Ekonomi

ASO Başkanı Ardıç Nükleer tedarik zincirine dâhil olmak, sanayimiz açısından bir üst lige çıkmaktır

Ankara Sanayi Odası'nın ev sahipliğinde düzenlenen Sanayide Dönüşüm, Yetkinlik
ve Rekabetçilik: İkiz Dönüşümden Nükleer Tedarik Zincirine panelinde konuşan ASO
Başkanı Seyit Ardıç, nükleer tedarik zincirine dâhil olmanın sanayi açısından
bir üst lige çıkmak anlamına geldiğini belirterek, Ankara Sanayi Odası olarak
bu potansiyeli yıllar önce gördük, 2017 yılında Türkiye'nin ilk ve tek nükleer
sanayi kümelenmesi NÜKSAK'ı kurduk dedi. NÜKSAK'ın firmaları ortak hedefler
ve standartlar etrafında buluşturarak küresel tedarik zincirlerine hazırladığını
ifade eden Başkan Ardıç, Kümelenmenin asıl gücü, firmaları yalnızca aynı çatı
altında toplamak değil, birlikte hareket etmelerini, bilgi ve deneyim paylaşmalarını
sağlamaktır diye konuştu. Başkan Ardıç, Gerçek yerlileşme, o ürünü
geliştirme ve üretme yetkinliğini kalıcı hâle getirerek dünya pazarlarına satabilmektir
değerlendirmesinde bulundu.

Ankara Sanayi Odası (ASO), Sanayide Dönüşüm, Yetkinlik ve Rekabetçilik: İkiz Dönüşümden
Nükleer Tedarik Zincirine başlıklı etkinliğe ev sahipliği yaptı. Sanayi
ve Teknoloji Bakanlığı, Ankara Kalkınma Ajansı ve Türkiye Nükleer Enerji A.Ş.'nin
katkılarıyla düzenlenen etkinlik kamu, üniversite ve iş dünyası temsilcilerini
bir araya getirdi. ASO Başkanı Seyit Ardıç, Ar-Ge Teşvikleri Genel Müdürü
Dr. Damla Turan ve Ankara Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Av. Doç. Dr. Duhan Kalkan'ın
açılış konuşmalarını yaptığı programda, NÜKSAK üyesi firmaların nükleer
tedarik zincirindeki deneyimleri ile Ankara Kalkınma Ajansının teknik desteğiyle
yürütülen Sanayinin Yerli Teknoloji Kullanımı Yoluyla İkiz Dönüşüm Kapasitesinin
Artırılması Projesi kapsamında elde edilen sonuçlar ele alındı.

ASO Başkanı Seyit Ardıç yaptığı konuşmada, sanayide rekabetin değişen şartlarına,
yeşil ve dijital dönüşüme, nükleer tedarik zincirine ve kümelenme politikalarına
ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sanayide dönüşümün Türkiye'nin küresel
üretim yarışındaki yerini doğrudan etkilediğini belirten Ardıç, şunları söyledi:
Bugün sanayide dönüşümü konuşurken aslında çok daha büyük bir konuyu masaya yatırıyoruz:
Türkiye'nin küresel üretim yarışındaki yeri. Çünkü sanayide rekabetin
şartları hızla değişiyor. Eskiden maliyet, fiyat ve üretim kapasitesi rekabetin
temel unsurlarıyken bugün bunlara teknoloji, verimlilik, enerji güvenliği, karbon
yoğunluğu, veri ve tedarik zinciri dayanıklılığı eklendi. Sanayi üretiminde
sınıf atlamanın temel bileşenleri yatırım, verimlilik ve teknolojidir. Bu nedenle
bugün ülke olarak üretim hacmimiz kadar, bir birim enerji, bir saat emek ve
bir birim sermaye ile ne kadar katma değer oluşturabildiğimiz de belirleyici
hâle geliyor.

VERİMLİLİK, SANAYİCİMİZİN GÖRÜNMEYEN SERMAYESİDİR
İmalat sanayisindeki verimlilik artışına dikkat çeken ve bunun kalıcı hâle getirilmesi
gerektiğini söyleyen Başkan Ardıç, 2026 yılının ikinci çeyreğinde sanayide
çalışan kişi başına üretim yıllık yüzde 3,7, imalat sanayisinde ise yüzde 4,3
arttı. Bu kazanımı kalıcı hâle getirmek zorundayız. Çünkü finansman, enerji
ve iş gücü maliyetlerinin yüksek olduğu bir ortamda verimlilik, sanayicimizin görünmeyen
sermayesidir dedi.

Rekabet gücünün diğer önemli boyutunun üretimin teknoloji düzeyi olduğunu kaydeden
Başkan Ardıç, yüksek teknolojili ürünlerin 2026 yılının ilk yedi ayında imalat
sanayisi ihracatındaki payının yüzde 3,7, ithalatındaki payının ise yüzde 12,1
olduğunu söyledi. Ankara'da yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayisi ihracatındaki
payının yüzde 13'ü aştığını, ithalattaki oranın ise yüzde 21 düzeyinde
gerçekleştiğini belirten Başkan Ardıç, Bu veriler, teknoloji açığının rekabet
gücümüzü ve dış ticaret dengemizi doğrudan etkilediğini gösteriyor. Üretim gücümüzü
artırırken sanayimizin teknoloji düzeyini ve oluşturduğu katma değeri de
yükseltmemiz gerekiyor. Yeşil ve dijital dönüşüm ile enerji ve sanayi politikaları
artık aynı rekabet stratejisinin birbirini tamamlayan unsurlarıdır ifadelerini
kullandı.

HEDEF, KARBONU ÖLÇMEKTEN AZALTMAYA, VERİMLİLİK VE KATMA DEĞERİ ARTIRMAYA GEÇMEK
Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın 1 Ocak 2026 itibarıyla mali
yükümlülük dönemine geçtiğini, Türkiye'de de İklim Kanunu'nun ardından Emisyon
Ticaret Sistemi Yönetmeliği'nin yayımlanmasıyla yeni bir dönemin başladığını
hatırlatan Başkan Ardıç, Karbon artık yalnızca bacadan çıkan bir emisyon değil,
bilançoya yansıyan bir maliyet, pazara girişte karşılaşılan bir kriter ve yatırım
kararlarını etkileyen bir rekabet unsurudur diye konuştu.

ASO tarafından hazırlanan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması Kapsamında Türkiye
ve Ankara Analizi başlıklı araştırma raporuna da değinen Başkan Ardıç, 2023
yılı itibarıyla SKDM kapsamındaki ürünlerin Türkiye'nin toplam ihracatının yaklaşık
yüzde 8'ini, Ankara'nın ihracatının ise yaklaşık yüzde 7'sini oluşturduğunu
aktardı. Başkan Ardıç şöyle devam etti:

Finansmana erişimin zor ve maliyetli olduğu bir ortamda firmalarımızın üretimlerini
sürdürürken dijitalleşme, enerji altyapısı ve karbon azaltımı yatırımlarını
aynı anda hayata geçirmesi ciddi bir mali yük oluşturuyor. Bu nedenle yeşil dönüşümü
yalnızca bir uyum harcaması olarak görmemeliyiz. Doğru yönetildiğinde enerji
verimliliği maliyetleri düşürür, dijitalleşme hataları azaltır, veri yönetimi
üretimi optimize eder, düşük karbonlu üretim ise firmalarımıza ihracat pazarlarında
yeni bir rekabet avantajı kazandırır. Asıl hedefimiz, karbonu ölçmekten
azaltmaya, verimlilik ve katma değeri artırmaya geçmek olmalıdır.

Ankara Kalkınma Ajansının teknik desteğiyle yürütülen ikiz dönüşüm projesi kapsamında
10 ASO üyesiyle doğrudan çalışıldığını belirten Başkan Ardıç, yerli yazılım
altyapısı kullanılarak karbon ve su ayak izi ile SKDM raporlamasına yönelik
eğitim ve danışmanlık faaliyetleri gerçekleştirildiğini söyledi. ASO'nun önceliğinin,
üyelerinin mevzuata uyum sağlamasının yanında kendi verisini üreten, verimlilik
kayıplarını gören ve dönüşümünü ölçebilen bir yapıya kavuşması olduğunu
belirten Başkan Ardıç, Verimlilik açığı fabrikada başlar, etkisi üretim maliyetlerinden
ihracat gücüne, oradan ülkenin cari dengesine kadar uzanır değerlendirmesinde
bulundu.

NÜKLEER TEDARİK ZİNCİRİNE GİRMEK BİR ÜST LİGE ÇIKMAKTIR
Nükleer enerjinin, enerji ve sanayi politikalarının kesiştiği stratejik alanlardan
biri olduğunu belirten Başkan Ardıç, nükleer enerjiye elektrik üretimi açısından
bakmanın büyük bir sanayi fırsatının kaçırılmasına yol açacağını söyledi.
Başkan Ardıç şu değerlendirmeyi yaptı:
Nükleer enerji, mühendislikten özel çeliğe, vanadan pompaya, kaynak teknolojilerinden
yazılıma, kalite sistemlerinden test ve belgelendirmeye kadar çok geniş
bir üretim ekosistemi oluşturuyor. Bu nedenle nükleer tedarik zincirine dâhil olmak,
sanayimiz açısından bir üst lige çıkmaktır. Bu lige girmenin şartları ağırdır.
Kalite, izlenebilirlik, belgelendirme, insan kaynağı ve üretim disiplini
gerektirir. Fakat bu standartları karşılayan bir firma, nükleer alanda yetkinlik
kazanmakla kalmaz, savunma, havacılık, enerji ve ileri makine sanayilerinde küresel
tedarik zincirlerine girme kapasitesini de yükseltir.

ASO'nun bu potansiyelden hareketle 2017 yılında Türkiye'nin ilk ve tek nükleer sanayi
kümelenmesi NÜKSAK'ı kurduğunu hatırlatan Başkan Ardıç, NÜKSAK aracılığıyla
firmaların uluslararası kalite ve belgelendirme standartlarına ulaşmalarını,
nükleer ekosistemi yakından tanımalarını ve küresel tedarik zincirlerine erişmelerini
sağlamaya çalıştıklarını ifade etti. Başkan Ardıç, NÜKSAK'ın Sanayi ve
Teknoloji Bakanlığı tarafından ikinci kez desteklenmeye hak kazanmasının, başlanılan
işin devamlılığı ve firmaların nükleer tedarik zincirinde daha ileri bir
seviyeye taşınması açısından çok kıymetli olduğunu belirterek, başta Ar-Ge Teşvikleri
Genel Müdürlüğü olmak üzere Bakanlığa bu güçlü iş birliği için teşekkür
etti.

Türk sanayicisinin Türkiye'de kurulacak nükleer santrallere mal ve hizmet sunmasının
ötesinde küresel nükleer tedarik zincirinde kalıcı bir konuma ulaşmasını hedeflediklerini
vurgulayan Başkan Ardıç, sözlerini şöyle sürdürdü:
Ankara'da üretilen bir parçanın, ekipmanın veya geliştirilen bir mühendislik çözümünün
Avrupa'dan Asya'ya dünyanın farklı coğrafyalarındaki projelerde kullanılmasını
hedefliyoruz. Çünkü gerçek yerlileşme, bir projede yerli ürün kullanmanın
ötesinde, o ürünü geliştirme ve üretme yetkinliğini kalıcı hâle getirerek dünya
pazarlarına satabilmektir.

KÜMELENME DESTEKLERİ BÜTÜNCÜL BİR YAPIDA YÜRÜTÜLMELİ
NÜKSAK'ta edinilen tecrübenin kümelenme politikalarının sanayinin dönüşümündeki
önemini gösterdiğini belirten Başkan Ardıç, geçmiş dönem Kümelenme Destek Programlarında
Ar-Ge projeleri ve uluslararasılaşma faaliyetlerinin doğrudan program
kapsamında yürütülebilmesinin kümelere önemli bir hareket alanı sağladığını söyledi.
Başkan Ardıç, 4. Kümelenme Destek Programı ile Ar-Ge faaliyetlerinin TÜBİTAK
mekanizmalarına, yurt dışı heyetlerinin ise Ticaret Bakanlığının desteklerine
yönlendirilmesinin faaliyetlerin farklı destek kanalları üzerinden yürütülmesini
beraberinde getirdiğine dikkat çekerek, şunları söyledi:

Kümelenmenin gücü, desteklerin farklı kanallarda yürütülmesinde değil, firmaların
ortak hedefler etrafında bütünleşmesindedir. Bu nedenle Ar-Ge'den uluslararasılaşmaya
kadar temel faaliyetlerin, kümenin kendi öncelikleri doğrultusunda planlanabildiği
bütüncül ve esnek bir destek yapısının korunmasının önemli olduğunu
değerlendiriyoruz.

Teknoparkların da bu yaklaşımın başarılı bir örneği olduğunu vurgulayan Başkan Ardıç,
Firmaların, üniversitelerin, araştırmacıların ve nitelikli insan kaynağının
aynı mekânda ve sürekli etkileşim içinde bulunması, bilgi ve teknoloji transferini
hızlandırıyor. Bu mekânsal ve ilişkisel kümelenme modelini ileri makine,
enerji, sağlık ve diğer stratejik üretim alanlarına da yaymamız gerekiyor. Çünkü
yüksek teknolojide kalıcı rekabet gücü, tek tek başarılı firmalardan çok, birlikte
öğrenen ve birlikte ölçeklenen üretim ekosistemleriyle oluşuyor diye konuştu.

SAVUNMADA ELDE EDİLEN BAŞARI NÜKLEER ENERJİ TEKNOLOJİLERİNE TAŞINMALI
Savunma ve havacılık sanayisinde yerli teknoloji geliştirme alanında elde edilen
başarının nükleer enerji teknolojilerine taşınmasını son derece kıymetli bulduklarını
belirten Başkan Ardıç, şunları söyledi:
Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Selçuk Bayraktar'ın öncülüğünde TMRS Energy
tarafından küçük modüler reaktör teknolojilerine yönelik yürütülen çalışmalar,
özel sektörümüzün nükleer alanda yalnızca tedarikçi olarak değil, teknoloji geliştiren,
özgün ürünler tasarlayıp üreten bir aktör olabileceğini göstermesi bakımından
önemlidir. Türkiye'nin bu alanda önünü açacak cesur teknoloji girişimlerine
ihtiyacımız var. Bu vizyon ve ülkemizin nükleer teknoloji yetkinliğini geliştirmeye
yönelik çalışmaları için Sayın Bayraktar'a ve TMRS Energy ekibine teşekkür
ediyorum.

ÜRETİMİN MİKTARI KADAR NİTELİĞİ DE ÖNEMLİ
Sanayi politikasının üretim miktarıyla birlikte üretimin niteliği üzerinden de değerlendirilmesi
gerektiğini vurgulayan Başkan Ardıç, konuşmasını şu sorularla
tamamladı:
Ne kadar verimli üretiyoruz? Ne kadar teknoloji üretiyoruz? Ne kadar yerli girdi
kullanıyoruz? Ne kadar düşük karbonla üretiyoruz? Ve ürettiğimiz değerin ne kadarını
ülkemizde bırakıyoruz? Türkiye'nin sanayide hangi ligde yer alacağını,
bu beş soruya vereceğimiz cevap belirleyecektir.

Program, açılış konuşmalarının ardından ASO NÜKSAK sunumu, Nükleer Enerji Tedarikçi
Bilgi Sistemi Sunumu, Nükleer Tedarik Zincirinde Yerlileşme ve Sanayi Yetkinlikleri
Paneli, SKDM'nin İhracat Ve Ankara Üzerindeki Etkisi Sunumu ve Sanayinin
Yerli Teknoloji Kullanım Yoluyla İkiz Dönüşümü Projesi Paneli ile devam etti.

NÜKLEER TEDARİK ZİNCİRİNDE YERLİLEŞME VE SANAYİ YETKİNLİKLERİ ELE ALINDI
Programın ilk paneli, Hacettepe Üniversitesi Nükleer Enerji Mühendisliği Bölüm Başkanı
Prof. Dr. Şule Ergün'ün moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Nükleer Tedarik
Zincirinde Yerlileşme ve Sanayi Yetkinlikleri başlıklı panelde, Türkiye Nükleer
Enerji A.Ş. (TÜNAŞ) Kıdemli Proje Müdürü Dr. Adem Kayadelen, Dora Makina
Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Sağlamyürek, Bayramoğlu Endüstriyel Çelik Yönetim
Kurulu Başkanı Burak Çeliktaş ve Akdaş Döküm AR-GE Müdürü Uğur Kuruoğlu nükleer
tedarik zincirindeki deneyimlerini ve bu alandaki çalışmalarını paylaştılar.

SANAYİNİN İKİZ DÖNÜŞÜMÜ, FİRMALARIN DENEYİMLERİ VE İYİ UYGULAMA ÖRNEKLERİ DEĞERLENDİRİLDİ
İkinci panelde ise Sanayinin Yerli Teknoloji Kullanımı Yoluyla İkiz Dönüşümü Projesi
kapsamında yürütülen çalışmalar ele alındı. ASO Çevre ve Enerji Danışmanı
Dr. Mehmet Özcan'ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde, Ankara Kalkınma
Ajansı teknik desteği kapsamında firmaların deneyimleri ve iyi uygulama örnekleri
değerlendirildi.

Panelde Prefi Prefabrik Endüstri Mühendisi ve Kalite Yönetim Sorumlusu M. Berna
Aslan, Hidroekol Mühendislik Yönetim Kurulu Başkanı Karaca Karakaş, Durukan Şekerleme
Kalite Güvence Uzmanı Özge Kuzolukoğlu ve Babacan Kauçuk Kalite Müdürü Bilge
Bozkurt, firmalarının ikiz dönüşüm sürecindeki deneyimlerini, uygulamalarını
ve elde ettikleri sonuçları katılımcılarla paylaştı.

Program kapsamında ayrıca, Ankara Sanayi Odası Çevre ve İklim Değişikliği Müdürü
Gözde Yakın tarafından SKDM'nin İhracat ve Ankara Üzerindeki Etkisi, NÜKSAK
Uzmanı Hasan Töre Silis tarafından ASO Nükleer Sanayi Kümelenmesi (NÜKSAK) ve
T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Nükleer Sanayi Geliştirme Koordinatörü
Hakan Hatipoğlu tarafından Nükleer Enerji Tedarikçi Bilgi Sistemi (NETBİS)
konulu sunumlar gerçekleştirildi.


-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -