Basın Bülteni- Mplus Türkiye, yapay zekâ çağında müşteri deneyiminde insanı odağına alıyor
Yapay zekâ teknolojilerinin müşteri deneyimindeki rolü ve etkisi giderek artıyor.
Teknolojiye erişimin kolaylaştığı günümüzde, yapay zekâ ile insan uzmanlığının
birlikte ele alınması rekabet avantajında belirleyici oluyor. Güven, sadakat,
çalışan deneyimi ve hibrit çalışma modelleri de geleceğin müşteri deneyimi anlayışında
öne çıkıyor. 25 yıllık deneyiminden aldığı güçle Experience Intelligence
yaklaşımını merkeze alan Mplus Türkiye, kendi yapay zekâ platformu Graia ile
insan ve yapay zekânın birlikte çalıştığı modeller geliştirerek müşteri deneyimini,
çalışan deneyimini ve iş sonuçlarını güçlendirmeyi hedefliyor.
Yapay zekânın iş süreçlerinde kullanımının hızla yaygınlaşması, müşteri deneyiminde
de önemli bir dönüşümü beraberinde getiriyor. Hız, veri işleme, otomasyon ve
ölçeklenme konusunda önemli fırsatlar sunan yapay zekâ teknolojileri, benzer
araçlara erişimin kolaylaşmasıyla birlikte tek başına bir farklılaşma unsuru olmaktan
uzaklaşıyor. Bu noktada markalar için teknolojiyi insanın sahip olduğu empati,
muhakeme, problem çözme ve karar alma yetkinlikleriyle birlikte değerlendirmek
önem taşıyor. Mplus Türkiye & MENA CEO'su Cemile Banu Hızlı, geleceğin müşteri
deneyiminde insan ve yapay zekânın birbirinin alternatifi değil, birbirini
tamamlayan iki güç olarak ele alınması gerektiğini vurguluyor.
Graia ile yapay zekânın hız, veri işleme ve otomasyon gücünü insan uzmanlığıyla
buluşturuyoruz
Yapay zekânın hızla standartlaştığına ve bugün pek çok kurumun benzer çözümlere
erişebildiğine dikkat çeken Mplus Türkiye & MENA CEO'su Cemile Banu Hızlı, teknolojinin
tek başına bir rekabet avantajı olmaktan çıktığını belirtti. Asıl fark
yaratan unsurun, yapay zekânın sunduğu hız ve veri işleme gücünün, insanın empati,
muhakeme, etik değerlendirme ve kriz çözme yetenekleriyle nasıl harmanlandığında
ortaya çıktığını ifade eden Hızlı, Mplus olarak savunduğumuz İnsan + AI
yaklaşımının temelinde de bu anlayış bulunuyor. 25 yıllık deneyimimiz üzerine
geliştirdiğimiz Experience Intelligence yaklaşımının önemli bileşenlerinden biri
olan kendi yapay zekâ platformumuz Graia ile yapay zekânın sunduğu hız, veri
işleme ve otomasyon gücünü insan uzmanlığıyla buluşturuyoruz. Çağrı özetleme, veri
analizi ve bilgiye erişim gibi süreçlerin otomatikleşmesi, temsilcilerimizin
ekranda bilgi aramakla veya tekrarlayan operasyonel görevlerle zaman kaybetmesini
önlüyor. Böylece çalışanlarımız dikkatlerini müşteriyi dinlemeye, ihtiyacı
anlamaya ve çözüm üretmeye verebiliyor. Teknolojinin insanın yerini alması değil,
insanın yetkinliklerini ve stratejik rolünü daha da güçlendirmesi gerektiğine
inanıyoruz. Yapay zekânın gerçek değeri, insanı süreçten çıkarmasında değil,
insanın yaptığı işi daha anlamlı ve daha etkili hale getirmesinde. Müşteri deneyiminde
teknolojik yetkinliklerin yanı sıra insan teması da marka ile müşteri
arasındaki ilişkinin niteliğini belirliyor. Özellikle güven ve sadakat açısından
insan faktörü büyük önem taşıyor dedi.
Müşterinin markaya duyduğu güvenin temelinde empati ve doğru anlaşılma hissi bulunuyor
Müşteri ve markanın arasındaki güven duygusunun temelinde samimi bir empati ve doğru
anlaşılma hissinin bulunduğuna dikkat çeken Hızlı, Yapay zekâ işlemleri hızlandırıyor
ve bilgiye erişimi kolaylaştırıyor. Fakat özellikle kritik ve hassas
anlarda müşterinin karşısında onu gerçekten dinleyen, duygusunu anlayan ve karmaşık
bir probleme çözüm üretebilen bir insan uzmanının bulunması marka güvenini
güçlendiriyor. Güvenin güçlenmesi de müşterinin markayla uzun vadeli bir bağ
kurmasını ve sadakat geliştirmesini destekliyor diye konuştu.
Teknolojiyle desteklenen çalışanlar, satış fırsatlarına da katkı sağlıyor
Müşteri deneyiminin marka sadakati üzerindeki etkisinin ötesinde, şirketlerin finansal
performansıyla da doğrudan ilişkili olduğunu belirten Hızlı, Müşteri deneyiminde
insana yapılan yatırım büyük bir değer taşıyor. Doğru eğitimden geçen,
teknolojiyle desteklenen ve karar alma konusunda yetkilendirilen çalışanlar,
müşteri memnuniyetinin yanı sıra çapraz satış ve üst satış fırsatlarına da katkı
sağlıyor. Bu nedenle CX yatırımlarının gelir ve kârlılık perspektifiyle değerlendirilmesi
gerekiyor. Müşteri deneyimi uzun yıllar maliyet odaklı bir operasyon
olarak değerlendiriliyordu. Oysa bugün bunun çok daha geniş bir iş etkisi olduğunu
görüyoruz. İnsana yapılan yatırım, daha iyi hizmet sunmanın ötesinde doğrudan
gelir, marj ve sürdürülebilir büyüme üzerinde de karşılık buluyor. Bu noktada
insan faktörünün müşteri deneyimindeki etkisini, çalışan deneyiminden bağımsız
değerlendirmemiz gerekiyor. 'Mutlu çalışan, mutlu müşteri' yaklaşımı da burada
önem kazanıyor. Çalışanın motivasyonu, işine duyduğu bağlılık ve kendisini
geliştirebilmesi müşteriyle kurduğu iletişime doğrudan yansıyor. Biz de bu kapsamda
teknolojiyi çalışanlarımızın rolünü azaltan bir unsur olarak değil, onların
üzerindeki operasyonel yükü azaltarak daha nitelikli işlere odaklanmasını sağlayan
bir araç olarak görüyoruz. Çalışanlarımızı güçlendiren, gelişimlerini destekleyen
ve işlerini kolaylaştıran bir kültür oluşturmak, müşteri deneyiminde
sürdürülebilir kalite açısından bizim için oldukça önemli şeklinde konuştu.
Memnuniyeti yüksek çalışanlar işe daha iyi odaklanıyor, bu da müşteri deneyimine
yansıyor
Çalışma modellerindeki dönüşümün de müşteri deneyiminin geleceğinde önemli bir rol
oynadığını belirten Hızlı, Hibrit ve esnek çalışma modelleri, çalışanların
iş-yaşam dengesini güçlendiriyor. Bu da çalışanın memnuniyetini ve motivasyonunu
doğrudan etkiliyor. Memnuniyeti yüksek çalışanların işe odaklanması, iş sahiplenmesi
ve müşteriye karşı empati kurma kapasitesi de artıyor. Bunun müşteri deneyimine
doğrudan yansıdığını görüyoruz. Bulut tabanlı yapay zekâ altyapımız ve
gelişmiş veri güvenliği protokollerimiz sayesinde esnek çalışma modelini operasyonel
devamlılık ve kesintisiz kalite standartlarıyla birlikte sürdürebiliyoruz
dedi.
Teknoloji bir amaç değil, insan yetkinliğini artıran bir araç
Geleceğin CX modelinin her yerden çalışabilen ve yüksek motivasyonla hareket eden
insan gücü ile her an erişilebilir olan akıllı teknolojilerin birlikte çalıştığı
bir model olacağına dikkat çeken Mplus Türkiye & MENA CEO'su Cemile Banu Hızlı,
şu ifadeleri kullandı: Bu model, kurumlara değişen iş hacimlerine daha hızlı
uyum sağlama, hizmet kalitesini sürdürülebilir kılma ve kaynaklarını daha verimli
kullanma imkânı sunacak. Yapay zekâ hız ve ölçek sağlarken, insan uzmanlığı
güven, empati ve muhakeme gerektiren temas noktalarında belirleyici olmaya
devam edecek. Önümüzdeki dönemde CX liderliğini sürdürmek isteyen markaların teknoloji
yatırımlarını insan deneyiminden bağımsız düşünmemesi gerekiyor. Teknoloji
bir amaç değil, insan yetkinliğini artıran bir araç. Algoritmalar işlemleri
yönetebilir, ancak rekabeti ve geleceği insana dokunan deneyimler belirleyecek.
-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -