Ekonomi

Basın Bülteni- Pluxee ve Ipsos’un araştırmasına göre, çalışan bağlılığının 8 farklı tonu bulunuyor

Çalışan deneyimi ve yan haklar dünyasının lideri Pluxee, Ipsos iş birliğiyle 10
ülkede farklı sektör ve yaş gruplarından 8.700 çalışanın katılımıyla gerçekleştirdiği
İş Dünyasında Bağlılığın Yeni Tanımı araştırmasının sonuçlarını açıkladı.
80 farklı çalışanın içgörüleri ve gerçek yaşam hikâyeleriyle zenginleştirilen
çalışma, motivasyon, iş-yaşam dengesi ve çalışan beklentilerine dair küresel
ölçekte yeni bir tablo sunuyor. Araştırma, iş dünyasında Sessiz İstifa ve Büyük
Kopuş gibi kavramlarla tanımlanan sürecin aslında bir kopuş değil, bağlılığın
yeniden tanımlanması olduğunu gösteriyor.

İstanbul, 16 Ocak 2026 - Dünyada çalışma hayatı hızla dönüşürken Pluxee çalışan-işveren
ilişkisine ışık tutmak ve çalışan deneyimini yeniden tanımlamak amacıyla
araştırmalarına devam ediyor. Pluxee'nin Ipsos iş birliğiyle gerçekleştirdiği
İş Dünyasında Bağlılığın Yeni Tanımı araştırması, çalışan beklentilerinde köklü
bir dönüşüm yaşandığını ortaya koyuyor. Türkiye'nin de aralarında bulunduğu
Brezilya, İngiltere, Hindistan gibi farklı coğrafyalardan 10 ülkede, 8.700 çalışanın
katılımıyla gerçekleştirilen araştırmaya göre, küresel olarak çalışanların
%83'ü çalıştığı şirketi sevdiğini ya da olumlu hisler beslediğini ifade ediyor.
Ancak bu bağlılık artık koşulsuz bir adanmışlık üzerinden değil, denge, anlam
ve karşılıklı değer temelinde şekilleniyor.

Sessiz İstifa Değil, Dengeli Bağlılık
Kamuoyunda iş hayatı çoğu zaman sessiz istifa ve büyük kopuş kavramlarıyla anılırken
Pluxee'nin Ipsos ile birlikte gerçekleştirdiği araştırma, bu anlatının
eksik kaldığını gösteriyor. Bulgulara göre Türkiye'de çalışanların %84'ü çalıştığı
kurumu sevdiğini ya da beğendiğini ifade ederken çalışanlar işteki iyi
olma hâllerini 10 üzerinden 7,9 puanla değerlendiriyor. Bu tablo, çalışanların
işlerinden duygusal olarak uzaklaşmadığını, aksine iş ve işyeriyle beklenenden
daha güçlü fakat daha dengeli bir bağ kurduğunu ortaya koyuyor. Pluxee'nin ortaya
koyduğu Dengeli Bağlılık kavramı, bağlılığın biçim değiştirerek daha bilinçli,
değişken ve sınırları olan bir tutum haline geldiği gerçeğine işaret ediyor.

İyi Yaşamın Şifresi: Güçlü Bağlar, Yakın İlişkiler ve Zamanı Sahiplenmek
Araştırma, Türkiye'de iyi yaşam algısının merkezinde maddi göstergelerden çok
insan ilişkilerinin yer aldığını net biçimde ortaya koyuyor. Türkiye'de çalışanların
%54'ü hayatı iyi kılan en önemli unsur olarak etrafımda iyi insanlar var
ifadesini öne çıkarırken, kendine zaman ayırabilmek (%42) ve iyi hissetmek (%41)
ikinci sırada geliyor. Çalışanlara Haftada fazladan 4 saatin olsaydı ne yapardın?
sorusu yöneltildiğinde ise %31'i sevdikleriyle daha fazla vakit geçirmek
istediğini, %19'u ise egzersiz yapmayı tercih edeceğini belirtiyor.

Öte yandan çalışanların %35'i işinin hayatının merkezinde olduğunu söylerken %58'i
elimden geldiğince çok çalışırım diyor - bu gelişmekte olan ekonomiler ortalamasının
oldukça üzerinde bir oran. Ancak bu tablo, işin her şeyin önüne konulduğu
bir yaşamı değil, çabanın ilişkiler, kişisel iyilik hâli ve zamanı yönetebilme
becerisiyle dengelendiği bir yaklaşımı işaret ediyor.

Çalışanlarının özel hayatındaki farklılıklarını önemseyen şirketler, çalışan deneyiminde
ve işe bağlılıkta çıtayı yukarı taşıyacak
Pluxee Türkiye CEO'su Eda Uluca Özcan, araştırmanın iş dünyası için taşıdığı mesaja
şu sözlerle dikkat çekti: Günümüzde çalışanları yalnızca işteki rolleriyle
ele almak artık mümkün değil. Araştırmamız, her geçen gün daha fazla çalışanın
iş ile kişisel yaşam arasında yeni bir denge kurduğunu ortaya koyuyor. Biz bu
yaklaşımı 'Dengeli Bağlılık' olarak tanımlıyoruz. Bu yaklaşım, şirketlerle çalışanlar
arasındaki ilişkiyi de köklü biçimde yeniden tanımlıyor. Türkiye'de çalışanların
%43'ü için samimi ve destekleyici bir iş ortamı iş yerinde memnuniyetin
en önemli unsuru. %40'ı gösterdiği çabanın görülmesini ve takdir edilmesini bekliyor,
%35'i ise özerklik ve karar alma yetkisinin kendileri için kritik olduğunu
söylüyor. Bugün bağlılık, sessizce geri çekilmek ya da koşulsuzca adanmak
arasında değil, karşılıklı güven ve değer üretimi üzerinde şekilleniyor. İşverenler
için asıl fark yaratan nokta da burada başlıyor: çalışanlarını tek tip beklentilerle
değil, bireysel ihtiyaçları ve yaşam evreleriyle anlayabilmek.

Bağlılık Tek Renk Değil: Hayatla Birlikte Değişen 8 Farklı Ton
Araştırma, çalışan bağlılığının artık ya tamamen adanmış ya da kopmuş gibi keskin
tanımlarla açıklanamayacağını gösteriyor. Bağlılık, hayatın farklı evreleri,
kişisel öncelikler ve bireyin içinde bulunduğu koşullara göre ton değiştiriyor.
Bu dönüşümü bireyin özel hayatına verdiği önem ve kişisel hedefleriyle toplumsal
aidiyet arasında kurduğu denge olmak üzere iki temel eksen üzerinden ele alan
araştırma, sekiz farklı bağlılık profili ortaya koyuyor. Araştırmada bağlılık,
sabit bir tutum değil, hayatla birlikte şekillenen, esneyen ve yeniden ayarlanan
canlı bir deneyim olarak karşımıza çıkıyor.

Araştırma, Türkiye'de iş yerini cazip kılan unsurlara dair de içgörüler sunuyor.
Çalışanlar için iyi maaş %48 ile ilk sırada yer alırken ihtiyaca uygun yan
haklar %36 ile hemen ardından geliyor. Çalışma aynı zamanda, çalışanların destekleyici
bir ortam, takdir edilme ve kendilerine zaman ayırabilme gibi insani ihtiyaçlara
her zamankinden daha fazla önem verdiğini ortaya koyuyor.

Eda Uluca Özcan, araştırmanın özellikle bağlılık konusunda önemli bir tablo çizdiğini,
bağlılığı şekillendiren beklenti ve motivasyonların değiştiğini vurgulayarak
şöyle konuştu: Çalışanı gerçekten gören, dinleyen ve destekleyen kurumlar,
bağlılığı doğal olarak güçlendiriyor. Bu araştırma ile çalışma hayatının geleceğini
şekillendiren bu yeni bağlılık kurallarını keşfetmeyi, liderler ve karar
vericiler için görünür kılmayı amaçladık. Pluxee olarak, çalışan-işveren ilişkisini
yalnızca ölçen değil, geliştiren bir yaklaşımla, daha insan odaklı, dengeli
ve sürdürülebilir bir çalışma dünyasına katkı sağlamaya devam edeceğiz.


-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -