Ekonomi

Basın Bülteni- İnomist İletişim Danışmanlığı, B2B iletişiminde marka ve insan odaklı thought leadership yaklaşımına dikkat çekiyor

LinkedIn'in 2026 B2B yaklaşımı, thought leadership'in geleceğini people-powered
olarak tanımlıyor. İnomist İletişim Danışmanlığı Ajans Başkanı Sibel Selvi, kurumsal
marka ile lider ve uzman görünürlüğünün birbirinin alternatifi değil, birbirini
besleyen bir ekosistem olarak ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor.

B2B iletişiminde güvenin nasıl kurulduğuna ilişkin dengeler değişiyor. Kurumsal
markanın itibarı önemini korurken, yöneticilerin, uzmanların ve çalışanların görüşleri
de markanın nasıl algılandığını belirleyen daha görünür unsurlar haline
geliyor.

LinkedIn'in 3 Şubat 2026'da yayımladığı B2B trend analizinde bu dönüşüm The Future
of Thought Leadership Is People-Powered yaklaşımıyla tanımlanıyor. Platform,
B2B'de insanların giderek şirketlerden çok güvendikleri insan sesleriyle bağ
kurduğuna dikkat çekerken bu değişimi insight over self-promotion, people over
logos ifadesiyle özetliyor.

Markanın ne söylediği kadar, o düşünceyi kimin taşıdığı da önemli
İnomist İletişim Danışmanlığı Ajans Başkanı Sibel Selvi, B2B'de kurum itibarı hâlâ
son derece önemli. Değişen, bu itibarın nasıl görünür ve inandırıcı hale geldiği.
Karar vericiler artık bir markanın yalnızca ne söylediğine değil, o düşünceyi
kimin taşıdığına, o kişinin uzmanlığına, deneyimine ve tutarlılığına da bakıyor.
Bugünün algı mimarisi yalnızca kurumun ne söylediğiyle değil, o düşünceyi
hangi insanların taşıdığıyla birlikte kuruluyor dedi.

Edelman ve LinkedIn'in 2024 B2B Thought Leadership Impact Report araştırmasına göre,
karar vericilerin yüzde 73'ü, bir şirketin yetkinliğini değerlendirirken thought
leadership içeriğini şirketin klasik pazarlama materyalleri ve ürün dokümanlarından
daha güvenilir bir temel olarak görüyor. Aynı araştırmada karar vericiler
ve C-seviye yöneticilerin yüzde 75'i, karşılaştıkları bir thought leadership
içeriğinin daha önce değerlendirmedikleri bir ürün ya da hizmeti araştırmalarına
neden olduğunu belirtiyor.

B2B alıcılarının yüzde 82'si insan odaklı içerikten etkileniyor
LinkedIn'in 2025 B2B creator araştırması insan sesinin satın alma yolculuğundaki
etkisini de ortaya koyuyor. Araştırmaya göre B2B alıcılarının yüzde 82'si creator
içeriklerinin kararlarını doğrudan etkilediğini, yüzde 79'u ise bu tür içeriklerle
en az ayda bir etkileşime geçtiğini söylüyor. Alıcıların yüzde 59'u yeni
markaları creator içerikleri aracılığıyla keşfettiğini, yüzde 67'si bu içeriklerin
potansiyel çözümleri değerlendirmelerine yardımcı olduğunu belirtiyor. İçerikle
etkileşime geçenlerin yüzde 47'si ilgili şirketin web sitesini ziyaret ederken,
yüzde 38'i satış ekibiyle iletişime geçiyor.

Sibel Selvi, Buradaki 'creator' kavramını yalnızca influencer iletişimi olarak
okumamak gerekiyor. B2B'de güçlü insan sesi bazen şirketin CEO'su, bazen bir iş
birimi yöneticisi, bazen yıllardır aynı konuda çalışan bir mühendis ya da teknik
uzman olabilir. Asıl değer, takipçi sayısından önce gerçek uzmanlıktan ve özgün
bir bakış açısından geliyor. Bir şirketin sahip olduğu bilgi ve deneyimi yalnızca
kurumsal hesabından anlatmasıyla, o bilgiyi gerçekten yaşayan insanların
kendi perspektifleriyle görünür kılması aynı etkiyi yaratmıyor diye konuştu.

LinkedIn'in 2026 yaklaşımı da insan odaklı thought leadership'i dış uzman ve creator'lar,
kurum içindeki lider ve uzmanlar ile çalışanlar olmak üzere üç ana grupta
ele alıyor. Platform verilerine göre çalışanların toplam profesyonel ağı,
şirketin kendi takipçi kitlesinin yaklaşık 12 katına ulaşabiliyor.

Marka mı, insan mı? Asıl mesele doğru ekosistemi kurmak
Selvi, kurumların bu dönüşümü kurumsal hesap mı, kişisel hesap mı? ikilemine indirgemesinin
stratejik bir hata olabileceğini belirterek, Marka ve insan birbirinin
alternatifi değil, birbirini besleyen bir ekosistemin parçaları. Kurumsal
hesap markanın ortak hafızasını, duruşunu ve kurumsal gücünü taşırken, liderler
stratejik yönü, uzmanlar bilgi birikimini, çalışanlar ise kurumun gerçek deneyimini
görünür hale getiriyor. İletişim stratejisinin görevi bu seslerden birini
seçmek değil, hangi mesajın hangi ses tarafından taşınacağını doğru kurgulamak
ifadelerini kullandı.

LinkedIn'in paylaştığı veriler de bu insan-marka birlikteliğinin etkisine işaret
ediyor. Profesyonellerin yüzde 66'sı, sosyal medyada bir şirket yöneticisini takip
etmeleri halinde o markayı başkalarına tavsiye etmeye daha yatkın olduklarını
belirtiyor. LinkedIn ayrıca bireysel thought leader içeriklerini büyüten Thought
Leader Ads formatında, doğrudan marka hesabından yayınlanan sponsorlu içeriklere
kıyasla iki kata varan daha yüksek tıklama ve etkileşim oranları gözlemlediğini
bildiriyor.

Görünmeyen karar vericilere ulaşmanın yolu da düşünceden geçiyor
İnsan odaklı thought leadership'in önemi, B2B satın alma süreçlerinin giderek daha
çok paydaşlı hale gelmesiyle daha da artıyor. Edelman ve LinkedIn'in 2025 B2B
Thought Leadership Impact Report çalışması, satın alma süreçlerinde doğrudan
hedeflenmeyen ancak kararı önemli ölçüde etkileyen hidden buyers yani görünmeyen
karar vericilere dikkat çekiyor. Raporda, B2B anlaşmalarının yüzde 40'tan fazlasının
satın alma grubu içindeki uyumsuzluklar nedeniyle durabildiği belirtiliyor.

Araştırmaya göre görünmeyen karar vericilerin yüzde 95'i güçlü thought leadership
içeriklerinin kendilerini satış ve pazarlama iletişimine daha açık hale getirdiğini
ifade ediyor. Selvi, B2B'de satın alma kararı çoğu zaman tek kişinin verdiği
bir karar değil. Markanın hiç doğrudan iletişim kurmadığı kişiler bile içerikleri
aracılığıyla şirket hakkında bir kanaat oluşturuyor. Bu nedenle thought
leadership yalnızca görünürlük üretmez, satış görüşmesi başlamadan önce markaya
ilişkin bir algı zemini oluşturur. Algı mimarisi tam da burada devreye giriyor
dedi.

Kurumsal iletişim artık yalnızca kurum adına konuşmak değil
B2B şirketlerin kurumsal iletişim, lider iletişimi ve uzman görünürlüğünü birbirinden
bağımsız alanlar olarak değil, tek bir stratejik sistem içinde değerlendirmesi
gerektiğini belirten Sibel Selvi, sözlerini şöyle tamamladı:
Bugünün iletişim dünyasında güçlü bir marka hesabına sahip olmak gerekli ama tek
başına yeterli değil. Markanın arkasındaki bilgi, uzmanlık ve bakış açısını taşıyabilecek
insanların da görünür olması gerekiyor. Burada amaç yöneticileri 'influencer'a
dönüştürmek değil, kurumun gerçek uzmanlığını doğru insanlar aracılığıyla,
onların doğal sesi ve kendi perspektifiyle görünür hale getirmek. Güçlü
marka, görünür uzmanlık ve gerçek insan sesi bir araya geldiğinde daha bütünlüklü
bir algı mimarisi kurulabiliyor. B2B iletişiminin önümüzdeki döneminin en
önemli başlıklarından biri de bu dengeyi doğru kurabilmek olacak.


-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -