Basın Bülteni- İş Bankası’nın Daha Eşitlikçi Bir Dünya etkinliği, farklı alanlarda başarı ve ilham yaratan kadınları buluşturdu

Firma

Basın Bülteni- İş Bankası’nın Daha Eşitlikçi Bir Dünya etkinliği, farklı alanlarda başarı ve ilham yaratan kadınları buluşturdu



8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle Türkiye İş Bankası tarafından düzenlenen
Daha Eşitlikçi Bir Dünya etkinliği, tarımdan gastronomiye, sanattan spora ve
teknolojiye uzanan farklı alanlarda başarılarıyla dikkat çeken, üretimleriyle dönüşüm
yaratan, hikayeleriyle ilham veren kadınları bir araya getirdi.

Türkiye İş Bankası tarafından düzenlenen Daha Eşitlikçi Bir Dünya paneli, farklı
alanlarda önemli başarılar elde etmiş kadınların deneyimlerini aktarmalarına,
bireysel gelişim ile toplumsal dönüşüm arasındaki ilişkinin farklı bir boyutta
ele alınmasına vesile olmak amacıyla dört yıldır düzenleniyor.

Bu yılki etkinliğin Beslenme uzmanı, FAO Gıda Şampiyonu, The Godwild Kurucu Ortağı
Dilara Koçak'ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen Dönüşüm: Topraktan Geleceğe
başlıklı ilk oturumunda sürdürülebilir yaşama yaptıkları katkılarla dikkat
çeken konuşmacılar yer aldı. Antropolog ve Susuz Tarım Uzmanı Dr. Ece Aynur Onur
ABD'deki akademik kariyerini bırakarak annesinin kuraklıkla mücadele eden köyünde
başlattığı susuz tarım dönüşümünü anlatırken, Yazar ve İçerik Üreticisi Hale
Acun Aydın sürdürülebilir yaşama geçiş için küçük adımların önemine değindi.
Şef, Youtuber ve Yemek Yazarı Refika Birgül ise gıda israfının önlenmesine yönelik
çalışmaları hakkında bilgi verdi.

Gazeteci Gülay Afşar moderatörlüğündeki Kendi Hikâyesini Yazanlar oturumunda Seraf
Restoran Kurucu Ortağı ve Şefi Sinem Özler kadın şef olarak bazı zorluklar
yaşamış olsa da emek ve istikrarın iyi bir yere gelmek için büyük önem taşıdığını
anlattı. Teknolojide Kadın Derneği Kurucusu ve Eş Başkanı Zehra Öney kadınların
teknolojide ve yaşamın her alanında daha etkin roller üstlenmesinin önemine
dikkat çekti. Menstrüel ürün pazarında faaliyet gösteren Beije markasının kurucusu
ve CEO'su Doruk Akpek de kadınlara yönelik bir alanda başladığı girişim yolculuğunda
karşılaştığı önyargılara değindi.

SosyalBen Vakfı Kurucusu ve Avrupa Konseyi Sivil Toplum Masası Daimi Komite Üyesi
Ece Çiftçi Taurin moderatörlüğünde gerçekleştirilen Sınırların Ötesinde oturumunda
Ödüllü Oyuncu Fadik Sevin Atasoy Türkiye'nin ilk kadın samurayı olma sürecinde
yaşadığı değişim ve dönüşümleri anlatırken, Olimpiyat, Avrupa, Dünya Şampiyonu
Milli Boksör Busenaz Sürmeneli başarılarındansa yenilgilerinin kendisi
için daha öğretici olduğunu söyledi. Dijital Sanatçı Ecem Dilan Köse de dijital
sanat alanında Japonya'ya uzanan başarılı kariyer yolculuğunu aktardı.

Oggusto'nun kurucusu Özlem Güsar'ın moderatörlüğündeki kapanış oturumunda ise Future
& Bright Group Kurucu Ortağı Akan Abdula beyaz yakalı kadınlar arasında yaptıkları
araştırmanın Türkiye'de kadınlar için bir potansiyel sorununa değil bir
sistem sorununa işaret ettiğini belirtti. Sektörel Dernekler Federasyonu (SEDEFED)
Başkanı Emine Erdem kız çocuklarının doğru rol modellerle yönlendirilmesinin
önemine işaret etti.

PANEL KONUŞMALARI
Dönüşüm: Topraktan Geleceğe
Panelin Dönüşüm: Topraktan Geleceğe oturumu Beslenme Uzmanı, FAO Gıda Şampiyonu
ve The Good Wild Kurucu Ortağı Dilara Koçak moderatörlüğünde gerçekleştirildi.
Toprağın, suyun, havanın hasta olduğu bir ortamda insanların iyi olmasının mümkün
olmadığını söyleyen Koçak, Karnımızı doyuramadığımız, gıdaya erişemediğimiz
bir ortamda barış, istihdam, eşitlik, eğitim de olmaz. Hem kendimizi hem geleceği
iyi beslemek konusunda dönüşüm yaratmış kadınların hikayeleri bu açıdan çok
ilham verici diye konuştu.

Antropolog ve Susuz Tarım Uzmanı Dr. Ece Aynur Onur, ABD'de akademik kariyerini
sürdürürken dedesinin vefatının ardından annesinin doğduğu köye döndüğünde, köyün
adeta savaşa maruz kalmış gibi bir yıkıntıya uğradığını gördüğünü belirterek,
şöyle konuştu: Burada birileri bir şeyler yapmalı, biz yapmazsak kim yapar diye
düşündüm. Kullanılabilir suyun yüzde 80'inin tarımda kullanıldığını, bu suyun
neredeyse yarısının da israf edildiğini öğrenince su kullanmadan üretim yapabilir
miyiz diye yola çıktık. Önce kuraklık canavarıyla savaşmaya çalıştım ama
fark ettim ki kuraklıkla savaşamam. Doğayla barışırsam savaşmama da gerek kalmayacak.
Akademik araştırmalarımı Anadolu kadınlarının kadim bilgisiyle birleştirince
dönüşüm başladı. Bugün köyde Toprağın Melekleri kolektifiyle 42 çeşit tıbbi
aromatik bitki, 6-7 çeşit baharat ve çay üretimini zehirsiz ve sulama olmadan
yapıyoruz. Bugün gençlerin susuz tarıma ilgi duyduğunu görmek, köyde tekrar istihdam
yaratmak, gençlerin, çocukların cıvıltılarını duymak çok güzel.

Yazar ve İçerik Üreticisi Hale Acun Aydın, sadeleşme yolculuğunda öncelikle kişinin
kendisinden ve evinden başlaması gerektiğini belirterek, Sürdürülebilirlik
sadece bireyle ilgili bir süreç değil ama devletler ve kurumların yanında bireylerin
de yapabilecekleri var. Akıllara bir fikir düşürmek ve yüzde 5-10 değişim
bile değerli. Eşyaları azaltınca evlerimizdeki alan artıyor. Evi derleyip toplamak,
hayatla ilgili işleri yönetmek pratiklik gerektiriyor, eşyaları azaltmak
bu pratikliği getiriyor ve zaman kazandırıyor. Gereksiz alışverişlerin daha fazla
farkına vardığınızda eşya değil deneyimi önceliklendiriyorsunuz böylece para
kazanıyorsunuz. O yüzden sadeleşmek aslında zenginleştiriyor dedi.

Şef, Youtuber ve Yemek Yazarı Refika Birgül ise, gıda kaybına dikkat çektiği konuşmasında
100 birim üretim yapıyorsak 25'ini yiyoruz, geri kalanı israf oluyor.
Ancak burada değişim kesinlikle mümkün. Bunun için doğru satın alma ve saklama,
bozulan ürünleri anlama, bozulduysa dönüştürme ve değerlendirme yollarını da
içeren 9 adımdan oluşan bir rehber oluşturduk dedi. Kurtuluşun topraktan olduğuna
inandığını söyleyen Birgül, Youtube kanalımızın adı Yemek Okuluydu, hedefim
onu yavaş yavaş Tarım Okuluna çevirmek, toprağa dönmek ve bu yolculuğu daha
iyi anlayarak matematikselleştirip, başkalarına da anlatabilmek diye konuştu.

Kendi Hikayesini Yazanlar
Seraf Restoran Kurucu Ortağı ve Şefi Sinem Özler, yeme-içme sektörüne yönetici olarak
başladığını ve hayatın evrilmesiyle restoranda şef olduğunu anlatarak, şunları
söyledi: Aslında yemek yapmakla ilgili bir eğitim almadım. Öğrendiklerim
annemin evde öğrettiklerinden ibaretti. Bir nevi okyanusta çırpınarak yüzmeyi
öğrendim. İlk zamanlar elbette kadın şefe pek alışkın olunmadığı için meraklı gözleri,
ataerkil yaklaşımı hissettim. Halbuki mutfakta cinsiyetin değil emeğin
ve istikrarın yarışması gerekiyor. Kadınların görünür olmasının, tabuları yıkmalarının
kendi ellerinde olduğunu ifade eden Özler, kadınların hayallerini gerçekleştirdiği
süreçte emek ve istikrarın yanı sıra hiç vazgeçmemenin çok büyük önem
taşıdığını, ancak bu yaklaşımla kadınların toplumda iyi bir yerlere gelebileceğini
vurguladı.

Teknolojide Kadın Derneği Kurucusu ve Eş Başkanı Zehra Öney de bir insanın en büyük
gücünün anlık değişim, dönüşümle uyum sağlayabilmesi olduğuna dikkat çekerek,
Ben 12 yıl kadar turizm alanında çalıştıktan sonra bir GSM şirketinde çalışmaya
başladım. Sürekli öğrenip gelişmek, hiçbir riskten ve sorundan korkmamak sayesinde
bambaşka bir sektöre geçiş yapabildim dedi. Öney, konuşmasını şöyle sürdürdü:
Biz artık bir teknoloji servisi ya da ürün çağının içinde değil yepyeni
bir sistemin içindeyiz. Bunu öğrenmek yetmeyecek, içini dizayn etmemiz gerekecek.
Kadınlar da sadece teknolojik değil toplumsal, psikolojik, felsefi bütün
unsurların bir araya toplandığı etik dizaynın yaratıcıları olmalı. 'Ben bunu öğreneyim'
yaklaşımı yerine tavır değiştirip, yardım etmeyelim, biz kadınlar olarak
kolları sıvayalım, bu konuyu gerçek bir konu olarak üstlenelim demeliyiz.
Binlerce yapay zekâ aracına verdiğimiz bilgiler yarın insanlar açısından etik sorunlar
yaratabilir. O yüzden sadece öğrenmekle kalmayalım yapay zeka dünyasında
etik kısmın dizaynında da çalışalım.

Menstrüel ürün pazarında faaliyet gösteren Beije markasının kurucusu ve CEO'su Doruk
Akpek de özellikle bir erkek olarak kadınlara yönelik bir alanda girişim yolculuğuna
başladığında etrafında birçok kişinin bu durumu anlamlandıramadığını,
garipsediğini söyledi. İyi bir ekiple ürünü ortaya çıkarıp hangi noktalarda farklı
oldukları bilinir hale geldikçe olumlu geri dönüşler aldıklarını belirten
Akpek, Şirketimizde çalışanların büyük çoğunluğu kadınlardan oluşuyor. Zaten
cinsiyetten bağımsız bir iş ortamı söz konusu olduğunda, insana 'kadın' veya 'erkek'
değil de 'insan' olarak yaklaştığınızda sorunlar da azalıyor diye konuştu.

Sınırların Ötesinde
Sınırların Ötesinde oturumunun moderatörlüğünü üstlenen SosyalBen Vakfı Kurucusu
ve Avrupa Konseyi Sivil Toplum Masası Daimi Komite Üyesi Ece Çiftçi Taurin,
Sınırları aşmak derken hem uluslararası düzeyde başarılara imza atmak hem de kadınların
önüne konulan sınırların ötesine geçmekten bahsediyoruz. Sınır dediğimiz
şey bazen kendi içimizde başlıyor ama bunları aşmak da kadınların süper güçlerinden
biri. Bunu çoğu zaman normalleştiriyor olsak da günlük hayattan kariyere
kadar bu süper güç hepimizin omuzlarında dedi.

Ödüllü Oyuncu ve Türkiye'nin ilk kadın samurayı Fadik Sevin Atasoy, kendisini bir
arketip olarak tanımladığı konuşmasında, Ben farklı coğrafya ve zaman dilimlerinde
birbirlerinden habersiz olmasına rağmen aynı onurlu duruşu paylaşan kadınların
bir arketipiyim. Tarihin bir döneminde feodal bir coğrafyada savaşa giden
kadınlar varken, başka bir zamanda Anadolu'da sırtında bebeğiyle cephane taşıyan
kadınlar vardı. Bu kadınlar ortak bir duruş sergilediler dedi. İçindeki bu
arketiple tanışmasının vücudunda yayılmaya hazır bir tümör bulunduğunu haber almasının
ardından gerçekleştiğini söyleyen Atasoy, samuray eğitimi ve sonrasındaki
dönüşümünü şöyle anlattı: 16 onurlu duruşu olan kadın ile eğitim alırken 4,5
yıllık kanser mücadelemi kimseyle paylaşmamıştım. Son gün zihnim ve bedenim
arasında bir mücadele başladı. Sınırları aşmak uğruna kendi sınırlarımı ihlal mi
edecektim? Gerçeğimi reddetmedim, daha fazla devam edemeyeceğimi söyleyip bir
ağaç gölgesinin altına oturdum. Ne kadar kırılgan, zaafları olan, yardıma muhtaç
biri olduğumu o ağacın altında anladım. Gerçek gücüm kırılganlığımda, onu reddetmekte
değil kabullenmekte saklıydı.

Olimpiyat, Avrupa, Dünya Şampiyonu Milli Boksör Busenaz Sürmeneli ise, acının insanın
hayatındaki yol gösterici rolüne işaret eden konuşmasında, Doktora omuzum
ağrıyor dediğimde, 'Sınırını bilmemişsin, çok zorlamışsın' demişti. Sonrasında
yine çok zorladım. Üç ameliyat geçirdim. Şimdi sınırımı biliyorum. Bence hem
psikolojik hem fiziksel anlamda acı hepimiz için bir yol arkadaşı. Nerede durmamız
nerede harekete geçmemiz gerektiğini söylüyor diye konuştu. Öte yandan acısız
başarının da mümkün olmadığını, en büyük madalyalarını en kötü yenilgilerine
borçlu olduğunu söyleyen Sürmeneli, sözlerini şöyle sürdürdü: Ringe çıkıyorsun
ve tek başınasın. Gününde olmayabilirsin, yenilebilirsin. Sonuçta hepimiz insanız,
duygularımız var ama anda kalmak önemli. Kazandıklarımın değil kaybettiklerimin
bana çok şey öğrettiğini düşünüyorum. Tokyo'da olimpiyat şampiyonu oldum.
O zaman bu yolun güzelliğini anlayamamıştım. 2024 Paris Olimpiyatları'nda yenildim.
Soyunma odasına gittim, ağladım, dışarıda ekibim bekliyordu. 17 senelik
hocama sarıldım ve 'Şu an ağlıyorum ama bu yenilgiden çok şey kazandığımı biliyorum'
dedim. 4 ay sonra da dünya şampiyonu oldum. Önemli olan düşmek değil tekrar
tekrar kalkmayı bilebilmektir.

Dijital Sanatçı Ecem Dilan Köse, sanat dünyasını sanatçı arkadaşlarıyla yarışmadığı,
sadece herkesin farklı olduğu bir ortam şeklinde gördüğünü belirterek, Bizim
kariyerimizde bir sergiyle kendinizden vazgeçersiniz, diğer serginizde yeniden
inşa edersiniz. Yakın zamanda bir sergi yaptım. Orada bir Ecem'i bitirdim,
bir Ecem'i gösterdim, bir sonrakinde yeniden bir Ecem kuracağım. Ben, daha iyi
bir dünya olabileceğine inanıyorum. Teknolojinin yanında ve karşısında insanın
nereye gideceğini düşündüğüm genel bir bakışla eserlerimi üretiyorum. Daha iyi
bir insan topluluğu için daha iyi bir dünya kurulabilir gibi bir niyetle kendi
sanatımı yapıyorum diye konuştu. Son kişisel sergisini Japonya'da gerçekleştirdiğini
ve burada teknoloji ile samimiyet arasındaki ilişkiyi sorguladığını aktaran
Köse, Samimiyeti Japonya'da aradığım bir sergi yaptım. Kültürlerinde bunu
saklamak var. O yüzden termal kameralarla çektiğim günlük hayat fotoğraflarını
sergiledim. En sonunda bilgisayarımı da çekmeye başladım çünkü o da ısınıyordu.
Böylece insan ve teknoloji arasında birbirine dönen, birbirini sorgulayan bir
sergi oldu dedi.

Kız çocukları için doğru rol modellerin önemi
Future & Bright Group Kurucu Ortağı Akan Abdula da Oggusto'nun kurucusu Özlem Güsar'ın
moderatörlüğündeki kapanış oturumunda yaptığı konuşmada, beyaz yakalı kadınlar
arasında bir araştırma yaptıklarını belirterek, araştırmaya ilişkin şu bilgileri
paylaştı: Araştırmaya katılan beyaz yakalı kadınların %73'ü 'cinsiyet
eşitliği yok', %75'i 'şirketimin sistemi erkeklere göre kurulmuş', %72'si 'hayatımın
en az bir mülakatında cinsiyetçi sorularla karşı karşıya kaldım', %40'ı
çocuk sahibi olmam kariyerimi ciddi şekilde etkiledi' dedi. İstifa edenlerin %25'i
'erkek sisteminden dolayı istifa ettiğim için 'istifa ettim' gibi değil 'istifa
ettirildim' gibi hissettim' düşüncesinde. Ayrıca yükselen kadınların önemli
bir kısmında sistemin cam tavanlarını yıkmak için erkek mentöre destek duyulmuş.

Abdula, bu sonuçlara bile bakıldığında Türkiye'de çok net bir şekilde kız çocukları
ve kadınlarla ilgili bir potansiyel sorunu değil sistem sorunu olduğunun görüldüğünü,
bu konuda daha güçlü bir dayanışmaya ihtiyaç olduğunu vurguladı. Türkiye'deki
doğurganlık oranlarıyla ekonominin erkek işgücü üzerine oturtulamayacağını,
sitemin sürdürülebilirliği için çok hızlı bir şekilde kadın istihdamının
%50'lere çıkarılması gerektiğini ifade eden Abdula, şirketlerden önce evlerde
özellikle iş yükü, çocuk bakımı gibi konularda sosyolojik bir dönüşümün şart olduğunu
söyledi.

Sektörel Dernekler Federasyonu (SEDEFED) Başkanı Emine Erdem de kız erkek fark etmeksizin
her çocuğun hayal kurma potansiyeliyle doğduğunu, ancak bu potansiyelin
sürdürülebilirliğinin büyük ölçüde çevre etkenlerine bağlı olduğunu söyleyerek
şöyle konuştu: Süreç içerisinde kız çocukları okula başladığında bir yerde
sistematik olarak başarı/başarısızlıklar, doğru/yanlışlar derken yavaş yavaş geriye
çekilme oluyor. Doğal öğrenme sürecinde aslında 'yapabilirim' diye başlıyor,
'ama'larla kitleniyor, öz yeterlilik dediğimiz duygu yavaş yavaş yok oluyor.
Bu nedenle doğru rol modellerin mutlaka kız çocuklarını yönlendirmesi çok önemli.
Sıkıştığında kendini güvenli alanlara kaydırıyor, kendi sınırlarını koyuyor.
Böylelikle 'ben ancak bu kadarını yapabilirim' gibi yaklaşımla toplumsal algı
kodlamaları oluyor. Sistem eşit bir güven zemini oluşturmuyorsa bireysel cesaret
yavaş yavaş yorgunlaşıyor, kırılıyor.

Hiçbir zaman umutsuz olmadıklarını dile getiren Erdem, Özellikle eşit koşullar,
destek mekanizmaları sağlandığında kadınların yapamayacağı hiçbir şey olmadığına
inanıyoruz. Yeter ki eşitlik politikalarını içselleştirelim. Sorunumuz kültürel
kodlamalarda ve bunlar için mücadele etmeye devam edeceğiz dedi.


-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -

Görüntülü Görüşme
× Kolayca Görüntülü Hesap Açın Telefon Görseli