Ekonomi

ASO Başkanı Ardıç Üniversiteleri sanayinin teknoloji ortağına dönüştürmeliyiz

Ankara Sanayi Odası'nın hazırladığı Üniversite-Sanayi Etkileşimi: Türkiye'de Derinlik
ve Dönüşüm Arayışı raporu, Türkiye'nin yükseköğretimde erişim sorununu
büyük ölçüde çözdüğünü, artık asıl meselenin nitelik, derinlik ve sanayiyle bütünleşme
olduğunu ortaya koydu. ASO Başkanı Seyit Ardıç, yükseköğretimdeki niceliksel
başarıyı, niteliksel bir sıçramaya dönüştürmek gerektiğini belirterek, Üniversiteleri
sanayinin teknoloji ortağına dönüştürmeliyiz dedi.

Ankara Sanayi Odası (ASO), yayımladığı raporlarla Türk sanayisinin değişime uyumunu
hızlandıran, yalnızca mevcut tabloyu analiz eden değil, geleceğe yön veren
bir perspektif ve politika önerileri ortaya koymaya devam ediyor. Bu kapsamda hazırlanan
Üniversite-Sanayi Etkileşimi: Türkiye'de Derinlik ve Dönüşüm Arayışı
başlıklı raporda, üniversitelerin ileri araştırma, yetkin insan kaynağı ve ticarileşen
inovasyonla sanayinin teknoloji ortağına dönüşmesi gerektiğini vurgulandı.
Üniversite-sanayi hattı, artık yalnızca eğitim kurumları ile üretim tesisleri
arasındaki bir temas alanı değil, Türkiye'nin rekabet kapasitesini, verimlilik
artışını ve teknoloji üretme gücünü belirleyecek stratejik bir ana damar olarak
ele alındı.

YENİ DÖNEM: ERİŞİMDEN DERİNLİĞE GEÇİŞ
Raporda, Türkiye'nin son 30 yılda yükseköğretimde önemli bir erişim hamlesi gerçekleştirdiği,
milyonlarca gencin üniversiteyle buluştuğu ancak nitelik olarak bunun
karşılığının alınmadığına dikkat çekilerek, yeni dönemin erişimden derinliğe
geçiş olması gerektiği belirtildi. Günümüzde küresel rekabetin yalnızca üretim
kapasitesinde değil, bilgi, yetenek ve teknoloji üretme gücünde de sertleştiği
vurgulandı. Türkiye açısından meselenin sadece eğitim sisteminin iyileştirilmesi
olmadığı, orta teknoloji tuzağının aşılması, yüksek katma değerli üretimin
güçlendirilmesi ve küresel teknoloji yarışının dışında kalınmaması gerektiği
ifade edildi.

Türkiye yükseköğretim sistemini Güney Kore, Almanya ve ABD gibi ülkelerle karşılaştırmalı
olarak analiz eden raporda, ileri araştırma kapasitesi, nitelikli insan
kaynağı yetiştirme, sanayi ile ortak proje hacmi ve ticarileşme performansı
gibi temel göstergeler esas alındı. Ortaya çıkan tablo, Türkiye'nin yükseköğretimde
erişimde önemli bir mesafe kat ettiğini ancak sanayinin ihtiyaç duyduğu derinlik
ve teknoloji üretiminde ciddi bir dönüşüme ihtiyaç duyduğunu ortaya koydu.

YÜKSEK ÖĞRETİM YÜKÜ, DÜŞÜK ARAŞTIRMA DERİNLİĞİ
Çalışmada, üniversitelerin yalnızca eğitim veren kurumlar değil, bilgi, ileri beceri,
inovasyon ve rekabet gücü üreten stratejik yapılar haline gelmesi gerektiğinin
altı çizildi.

Rapora göre Türkiye, yaklaşık 7,1 milyon öğrenci ve yüzde 45 mezuniyet oranı ile
yükseköğretimde güçlü bir erişim performansı sergiliyor. Ancak akademisyen başına
düşen öğrenci sayısının 32,1 gibi yüksek bir seviyede olması, Almanya'da 7,1,
ABD'de ise 13,1 olan oranlarla kıyaslandığında, temel araştırma kapasitesinin
sınırlı kaldığına işaret ediyor. Bu durum, Türkiye'nin yükseköğretimde geniş
ama seyrelmiş bir yapı görünümü verdiğini ortaya koyuyor.

AR-GE'DE DERİNLİK VE YETENEK AÇIĞI
Türkiye'de yüksek lisans ve doktora mezunu oranı yüzde 3-4 bandında kalırken, bu
oran Güney Kore'de yüzde 20, Almanya'da yüzde 18 seviyesinde bulunuyor. Yıllık
doktora mezunu sayısının Türkiye'de yaklaşık 10 bin 500 olması, Almanya'da 30
bin, ABD'de ise 75 bin seviyesine ulaşması, ileri araştırma kapasitesindeki farkı
ortaya koyuyor. Raporda, alan dağılımındaki dengesizlik de dikkat çekiyor. Türkiye'de
doktora mezunlarının yaklaşık yüzde 50'si sosyal bilimler alanından gelirken,
mühendislik ve fen bilimlerinin payı yüzde 20 bandında kalıyor. Buna karşılık
gelişmiş ülkelerde teknik alanların payı yüzde 60-70 seviyesinde bulunuyor.
Bu durum, sanayinin ihtiyaç duyduğu yetkinliklerle üniversitenin yetiştirdiği
insan kaynağı arasındaki uyumsuzluğu ortaya koyuyor. İşverenlerin yüzde 72'sinin
aradığı nitelikte eleman bulamaması da, sorunun yalnızca işsizlik değil,
yetenek ve beceri açığı olduğunu gösteriyor. Raporda bu nedenle derinleşmenin,
doktora mezun sayısını artırmak, doktora içindeki STEM ağırlığını büyütmek, özel
sektör Ar-Ge payını yükseltmek ve üniversiteyi bilgi üreten yapıdan girişim üreten
yapıya dönüştürmek üzerinden ele alınması gerektiği vurgulanıyor.

DEMOGRAFİK RİSK: ZAMAN DARALIYOR
Raporda, yaşlanmaya başlayan Türkiye nüfusunun genç nüfustan kaynaklı demografik
avantajını kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğu vurgulanıyor. OECD projeksiyonlarına
göre 2030 sonrasında demografik fırsat penceresi kapanmaya başlayacağı
tahmin ediliyor. Gelecek 10 yıl içinde yaklaşık 7 milyon mevcut üniversite öğrencisinin
sadece istihdam edilebilirliğinin değil, teknolojiyi tasarlama ve yönetme
yetkinlikleriyle donatılmasının sanayinin üretkenlik sıçramasını sağlayacak
kritik bir unsur olduğu vurgulandı. Raporda, Aksi halde, Türkiye zenginleşmeden
yaşlanan bir ülke kategorisinde yer alacaktır değerlendirmesi yapılarak yükseköğretimde
derinlik hamlesinin ertelenebilir bir eğitim reformu değil, zamanla
yarışan bir sanayi ve rekabet politikası olduğu belirtildi.

ASO'DAN POLİTİKA ÖNERİLERİ
Raporda, Türkiye'nin yükseköğretimde erişim başarısını niteliksel bir sıçramaya
dönüştürebilmesi için somut ve uygulanabilir politika önerileri de ortaya konuldu.
Bu kapsamda öne çıkan başlıklar şöyle:
- İleri düzey araştırma kapasitesinin güçlendirilmesi
Üniversitelerde ileri araştırma altyapısı geliştirilmeli, özellikle mühendislik
ve teknoloji alanlarında yüksek lisans ve doktora düzeyinde uzmanlaşma artırılmalı.
Sanayiyle doğrudan bağlantılı doktora modelleri yaygınlaştırılmalı, tez çalışmalarının
sektörün gerçek sorunlarına temas eden çözüm alanları haline gelmesi
sağlanmalı. Bu çerçevede ASO 500 - Sanayi Doktorası Seferberliği, doğrudan
sanayi ihtiyacına odaklanan doktora kapasitesini büyütecek somut bir araç olarak
öne çıkarılmaktadır.

- Ara elemandan ileri teknik uzmana geçiş
Sanayide yaşanan teknolojik dönüşümle birlikte geleneksel ara eleman profilinin
yerini, ileri teknik bilgiye sahip uzmanlar almalı. Üniversite müfredatı sanayinin
ihtiyaç duyduğu becerilerle uyumlu hale getirilmeli, uygulamalı eğitim modelleri
ve kısa dönemli yetkinlik programları yaygınlaştırılmalı. Üniversite müfredatı
ve araştırma kapasitesi bu dönüşüme ayak uydurmazsa, 'orta teknoloji tuzağı'nda
sıkışma riski doğacak. Bu doğrultuda, ASO Next-Gen Yetenek Akademisi
de bu geçişi hızlandıracak uygulamalı ve sertifikalı kısa programlar için önemli
bir model sunmaktadır.

- Üniversite-sanayi iş birliğinin kurumsallaştırılması
Üniversiteler ile sanayi arasında proje bazlı değil, sürdürülebilir ve ölçeklenebilir
iş birliği mekanizmaları kurulmalı, ortak Ar-Ge, eş finansman ve uzun vadeli
iş birlikleri artırılmalı. Bu ilişkinin yalnızca dönemsel temaslarla değil,
kalıcı platformlarla yürütülmesi amacıyla Ankara merkezli bir koordinasyon zemini,
düzenli toplantılar, yıllık raporlama, eylem planları ve pilot uygulamalarla
desteklenen kurumsal bir yapı önerilmektedir.

- Ticarileşme ve teknoloji üretiminin hızlandırılması
Patent, lisanslama ve girişimcilik faaliyetleri desteklenerek üniversitelerde üretilen
bilginin ekonomik değere dönüşümü güçlendirilmeli. Üniversite kaynaklı bilginin
yalnızca yayınla sınırlı kalmadığı, patent, lisans, spin-off ve ürünleşme
hattına aktığı bir yapı kurulmalı.

- Performans odaklı ve seçici kaynak tahsisi
Tüm üniversitelere eşit kaynak dağıtımı yerine, araştırma ve teknoloji üretme kapasitesi
yüksek kurumları performans kriterlerine dayalı olarak destekleyen, dönüşüm
yaratma kapasitesine göre yoğunlaşan bir model benimsenmeli.

- Ankara merkezli ekosistem modelinin hayata geçirilmesi
Ankara'nın güçlü sanayi ve üniversite altyapısı üzerine inşa edilecek koordineli
bir platform ile üniversite-sanayi-kamu iş birliği kalıcı ve sistematik hale getirilmeli.
Ankara Yükseköğretim ve Sanayi Dönüşüm Platformunun kurulmasıyla
yalnızca bir koordinasyon değil, Türkiye'nin Ankara'dan yükselecek bir uygulama
zemini oluşturulması öngörülmektedir. Sunulan model, ASO'nun politika girişimcisi,
ekosistem tasarımcısı ve kapasite geliştiricisi rollerini eş zamanlı biçimde
öne çıkarmaktadır.

ASO BAŞKANI ARDIÇ: ÜNİVERSİTELER SANAYİ 4.0 YOLCULUĞUMUZUN DOĞAL YOL ARKADAŞI
Raporu değerlendiren ASO Başkanı Seyit Ardıç, üniversite-sanayi ilişkisinin artık
yeni bir aşamaya geçmesi gerektiğini belirerek, küresel rekabette asıl farkın
üretimin derinliğiyle oluştuğunu vurguladı. Başkan Ardıç, şu değerlendirmeleri yaptı:

Sanayimiz yapay zekâ, otomasyon, veri, ileri malzeme ve biyoteknoloji ekseninde
Sanayi 4.0 yolculuğuna çıkmıştır. Üniversitelerimiz ise bu yolculuğun doğal yol
arkadaşı ve destekleyicisidir. Ancak şunu da açıkça ifade etmeliyiz: Üniversite
2.0'da kalan bir sistem, Sanayi 4.0 sürecine gerekli desteği vermekte zorlanabilir.
Sanayinin ihtiyaç duyduğu teknoloji, doktorayla, ileri araştırma altyapısıyla,
kamu-sanayi eş fonlu projelerle ve ticarileşen inovasyonla üretilir. Bu
zinciri kurabilen üniversiteler, yalnızca mezun değil, gelecek üretecektir. Bugün
mesele yalnızca eğitim sistemi meselesi değildir, bu aynı zamanda Türkiye'nin
teknoloji yarışında güçlü kalması, kendi bilgi ve teknoloji kapasitesini büyütmesi
meselesidir.

ÜNİVERSİTELERİ SANAYİNİN TEKNOLOJİ ORTAĞINA DÖNÜŞTÜRMELİYİZ
Türkiye'nin son 30 yılda milyonlarca genci üniversiteyle buluşturduğuna dikkat çeken
Başkan Ardıç, artık yeni bir aşamaya geçilmesi gerektiğini belirterek şunları
söyledi:
Şimdi önümüzde çok daha kritik bir görev vardır. Yükseköğretimdeki niceliksel başarıyı,
niteliksel bir sıçramaya dönüştürmek. Mezun vermekle değil yetkinlikle,
yayınla değil teknolojiyle, nicelikle değil rekabet gücüyle derinliğin ölçüleceği
bir sistem, Türkiye için önemli kazanımlar getirecektir. Üniversiteleri sanayinin
teknoloji ortağına dönüştürmeliyiz. Çünkü Türkiye'nin ihtiyacı, yalnızca
diploma üreten değil, araştırma yapan, ürün geliştiren, patent çıkaran, girişim
doğuran ve sanayinin dönüşümüne omuz veren üniversitelerdir.

ASO'nun raporunun Türkiye için yeni bir üniversite vizyonu önerdiğini ifade eden
Başkan Ardıç, Az sayıda ama güçlü, odaklanmış ama küresel, bilgi üreten ama aynı
zamanda değer yaratan üniversiteler. Bu vizyon, son dönemde de tekrar gündeme
gelen geleneksel bir yapıyla yani üniversite, sanayi ve kamunun birlikte hareket
ettiği güçlü bir 'Üçlü Sarmal' anlayışıyla hayat bulacaktır dedi. Başkan
Ardıç, Ankara'nın bu dönüşüm için güçlü bir pilot alan sunduğunu, ASO'nun da bu
süreçte yalnızca destek veren değil, yön gösteren, tasarlayan ve hızlandıran bir
rol üstlenmeye hazır olduğunu vurguladı.

Başkan Ardıç, raporun yükseköğretim-sanayi ilişkilerinin derinleştirilmesine yönelik
veriye dayalı bir başlangıç çerçevesi sunduğunu belirterek, Ortaya konulan
tespit ve önerilerin, paydaşlarla yürütülecek tematik çalıştaylar, pilot uygulamalar
ve geri bildirim mekanizmalarıyla olgunlaştırılması hedeflenmektedir dedi.



-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -