Basın Bülteni- PwC ve ULI araştırmasına göre, gayrimenkulde yapay zeka hızla yaygınlaşıyor
Ekonomi
Basın Bülteni- PwC ve ULI araştırmasına göre, gayrimenkulde yapay zeka hızla yaygınlaşıyor
PwC ve Urban Land Institute (ULI) iş birliğiyle hazırlanan Gayrimenkulde Gelişen
Trendler 2026 (Emerging Trends in Real Estate® Europe 2026) araştırması yayımlandı.
Araştırma, Avrupa gayrimenkul sektöründe faaliyet gösteren liderlerin,
devam eden jeopolitik ve ekonomik belirsizlikler nedeniyle geçen yılki ihtiyatlı
iyimserlikten daha pragmatik ve temkinli bir yaklaşıma yöneldiğini ortaya koyuyor.
Araştırmaya göre, küresel ölçekte artan siyasi istikrarsızlık, savaşların tırmanması,
deglobalizasyon eğilimleri ve Avrupa'nın ekonomik büyüme görünümüne ilişkin
soru işaretleri, sektörün önümüzdeki dönemdeki ana gündem maddeleri arasında
yer alıyor. Buna karşın, sektör liderleri gayrimenkulün uzun vadeli dönüşüm potansiyeline
olan inançlarını koruyor.
PwC Türkiye Gayrimenkul Sektörü Lideri Umurcan Gago, araştırma sonuçlarına ilişkin
şu değerlendirmede bulundu: Gayrimenkul sektörü, son yılların en karmaşık küresel
ortamında faaliyet gösteriyor. Jeopolitik belirsizlikler, deglobalizasyon
eğilimleri ve finansmana erişim koşulları, sektörü daha temkinli ama aynı zamanda
daha gerçekçi bir noktaya taşıyor. PwC 'nin gayrimenkul sektörü raporu Emerging
Trends in Real Estate 2026 araştırması, sektörün kısa vadeli baskılara rağmen
uzun vadeli değer yaratma potansiyeline ve dönüşüm gücüne olan inancını koruduğunu
açıkça ortaya koyuyor.
Deglobalizasyon ve jeopolitik riskler öne çıkıyor
Araştırma bulguları, deglobalizasyonun etkilerine yönelik endişelerin son iki yılda
iki kattan fazla artarak yüzde 70'e ulaştığını gösteriyor. Katılımcıların yüzde
90'ı uluslararası siyasi istikrarsızlığı, yüzde 86'sı küresel çatışmaların
tırmanmasını ve yüzde 77'si Avrupa'nın ekonomik büyüme görünümünü en önemli risk
başlıkları arasında sıralıyor.
Kırılgan ekonomik toparlanma, düzensiz kiracı talebi, inşaat maliyetleri ve kaynak
bulunabilirliği ile düzenleyici belirsizlikler, Avrupa genelinde iş dünyası
güvenini sınırlamaya devam ediyor. Buna rağmen, 2026 yılı sonuna kadar kârlılıkta
iyileşme bekleyenlerin oranı yüzde 50'ye yükselmiş durumda.
Sermaye akışında borç finansmanı öne çıkıyor
Yüksek faiz ortamının etkisini sürdürdüğü bir dönemde, gayrimenkul yatırımları altyapı
ve tahvil gibi diğer varlık sınıflarıyla rekabet ediyor. Araştırma, özellikle
çekirdek (core) gayrimenkul yatırımlarında alıcı-satıcı fiyat beklentileri
arasındaki farkın kapanmaya başladığını, ancak sermaye akışının daha çok borç
finansmanı yönünde şekillendiğini ortaya koyuyor. Özkaynak tarafında ise özel
sermaye fonları, yüksek gelirli bireyler ile Avrupa ve ABD merkezli aile ofisleri
gibi daha girişimci ve geleneksel olmayan yatırımcı profillerinin öne çıktığı
görülüyor.
Avrupa'da en cazip şehirler: Londra, Madrid, Paris
Araştırma kapsamında, yatırım ve geliştirme açısından Avrupa'nın en cazip şehirleri
sıralamasında Londra, Madrid, Paris ve Berlin üst sıralardaki yerlerini koruyor.
Bu şehirler aynı zamanda son bir yılda işlem hacimleri açısından da öne çıkıyor.
Amsterdam beşinci sıraya yükselirken, Milano yedinci sıradaki konumunu
koruyor, Barselona ise yeniden ilk 10'a giriyor. Yatırımcıların tercihlerinde,
piyasa büyüklüğü, likidite, hukuki altyapı ve uzun vadeli büyüme potansiyeli belirleyici
olmaya devam ediyor. Konut, lojistik, veri merkezleri, öğrenci yurtları
ve yeni enerji altyapıları gibi operasyonel ve niş segmentler, geleneksel ofis
yatırımlarına kıyasla daha fazla ilgi görüyor.
Yapay zekâ gayrimenkulün değer zincirini dönüştürüyor
Araştırma, yapay zekânın gayrimenkul sektöründe hızla yaygınlaştığını ortaya koyuyor.
Katılımcıların yüzde 75'i halihazırda yapay zeka veya makine öğrenmesi tabanlı
çözümler kullanıyor. Önümüzdeki 18 ay içinde yapay zekânın, pazarlama ve
kiralama, mülk yönetimi, planlama ve tasarım, varlık ve operasyon yönetimi gibi
alanlarda yaygın biçimde kullanılmasının beklendiği belirtiliyor. Bununla birlikte,
siber güvenlik, operasyonel kesintiler, itibar kaybı ve düzenleyici uyum
riskleri, özellikle Avrupa Birliği'ndeki şirketler açısından önemli endişe başlıkları
arasında yer alıyor.
ESG gündeminde yeniden dengeleme
Araştırma, gayrimenkul sektöründe karbonsuzlaşma ve sürdürülebilirliğin uzun vadede
önemini koruduğunu, ancak kısa vadeli ekonomik baskıların ESG gündeminin ele
alınış biçiminde değişime yol açtığını gösteriyor. Katılımcıların yüzde 85'i
ESG'yi hâlâ önemli bir unsur olarak görse de önümüzdeki beş yılda ESG'yi stratejik
kararların ana itici gücü olarak değerlendirenlerin oranı geçen yıla kıyasla
düşüş gösteriyor. Sektör oyuncularının, sürdürülebilirlik yatırımlarını daha
net bir şekilde değer yaratımı ve yatırım performansı ile ilişkilendirme ihtiyacı
ön plana çıkıyor.
Avrupa'nın rekabet gücünde gayrimenkulün rolü
Gayrimenkulde Gelişen Trendler 2026 araştırması, gayrimenkulün yalnızca pasif
bir varlık sınıfı değil, enerji dönüşümü, dijitalleşme, yapay zekâ ve kentsel dönüşüm
süreçlerinde stratejik bir altyapı unsuru olarak Avrupa'nın rekabet gücüne
katkı sağlayabileceğine dikkat çekiyor.
-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -