Ekonomi

Basın Bülteni- Adjust/Altunkaş Kullanıcı kazanmak artık başlangıç, asıl rekabet, kullanıcıyı geri getirebilmekte

Mobil uygulama pazarında rekabet artık yalnızca daha fazla kullanıcı kazanmakla
ilgili değil. Asıl başarı, kazanılan kullanıcıların uygulamaya geri dönmesini sağlayabilmekten
geçiyor. Bu nedenle elde tutma oranı (retention), bugün yalnızca
bir performans metriği değil, ürünün kullanıcıya sunduğu değerin, pazarlama stratejisinin
ve sürdürülebilir büyümenin en güçlü göstergesi olarak öne çıkıyor.

Yüksek indirme rakamları kısa vadeli başarı yaratabilir. Ancak kullanıcı ilk oturumdan
sonra uygulamayı terk ediyorsa, edinilen her yeni kullanıcı aslında kaybedilen
büyüme fırsatına dönüşür. Gerçek büyüme, kullanıcı kazanımı (UA) ile elde
tutma stratejilerinin birlikte yönetildiği, veriye dayalı bir yaklaşımla mümkün olur.

Mobil pazarlamacılar için elde tutmayı güçlendirecek 10 kritik strateji şöyle:
1. Ölçmeden yönetemezsiniz
Elde tutmayı artırmanın ilk adımı doğru ölçümleme yapmaktır. Tıklama/dönüşüm izleme
(attribution) verileri ve kohort analizleri, kullanıcıların hangi noktada uygulamadan
uzaklaştığını, hangi kampanyaların uzun vadeli değer yarattığını ve
hangi kullanıcı gruplarının en yüksek potansiyele sahip olduğunu ortaya koyar.
Doğru veri olmadan yapılan elde tutma çalışmaları, çoğu zaman varsayımlara dayanır.

2. Kullanıcıyı mümkün olduğunca hızlı değer ile buluşturun
Bir kullanıcı uygulamayı neden indirdiyse, o faydayı mümkün olan en kısa sürede
deneyimlemelidir. Uzun kayıt süreçleri, karmaşık kullanıcı karşılama (onboarding)
akışları veya gereksiz adımlar, ilk deneyimi olumsuz etkiler. Kullanıcı ne kadar
hızlı değer görürse, uygulamaya geri dönme olasılığı da o kadar artar.

3. Kullanıcı Kazanımı ile Elde Tutmayı birlikte yönetin
Elde tutma, aslında kullanıcı kazanım stratejisinin ne kadar doğru olduğunu gösterir.
Yanlış hedef kitleye ulaşan başarılı bir kampanya yüksek indirme sağlayabilir,
ancak uzun vadede düşük elde tutma ve düşük yaşam boyu değer (LTV) üretir.
Başarı, en fazla kullanıcıyı kazanmak değil, doğru kullanıcıyı kazanmaktır.

4. Kullanıcı karşılama sürecini bilgi vermek için değil, güven oluşturmak için tasarlayın
İlk kullanım deneyiminde kullanıcıya tüm özellikleri anlatmaya çalışmak yerine,
uygulamayı rahatlıkla kullanabileceğine dair güven vermek daha değerlidir. Başarılı
kullanıcı karşılama süreçleri, kullanıcıyı yormaz, ilk başarı hissini yaşatır.

5. Kişiselleştirmeyi varsayımlarla değil, davranışlarla yapın
Yeni bir kullanıcı, sadık bir müşteri veya uzun süredir uygulamaya girmeyen bir
kullanıcı aynı iletişimi almamalıdır. Davranış bazlı kişiselleştirme sayesinde
öneriler daha anlamlı, mesajlar daha zamanında ve kullanıcı deneyimi daha değerli
hale gelir.

6. Kullanıcıları yaşam döngülerine göre yönetin
Elde tutma stratejilerinde tek tip yaklaşım başarı getirmez. Yeni kazanılan kullanıcıların,
aktif kullanıcıların ve uygulamadan uzaklaşma eğilimi gösteren kullanıcıların
ihtiyaçları farklıdır. Yaşam döngüsüne göre segmentasyon yapmak, doğru
zamanda doğru aksiyonu almayı sağlar.

7. Tüm iletişim kanallarını tek bir strateji altında birleştirin
Anlık bildirimler (push notification), e-posta, uygulama içi mesajlar ve yeniden
hedefleme (retargeting) kampanyaları birbirinden bağımsız ilerlememelidir. Kullanıcıya
aynı anda çok sayıda mesaj göndermek yerine, her temas noktasının belirli
bir amacı olmalı ve bütüncül bir deneyim sunmalıdır.

8. Kullanıcı kaybı gerçekleşmeden sinyalleri yakalayın
Kullanıcılar uygulamayı çoğu zaman aniden terk etmez. Oturum sıklığındaki düşüş,
belirli özelliklerin kullanılmaması veya etkileşim alışkanlıklarının değişmesi
yaklaşan kullanıcı kaybının (churn) önemli işaretleridir. Bu sinyalleri erken
tespit eden ekipler, kullanıcıyı kaybetmeden önce harekete geçebilir.

9. Kullanıcılara geri dönmeleri için gerçek bir neden sunun
Başarılı yeniden etkileşim stratejileri yalnızca geri gel mesajı göndermez. Yeni
bir özellik, kişiselleştirilmiş içerik, kullanıcıya özel öneriler veya kaçırılmış
bir deneyim sunarak uygulamaya dönmek için gerçek bir değer yaratır.

10. Elde tutmayı bir kampanya değil, sürekli gelişen bir büyüme stratejisi olarak
görün
Kullanıcı beklentileri sürekli değişiyor, rekabet her geçen gün artıyor. Bu nedenle
elde tutma, belirli dönemlerde yürütülen bir pazarlama faaliyeti değil, ürün
geliştirme, pazarlama ve veri ekiplerinin birlikte yönettiği, sürekli optimize
edilen stratejik bir süreçtir. Kullanıcı kazanımı tarafında yapılan her iyileştirme
elde tutmayı etkilerken, elde tutma analizlerinden elde edilen içgörüler
de kullanıcı kazanım stratejilerini daha verimli hale getirir.

Geleceğin Kazananları, Kullanıcısını Geri Getirebilenler Olacak
Önümüzdeki dönemde mobil uygulama ekosisteminde rekabet, yalnızca daha fazla kullanıcı
kazanmak üzerinden şekillenmeyecek. Fark yaratan markalar, kullanıcı davranışını
doğru analiz eden, ilk deneyimde değer sunan ve elde tutmayı tüm büyüme
stratejisinin merkezine koyanlar olacak.

Çünkü sürdürülebilir büyümenin gerçek ölçüsü, kaç kişinin uygulamayı indirdiği değil,
kaç kişinin uygulamaya yeniden dönmek için güçlü bir neden bulduğudur.


-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -