Ekonomi

Basın Bülteni- Kaspersky araştırmasına göre, her üç şirketten biri son yıl içinde tedarik zinciri saldırısına uğradı

Kaspersky tarafından gerçekleştirilen yeni bir küresel araştırma, nitelikli BT güvenliği
çalışanı eksikliğinin ve küresel organizasyonların tedarik zinciri ile
güven ilişkisine dayalı saldırı risklerini azaltmak için çeşitli güvenlik görevlerine
öncelik verme ihtiyacının altını çiziyor. Türkiye'deki katılımcıların %44'ü
her iki faktörü de temel engeller arasında gösteriyor.

Kaspersky'nin tedarik zinciri ve güven ilişkisi risklerine odaklanan son araştırmasına*
göre, tedarik zinciri saldırıları şirketler için en kritik tehditlerden
biri haline gelmiş durumda. Son bir yıl içinde her üç kurumdan biri bu tür bir
saldırıya maruz kaldığını belirtiyor. Söz konusu saldırıların artan sıklığı ve
etkisi, şirketlerin bu riskleri etkin şekilde yönetmesini zorlaştıran temel nedenlerin
anlaşılmasını zorunlu kılıyor.

Anket sonuçlarına göre, tedarik zinciri ve güven ilişkisinden kaynaklanan risklerin
azaltılmasının önündeki en büyük engellerden biri uzman iş gücü eksikliği.
Bu yetersizlik, organizasyonların kendi ekosistemlerindeki potansiyel üçüncü taraf
zafiyetlerini düzenli olarak tespit etme ve izleme kapasitesini kısıtlıyor.
Katılımcıların belirttiği bir diğer kritik engel ise birden fazla siber güvenlik
önceliği arasında denge kurma zorunluluğu. Bu durum, güvenlik ekiplerinin aynı
anda çok fazla görevle ilgilenmek zorunda kaldığını ve bunun sonucunda tedarik
zinciri tehditlerinin gözden kaçabildiğini gösteriyor.

Kaynak kısıtlılığının ötesinde, katılımcılar yapısal sorunlara da dikkat çekiyor:
Türkiye'deki işletmelerin %46'sı, yüklenicilerle yapılan sözleşmelerde net BT
güvenliği yükümlülüklerinin bulunmadığını belirtiyor. Ayrıca katılımcıların %35'i,
BT dışı güvenlik personelinin bu riskleri tam olarak kavramadığını dile getiriyor.

Araştırmaya göre Türkiye'deki işletmelerin %93 gibi ezici bir çoğunluğu, tedarik
zinciri ve güven ilişkisi risklerine karşı koruma önlemlerini yükseltmeleri gerektiğini
kabul ederken, mevcut güvenlik önlemlerini yeterli bulanların oranı yalnızca
%7'de kalıyor.

Aynı zamanda araştırma sonuçları, üçüncü taraf risklerine yönelik mevcut risk yönetimi
uygulamaları parçalı kaldığını ve hiçbir koruma yönteminin kullanıcılar
arasında %42'den fazla bir benimsenme oranına ulaşamadığını gösteriyor. En yaygın
koruyucu önlem olan iki faktörlü kimlik doğrulama (2FA) bile Türkiye de'ki katılımcıların
yalnızca %26'sı tarafından kullanılıyor. Ayrıca, kuruluşların sadece
%42'si yüklenicilerin siber güvenlik duruşlarını düzenli olarak gözden geçiriyor.
Sonuç olarak, işletmelerin yaklaşık üçte ikisi iş ortaklarının güvenliği
konusunda sürekli görünürlük sağlayamıyor, bu da onları ekosistemlerindeki gelişen
zafiyetlere karşı savunmasız bırakıyor.

Küresel ölçekte dikkat çekici bulgular ise, halihazırda tedarik zinciri ve güven
ilişkisine dayalı saldırılara maruz kalmış şirketlerin daha güçlü güvenlik alışkanlıkları
edinme eğiliminde olmasıdır. Tedarik zinciri olaylarından etkilenen
şirketlerin sızma testi sonuçlarını talep etme olasılığı daha yüksekken (%56),
güven ilişkisi ihlali mağdurları endüstri standartlarına uyumluluk kontrollerine
(%56) ve yüklenicilerin kendi tedarik zinciri politikalarına (%53) öncelik veriyor.

Kaspersky Güvenlik Operasyonları Merkezi (SOC) Başkanı Sergey Soldatov konuyla ilgili
şu değerlendirmede bulunuyor: Güvenlik ekipleri kapasitelerinin üzerinde
çalıştığında, personel eksikliği yaşandığında ve uzun vadeli dayanıklılık stratejileri
yerine acil görevlere öncelik vermek zorunda kaldığında, organizasyonlar,
tedarikçi ekosistemi içinde sessizce ilerleyebilen tehditlere karşı korumasız
kalıyor. Bu döngüyü kırmak için endüstrinin, standartlaştırılmış yüklenici değerlendirmelerinden
ekipler arası farkındalığın artırılmasına kadar daha bütünleşik
ve tutarlı hafifletme stratejilerini benimsemesi gerekiyor. Tedarik zinciri
güvenliği, tüm iş ağı genelinde paylaşılan ve hesap verebilir bir sorumluluk
haline gelmelidir.

Şirketlerin tedarik zinciri risklerini azaltabilmesi ve iş sürekliliğini güvence
altına alabilmesi, ancak organizasyon genelinde önleyici tedbirlerin uygulanması
ve tedarikçi-yüklenici ilişkilerinin stratejik bir bakış açısıyla ele alınmasıyla
mümkün.

Kaspersky, bu riskleri azaltmak için şu adımları öneriyor:
- Yönetilen güvenlik hizmetlerinden yararlanın: Siber güvenlik kaynakları sınırlı
olan kurumlar için dış kaynak kullanımı kritik önem taşır. Kaspersky Managed
Detection and Response (MDR) ve Incident Response gibi çözümler, tehdit tespitinden
müdahaleye ve sürekli korumaya kadar tüm olay yönetimi sürecini kapsar.
- Siber güvenlik eğitimlerine yatırım yapın: Çalışanların bilgi seviyesini artırmak
için uygulamaya dönük, kendi kendine ilerlemeli veya Kaspersky Siber Güvenlik
Eğitimleri tercih edilmelidir. Bu sayede güvenlik ekiplerinin teknik yetkinlikleri
gelişir ve şirketler daha karmaşık saldırılara karşı korunur.
- Tedarikçileri anlaşma öncesinde kapsamlı şekilde değerlendirin: Siber güvenlik
politikaları, geçmiş olay kayıtları ve sektör standartlarına uyum gibi kriterler
mutlaka incelenmelidir. Yazılım ve bulut hizmetleri için ayrıca zafiyet verileri
ve penetrasyon test sonuçları değerlendirilmelidir.
- Sözleşmelere güvenlik gerekliliklerini dahil edin: Tedarikçi sözleşmeleri, düzenli
güvenlik denetimleri, kurum politikalarına uyum ve olay bildirim süreçleri
gibi açık bilgi güvenliği yükümlülüklerini içermelidir.
- Tedarikçilerle güvenlik konusunda iş birliği yapın: Koruma seviyesini her iki
taraf için de güçlendirmek ve güvenliği ortak bir öncelik haline getirmek kritik
önem taşır.

Tedarik zinciri risklerinin azaltılmasına yönelik daha fazla öneri ve araştırma
bulgularına ilgili link üzerinden ulaşılabilir.


-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -