Ekonomi

Agora Industry Karbon fiyatlandırması, çelik sektörünü dönüştürebilir

Sanayinin iklim nötr bir yapıya geçişi için stratejiler geliştiren düşünce kuruluşu
Agora Industry'nin İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) ve Sürdürülebilir Ekonomi
ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFiA) desteği ile hazırladığı 'Türkiye Çelik
Sektörü: 2053 Net Sıfır Emisyon Yol Haritası' raporu, İstanbul'da düzenlenen
basın toplantısında açıklandı.

Toplantı, Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB) Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Dalbeler
ve SEFiA Direktörü Bengisu Özenç'in açılış konuşmalarıyla başladı.

Ardından, Agora Industry Küresel Çelik Dönüşümü Programı Koordinatörü Ysanne Choksey
ve Agora Industry Tekno-Ekonomik Analisti Emir Çolak, raporu tanıttı.

ULUSAL ETS ve SKDM KARBONSUZLAŞMANIN ÖNÜNÜ AÇABİLİR
Raporda, Türkiye'nin çelik sektörünü düşük emisyonlu üretime dönüştürmesi için önümüzdeki
20 yıl boyunca her yıl yaklaşık 1,5 milyar euro yatırım yapması gerektiği
öngörülüyor. Türkiye'nin kendi Emisyon Ticaret Sistemi (Ulusal ETS) ve Sınırda
Karbon Düzenleme Mekanizması'nı (Ulusal SKDM) uygulamasıyla yıllık 0,5-1,5
milyar euroluk gelir elde edilebilir ve sektörün karbonsuzlaşmasında, yeşil çeliğe
geçişte kullanılabilir. Söz konusu rakam, 20 yıl boyunca yılda 1,5 milyar
euroluk yatırımın önemli bir bölümünü karşılayabilir.

Türkiye, karbon gelirlerini sıfıra yakın emisyonlu teknolojilere yatırarak ve yerli
hurda kullanımını artırarak hem yeni işler yaratabilir hem de küresel çelik
pazarındaki yerini güçlendirebilir. Karbon fiyatının düşük kalması durumunda ise
halihazırda dünyanın yedinci büyük çelik üreticisi olan Türkiye'nin ithalata
bağımlılığı artabilir.

Antalya'da düzenlenecek COP31 öncesinde yayımlanan çalışma, Türkiye'nin, sıfıra
yakın emisyonlu demir talebini yurt içi üretim ve ithalat arasında dengeli biçimde
karşılaması gerektiğine dikkat çekiyor. Cevherden düşük emisyonlu çelik üretim
kapasitesinin artırılması, katma değerin Türkiye'de kalmasına ve tedarik risklerinin
azalmasına yardımcı olabilir. Böylece Türkiye, bugün ithal ettiği yüksek
kaliteli yassı çeliğin daha fazlasını da üretebilir. Belirli alanlarda yapılacak
düşük emisyonlu çelik ithalatı ise üretilebilecek çelik ürünlerinin çeşitliliğini
artırabilir.

Agora Industry Küresel Çelik Dönüşümü Programı Koordinatörü Ysanne Choksey, şunları
söyledi:
Türkiye, temiz çelik üretiminde öncü olmak için, zengin yenilenebilir enerji kaynakları,
elektrikle çelik üretiminde kapsamlı deneyim, Avrupa, Orta Doğu, Asya
ile güçlü ticari ilişkiler gibi en önemli gerekliliklere sahip. Erken yatırım
yapanlar, istihdam ve rekabet gücü açısından avantaj elde edecek. Antalya'da düzenlenecek
COP31, gerekli mesajları vermek ve bu alanda sonraki adımları atmak
için ideal bir fırsat sunuyor.

KARBON FİYATI, DÖNÜŞÜMÜN İTİCİ GÜCÜ
Çalışmada, 2050 yılına uzanan üç senaryo incelendi. Mevcut politikaların devam ettiği
ilk senaryoda, kömüre dayalı üretim ağırlığını koruyor. Kademeli ve hızlandırılmış
dönüşüm senaryoları ise sıfıra yakın emisyonlu teknolojilere yönelik
yatırımların ve politika desteğinin artmasını öngörüyor.

Rapora göre karbondioksitin ton fiyatı yaklaşık 100 euroya ulaştığında, Türkiye'de
doğal gaz kullanılarak cevherden üretilen demirden elde edilen çeliğin maliyeti
kömür bazlı çelikle eşitleniyor. Yeşil hidrojen bazlı çelik için bu eşik ton
başına yaklaşık 140 euro. Türkiye'deki karbon fiyatı, sanayi ve elektrik üretimini
kapsayan Avrupa Birliği'nin (AB) ETS'sini takip ederse bu seviyeye 2030'lu
yılların sonunda ulaşılabilir.

Bu fiyat düzeyi, şirketleri Türkiye'de sıfıra yakın emisyonlu demir üretimine yatırım
yapmaya teşvik edebilir. Erken yatırım yapan şirketler, düşük emisyonlu çeliğe
yönelik büyüyen talepten pay alabilir ve uzun vadeli tedarik sözleşmeleri
yapabilir. Ayrıca ihracatlarını AB'nin sınırda karbon düzenlemesinin etkilerinden
koruyabilir.

Yeşil çelik kullanımından kaynaklanan ilave maliyetin nihai kullanıcıya etkisinin
de sınırlı olacağı öngörülüyor. Yeşil çelik kullanılan bir elektrikli otomobilin
fiyatının yaklaşık 270 euro (yüzde 0,9), çamaşır makinesinin fiyatının 8 euro
(yüzde 1,3), ev tipi bir klimanın fiyatının ise 9 euro (yüzde 0,8) artabileceği
hesaplandı. Nihai ürün fiyatlarındaki bu sınırlı etki, zorunlu yeşil kamu alımları,
asgari kullanım kotaları ve uzun vadeli alım anlaşmaları yoluyla düşük
emisyonlu çelik talebini teşvik edebilir.

HURDA ÇELİK İTHALATI ZORLAŞIYOR
Karbon fiyatının düşük kalması, Türkiye'de yaratılabilecek ekonomik değerin önemli
bir bölümünün yurt dışına kaymasına yol açabilir. Kademeli senaryoda karbon
fiyatı, 2030'lu yılların başına kadar karbondioksit ton başına 50 euroyu aşmıyor.
Bu noktadan sonra Orta Doğu ve Kuzey Afrika'dan ithal edilen doğal gaz bazlı
demir, Türkiye'de kömür kullanılarak üretilen demirden daha ucuz hale geliyor.
Yerli doğal gaz ve yeşil hidrojen bazlı demir üretimi ise ancak 100 ve 140 euro
düzeyinde başa baş noktasına ulaşıyor. Hedefli politika desteği olmadan Türkiye'nin
ithal demire bağımlılık riski artıyor.

Bu senaryoda kömürden yine kademeli olarak çıkılıyor, ancak üretimde ortaya çıkan
açık büyük ölçüde ithalatla karşılanıyor. Kısa vadede daha ucuz olan bu yol,
Türkiye'nin ithalata bağımlılığını artırıyor. Ayrıca hızlandırılmış dönüşümün sağlayabileceği
katma değer ve istihdamın önemli bir bölümü yurt dışında kalıyor.


Dünyanın en büyük hurda ithalatçısı Türkiye için hurda giderek kıtlaşıyor ve pahalılaşıyor.
AB başta olmak üzere, 50'ye yakın ülke hurda ihracatını kısıtlıyor.
Bu durumda ham madde güvenliği için yurt içi hurda toplamanın 2050'ye kadar 10
milyon tondan 26 milyon tona çıkarılması ve ithal düşük emisyonlu demirle desteklenmesi
gerekebilir.

Rapor, güneş ve rüzgar enerjisi, elektrolizör üretimi ve yeşil hidrojen bazlı demir
üretimini kapsayan değer zincirlerinde yaklaşık 29 bin kişiye yeni iş imkanı
doğacağı belirtiliyor.

HIZLI DÖNÜŞÜM SENARYOSU, EMİSYONLARDA EN FAZLA DÜŞÜŞÜ SAĞLIYOR
Çelik sektörü, Türkiye'nin sanayi kaynaklı emisyonlarının yaklaşık yüzde 40'ından
sorumlu. Bu nedenle sektörün dönüşümü, Türkiye'nin 2053 iklim nötr hedefi açısından
büyük önem taşıyor.

Erken yatırım ve güçlü politika desteğine dayanan hızlandırılmış karbonsuzlaşma
senaryosunda, sektörün emisyonları 2050'ye kadar 2025 düzeyine göre yüzde 92 azalabiliyor.
Bu, Türkiye'nin 2053 net sıfır hedefine ulaşan tek senaryo.

Rapora göre kalan emisyonların azaltılması için de kullanılabilecek yöntemler var.
Bunlar arasında elektrik ark ocaklarında biyokömür kullanımı ve şebekeden veya
elektrik satın alma anlaşmaları yoluyla tamamen yenilenebilir elektrik temin
edilmesi bulunuyor. Geriye kalan emisyonlar için ise karbon yakalama ve depolamayla
birlikte kullanılan biyoenerji veya doğrudan havadan karbon yakalama gibi
yüksek kaliteli karbon giderme yöntemlerinden yararlanılabilir.

1,5 MİLYAR EURO TÜRKİYE'DE KALABİLİR
Türkiye'de uygulanacak etkin bir ETS ve ithal ürünler için devreye alınacak SKDM
benzeri bir karbon fiyatlama mekanizmasının etkili bir dönüşüm politikasının temelini
oluşturabileceğine dikkat çekilen raporda, böylece karbon gelirlerinin
Türkiye'de kalabileceğine dikkat çekiliyor.

Çalışmaya göre Türkiye'deki karbon fiyatının AB'deki ETS fiyatıyla eşit olması durumunda,
çelik ihracatına ilişkin yılda yaklaşık 1,5 milyar euroluk karbon geliri
AB yerine Türkiye'de değerlendirilebilir. Kaynak, çelik sektörünün dönüşümünü
desteklemek üzere kurulacak bir yeşil çelik fonuna aktarılarak sektörün karbonsuzlaşmasına
yönelik önlemlerin finansmanında kullanılabilir. Hızlandırılmış
senaryoya göre 20 yıl boyunca yılda 1,5 milyar euroluk yatırıma katkı sağlayabilir.

Karbon fark sözleşmeleri ve uygun koşullu finansman da yatırım risklerini ve sermaye
maliyetlerini düşürerek karbon fiyatlandırmasını destekleyebilir. Yeşil kamu
alımları, kotalar ve uzun vadeli satın alma anlaşmaları ise sıfıra yakın emisyonlu
çelik için düzenli talep oluşturabilir.

TÜRKİYE TEMİZ ÇELİKTE ÖNCÜ OLABİLİR
Toplantıda sektör uzmanlarının katılımıyla bir panel düzenlendi. Kıdemli sanayi
uzmanı Muammer Bilgiç'in moderatörlüğünü üstlendiği panelde Türkiye Çelik Dönüşümü
Ağı Koordinatörü Dursun Baş, SEFiA Direktörü Bengisu Özenç, Türkiye Çelik Üreticileri
Derneği Teknik İşler Direktörü Hasan Akbulut ve Borçelik Yönetim Sistemleri
Direktörü Serkan Ürkmez, sektördeki gelişmeleri değerlendirdi.

Türkiye Çelik Dönüşüm Ağı (ÇEDA) Koordinatörü Dursun Baş, şunları söyledi: Güçlü
bir karbon fiyatı, düşük emisyonlu çelik üretiminin ekonomik olarak karşılık
bulacağına dair net bir mesaj verir ve daha temiz üretim yapan üreticileri da ödüllendirir.
Türkiye'nin şu anda pilot aşamada olan emisyon ticaret sisteminin
de bu yönde tasarımının iyileştirilmesi gerekiyor. Türkiye'nin çelik ihracatındaki
en büyük pazarı olan AB ile ticaret kuralları da aynı derecede belirleyici
olacak. Bu kapsamda, Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu ile Türkiye arasındaki serbest
ticaret anlaşmasının güncellenmesi önem taşıyor. Elektrik ark ocaklarıyla
çelik üretimindeki güçlü birikimi sayesinde Türkiye, dönüşüm fırsatını değerlendirmek
için iyi bir konumda. Böylece temiz çelikte öncü ülkelerden biri olabilir
ve fosil yakıt teknolojilerine bağımlı kalmaktan kaçınabilir.

SEFiA Direktörü Bengisu Özenç ise şu değerlendirmeyi yaptı: Karbon fiyatlandırması,
Türkiye'nin önemli ihracat pazarlarının birçoğunda zaten uygulanıyor. Önümüzdeki
dönemde daha fazla pazarın bu uygulamaya geçmesi bekleniyor. Bu pazarlardaki
fiyatlarla uyumlu, etkin bir ulusal karbon fiyatı, yatırım planlaması açısından
önemli bir sinyaldir. Temiz demir-çelik üretiminin ekonomik karşılık bulacağını
gösterir ve erken harekete geçenleri ödüllendirir. Önümüzdeki yıllarda yapılacak
yatırımların, Türkiye'nin çelik üretimini on yıllar boyunca şekillendireceğini
göz önünde bulundurmak gerekir. Bugün harekete geçmek, ülkenin düşük emisyonlu
çelik için büyüyen pazardan pay almasını ve fosil yakıt teknolojilerine
bağımlığını kırmasını sağlayabilir.

Etkinliğin kapanış konuşmasını ise İstanbul Politikalar Merkezi İklim Değişikliği
Programı Koordinatörü Ümit Şahin yaptı.


-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -
Görüntülü Görüşme
× Kolayca Görüntülü Hesap Aç Telefon Görseli