TCMB Ekonomi Notları- Kredi Kartı Kullanım Eğilimleri Gelir Düzeyi ve Limitlerin Rolü
Ekonomi
TCMB Ekonomi Notları- Kredi Kartı Kullanım Eğilimleri Gelir Düzeyi ve Limitlerin Rolü
Özet
Türkiye'de kredi kartları hem ödeme hem de finansman aracı olarak tüm gelir gruplarında
yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Bu çalışmada, bireysel kredi kartı
(BKK) kullanım eğiliminin bireylerin gelirleri ve kart limitleri ile olan ilişkisi
incelenmektedir. Çalışmada, kişi seviyesinde BKK bakiyesi, brüt gelir ve kredi
kartı limit bilgilerini içeren kapsamlı mikro veri setleri kullanılmıştır.
Bu çerçevede, öncelikle bu ilişkiye yönelik dağılımlar çeşitli göstergeler yardımıyla
sunulmuştur. Daha sonra, BKK bakiyeleri ile gelir ve limit göstergeleri
arasındaki esneklik test edilmiştir. Analizler, gelir ve kart limiti ile BKK bakiyesi
arasında pozitif bir ilişki olduğunu ve bu ilişkinin limit artış hızına
göre ayrıştığını ortaya koymuştur. Son olarak, gelir seviyesinden bağımsız olarak,
aşırı limite sahip olan bireylerin diğer bireylere kıyasla daha düşük limit
doluluk oranına ve daha yüksek kart borçluluğuna sahip olduğu bulgulanmıştır.
1. Giriş ve Motivasyon
Son yıllarda dijital ödeme teknolojilerindeki hızlı gelişmelere rağmen, kredi kartı
gerek aralarında ülkemizin de bulunduğu gelişmekte olan ülkelerde gerekse gelişmiş
ülkelerde hala en yaygın kullanılan ödeme araçlarından biri olmayı sürdürmektedir.
1 Kredi kartı kullanımı ile bireylerin nakit taşıma ihtiyacı azalmakta
ve tüketiciler peşin aldıkları mal ve hizmetlerin bedellerini ileri tarihli
ödeme imkânına sahip olmaktadır. Bunun yanında, kredi kartları ile nakit avans
ve taksitlendirme imkânı sunulması, tüketicilerin kart kullanımına yönelik bir
diğer tercih sebebi olmaktadır. Tüm bu gerekçelerle, 1990'lı yıllardan bu yana
kredi kartı kullanımı ülkemizde hızla yaygınlaşmış ve 2024 yılı itibarıyla aktif
bir şekilde kredi kartı kullanan sayısı 29 milyon kişiye ulaşmıştır.
Kredi kartı kullanımı gelir düzeyi, yaş, cinsiyet, eğitim, kredi kartı limiti ve
taksit olanakları gibi çeşitli faktörler tarafından belirlenmektedir. Gan vd.
(2016), Çin'de kullanım kolaylığı, faiz oranı, başvuru süreci, hane büyüklüğü,
ödül programı, medeni durum, kredi limiti ve yaşın kredi kartı sahipliğini etkilediğini
göstermiştir. Greene vd. (2024), gelir, yaş ve eğitimin ödeme yöntemlerinin
benimsenmesinde belirleyici olduğunu, yüksek gelir gruplarının kredi kartlarını
daha fazla kullandığını ifade etmiştir. Chien ve DeVaney (2005), yüksek
gelirli bireylerin kredi kartlarını harcama amaçlı olarak daha yaygın kullandığını,
düşük gelir gruplarının ise daha çok borçlanma amacıyla kullandığını belirtmiştir.
Kim ve DeVaney (2001), gelir düzeyi ile kredi kartı borcu arasında pozitif
ilişki saptayarak, yüksek gelirli bireylerin daha büyük bakiye tuttuklarını
göstermiştir. Yaş faktörü de kredi kartı kullanımı üzerinde etkili bir değişken
olarak öne çıkmaktadır. Chien ve DeVaney (2005), genç bireylerin kredi kartı
kullanımına daha eğilimli olduğunu, Kim ve DeVaney (2001) ise yaş arttıkça borç
düzeyinin azaldığını belirtmiştir. Taksit imkânları da kredi kartı kullanım biçimleri
açısından belirleyicidir. Chien ve DeVaney (2005), kredi kartı kullanan
bireylerin taksitli borçlanmaya daha yatkın olduğunu, Fulford ve Schuh (2024)
ise kart limitlerinin genç yaşlarda hızla arttığını ve yaşla birlikte değiştiğini
göstermiştir. Türkiye'de yapılan bir araştırma, kredi kartı kullanımının gelir
gruplarına göre farklılaştığını ve demografik özelliklerin bu kullanımı önemli
ölçüde etkilediğini göstermektedir (Buğday vd., 2020). Sonuç olarak, demografik
özellikler, gelir düzeyi, eğitim seviyesi ile birlikte kart limitleri ve taksitlendirme
imkânı bireylerin kredi kartı kullanım alışkanlıklarını ve borçlanma
davranışlarını şekillendirmektedir.
Bu çalışmada, bireysel kredi kartı (BKK) kullanım tercihleri kişi seviyesinde mikro
veriler yardımıyla çeşitli alt kırılımlarda incelenmekte, BKK bakiyelerinin
bireylerin gelir ve kredi kartı limiti ile ilişkisi analiz edilmektedir. Çalışmanın
bir diğer motivasyonu ise finansal kapsayıcılığın ve borçlanma davranışlarının
giderek önem kazandığı bir dönemde, kredi kartı limitlerinin ve bireysel
gelir farklılıklarının borçlanma düzeyine olan etkisini anlamaya katkı sağlamaktır.
Ayrıca, limit ile gelir arasındaki güçlü korelasyonun etkileri kontrol edilerek
gelirinin ima ettiğinin üzerinde limite sahip olan bireylerin kredi kartı
kullanma davranışları analiz edilmektedir. Bu çalışma, Türkiye özelinde kişi bazlı
mikro veriler yardımıyla kredi kartı kullanım eğilimlerini analiz eden ilk
araştırmalardan biri olma niteliği taşımakta ve bu alandaki önemli bir boşluğu
doldurmaktadır.
Bu çerçevede, bu kısa girişin ardından bir sonraki bölümde kişi seviyesindeki kart
kullanım verileri ve gelir bilgisiyle elde edilen çeşitli göstergeler ve dağılımlar
sunulmaktadır. Takip eden bölümde, gelir, limit ve BKK kullanımı arasındaki
ilişki ekonometrik yöntemlerle analiz edilmektedir. Dördüncü bölümde ise çalışma
genel değerlendirme ile sona ermektedir.
2. Veri ve Betimsel Görünüm
Kredi kartı kullanıcılarının finansal davranışlarını daha iyi anlamak amacıyla bakiye
ve gelir grupları bazında kişilerin kredi kartı kullanımlarının nasıl farklılaştığı
bu çalışmada cevabı aranan sorular arasındadır. Bu kapsamda, ilk olarak
Kredi Kayıt Bürosu'ndan (KKB) alınan tüm kredi kartı popülasyonundan elde edilen
kişi seviyesinde bakiyelerin dağılımına yer verilmektedir. Kişi seviyesinde
yer alan veri seti birden fazla kartı olan bireylerin tüm kartlarındaki toplam
bakiyeyi göstermektedir. Daha sonra kredi kartı verileri Sosyal Güvenlik Kurumu
(SGK) 4A2 istihdam verisiyle eşleştirilerek 4A kapsamında aktif olarak çalışan
bireylerin gelir grupları bazında kart kullanımındaki farklılaşmalar incelenmektedir.
Çalışmanın ampirik analiz kısmında KKB ve SGK'nın eşleştirilmiş verisi kullanılmış,
cinsiyet ve yaş gibi temel demografik değişkenler de SGK verisinden elde edilmiştir.
Bir ayda yaklaşık 18,4 milyon birey içeren SGK veri setinde aykırı gözlemleri
dışlamak ve yalnızca düzenli gelir elde eden bireyleri analiz kapsamına
dahil etmek amacıyla veri temizleme işlemleri gerçekleştirilmiştir. Bu çerçevede
15 yaşından küçükler ile stajyerler, çıraklar ve iş akdi askıda olan bireyler
analiz kapsamı dışında bırakılmıştır. Aylık prim ödeme günü 15'in altında olan
bireyler de çalışmaya dahil edilmemiştir. KKB ve SGK verileri eşleştirilirken
verilerin tutarlılığını sağlamak ve güvenilir sonuçlar elde etmek amacıyla çeşitli
filtreleme işlemleri de uygulanmış, bu kapsamda BKK bakiyesi 10 milyon TL'nin
üzerinde olan, geliri 6 bin TL'nin altında olan, 4A kapsamındaki çalışanlar
için brüt maaşı tavan değerlerin üzerinde olan veya BKK bakiye/geliri 5'in üzerinde
olan uç değerler örneklemden dışlanmıştır. Veri temizleme süreçlerinin ardından
ampirik analiz kısmında kullanılmak üzere elde edilen nihai veri seti yaklaşık
7 milyon bireye ait gözlemi içermektedir.
2.1 BKK Bakiyesine Göre Dağılımlar
BKK verilerine bakıldığında sıfırdan büyük BKK borcu olan 29 milyon tekil kişinin
2024 yılı aralık ayı itibarıyla toplamda 1,9 trilyon TL düzeyinde BKK bakiyesinin
olduğu hesaplanmaktadır. BKK borç bakiyesi bulunan aktif kart kullanıcısının
yaklaşık yarısının 25 bin TL altında bakiyeye sahip olduğu ve bakiye yükseldikçe
kişi sayısının monoton olmayan bir şekilde azaldığı görülmektedir (Grafik
1- 2). Buna göre 2024 yılı aralık ayı itibarıyla 150 bin TL üzerinde BKK borcu
bulunan yaklaşık 2,9 milyon kişinin toplam borç tutarı 1 trilyon TL'yi aşarken,
25 bin TL'nin altında bakiyesi bulunan yaklaşık 15 milyon kişinin toplam borç
bakiyesi 125 milyar TL civarındadır.
2024 yıl sonunda kişi başı düşen ortalama BKK bakiyesi 66 bin TL seviyesine ulaşmış
olup 2023 yılına kıyasla yüzde 52 artış göstermiştir (Grafik 3). BKK bakiyesi
150 bin TL'nin üzerinde olan grup haricindeki diğer grupların kişi başına bakiyeleri
yatay bir seyir izlemiştir. Enflasyon nedeniyle yüksek bakiye dilimlerinde
kişi sayısının zaman içerisinde artması beklenen bir olgudur. Bakiye büyümelerinde
kişi sayısındaki artış kaynaklı etkiyi arındırmak ve kullanım tercihlerini
daha iyi gözlemleyebilmek amacıyla 2023 ve 2024 yıllarında aynı dilimde yer
alan kişilerin bakiye büyümesi de analiz edilmiştir. Buna göre, her iki yılda
da 150 bin TL üzerindeki grupta yer alan kişilerde bakiye büyümesinin (yüzde 60)
diğer gruplardan önemli ölçüde farklılaştığı görülmüştür (Grafik 4). Bakiyesi
yüksek olan grubun kişi başı bakiye artışında, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
(TCMB) 3 ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) 4 tarafından yapılan
ihtiyaç kredilerine yönelik sınırlayıcı düzenlemeler de etkili olmuştur.
BDDK'nın ihtiyaç kredilerindeki vade kısıtlamasına ek olarak TCMB'nin ihtiyaç kredisi
aylık büyüme kısıtı uygulaması ihtiyaç kredisi kullanımını sınırlamaktadır.
Bu durum, yüksek tutarlı harcamaların kredi kartlarına yönelmesine ve yüksek
bakiyeli kartların toplam kartlı harcamalar içindeki payının artmasına neden
olmaktadır
Kart kullanımına ilişkin önemli göstergelerden biri olan taksitli payında bakiye
miktarına göre ayrışma gözlenmektedir. Taksitli harcamaların payı 50 bin TL altındaki
kart bakiyelerinde azalırken 50 bin TL üstü bakiyelerde -yüksek bakiye
gruplarında daha belirgin olmak üzere- artmıştır (Grafik 5). Bu durum, bireylerin
yüksek tutarlı harcamalarda geri ödeme kapasitelerini artırma motivasyonunun
yanı sıra ihtiyaç kredilerindeki kısıtlamalardan dolayı kredi kartında taksit
seçeneğine yönelmelerinden kaynaklanıyor olabilir.
2.2 Gelir Gruplarına Göre Dağılımlar
Bireylerin gelirleri ile kart kullanım dinamikleri arasındaki ilişki çeşitli heterojen
dağılımlar barındırmaktadır. Bu kapsamda, KKB verisi ile 4A kapsamında ücretli
çalışan kişilere ait veri seti eşleştirilerek, yaklaşık 10 milyon kişilik
örneklem üzerinden analizler yapılmıştır. Örneklem, 2024 yılı aralık ayı itibarıyla
toplam BKK bakiyesinin yüzde 42'sini teşkil etmektedir. Analizde gelir grupları
oluşturulurken brüt asgari ücret (AÜ) seviyesinin katları baz alınmıştır.
En düşük gelir grubu için AÜ'ye en yakın gelir seviyeleri dikkate alınarak AÜ'nün
yüzde 10 fazlasına kadar aylık geliri olan kişiler en düşük gelir kategorisi
olarak kabul edilmiştir.
İlk olarak, geliri düşük gruplarda BKK kullanım oranının düşük olduğu, gelir arttıkça
aktif BKK kullanımının da arttığı görülmektedir (Grafik 6). En düşük gelir
grubundaki kişilerin yaklaşık yüzde 40'ı BKK kullanırken bu oran en üst gelir
grubunda yüzde 90'a yaklaşmaktadır. Bu durum finansal okuryazarlığın yanı sıra
bankaların yüksek gelirlilere yönelik arz iştahıyla ilişkili olabilir. Limit doluluk
oranları belirli bir gelir seviyesine kadar gelirle birlikte artarken üst
gelir gruplarında gerilemektedir (Grafik 7). Üst gelir grubundaki bireylerin
farklı finansman olanaklarına erişimlerinin olması ya da bankaların üst gelir grubundaki
bireylere limit tahsisinde daha esnek olmaları bu gerilemede etkili olabilir.
3. Ampirik Analiz
3.1 Yöntem
Bu bölüme kadar olan kısımda, BKK bakiyesinin kart limitleri ve gelir ile olan ilişkisi
çeşitli göstergeler yardımıyla betimsel olarak gösterilmiştir. Takip eden
kısımda bu ilişkideki esneklikler ve korelasyonlar ekonometrik olarak test edilmekte
ve sayısallaştırılmaktadır. Bunun için ilk olarak aşağıdaki regresyon
modeli bir aylık kişi seviyesindeki veriler kullanılarak tahmin edilmiştir:
Denklemde kişi seviyesinde BKK bakiyesi, brüt gelir seviyesi ile cinsiyet ve yaş
kontrol değişkenleri kullanılarak açıklanmaya çalışılmıştır. Daha sonra gelir
ve BKK bakiye esnekliğinin limit artışlarına göre farklılaşıp farklılaşmadığı test
edilmiştir. Bunun için 12 ay öncesine göre gelir artışından daha yüksek oranda
BKK limit artışı olan bireyler için 1 değerini alan bir kukla değişken tanımlanmış
ve bu değişken gelir ile etkileşimli biçimde regresyona dahil edilmiştir.
Bir sonraki aşamada kişilerin kart limitlerinin BKK bakiyesi ile ilişkisini gelir
etkisinden arındırılmış biçimde ölçmek amacıyla çeşitli regresyonlar yapılmıştır.
İlk olarak basit şekilde limit/gelir oranının kişilerin gelirine oranla BKK
bakiyelerindeki rolü aşağıdaki gibi test edilmiştir:
Burada katsayısı gelire oranla limit artışlarının ne ölçüde gelire oranla BKK ile
ilişkili olduğuna yönelik esneklik değerini göstermektedir. Yukarıdaki (1) ve
(3) no'lu denklemler 2024 yılının tüm ayları için ayrı ayrı tahmin edilerek esneklik
ilişkilerinin sıkı para politikası uygulanan bu dönemde aydan aya gelişimi
de analiz edilmiştir.
Son olarak, bireylerin gelir seviyesinin ima ettiği limitin üzerinde tanımlanan
aşırı limitlerin kart kullanım davranışları üzerindeki etkisi incelenmiştir. İlgili
mevzuat gereğince5 bir gerçek kişinin sahip olduğu tüm kredi kartları için
tanımlanacak toplam kredi kartları limiti, ilk yıl için, ilgilinin aylık ortalama
net gelirinin iki katını, sonraki yıllar için ise dört katını aşamaz. Ayrıca
kart limiti aylık veya yıllık ortalama gelir düzeyi kart hamili tarafından beyan
edilen ve ilgili kuruluşlarca teyit edilen gelirler üzerinden tespit edilebilir.
Bu durum gelir ve limit arasında doğal bir ilişki oluşturmaktadır. Öte yandan,
kuruluşlar bireylerin gelirlerini tespit ve teyit etmek için gelir modelleri
kullanabilmektedir. Bu nedenle bireylere belgelenebilen gelirlerinin ima ettiği
seviyeden daha yüksek ya da daha düşük limitler tanımlanabilmektedir. Bu etkiyi
arındırabilmek için detaylı bir analiz yapılmış ve gelirin ima ettiği makul
limit seviyesinin üzerinde limite sahip bireylerdeki (aşırı limit) bakiye durumunun
diğer bireylerden ne ölçüde ayrıştığı test edilmiştir.
Bu kapsamda ilk olarak, bireylerin gelir düzeylerine göre beklenen kredi kartı
limitleri tahmin edilmiştir. Bu tahmin, gelir değişkeni kullanılarak makine öğrenmesi
yöntemi6 ile yapılmıştır. Başlangıçta doğrusal regresyon modeli denenmiş,
ancak gelir ile limit arasındaki ilişkinin doğrusal varsayımla tam olarak açıklanamadığı
görülmüştür. Bu nedenle, doğrusal olmayan ilişkileri ve etkileşimleri
daha iyi yakalayabilen rastgele orman (random forest) ve gradyan artırma (gradient
boosting) algoritmalarından XGBoost (eXtreme Gradient Boosting) uygulanmıştır.
Seçilen algoritmalar, sınırlı değişken yapısında aşırı uyum riski taşımadan
ilişkiyi esnek biçimde modelleyebilmekte ve modelin iktisadi anlamda tutarlı
kalmasını sağlamaktadır. Denenen modeller arasında en yüksek tahmin performansını
sağlayan rastgele orman algoritması ile kurulan model seçilmiştir. Böylece,
gelir-limit ilişkisinin heterojen yapısı daha esnek biçimde temsil edilerek,
aşırı limit değişkeni daha sağlam temelde tanımlanmıştır. Gerçek limiti tahmin
edilen bu değerden yüksek olan bireyler aşırı limit sahibi olarak tanımlanmıştır.
Bu gösterge değişken, gelirine göre görece yüksek limite sahip olmanın
kredi kartı kullanım davranışı üzerindeki etkisini ölçmek üzere regresyon modellerine
dahil edilmiştir. Böylece, limit büyüklüğü ile gelir arasındaki güçlü korelasyonun
etkileri kontrol edilerek, bulguların gelirden bağımsız olarak geçerliliği
test edilmiştir.
Analizde bağımlı değişken, ???? , limit doluluk oranı ya da bakiye/gelir oranı
olarak tanımlanmıştır. Aşırı_Limit?? değişkeni gerçek limiti tahmini limitin
üzerinde olan bireyler için 1, diğerleri için 0 olarak kodlanmıştır. Xi vektörü
bireyin borçlanma davranışını etkileyebilecek demografik ve sosyoekonomik özellikleri
kontrol etmek amacıyla modele eklenmiştir. Bu kapsamda yaş, yaşın karesi,
cinsiyet ve logaritmik forma dönüştürülmüş gelir kontrol edilmiştir.
Analizlerde ayrıca içsellik sorununu en aza indirmek amacıyla, bireylerin 12 ay
önceki (2023 yılı için) beklenen kredi kartı limitleri tahmin edilerek, beklenen
limitin üzerinde limite sahip olan bireyler aşırı limitli olarak tanımlanmıştır.
Böylece 1 sene öncesinden aşırı limite sahip bireylerin şu anki BKK borç bakiyesinin
diğer bireylerden ne derece ayrıştığı test edilmiştir. Sonuçların sağlamlığını
artırmak amacıyla, aşırı limit göstergesi için farklı eşik değerleri
kullanılarak iki ek değişken türetilmiştir: (Aşırı_Limit %10) ve (Aşırı_Limit %20).
Bu değişkenler, tahmin edilen limitin sırasıyla %10 ve %20 üzerinde limite
sahip olan bireyleri 1, diğerlerini 0 olarak kodlayacak şekilde oluşturulmuştur.
Böylece, farklı tanım eşiklerinin model sonuçları üzerindeki etkileri karşılaştırmalı
olarak incelenmiştir.
3.2 Bulgular
Tablo 1, (1) ve (2) numaralı denklemlerden elde edilen gelir-BKK ilişkisine yönelik
bulguları 2024 yılı aralık ayı için sunmaktadır. Buna göre bir bireyin BKK
bakiyesi geliri kendisinden 1 TL daha düşük olan diğer bir bireye kıyasla ortalamada
0,77 TL daha yüksektir. Son bir yılda, limit artışı gelir büyümesinin üzerinde
olan bireylerin gelir - BKK bakiyesindeki esnekliğin daha yüksek olduğu (0,93)
görülmektedir. Bir diğer ifadeyle, kart limitleri daha hızlı büyüyen bireylerin
kredi kartı borçlarının gelir seviyelerine olan duyarlılığı daha yüksektir.
Bireyler arasındaki gelir seviyesi farklılaşmasını kontrol etmek ve gelire oranla
limit ve bakiye ilişkisindeki farklılaşmayı ölçmek amacıyla, Tablo 2'de limit/gelir
oranı ile BKK/gelir arasındaki ilişki ortaya konulmaktadır. Limit/gelir
ile BKK borçluluğu arasında pozitif ve anlamlı bir esneklik ilişkisi olduğu gözlenmektedir.
Buna göre, limit/gelir oranları daha yüksek olan bireyler aynı zamanda
ortalamada daha yüksek BKK borçluluğuna sahiptirler
Yukarıdaki tablolarda 2024 yıl sonu verileriyle sunulan analizler 2024 yılı tüm
ayları için tekrarlanmış ve esneklik katsayılarında zaman içerisindeki değişim
incelenmiştir (Grafik 8 ve Grafik 9).9 Buna göre bireylerin gelir ve BKK bakiyesi
arasında yaklaşık yüzde 70-80 bandında olan esneklik ilişkisinin tüm dönemler
boyunca korunduğu görülmektedir. Yıl sonuna doğru ilgili katsayıda gözlenen kısmı
artış ise bireylerin yıl başında gelir artışı beklentisinin BKK bakiyelerini
artırdığını ima etmektedir. BKK borçluluğu ile limit / gelir oranı arasındaki
esneklik ilişkisi ise 2024 yılı genelinde yüzde 6 seviyesinde iken ilgili katsayı
zaman içerisinde gerilemiştir. Bu ilişkinin zayıflamasında yıl genelinde gerçekleşen
limit artışlarının BKK bakiye artışının üzerinde olmasının ve gelire
oranla yüksek limite sahip bireylerin tüketim eğiliminin diğer bireylere göre
zaman içerisinde azalmasının etkili olduğu değerlendirilmektedir. Bu bulgular,
gelire oranla limitlerin bulunduğu seviyenin kredi kartı borçluluğunu anlamada
önemli bir gösterge olduğunu ortaya koymaktadır.
Takip eden bölümde, gelirin ima ettiği seviyenin üzerinde limite sahip olmanın BKK
borçluluğu ile ilişkisi incelenmektedir. Tablo 3'te, tahmin edilen beklenen
limitin üzerinde kredi kartı limitine sahip bireyler için oluşturulan Aşırı
Limit değişkeni ile kredi kartı kullanım göstergeleri arasındaki ilişkiler ilginç
bulgular içermektedir. Aşırı limite sahip olan bireylerin gelire oranla kart
borçluluğunun diğer bireylere göre ortalamada daha yüksek olduğu görülmektedir.
12 ay öncesinde aşırı limit durumunda olan bireylerin ortalamada halen daha
yüksek borçluluğa sahip olduğu da gözlenmektedir. Aşırı limiti olanların, limitlerini
ne ölçüde kullandıklarını ve bu kullanımın diğer bireylerden farklılaşmasını
anlamak amacıyla ayrıca bağımlı değişken olarak BKK bakiye/limit oranı kullanılmıştır.
Buna göre, aşırı limit durumundaki bireylerin limit doluluk oranı,
aşırı limiti olmayanlara kıyasla ortalama 29,2 puan daha düşüktür. Bu bulgu, yüksek
limit verilmiş bireylerin limitlerinin daha düşük bir payını kullandıklarına
işaret etmektedir. İki katsayı bir arada değerlendirildiğinde, gelir seviyesinden
bağımsız olarak aşırı limite sahip olan bireylerin daha yüksek kart borçluluğuna
sahip olduğu fakat bu yüksek borçluluğun mevcut limitleri içerisinde daha
düşük payı oluşturduğu gözlenmektedir.
Analiz, 2023 yılı alt örnekleminde de benzer sonuçlar vermektedir. Ayrıca, limitin
tahmin edilen değerin %10 ve %20 üzerinde olması durumlarını temsil eden alternatif
göstergeler de benzer yönde sonuçlar üretmektedir. Tüm modellerde katsayıların
istatistiksel olarak anlamlı olması, aşırı limit tanımının kredi kartı
kullanım davranışındaki ayrışmayı anlamlı şekilde açıkladığını teyit etmektedir.
4. Genel Değerlendirme
Bu çalışmada yaklaşık 7 milyon yatay kesit örneklem verisiyle yapılan analizlerden
elde edilen sonuçlar gelir ve limit ile BKK bakiyesi arasındaki pozitif esneklik
ilişkisini ortaya koymaktadır. Çalışmada elde edilen bulgulara göre yüksek
gelirli bireylerin BKK bakiyesi de beklenti doğrultusunda daha yüksek olduğu gibi
limit/gelir oranları daha yüksek olan bireyler aynı zamanda ortalamada daha
yüksek BKK borçluluğuna sahiptir. Ayrıca, limit artışı yüksek olan bireylerin
ortalamada gelirleri ile BKK bakiyeleri arasındaki esneklik ilişkisi daha kuvvetlidir.
Alternatif gelir ve limit göstergelerinden elde edilen sonuçlar temel bulguları
destekler niteliktedir. Limit ile gelir arasındaki güçlü korelasyon kontrol
edildiğinde gelirine göre aşırı limite sahip bireylerin limit doluluk oranının
diğer bireylere kıyasla daha düşük olduğu saptanmıştır. Öte yandan, aşırı
limite sahip bireylerin bakiye/gelir oranı diğer bireylere kıyasla daha yüksektir.
Tüm bu bulgular limit seviyelerinin BKK bakiyesi açısından önemli bir etken
olduğunu ima etmektedir. Son olarak, gelir veya limit artışları ile bireylerin
geçmiş finansal davranışları arasındaki olası ilişki, bu göstergelerin bakiye
üzerindeki etkisinin nedensel olarak yorumlanmasını güçleştirebilmektedir. Bu
nedenle, çalışmada elde edilen ilişkilerin korelasyonlar içerdiğini, nedensel bir
etkiyi ima etmediğini not etmek gerekmektedir. Gelecek çalışmaların, gelir ve
limit göstergeleri ile kredi kartı kullanım davranışları arasındaki ilişkinin
nedenselliğini ortaya koyacak yöntemlere odaklanması ve arz-talep koşullarını
ayrıştırması, politika yapıcıların borçlanma dinamiklerini daha etkin değerlendirebilmeleri
açısından önemli olacaktır.
Önemli Not: Bu haberde ilişkili internet sitesine link bulunmaktadır.
Kullanıcılarımızın habere erişmek için Manşet'in üst kısmında yer alan linki tıklamaları yeterlidir.
-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -