak mümkün olmuyor. Yakından takip ediyoruz.
İçerideki siyasal süreç ayrı bir konu. Onu ben dediğim gibi, şu anda siyasi
partiler raporu aldılar. Bakıyorlar, kendileri de herhalde bir karar verecekler.
Yeni dönemde göreceğiz bakalım.
İRAN’IN KIBRIS ADASINI HEDEF ALMA İHTİMALİ
Kuzey Kıbrıs için çok fazla risk olduğunu düşünmüyorum an itibarıyla. Güney'de de
riskin sınırlı olduğunu düşünüyorum, çok sınırlı. Sivil tesisler için çok fazla
bir şey olmayabilir.
KÖRFEZ ÜLKELERİ İRAN’A YANIT VERECEK Mİ?
Tabii resmi olarak deklere etmiyorlar ama bölge ülkelerinin İran’a karşılık verdiğine
dair bazı iddialar var. Bu iddiaları biz de duyuyoruz. Bu doğru da olabilir.
İRAN’IN BÖLGEDEKİ SALDIRILARININ TÜRKİYE’YE YÖNELME İHTİMALİ VAR MI?
İran konusundan bağımsız olarak konuşuyorum: Türkiye kendini her zaman korur. Bunun
için gerekli iradeye de yeteneğe de sahibiz.
GERGİNLİĞİN AZALTILMASINA YÖNELİK ULUSLARARASI ÇABALAR
Tüm muhataplarımızla gerekli girişimleri hassasiyetle sürdürüyoruz. Sükûnetin sağlanması
ve yeniden bir barış ortamı oluşması için yoğun bir çaba içindeyiz. İran’da
ve genel olarak bölgemizde istikrarın korunması kritik. Bu nedenle çatışmaların
bir an önce bitmesi ve diplomatik sürecin başlaması gerektiğini her fırsatta
söylüyoruz.Burada aslında tek katmanlı müzakere yok, çok katmanlı müzakere
var. Birincisi savaşan tarafları tekrar masaya getirebilir miyiz? Saldıran taraf
saldırısını ne zaman durduracak veya durdurmaya hazır? Minimumu bunun, onları
tatmin edecek bir askeri yetersizliğe ulaştırmak. Minimum savaşı durdurma şartı…
Maksimumu da rejim değişikliği. Yani, savaş, en erken temel askeri kabiliyetlerin
yok edilmesi veya etkisiz hale getirilmesiyle, en geç ise İran’da bir rejim
değişikliğiyle sona erebilir. Bu minimum şartın gerçekleşmesi belli bir süre,
belli bir askeri operasyon silsilesi isteyecek. İran geniş bir coğrafya. Füze
sistemleri, radar sistemleri, hava savunma sistemleri, elektronik harp sistemleri,
deniz kuvvetleri çok yere dağılmış.
Avrupalılarla birkaç gündür konuşuyoruz, Kaja Kallas aradı, sordu. Bugün Fransa
aradı, çok uzun konuştuk. Şimdi Alman konuşmak istiyor. Merz Cumhurbaşkanımızla
konuştu. Ursula von der Leyen aradı aynı şekilde. Barış istiyorsanız, beraber
çalışalım. Onları bir harekete sevk ediyoruz. Şu anda Körfez ülkeleri ciddi bir
durumla karşı karşıya. Ummanlıyla konuşuyoruz. Orada, Umman da hala bir şeyler
yapmaya çalışıyor. Amerikalılarla konuşuyoruz.
BÖLGEDE YAŞAYAN VATANDAŞLARIMIZIN DURUMU
Bir yandan diplomatik çözüm için temaslarımız sürüyor, bir yandan da çatışma bölgelerindeki
vatandaşlarımızı yakından izliyoruz. Şu ana kadar olaylarda yaralanan
ya da hayatını kaybeden herhangi bir vatandaşımız yok.
İran’da, çifte vatandaşlar dâhil, yaklaşık 20 bin civarında vatandaşımız bulunuyor.
İran’la olan üç sınır kapımızdan hem Türk vatandaşlarımız hem de üçüncü ülke
vatandaşları ülkemize şu an itibarıyla sorunsuz şekilde geçiş yapabiliyor. Çağrı
merkezimiz var, Başkonsolosluklarımız, Büyükelçiliklerimiz, burada Konsolosluk
işleri ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü yani 24 saat çalışıyoruz. Her
saatte bir rapor alıyoruz. Şu anda aslında can güvenliği açısından çok büyük bir
sıkıntı yok ama özellikle Dubai'de tatilde bulunan vatandaşlarımızın geri dönüşünde
bir sıkıntı oldu çünkü Suudi Arabistan hariç hava sahası kapatılmış durumda.
Dünden itibaren Suudi Arabistan zannediyorum açtı hava sahasını. Riyad üzerinden,
Cidde üzerinden uçakla gelebiliyor bizim vatandaşlarımız. Bir de orada
yaşayıp çalışanlar var. Tatilde olanlar çok fazla olmayabilir. Onlarla yakın haberleşme,
iletişim halindeyiz. Bizim Konsolosluk Çağrı Merkezimize tüm bölgeden
1500 vatandaşımız ulaşarak bilgi talep etti.
İRAN’DAN TÜRKİYE’YE YÖNELİK GÖÇ DALGASI İHTİMALİ
Biz geçen Haziran Savaşı'ndan itibaren Dışişleri’nin koordinasyonunda ilgili birimlerle
koordine toplantısı yapıyoruz. İçişleri, AFAD, Kızılay, Savunma, MİT… Her
türlü planlamayı yapıyoruz. Bu konuda halkımız müsterih olsun. Gerekli imkanlara
ve planlamalara sahibiz.
Şu anda İran kendi vatandaşlarını sınırdan çıkarmıyor. İran izin vermiyor şu anda.
Dolayısıyla İran'dan hiç kimse gelmiyor şu anda bize. Ama şu anda İran halkı,
bir önceki savaşta da gördük, 12 gün-13 gün boyunca hiçbir şey yapmadılar.
SAVAŞIN GAZZE’YE ETKİLERİ
Tabii ki kötü etkiliyor, kötü etkileyecek. Şimdi İsrail Gazze'ye giriş çıkışları
durduruyor, biliyorsunuz savaştan dolayı ve vurulan diğer ülkeler de bizim Gazze'de
beraber çalıştığımız ülkeler, Suudi Arabistan, Katar, Mısır, Ürdün vesaire
bunlar, hepsi beraber çalıştığımız ülkeler.Mısır hariç, şimdi bu ülkelerin başında
başka acil ateşleri var ve ister istemez gündemleri değişiyor.
GAZZE BARIŞ SÜRECİ
Filistin meselesinde, daha önce de söyledik, her türlü platforma destek sağlama
irademiz var. İnsani yardımlar baştan beri devam ediyor, herhalde bizden daha fazla
veren olmadı. Dolayısıyla bizim bir de ayrıyeten nakdi deklarasyona girmemize
gerek yok, ayni yardım sürekli yapılıyor. Onun dışında Uluslararası Barış Gücü
ile alakalı şu anda oluşan kompozisyonda hali hazırda bizden bir talep olmadı.
İnsani yardım konusunda oldu. Bunu da yapıyoruz.
İSRAİL CAATSA YAPTIRIMLARININ KALKMASINI İSTEMİYOR MU?
İsrail belli yeteneklere civardaki ülkelerin kavuşmasını istemez. Şu anda o modda
gidiyor. Bakalım bu mücadeleler devam edecek. Herkes kendi elindeki kartı bir
şekilde oynayacak.
Ara seçimden önce CAATSA’dan bir sonuç elde etmek için çalışılıyor. Biz siyasi adımları
attık. Göreceğiz.
AVRUPA GÜVENLİK MİMARİSİ
Avrupalılar bunu kendi aralarında daha çok, ileri savunma sanayii alanında ileri
götürdüler biliyorsunuz, SAFE gibi. Biraz daha işte Amerikan savunma sistemlerinden
bağımsız hale gelelim ama NATO'nun dışında NATO birliklerinin olmadığı, Avrupa'nın
kendi birlikleri ile bir şeyler yapmaya ilişkin kapsamlı bir çalışma
ve plan halihazırda yok. Arayışlar var, tartışmalar var. Biz de tartışmaları yakından
takip edip ediyoruz. Gerekli yerlerde gerek biz gerek diplomatlarımız müdahil
oluyoruz. Bizim duruşumuz, Cumhurbaşkanımızın duruşu bu: Kendi mahallemizde
bir oluşum olacaksa biz de bunun içerisinde hep beraber olmaya hazırız.
-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -