Basın Bülteni- Mısırlı Underwear and Socks, tekstil sektöründe pamuğun çevresel etkisine ve sürdürülebilir üretim ihtiyacına dikkat çekiyor
Yılda 25 milyon ton pamuk üretilen dünyada bu lifin çevresel maliyeti giderek tartışılır
hale geliyor. Uzmanlar, sektörün sürdürülebilir dönüşümünü artık erteleyemeyeceği
konusunda hemfikir. 1927'den bu yana tekstil üretiminin içinde olan
Mısırlı Underwear and Socks, Dünya Pamuk Günü'nde pamuğun tarladaki hikâyesinden
üretim masasına uzanan yolculuğuna ve sektörün önündeki sürdürülebilirlik sınavına
dikkat çekiyor.
Dünyanın en yaygın doğal lifi olan pamuk, yılda yaklaşık 25 milyon metrik ton üretiliyor.
Küresel tekstil ve hazır giyim endüstrisinin temel hammaddesi olan bu
lif, tarlada başlayıp cilde dokunana kadar geçirdiği yolculukta çevreye ağır bir
fatura bırakıyor.
Rakamlar durumu net biçimde ortaya koyuyor: Tek bir pamuklu tişört üretmek için
2.700 litre su gerekiyor, bu miktar, bir insanın iki buçuk yıllık içme suyu ihtiyacına
eşdeğer. Pamuk ekimi, dünyanın ekilebilir arazisinin yalnızca yüzde 2,5'ini
kaplıyor, ancak küresel tarım ilacı kullanımının yüzde 16'sını tüketiyor.
Tüm bu yoğun üretime karşın, küresel pamuk üretiminin yalnızca yüzde 1,4'ü organik
yöntemlerle gerçekleştiriliyor.
Tarladan İpliğe: Kalitenin Temeli Toprakta Atılıyor
Pamuğun kalitesi, tohumun toprağa düştüğü anda şekillenmeye başlıyor. Lif uzunluğu,
inceliği ve doğal nem emiciliği, yetiştirme koşullarına, sulama yöntemine ve
çeşide göre dramatik biçimde farklılaşıyor. Hasat edilen pamuk, temizleme, tarama
ve eğirme aşamalarından geçerek ipliğe dönüşüyor. Bu süreçteki her adım, nihai
ürünün dokunuşunu, dayanıklılığını ve kullanım ömrünü belirliyor.
Mısırlı Underwear and Socks'ın hikâyesi de bu noktada başlıyor. Markanın kurucusu
Münif Abdurrahman Mısırlı, 1927'de yalnızca Mısır'da üretilen merserize pamuk
ipliğini Türkiye'ye taşıyarak ülkeyi bu özel lifle tanıştırdı. Pamuk ipliğine
kimyasal işlemle uygulanan merserizasyon, liflere hem parlaklık hem de üstün mukavemet
kazandırıyor, boyayı daha homojen ve kalıcı tutuyor. Bu teknik, bir asır
önce zanaat seviyesinde başlayan üretimin temel felsefesini bugün de belirliyor.
Sertifika Enflasyonu mu, Gerçek Dönüşüm mü?
Küresel moda sektörü, sürdürülebilirlik iddiasını son yıllarda her koleksiyona,
her ürün etiketine taşıdı. Ancak rakamlar bu iddianın henüz karşılığını bulmadığına
işaret ediyor. Organik pamuklu kumaşların küresel pamuk pazarındaki payı 2025
itibarıyla yalnızca yüzde 14,8 seviyesinde kalıyor, ancak bu segment yıllık
yüzde 7,6 büyüme hızıyla en hızlı genişleyen kategori konumunda.
Peki tüketici neye güvenecek? Tekstil sektöründe üç temel bağımsız sertifikasyon
sistemi öne çıkıyor: GOTS (Global Organic Textile Standard), pamuk yetiştiriciliğinden
son ürüne kadar tüm sürecin organik standartlara uygunluğunu denetliyor.
OEKO-TEX STANDARD 100, ürünlerin insan sağlığına zararlı kimyasal içermediğini
belgelerken, Better Cotton Initiative (BCI), daha az su ve tarım kimyasalı kullanılarak
yetiştirilen pamuğu destekleyen uluslararası bir çerçeve sunuyor.
Ancak bu tabloyu gölgeleyen ciddi bir sorun var. Bazı markaların sürdürülebilir
olarak pazarladığı koleksiyonların içerik etiketlerine bakıldığında yüzde 5
organik pamuk, yüzde 95 polyester gibi oranlarla karşılaşılabiliyor. Sektörün
gerçek dönüşümü ile iletişim söylemi arasındaki bu makas, tüketiciyi yanıltmanın
ötesinde üretim süreçlerindeki köklü dönüşümü de geciktiriyor.
2050'ye Kadar Üretim Tesislerinin Yüzde 75'i Risk Altında
Sürdürülebilir dönüşümün ertelenmesinin bedeli giderek ağırlaşıyor. 2050 yılına
kadar küresel hazır giyim ve tekstil üretim tesislerinin yüzde 75'inin başta Hindistan,
Çin, Brezilya ve Pakistan olmak üzere yüksek ila aşırı su riski altında
kalması bekleniyor. Tekstil sektörü şu anda küresel tatlı su çekilmesinin yüzde
dördünü tüketiyor, bu rakamın 2030'a kadar 118 milyar metreküpe ulaşması öngörülüyor.
Organik pamuk ise bu tablonun en güçlü yanıtlarından biri olarak öne çıkıyor. Organik
pamuk, 2024-2025 sezonunda 342.000 metrik ton üretimle küresel toplam üretimin
yüzde 1,4'üne karşılık geliyor ve konvansiyonel pamuğa göre yüzde 20-30 daha
yüksek fiyatla değerleniyor. Organik üretime geçişin önündeki en büyük engel
ise zorlu dönüşüm süreci: GOTS standartları kapsamında organik sertifika alabilmek
için üreticilerin en az üç yıl boyunca kimyasal kullanmaksızın üretim yapması
gerekiyor.
Türkiye bu dönüşümde küresel ölçekte kritik bir konumda. Organik pamuk üretiminde
Türkiye, Hindistan'ın ardından yüzde 12 payla küresel ikinciliği taşıyor. GOTS
sertifikalı organik pamuklu kumaş üretiminde Hindistan, Türkiye ve Tanzanya,
dünyanın en büyük üç ülkesi konumunda yer alıyor.
Murat Eren Taşçı: Doğru Lif Seçimi, Ürünün Tasarlanmadan Önceki Kararıdır
Mısırlı Underwear and Socks Yönetim Kurulu Üyesi Murat Eren Taşçı, markanın hammadde
felsefesini şu sözlerle aktarıyor: İç giyim ve çoraplarda tüketicinin hissettiği
konfor, doğru hammaddenin seçilmesiyle başlıyor. Markanın 1927'de merserize
pamuk ipliğiyle başlayan hikâyesinin merkezinde malzemeyi tanımak ve en doğru
şekilde işlemek bulunuyor. Bugün de kullandığımız her lifin ürünün dokusuna,
dayanıklılığına ve kullanım deneyimine nasıl katkı sağlayacağını aynı titizlikle
değerlendiriyoruz. dedi.
Marka, organik pamukla birlikte bambu ve tencel gibi çevre dostu alternatifleri
de koleksiyonlarında kullanıyor. Yağmur suyu hasadıyla kapalı döngü su sistemi
kuran ve üretiminin yüzde doksanını karbon ayak izi sıfır olarak gerçekleştiren
marka, sürdürülebilirliği yıllar önce operasyonunun çekirdeğine yerleştirdi.
7 Ekim Dünya Pamuk Günü, bu lifin tarladan tene uzanan yolculuğunu, taşıdığı çevresel
yükü ve sektörün üstlenmesi gereken sorumluluğu yeniden düşünmek için bir
fırsat sunuyor. Rakamlar açık: Küresel üretimin yüzde 1,4'ünün organik olduğu
bir tabloda değişim için alan ve aciliyet büyük.
-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -