Basın Bülteni- Opel Astra, 35 yıllık geçmişini yeni nesil teknoloji ve sürdürülebilirlikle geleceğe taşıyor
Alman otomotiv üreticisi Opel'in 35 yıllık Astra hikâyesi, modelin ilk nesli Astra
F ile başlayan yenilikçi yaklaşımını günümüz teknolojileriyle geleceğe taşıyor.
1991 yılında yollara çıkan Astra F, 4,13 milyon adetlik üretimle Opel'in bugüne
kadar en yüksek üretim rakamına ulaşan modeli olurken, öncü güvenlik sistemleri,
geniş iç mekânı ve çevreye duyarlı yaklaşımıyla döneminin ihtiyaçlarına
yanıt verdi. Multi-Medya Ekranı, Clean Air System ve elektronik çekiş kontrolü
gibi yeniliklerle kompakt sınıfta teknoloji öncüsü olan Astra F, bugün yeni
nesil Astra'nın sahip olduğu yenilikçi karakterin temelini oluşturdu. Günümüz
Astra'sı ise geniş motor seçenekleri, ileri teknolojileri, yüksek konfor seviyesi
ve sürdürülebilirlik odaklı özellikleriyle farklı kullanıcı beklentilerine cevap
vermeyi sürdürüyor. Böylece Astra, 35 yıl önce başlayan başarı hikâyesini
günümüzün mobilite ihtiyaçlarına uyarlayarak geleceğe taşıyor.
Sahip olduğu yenilikçi teknolojileri konfor odaklı özelliklerle buluşturan Opel'in
kompakt sınıftaki güçlü temsilcisi Astra, 35 yıllık mirasından aldığı güçle
gelişimini sürdürüyor. Yeni nesil adaptif Intelli-Lux HD farlardan standat olarak
sunulan Intelli-Seat koltuklara, farklı kullanıcı ihtiyaçlarına yanıt veren
geniş motor seçeneklerinden sürdürülebilir malzeme kullanımına kadar pek çok özelliği
bir arada sunan Astra, günümüz kompakt sınıfında teknoloji, konfor ve verimliliği
buluşturuyor. Bugün ulaştığı bu seviyenin temelleri ise bundan tam 35
yıl önce, Astra adını taşıyan ilk nesil kompakt sınıf Opel modelinin yollara
çıkmasıyla atıldı. Döneminin değişen beklentilerine yenilikçi çözümlerle yanıt
veren Astra F, güvenlikten konfora, verimlilikten teknolojiye kadar sunduğu özelliklerle
Astra ailesinin gelişiminde önemli bir dönüm noktası oldu. Bugün ise
Opel, yeni Astra ile 35 yıl önce başlayan bu köklü başarı hikâyesini günümüz teknolojileriyle
geleceğe taşımayı sürdürüyor.
Astra F ile kompakt sınıfta yeni bir dönem başladı
Opel Astra F, 1991 yılında yollara çıktığında otomotiv dünyası önemli bir değişim
sürecinden geçiyordu. Toplumsal dönüşümün yanı sıra giderek güçlenen çevre bilinci,
otomobillerden beklenen özellikleri de yeniden şekillendirirken, daha düşük
emisyon ve yakıt tüketimi kadar konfor da kullanıcılar için giderek daha önemli
hale geliyordu.
Opel'in kompakt sınıftaki yedinci nesil modeli Astra F, değişen bu beklentilere
yanıt verecek özelliklerle yollara çıktı. İngiltere'deki kardeş markası Vauxhall'ın
aynı isimli modeliyle paralel olarak Astra adını taşıyan model, bunun yanı
sıra çok sayıda yeni güvenlik sistemiyle de dikkat çekti. Önceki nesline benzer
dış ölçülere sahip olmasına rağmen daha geniş bir iç mekân sunan Astra F, geri
dönüştürülebilir malzemelerin kullanımıyla çevreye duyarlı yaklaşımını da ortaya
koydu. Tüm bu özellikleriyle müşterilerden büyük ilgi gören Astra F, Opel'in
1991-1997 yılları arasında yaklaşık 4,13 milyon adet ürettiği ve markanın bugüne
kadar en çok üretilen modeli oldu.
Farklı müşteri beklentilerine hitap edecek şekilde geniş bir ürün gamıyla sunulan
Astra F, benzinli ve dizel motor seçenekleriyle dikkat çekti. Dört silindirli
motorların tamamında dönemin gelişmiş egzoz gazı arıtma sistemlerinden yararlanılırken,
1.4, 1.6, 1.8 ve 2.0 litrelik benzinli motorlarda üç yollu katalitik
konvertör kullanıldı. 1.7 litrelik dizel motor ise yeni geliştirilen oksidasyon
katalizörüyle donatıldı.
1991 sonbaharında bayilerde yerini alan ilk Astra F versiyonları arasında beş kapılı
hatchback, beş kapılı station wagon ve sportif Astra GSi bulunuyordu. Yalnızca
üç kapılı sportif hatchback gövdeyle sunulan ürün gamının zirvesindeki GSi,
85 kW (115 HP) ve 110 kW (150 HP) güç üreten 2.0 litrelik motor seçenekleriyle
performans beklentilerine de yanıt verdi. 150 HP'lik versiyon, 16 supap ve çift
üstten eksantrik miliyle dönemin dikkat çeken performans seçeneklerinden biri
oldu. Dört kapılı sedan 1992 baharında ürün gamına katılırken, bir yıl sonra
İtalyan karoser üreticisi Bertone tarafından üretilen Astra Cabrio da aileye dahil oldu.
Güvenlik ve geniş iç mekânla fark yarattı
Astra F'nin sunduğu yüksek güvenlik seviyesi, kompakt sınıfta önemli bir adımı temsil
ediyordu. Opel Güvenlik Sistemi kapsamında yan darbelere karşı koruma sağlayan
kapılardaki çift çelik barlar, çarpışma sırasında yolcuların emniyet kemerinin
altından kaymasını önlemeye yardımcı olan özel koltuk yapısı ve önden çarpışma
sırasında yolcuların ileri hareketini azaltan ön emniyet kemeri gergileri
bulunuyordu. Opel, 1994 yılında ise pasif güvenlik seviyesini daha da ileri taşıyarak
sürücü ve ön yolcu için tam boy hava yastıklarını standart hale getirdi.
Astra F'nin geliştirilmesinde güvenliğin yanı sıra geniş ve ferah bir iç mekân sunmak
da önemli bir öncelik oldu. Opel mühendisleri, Kadett E ile karşılaştırıldığında
Astra F'de çok daha geniş bir yaşam alanı oluştururken ön camı 74 milimetre
ileri taşıdı ve baş ile diz mesafelerini 50 milimetreye kadar artırdı. Daha
geniş iç mekâna rağmen model, yüksek aerodinamik verimliliğini korumayı başardı.
GSi versiyonunda hava sürtünme katsayısının 0,30 Cd seviyesine kadar düşürülmesi
de bu yaklaşımın önemli göstergelerinden biri oldu.
Yüksek güvenlik ve geniş iç mekânın yanı sıra çevreye duyarlılık da Astra F'nin
geliştirilmesindeki temel unsurlardan biri olarak öne çıktı. Gösterge panelinin,
iç kaplamaların, koltukların ve orta konsolun önemli bir bölümü polipropilenden
üretilirken Opel, bu malzemenin geri dönüştürülmesiyle kaynak kullanımını azaltan
yenilikçi bir süreç geliştirdi. Tampon destekleri ve çamurluk davlumbazları
gibi bazı parçalar ise geri dönüştürülmüş malzemelerden üretildi.
Astra F'nin yenilikçi yaklaşımı güvenlik, konfor ve çevre teknolojileriyle de sınırlı
kalmadı. Orta konsolun üst kısmında konumlandırılan Multi-Medya Ekranı,
radyo, yol bilgisayarı ve kontrol sistemi bilgilerini sürücünün görüş alanında
tek bir ekranda bir araya getirerek dünyada bir ilke imza attı.
Model, yolcu konforuna yönelik çözümleriyle de kompakt sınıfta öncü oldu. Yolcuları
polen, toz ve kir partiküllerinden koruyan Clean Air System sistemini sunan
ilk kompakt sınıf otomobil olan Astra F, bu özelliğinin yanı sıra çekiş teknolojisinde
de önemli bir ilke imza attı. Astra GSi 16V, kendi segmentinde elektronik
çekiş kontrol sistemine sahip ilk otomobil olarak öne çıktı.
Astra F'nin dinamizmi yarış pistlerine taşındı
Astra F, sahip olduğu teknolojiler ve dinamik sürüş karakteriyle Avrupa genelinde
motor sporları için de güçlü bir platform sundu. Opel, 1993 yılında FIA Binek
Otomobiller Üreticiler Kupası (2 litre)nin ilk sezonunda üreticiler dünya şampiyonluğunu
kazanırken, Opel Astra GSi 16V 1997 yılında Almanya'daki Nürburgring'de
düzenlenen Veedol Dayanıklılık Kupası'nda N Grubu zaferine ulaştı.
Elektrikli mobilitenin temelleri Astra F ile atıldı
Astra F, alternatif güç sistemlerinin geliştirilmesi konusunda da önemli bir teknoloji
platformu olarak kullanıldı. Tamamen elektrikli Astra Impuls III, Baltık
Denizi'ndeki Rügen Adası'nda gerçekleştirilen kapsamlı testlerde elektrikli
mobilitenin geleceğine yönelik önemli veriler ortaya koydu. 1993 ile 1997 yılları
arasında 10 prototip toplam 350 bin kilometre yol kat ederken, bu araçlardan
beşi 45 kW (61 HP) gücündeki nikel-kadmiyum bataryalardan, diğer beşi ise 42 kW
(57 HP) gücündeki sodyum-nikel-klorür bataryalardan enerji aldı. Astra Impuls
III prototiplerinin tamamında üç fazlı asenkron elektrik motoru kullanıldı.
120 km/s maksimum hıza ve 150 kilometreye kadar menzile ulaşabilen Astra Impuls
III ile gerçekleştirilen kapsamlı testler, 1997-1999 yılları arasında Aachen, Maastricht
ve Liège şehirlerini de kapsayacak şekilde genişletildi.
Astra F, bugüne kadar Opel'in en çok üretilen modeli olmayı sürdürürken, yeni güvenlik
sistemleri, geniş iç mekânı ve çevre dostu yaklaşımıyla döneminin öne çıkan
ihtiyaçlarına yanıt verdi. 1990'ların başında tüketiciler açısından giderek
önem kazanan bu alanlarda sunduğu çözümlerle kompakt sınıfa çok sayıda yenilik
kazandıran Astra F, Opel'in Astra adını taşıyan ilk modeli olarak önemli bir
miras bıraktı. Böylece Opel'in kompakt sınıftaki yedinci nesli, yalnızca döneminin
ruhunu yakalamakla kalmadı, Astra ailesinin gelecekteki gelişimi için de güçlü
bir temel oluşturdu.
Astra bugün de yenilikçi kimliğini koruyor
Bugün bu mirası Opel'in Almanya'da üretilen kompakt sınıf temsilcisinin en yeni
nesli devam ettiriyor. Opel'in Rüsselsheim'daki merkezinde tasarlanan, geliştirilen
ve üretilen yeni Opel Astra, daha keskin ve cesur tasarımını kaynakları daha
verimli kullanan teknolojilerle bir araya getiriyor.
Yeni Astra Elektrik, tek şarjla 454 kilometreye kadar WLTP² menzil sunuyor. Plug-in
Hybrid versiyonun güç aktarma sistemi de geliştirilerek tamamen elektrikli
ve dolayısıyla yerel olarak sıfır emisyonlu sürüş menzili artırıldı. Bu iki seçenek,
verimli Hybrid ve dizel alternatiflerin de yer aldığı kapsamlı motor gamının
bir parçasını oluşturuyor. Böylece Astra, farklı kullanıcı ihtiyaçlarına ve
kullanım senaryolarına uygun motor seçeneklerini bir arada sunuyor.
Yeni Astra'nın yenilikçi teknolojileri, dikkat çekici tasarımını yüksek konfor ve
güvenlik seviyesiyle tamamlıyor. Astra'da ilk kez sunulan aydınlatmalı Opel Şimşek
logosu, 50 binden fazla piksele ve dinamik ışık animasyonlarına sahip, göz
kamaştırmayan adaptif Intelli-Lux HD aydınlatma sistemi ve ergonomik orta bölüm
tasarımına sahip standart Intelli-Seat koltuklar, modelin öne çıkan özellikleri
arasında yer alıyor.
Opel'in sürdürülebilirlik yaklaşımı da yeni nesilde devam ediyor. Yeni Astra Sports
Tourer'ın iç mekânında çok sayıda geri dönüştürülmüş malzeme kullanılırken,
Astra 35 yıl önce olduğu gibi bugün de dönemin teknolojilerini ve değişen kullanıcı
beklentilerini yakalayan bir model olmayı sürdürüyor. Böylece Astra, 35 yıl
önce başlayan yenilikçi yaklaşımını günümüzün teknolojileriyle buluşturarak
kompakt sınıftaki güçlü konumunu geleceğe taşıyor.
-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -