Ekonomi

Basın Bülteni- Gilda&Partners Sessiz Arayış başladı, çalışanların yüzde 60'ı aktif olarak iş arıyor

Küresel iş dünyasında görünmeyen bir basınç birikiyor. Çalışanların neredeyse yarısı
her gün yüksek stres yaşadığını söylüyor. Şubat'ta yayımlanan ManpowerGroup
2026 Global Yetenek Barometresi verilerine göre her üç çalışandan ikisi tükenmişlik
deneyimlediğini de ifade ediyor.

Küresel ortalamaya bakıldığında stres yaygın görünüyor, ancak kırılımlar incelendiğinde
yükün belirli gruplarda yoğunlaştığı ortaya çıkıyor. Yaş ve cinsiyet verileri,
stresin özellikle genç kadın çalışanlar üzerinde daha güçlü hissedildiğini
gösteriyor. Z kuşağı (18-28 yaş) kadınların %57'si yüksek günlük stres yaşadığını
belirtiyor. Bu oran Baby Boomer kuşağı (61-79 yaş) erkeklerde %31 seviyesinde
kalıyor. Neredeyse yarı yarıya bir fark söz konusu.

Stresin bu ölçekte artması tesadüf değil. İş dünyası aynı anda verimlilik baskısı,
yetenek açığı ve hızlanan dijital dönüşümle karşı karşıya. Rol tanımları değişiyor,
beceri beklentileri yükseliyor ve gelecek projeksiyonları belirsizleşiyor.
Genç kuşaklar bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyor ve belirsizliğin maliyetini
daha yüksek ödüyor.

Bu nedenle stres artık dönemsel bir yoğunluktan ziyade, yapısal bir çalışma deneyimi
sorunu haline geliyor. Artan dijital dönüşüm hızı, belirsizlik ve yoğun iş
yükü çalışan deneyiminin merkezine stres ve tükenmişliği yerleştiriyor.

Sessiz Arayış Başladı, Çalışanların %60'ı Aktif Olarak İş Arıyor
Araştırma, çalışan davranışında yeni bir döneme işaret ediyor. Çalışanların %64'ü
mevcut işinde kalmayı planladığını söylese de %60'ı aktif olarak yeni iş fırsatlarını
takip ediyor. %31'i ise yakın gelecekte işini kaybedebileceğini düşünüyor.
Bu bilgiler, iş gücünde sessiz bir hareketliliğin başladığını gösteriyor.

Bu durum, işten ani kopuşların yerine, temkinli bir arayışın öne çıktığını gösteriyor.
Çalışanların büyük bölümü mevcut rolünde kalmayı tercih ediyor, ancak iş
güvencesi algısındaki kırılganlık ve kariyer fırsatlarına dair belirsizlik yeni
seçenekleri değerlendirme eğilimini artırıyor. Özellikle bilim teknolojileri
öncelikli olmak üzere, bazı sektörlerde çalışanları elde tutma zorluğu derinleşiyor.
Beyaz yaka çalışanların iş tatmini de 2024'e göre, 2025'te %13 gerilemiş
durumda. Bu veriler, özellikle bilgi yoğun ve dönüşüm baskısının yüksek olduğu
sektörlerde çalışanların alternatifleri daha yakından takip ettiğini gösteriyor.

Sektörel kırılganlıkla birlikte, bu arayış özellikle genç kuşaklarda derinleşiyor.
Z kuşağında ek gelir arayışı %68'e ulaşıyor. Çalışanlar işten ayrılmıyor olabilir,
ancak zihinsel olarak alternatif senaryolara hazırlanıyor.

Sorun Motivasyon Değil, İnsan Odaklı Sistem Tasarımı Eksikliği
İnsan kaynakları firması Gilda&Partners Kurucu Ortağı Jilda Bal, ortaya çıkan verilerin
kurumlar için yapısal bir uyarı niteliği taşıdığını vurguluyor.

Bugün karşı karşıya olduğumuz durum, bireysel dayanıklılık sorunu değil, insan
odaklı sistem tasarımı eksikliğidir. Çalışanların yarısının her gün stres yaşadığı
bir ortamda performans artışı sürdürülebilir değildir. Kurumların yalnızca
teknolojiye değil, her seviye çalışanla birlikte liderlere de yatırım yapması gerekiyor.
Böylece güveni, anlam duygusunu ve öngörülebilir kariyer yollarını yeniden
inşa etmeye odaklanabilirler.

Çalışanlar işte kalıyor olabilir ancak gelecekte nerede duracaklarını görmek istiyorlar.
Liderlik artık sonuç üretmenin ötesinde, belirsizlik dönemlerinde güven
inşa edebilme yetkinliğiyle ölçülüyor.

Yeni dönemde sürdürülebilir başarı hızdan çok, insanların kendini güvende ve değerli
hissettiği çalışma modellerine bağlı olacak.


-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -