Ekonomi

ASO/Ardıç Sanayinin yeniden pozitife dönmesi olumlu, yatırımlardaki ivme kaybı ise önemli bir uyarıdır

2026 yılının ikinci çeyreğinde ekonomimizin geçen yılın aynı dönemine göre yüzde
2,3, bir önceki çeyreğe göre ise yüzde 1,1 büyümesi, küresel ekonomideki belirsizliklere,
artan jeopolitik risklere ve dezenflasyon sürecinin beraberinde getirdiği
sıkı finansman koşullarına rağmen değerlidir. Geçen yılın aynı çeyreğinde
büyümenin yüzde 4,7 olduğu dikkate alındığında, yıllık büyüme hızında belirgin
bir yavaşlama görülmektedir. Buna karşılık, bir önceki çeyreğe göre büyümenin
ilk çeyrekteki yüzde 0,3'ten yüzde 1,1'e yükselmesi, ekonomik aktivitenin ikinci
çeyrekte dönemsel olarak yeniden ivme kazandığına işaret etmektedir.
Yılın ilk çeyreğinde yüzde 0,8 daralan sanayinin ikinci çeyrekte yüzde 2,4 büyüyerek
yeniden pozitif bölgeye geçmesi kıymetlidir. Ancak sanayinin performansını
daha uzun vadeli bir perspektifle değerlendirmemiz gerekiyor. Geçen yılın ikinci
çeyreğinde sanayi sektörünün yüzde 6'nın üzerinde büyüdüğü dikkate alındığında,
bugün gerçekleşen 2,4'lük artış üretimde bir toparlanmaya işaret etmekle birlikte,
henüz güçlü ve kalıcı bir sanayi ivmesinden söz etmek için yeterli değildir.
İnşaat sektörünün yüzde 1,9, kamu nihai tüketiminin yüzde 1,8 daraldığı ikinci
çeyrekte sanayinin tüm koşullara rağmen yüzde 2,4 büyümesi üretim ekonomisi
için çok kritik bir süreçtir.
YATIRIMLARDAKİ YAVAŞLAMA DİKKATLE İZLENMELİ
Dikkatle değerlendirilmesi gereken başlıklardan biri yatırımlardaki belirgin ivme
kaybıdır. Gayrisafi sabit sermaye oluşumundaki büyüme 2025 yılının ilk çeyreğinde
yüzde 8,8, 2026'nın ilk çeyreğinde yüzde 3 seviyesindeyken ikinci çeyrekte
yüzde 0,6'ya geriledi. Yatırımlardaki bu ivme kaybı, sanayimizin gelecekteki rekabet
gücü, verimlilik artışı ve ihracat kapasitesi açısından önemli bir uyarı
niteliğindedir ve dikkatli izlenmelidir. Özellikle makine ve teçhizat, dijitalleşme,
otomasyon, Ar-Ge ve yüksek teknoloji yatırımları, sanayimizin gelecekteki
rekabet gücünü, verimlilik artışını ve ihracat kapasitesini doğrudan belirlemektedir.
Bu nedenle yüksek finansman maliyetlerinin, kredi koşullarının ve ekonomik
belirsizliklerin üretken yatırımlar üzerindeki etkisinin azaltılması yönünde
atılacak adımlar son derece önemlidir.
İlk çeyrekte ihracattaki yüzde 12,7'lik daralmanın ikinci çeyrekte yüzde 3,4'e gerilemesi
olumlu bir gelişmedir. İlk çeyrekte yüzde 2 olan ithalattaki daralma
da yüzde 6,4'e çıkmıştır. Bu tablo net dış talep dengesi açısından olumlu bir kompozisyona
işaret etmektedir.
BÜYÜMEYİ ÜRETİM, YATIRIM, TEKNOLOJİ VE İHRACATLA GÜÇLENDİRMEK TEMEL HEDEFİMİZ OLMALI
Önümüzdeki dönemde temel önceliğimiz, dezenflasyon sürecini kararlılıkla sürdürürken
üretim ve yatırım kapasitesini korumak ve güçlendirmek olmalıdır.
Fiyat istikrarının sağlanması sürdürülebilir büyümenin temel şartıdır. Ancak kalıcı
refah artışı için fiyat istikrarının, etkin bir sanayi politikası, yatırım
ortamının iyileştirilmesi, uygun finansmana erişim, teknolojik dönüşüm, verimlilik
artışı ve ihracat politikalarıyla desteklenmesi gerekmektedir.
Büyümeyi üretim, yatırım, teknoloji ve ihracat ekseninde daha güçlü ve sürdürülebilir
bir zemine oturtmak temel hedefimiz olmalıdır.


-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -