Ekonomi

Allianz Commercial İklim riskleri değişiyor, dolu ve fırtına hasarları rekor kırıyor

Allianz Commercial analizlerine göre, şiddetli konvektif fırtınaların (SCS) sıklığı
ve şiddeti önemli ölçüde artarak, küresel ölçekte milyarlarca dolarlık sigortalı
hasara yol açıyor. Buna göre uçaklar, binalar, üretim tesisleri ve güneş
panelleri dahil yenilenebilir enerji altyapıları, dolu kaynaklı hasarların en maliyetli
kalemleri arasında yer alıyor. Türkiye'de de Meteoroloji Genel Müdürlüğü
verilerine göre 2025 yılında ülke genelinde 1.011 ekstrem meteorolojik olay
yaşanırken, bunların yaklaşık 273'ünü fırtına, 172'sini ise dolu olayları oluşturdu.

Kasırgaların aksine, şiddetli konvektif fırtınalar çok az ya da hiç uyarı olmadan
ortaya çıkabiliyor, yerel ölçekte ciddi hasarlara yol açarken ani sel ve taşkın
gibi ikincil etkileri de tetikleyebiliyor. Bu öngörülemez olaylar, sigorta sektörü
için yıllık hasarların başlıca nedenlerinden biri haline gelmiş durumda.
Geçtiğimiz yıl sigortalı doğal afet hasarlarının yaklaşık yarısını oluşturan bu
olayların toplamı 60 milyar ABD dolarını aştı. Gallagher Re verilerine göre 2023-2025
döneminde toplam hasar tutarı 200 milyar doların üzerine çıktı.

ABD, küresel ölçekte sigortalı hasarların değerinin %80'inden fazlasını oluşturarak
SCS olaylarının en yoğun yaşandığı bölge konumunda. Bu eğilim, Allianz Risk
Barometresi sonuçlarına da yansıyor, doğal afetler iş dünyasının en önemli riskleri
arasında 5. sırada yer almayı sürdürüyor. Kasırgalar çoğunlukla manşetlere
çıksa da SCS kaynaklı en büyük hasarların başlıca nedeni dolu fırtınaları olarak
öne çıkıyor. Toplam kayıpların %50 ila %80'inin dolu kaynaklı olduğu tahmin
ediliyor. ABD bu alanda da başı çekse de Allianz Commercial'ın yayımladığı rapora
göre farklı bölgelerde de ciddi dolu hasarları yaşanıyor. Bu nedenle yüksek
riskli bölgelerde varlıkları bulunan şirketler için dayanıklılık oluşturmak artık
bir tercih değil, zorunluluk haline geliyor.

Enflasyon ve riskli bölgelerdeki yapılaşma kayıpları artırıyor
SCS kaynaklı riskler, nüfus artışı ve riskli bölgelerdeki yapılaşmanın artmasıyla
daha da büyüyor. Hızlı kentleşme, eskiyen altyapılar ve güncel risklere uyum
sağlamayan yapı standartları, hasarların hem olasılığını hem de maliyetini artırıyor.
SCS olayları kısa süreli ve dar alanlı olmasına rağmen, özellikle yoğun
nüfuslu bölgelerde yüksek yıkım potansiyeline sahip. Dolu sonrası en önemli hasar
kaynağı ise genellikle hortumlar ve şiddetli rüzgârlar. Dolu fırtınaları en
çok binaları - özellikle çatıları - ve araçları etkileyerek yüksek maliyetli sigorta
taleplerine neden oluyor.

Beyzbol topu büyüklüğündeki bir dolu tanesi, saatte 160 km'ye varan hızlara ulaşarak
ciddi kinetik enerji taşıyabiliyor. Dolu kaynaklı hasarlar yalnızca artmakla
kalmıyor, aynı zamanda niteliği de değişiyor. Önceden daha çok standart mülk
hasarları olarak görülen bu olaylar, artık uçak filoları ve güneş enerjisi tesisleri
gibi yüksek değerli varlıkları etkileyerek hasar maliyetlerini önemli ölçüde
artırıyor.

Enflasyon da hasar maliyetlerini yükselten önemli bir faktör. Yeniden inşa ve onarım
maliyetlerindeki artış, iş gücü ve malzeme tedariğindeki zorluklarla daha
da derinleşiyor. Örneğin, 2000 yılından bu yana Amerika'da bazı bölgelerde asfalt-
çatı yenileme maliyetlerinin %250 arttığı, son 5 yılda ise %45 yükseldiği belirtiliyor.

Türkiye'de 2025'te 1011 ekstrem hava olayı yaşandı
Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre 2025 yılında Türkiye genelinde 1.011
ekstrem meteorolojik olay yaşanırken, bunların yaklaşık 273'ünü fırtına, 172'sini
ise dolu olayları oluşturdu. Bu tablo, Türkiye'de de ani ve yerel hava olaylarının
hem sıklığının hem de etkisinin giderek arttığını ortaya koyuyor. Artık
şirketler için bu risklerle mücadele yalnızca geleneksel senaryo planlaması yeterli
olmuyor. Yapay zekâ destekli ve veri odaklı yeni yaklaşımlar, fiziksel kırılgan
noktaları önceden tespit ederek proaktif risk azaltımına olanak tanıyor.

Öktem Örkün: İş dünyası için risk azaltımı öncelik haline geliyor
Ekstrem hava olaylarının şirketlerin yalnızca risk ortamını anlamasını değil, aynı
zamanda operasyonel dayanıklılıklarını güçlendirmesini de zorunlu kıldığını
söyleyen Allianz Türkiye Elementer Ticari Sigortalar Genel Müdür Yardımcısı Öktem
Örkün, Son yıllarda hem dünyada hem de Türkiye'de dolu, fırtına ve ani hava
olaylarının sıklığında ve şiddetinde belirgin bir artış gözlemliyoruz. Bu tablo,
işletmeler açısından riskin doğasının değiştiğini ve dayanıklılığın artık bir
tercih değil, temel bir gereklilik haline geldiğini gösteriyor. Ancak hiçbir
işletmenin bu tür yüksek etkili ve öngörülmesi zor olaylara tamamen hazırlıklı
olması mümkün değil. Bu nedenle kritik olan, riskleri doğru analiz etmek, farkındalığı
artırmak ve farklı senaryolara karşı çevik, ölçeklenebilir müdahale planları
oluşturmak. Allianz Türkiye olarak sigortacılığı yalnızca hasar sonrası finansal
bir güvence olarak değil, risk gerçekleşmeden önce başlayan bütünsel bir
süreç olarak ele alıyoruz. Bu kapsamda uzman risk mühendislerimiz aracılığıyla
işletmelerin maruz kaldığı riskleri sahada analiz ediyor, yapay zekâ gibi son
teknolojilerle potansiyel riskleri önceden belirleyerek önleyici aksiyonların
hayata geçirilmesine destek oluyoruz.

Artan iklim riskleri karşısında, veri ve mühendislik temelli yaklaşımımızla işletmelerin
dayanıklılığını güçlendirmeyi, risk farkındalığını artırmayı ve olası
hasarların etkisini en aza indirmeyi hedefliyoruz dedi.


-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -