ASO Başkanı Ardıç Sahada sanayicilerimizden aldığımız ivme kaybı sinyalini büyüme verileri teyit etti

Ekonomi

ASO Başkanı Ardıç Sahada sanayicilerimizden aldığımız ivme kaybı sinyalini büyüme verileri teyit etti


2026 1. çeyrek için yüzde 2,5 olarak açıklanan büyüme verisi, ülkemiz ekonomisinin
yalnızca büyüme hızını değil, aynı zamanda büyümenin niteliğini de ortaya koymuştur.
Bizim için önemli olan ekonominin ne kadar büyüdüğü kadar, bu büyümeyi
hangi sektörlerin gerçekleştirdiğidir.

İlk çeyrek büyüme verileri, ekonomide sektörler arasında belirgin ayrışmanın
derinleştiğini gösteriyor. Talep tarafı büyümeyi yukarı çekerken, arz tarafındaki
zayıflama özellikle sürdürülebilir büyüme açısından dikkatle okunması gereken bir
tablo ortaya koyuyor.

Son dönemde ASO üyesi sanayicilerimizden, meslek komitelerimizden ve sahadan aldığımız
geri bildirimler, üretim, yatırım ve ihracat tarafında ivme kaybına işaret
ediyordu. TÜİK'in açıkladığı 2026 yılı 1. çeyrek büyüme verileri de sanayideki
yavaşlamanın artık istatistiklere yansıdığını teyit ediyor.

Sanayinin yüzde 0,8 daralması, büyümenin kalitesi, üretim kapasitesi ve orta vadeli
rekabet gücü açısından önemli bir uyarıdır. 2025 yılının ikinci ve üçüncü çeyreklerinde
sanayi sektörü büyümeye güçlü katkı vermiş, ancak yılın son çeyreğinde
yüzde 0,9'a kadar gerilemişti. 2026'nın ilk çeyreğinde ise sanayi üretimi
yüzde 0,8'lik daralmayla büyümeyi aşağıya çekti.

Diğer taraftan 2025 yılı üçüncü çeyreğinde yüzde 11,5, dördüncü çeyrekte ise yüzde
5,4 olan gayrisafi sabit sermaye oluşumundaki büyümenin 2026 ilk çeyrekte yüzde
3 seviyesine gerilediğini görüyoruz. Bu düşüş sanayicinin yatırım iştahındaki
gerilemeyi gözle görülür hale getiriyor. Yatırım yavaşlaması özellikle sermaye
malı üreten sanayi kollarını da önemli ölçüde etkiliyor.

Büyüme rakamlarında asıl sert kırılma ise dış ticaret tarafında yaşanıyor. Mal ve
hizmet ihracatındaki yüzde 12,7 daralma çok güçlü bir negatif sinyal veriyor.
Dış talepteki zayıflama, kur-maliyet dengesi, jeopolitik/lojistik baskılar ve
enerji fiyatlarındaki artışın ihracatımız üzerinde ciddi baskı yarattığını gösteriyor.
İthalattaki azalmanın ihracata göre çok düşük gerçekleşmesi, önümüzdeki
dönemde hem büyümenin ivmesinin zayıflamasına hem de cari işlemler açığının yükselmesine
neden olabilecektir. Bu sürecin jeopolitik ve konjonktürel gelişmeleri
de dikkatle alarak yakından takip edilmesi ve proaktif politikalar geliştirilmesi
büyük önem arz etmektedir.

İHRACAT PAZARLARINDAKİ KAYIPLARIN TELAFİSİ UZUN YILLAR ALABİLİR
Bu tablo bize ülkemiz ekonomisinin büyümeye devam etse bile, sanayideki daralma
ve rekabet gücü kaybının dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Çünkü
sanayicimizin rekabet gücünde ve ihracat pazarlarında yaşadığı kayıpların telafisi
uzun yıllar alabilir. Kalıcı ve sürdürülebilir büyüme için üretim ve yatırım
ortamını iyileştirecek, ihracatı ve verimlilik artışını destekleyecek politikalar
önceliklendirilmelidir.

Bugün sanayicimiz yüksek finansman maliyetleri, güçlü TL'nin ihracat rekabeti üzerindeki
baskısı, artan girdi maliyetleri ve küresel talepteki yavaşlama ile aynı
anda mücadele etmektedir. Bu şartlarda üretimi sürdürmek, yatırım yapmak ve
ihracat pazarlarını korumak her zamankinden daha zor hale gelmiştir. Biz sanayiciler
yalnızca bugünün maliyetlerini değil, yarının belirsizliğini de finanse etmeye
çalıştığımız bir dönemden geçiyoruz.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde ekonomi politikalarının temel önceliği, fiyat istikrarı
hedefiyle üretim kapasitesini koruyan bir dengeyi aynı anda kurmak olmalıdır.
Dezenflasyon süreci elbette önemlidir, ancak bu süreç reel sektörü zayıflatmamalı,
üretim iştahını kırmamalı ve yatırım kararlarının ertelenmesine neden
olmamalıdır. Fiyat istikrarı ile üretim ekonomisi birbirinin alternatifi değil,
tamamlayıcısıdır.


-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -

Görüntülü Görüşme
× Kolayca Görüntülü Hesap Açın Telefon Görseli