TEPAV Kritik teknolojilerde güç, ihracattan fazlasını gerektiriyor

Ekonomi

TEPAV Kritik teknolojilerde güç, ihracattan fazlasını gerektiriyor


TEPAV’ın kritik teknolojilere yönelik analizleri, teknoloji ekosistemlerinin heterojen
yapısına dikkat çekerken, yüksek teknolojili ihracat rakamlarının tek başına
teknolojik egemenlik anlamına gelmediğini ortaya koyuyor.
Raporun detayları şöyle:
Küresel ekonomi köklü bir dönüşüm sürecinden geçerken, sanayi politikaları ulusal
güvenlik eksenli jeoekonomik bir çerçeveyle yeniden ön plana çıkıyor. ABD, Çin
ve Avrupa Birliği, teknoloji güvenliği, tedarik zinciri dayanıklılığı ve teknolojik
egemenlik hedeflerini merkezine alan politikalar geliştiriyor. COVID-19
pandemisi küresel tedarik zincirlerinin kırılganlığını görünür kılmış olsa da
bu dönüşümün asıl itici gücü Çin’in kritik teknolojilerde hızla yükselmesi oldu.
TOBB iş birliğiyle, TEPAV’ın Asya-Pasifik Ticaret ve Sanayi Odaları Konfederasyonu
(CACCI) için hazırladığı rapor, küresel tabloyu yalnızca ihracat verileri üzerinden
değil, kritik teknolojilerde bilimsel performans ve endüstriyel kapasite
göstergelerini birlikte ele alarak değerlendiriyor. Çalışmada, ülkelerin ve bölgelerin
her bir kritik teknoloji alanında küresel liderlere olan mesafesi ölçülüyor.
Jeopolitik gücün anahtarı dört kritik teknoloji
Raporda ele alınan dört kritik teknoloji alanı, ekonomik değerlerinin yanı sıra
jeopolitik güç ve ulusal güvenlik açısından belirleyici nitelikleriyle öne çıkıyor:
yapay zekâ, gelişmiş haberleşme ve iletişim teknolojileri, biyoteknoloji ve
enerji teknolojileri.
Yüksek teknoloji ihracatı teknolojik egemenliği garanti etmiyor
Analizler, teknolojik egemenliğin yalnızca yüksek teknoloji ihracatıyla ölçülemeyeceğini,
Çin ve son yıllarda ihracatı hızla artan Vietnam gibi ülkeler üzerinden
somut biçimde ortaya koyuyor. Çin, yüksek teknoloji ticaretine yönelik bağımlılık
endişelerine rağmen, özellikle ABD’ye kıyasla bazı alanlarda hâlâ geride
kalıyor. Vietnam örneğinde ise yabancı yatırımlarla artan ihracat, yerli bilimsel
ve teknolojik kapasiteyle desteklenmediği için yapısal bir bağımlılık riski
yaratıyor.
Yapay zekâda ABD açık ara lider
TEPAV analizlerine göre ABD, dört kritik teknoloji alanından üçünde küresel lider
konumunu koruyor. Yapay zekâda hem bilimsel üretim hem de endüstriyel kapasite
açısından açık ara önde olan ABD’yi, bilimsel üretimde güçlü ancak sanayide geride
kalan Çin izliyor. AB, nitelikli insan kaynağı ve akademik üretimde güçlü
bir profil sergilerken, risk sermayesi, girişim ölçeklenmesi ve veri altyapısı
gibi alanlarda zayıf kalıyor.
Haberleşme Teknolojilerinde CACCI en güçlü alanında
Gelişmiş haberleşme ve iletişim teknolojilerinde ABD liderliğini sürdürürken, AB
bilimsel performansta öne çıkmasına rağmen endüstriyel kapasite açısından geride
kalıyor. Buna karşılık CACCI, özellikle Güney Kore, Japonya ve Singapur’un güçlü
altyapıları sayesinde bu alanda en iddialı konumuna ulaşıyor.
Biyoteknolojide araştırma ile ticarileştirme arasındaki uçurum
Biyoteknolojide ABD, bilimsel üretim, klinik araştırmalar ve ticarileştirme süreçlerinde
liderliğini sürdürüyor. Çin bilimsel yayın sayısında hızla yükselse de,
küresel biyoteknoloji pazarında ABD’nin gerisinde kalıyor. CACCI ülkeleri için
biyoteknoloji, araştırma ile ticarileştirme arasındaki kopukluk nedeniyle en
zayıf alanlardan biri olarak öne çıkıyor.
Enerji teknolojilerinde Çin’in açık üstünlüğü
Enerji teknolojilerinde tablo tersine dönüyor. Çin, güneş enerjisi, batarya teknolojileri
ve yeni enerji malzemelerinde hem bilimsel hem de endüstriyel kapasitede
açık ara lider konumda. AB rüzgâr enerjisinde güçlü olsa da güneş teknolojilerinde
Çin’e bağımlı bir yapı sergiliyor. ABD ise Ar-Ge ve inovasyonda öne çıkmasına
rağmen, ölçekli üretim ve ihracatta Çin’in gerisinde kalıyor.
Türkiye ve CACCI için ortak zorluk kapasiteyi birleştirmek
Bir CACCI ülkesi olarak Türkiye, kritik teknoloji sıralamalarında genellikle 60
ülke arasında 25–30’uncu sıralarda yer alıyor. Türkiye’nin görece en güçlü olduğu
alan enerji teknolojileri olsa da, bu alanda dahi henüz ilk 20 ülke arasına
girebilmiş değil. Bu tablo, Türkiye’de ve birçok CACCI ülkesinde bilimsel performans
ile endüstriyel kapasite arasındaki bağın güçlendirilmesi gerektiğini ortaya
koyuyor.
Heterojenlik stratejik avantaja dönüşebilir mi?
26 üyesi, yaklaşık 3 milyarlık nüfusu ve 19 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğüyle
CACCI, oldukça heterojen bir yapıya sahip. TEPAV raporu, bu çeşitliliğin doğru
politikalarla stratejik bir avantaja dönüştürülebileceğini vurguluyor.
Teknoloji rekabetinde bölgesel iş birliği vurgusu
ABD-Çin teknoloji rekabetinin derinleştiği bir dönemde, bölgesel iş birlikleri giderek
zorunlu hale geliyor. Raporda, ortak Ar-Ge platformları, veri paylaşımı,
standart uyumu ve yatırım mekanizmalarının kritik önemde olduğu belirtiliyor.
Üç politika önerisi öne çıkıyor
Bu çerçevede rapor, CACCI Stratejik Öngörü İttifakı, Ortak Ar-Ge Platformları ve
CACCI Teknoloji Yatırım Fonu ile Kritik Teknolojiler için Standart ve Sertifikasyon
Uyumlaştırma Girişimi olmak üzere üç temel politika önerisi sunuyor.


-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -

Görüntülü Görüşme
× Kolayca Görüntülü Hesap Açın Telefon Görseli