Ekonomi

Basın Bülteni- ESET, kontrolsüz çoğalan bulut sanal makinelerdeki güvenlik açıklarını inceledi

Bulut sanal makineler hız, ölçek ve esneklik sunuyor ancak kendi başlarına bırakıldıklarında
risk oluşturuyor. Amazon Web Services'in 2000'lerin ortasında S3
ve ardından EC2 hizmetlerini devreye alması, modern bulut depolama ve bilgi işlem
dönemini başlatmıştı. Bugün ise iş yüklerini buluta taşımayan veya taşımayı
planlamayan çok az kurum bulunuyor. Bazıları tamamen bulutta, bazıları ise çoklu
bulut kurulumlarında bulut iş yüklerini şirket içi kaynaklarla eşleştirerek çalışıyor.

Tüm bu yapılar içinde öne çıkan ortak sorun ise aynı: Sanal makine (VM) yayılması.
Yani, zamanla kendi başına bırakılan sanal makinelerin kontrolsüz şekilde çoğalması.
Siber güvenlik alanında dünya lideri olan ESET sanal makinelerdeki güvenlik
açıklarını mercek altına aldı.

Bulut servis sağlayıcıları yeni sanal makinelerin oluşturulmasını kolaylaştırıyor
ancak bu devreden çıkarılması çoğu zaman aynı hızla yapılmıyor. Çoklu bulut ortamlarında
bu durum, güvenlik operasyonlarının dışında kalan iş yüklerinin artmasına
neden oluyor. Genel bulut hizmeti sağlayıcıları (CSP) temel koruma sağlasa da
işletim sistemi güncellemeleri, izleme ve erişim politikalarının güncellenmesi müşteriye
ait sorumluluklar arasında yer alıyor. Bu nedenle sanal makinelerin fark edilmeden
kontrolden çıkma riski artıyor.

Bulut görünürlüğü ise birçok kuruluş için kalıcı bir sorun. Kuruluşların yalnızca
yüzde 23'ü tüm iş yüklerine kapsamlı şekilde hâkim olduklarını belirtiyor. VM
filolarının kontrolsüz büyümesi bu sorunu daha da derinleştiriyor. Yanlış yapılandırılmış
depolama alanları ve açık API'ler ihlallerde öne çıkarken, sanal makine
kötüye kullanımı genellikle fark edilmesi zor bir şekilde gerçekleşiyor. Bir
makine öğrenimi mühendisi için hazırlanan ve geniş okuma, yazma erişimi verilen
bir VM, proje sona erdikten sonra çoğu kez olduğu gibi kendi haline bırakılabiliyor.
Bu ise saldırganlar için önemli bir fırsat alanı oluşturuyor.

Terk edilmiş sanal makineler ciddi risk taşıyor
Terk edilen bir VM, yalnızca kullanılmayan bir kaynak değil, aynı zamanda kötü niyetli
kişiler tarafından istismar edilebilecek bir varlık. VM'ler aynı sanal özel
bulut (VPC) veya sanal ağ (VNet) içinde kısıtlama olmadan iletişim kurabildiğinden,
bir VM komşu örnekleri inceleyebilir, veri tabanlarına erişebilir ve
izinleri kötüye kullanabilir. Ağ mikro-bölümlendirme çoğu zaman zor olduğu için
bu risk büyüyor. Hibrit kimlikli hibrit ortamlarda karmaşıklık daha da artıyor.

Geçmiş saldırı örnekleri de bu riski doğruluyor. Bir saldırı kampanyasında tehdit
aktörleri, dâhili RDP ile AWS EC2 örnekleri arasında hareket etmiş, sızdırdıkları
veriyi sanal makinelere taşımış ve fidye yazılımı yaymıştı. İzleme sistemleri
bunu tespit etmiş olsa da otomatik yanıt mekanizması olmadığından saldırı devam
etmişti. Başka örneklerde ise ele geçirilen hesaplar üzerinden kısa ömürlü
VM'ler saldırı altyapısı olarak kullanıldı.

Yayılmayla mücadelede zorluklar
BT ve güvenlik ekipleri genellikle küçük ve yoğun bir iş yüküne sahip. Platform
bağımlı karmaşık ürünler, sanal makine yayılması gibi gözden kaçan risklerin yönetimini
daha da zorlaştırıyor. Bir olay kimlik suistimalini içeriyorsa, sahte
bir VM üzerinden yapılan işlemler normal görünebilir. Bu nedenle, anormallikleri
tespit edebilmek için VM içindeki faaliyetlerin kimliğin genel ortamda yaptıklarıyla
ilişkilendirilmesi gerekiyor. Entra ID ve Active Directory entegrasyonu
bu süreçte kritik önem taşıyor.

Hız da bir diğer önemli konu. Güvenliği ihlal edilen bir iş yükü, şirket içi
kaynaklara kısa sürede ulaşabilir. Yanal hareket başlamadan VM'nin otomatik olarak
izole edilmesi büyük önem taşıyor. Bu noktada yapay zekâ destekli korelasyon ve
çalışma zamanı algılama teknolojileri devreye giriyor. Yakın dönem anketlerine
göre, her üç KOBİ'den biri saldırı sonrası para cezası aldı. NIST 800-53 ve PCI
DSS 4.0 gibi çerçeveler, bulut iş yükü güvenliği konusunda giderek daha spesifik
hale geliyor.

Bulut ve şirket içi ortamlar için büyük resim
IBM'in bir raporuna göre ihlallerin yüzde 30'u birden fazla ortamı etkiledi. İhlallerde
maliyetler, saldırganların sisteme eriştiği süreyle doğrudan ilişkili.
Görünürlüğü sınırlı olan kuruluşlar, çoğu kez müşteri şikâyeti gibi dış sinyallerle
ihlali fark ediyor ve bu süre içinde saldırgan haftalar boyunca erişim sağlayabiliyor.

Sanal makineler bulutun en eski ve en sık kullanılan kaynakları arasında yer alıyor.
VM yayılması sessizce ilerliyor ve çoğu kez sorun ortaya çıktıktan sonra fark
ediliyor. Korunmasız iş yükleri kimlik taşıyor ve ortamlarda geleneksel güvenlik
denetimlerinin yakalayamayacağı trafik modelleriyle iletişim kuruyor.

Bu nedenle her kuruluşun, tüm bulut platformlarındaki VM filolarını envantere dahil
etmesi, izinleri gözden geçirmesi ve gereksiz erişim açıklıklarına karşı kontroller
yapması gerekiyor.


-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -