Ekonomi

Bain & Company Değer yaratan şirketler hissedarlarına iki kat fazla kazandırıyor

Bain & Company tarafından yayımlanan Sürdürülebilir Değer Yaratma 2026(Sustained
Value Creation 2026) araştırması, küresel ekonomide ve Türkiye'de büyümenin
tek başına yeterli olmadığını, asıl başarının sürdürülebilir değer üretimi olduğunu
ortaya koydu. 2 bin halka açık şirket ile gerçekleştirilen araştırma, şirketlerin
istikrarlı bir şekilde sermaye maliyetinin üzerinde getiri üretmeleri
ve gelirlerini enflasyonun üzerinde büyütmeleri kriterlerini değerlendiriyor.
2025 yılında şirketlerin yüzde 39'u bu iki şartı aynı anda sağlarken, Türkiye'deki
her 9 şirketten sadece 1 tanesi bu kriterleri yerine getirebiliyor.
Dünyanın önde gelen yönetim danışmanlığı şirketlerinden
Bain & Company'nin 'Sürdürülebilir Değer Yaratma 2026' araştırmasına göre iş
dünyasının karşı karşıya olduğu en büyük stratejik sınavı gözler önüne seriyor.
Şirketlerin hem sermaye maliyetinin üzerinde getiri üretmesini hem de gelirlerini
enflasyonun üzerinde büyütmesini şart koşan araştırma, bu iki kriteri yıllar
boyu kesintisiz sürdürebilenlerin oranının kritik seviyede düşük olduğunu ortaya
koyuyor. Araştırma sonuçlarına göre, 2025 yılında küresel ölçekteki şirketlerin
yüzde 39'u bu iki şartı aynı anda sağlayabildi. Ancak zaman ufku genişlediğinde
başarı oranları hızla düşüyor: Son 10 yılın en az 8'inde bu performansı
koruyabilenlerin oranı yüzde 10'da kalırken, 10 yıl boyunca hiç fire vermeden değer
yaratabilen öncü şirketlerin oranı ise sadece binde 4 (yüzde 0,4) oranında
kalıyor.
Araştırma, sürdürülebilir değer yaratmanın yatırımcı tarafındaki karşılığını da
net verilerle ortaya koyuyor. Araştırma, uzun vadede istikrarlı bir performans
sergileyerek sürdürülebilir değer yaratan şirketlerin son 10 yıldaki ortalama yıllık
hissedar getirisinin yüzde 16 olarak gerçekleştiğini açıklıyor. Bu kriterleri
karşılayamayan diğer şirketlerin getirisi ise yüzde 8 oranında. Bu veri, finansal
piyasaların uzun vadeli istikrarı tam iki kat daha fazla ödüllendirdiğini
gösteriyor.
Türkiye Avrupa ortalamasının üzerinde
Rapor, Türkiye pazarına yönelik çarpıcı analizler de yer alıyor. Türkiye'de incelenen
140 halka açık şirketin yalnızca yaklaşık yüzde 11'i (her dokuz şirketten
biri) uzun vadeli ve sistematik değer yaratmayı başarabildiğini tespit ediyor.
Türk şirketlerinin yüzde 39'u son on yılda sermaye maliyetini aşan getiri sağlamayı
başarırken, yüksek enflasyon ortamının da etkisiyle yalnızca yüzde 24'ü reel
büyüme kaydediyor. Her iki başarıyı tek bir potada eritebilen yüzde 11'lik
azınlık, yatırımcılarına güçlü sonuçlar sunuyor.
Türkiye'nin yüzde 11'lik bu performansı, Avrupa genelindeki yüzde 8'lik ortalamanın
üzerinde yer alsa da küresel ve bölgesel rakiplerin gerisinde kalındığına işaret
ediyor. Nitekim Amerika kıtasında sürdürülebilir değer yaratıcıların oranı
yüzde 14'e ulaşırken, Orta ve Doğu Avrupa (CEE) ülkelerinde her üç şirketten
biri (yaklaşık %33) bu unvanı elde etmeyi başarıyor.

Onur Candar: Türk şirketleri sermaye verimliliğine odaklanmaları gerekiyor
Bain & Company Türkiye Yönetici Ortağı Onur Candar, konuyla ilgili değerlendirmesinde
şu ifadeleri kullandı: Rapora göre, küresel trendlere paralel olarak, Türkiye'de
de sürdürülebilir değer yaratmayı başaran şirketlerin yatırımcılarına
dolar bazında ortalama yüzde 16 toplam hissedar getirisi sağladığını görüyoruz.
Değer yaratamayan şirketlerin yüzde 8 getiri oranında kalması, Türk sermaye piyasalarında
da uzun vadeli istikrarın karşılık bulduğunu kanıtlıyor. Önümüzdeki
dönemde Türk şirketlerinin finansal performanslarını ve yatırımcı güvenini artırmaları
için sadece hacimsel büyümeye değil, sermaye verimliliğine odaklanmaları
gerekiyor. Küresel rekabetçilik adına önümüzdeki dönemde daha fazla Türk şirketinin
bu kulvara girmesi stratejik bir zorunluluk olarak düşünülebilir.


-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -