Basın Bülteni- PwC ve TEİD’e göre suistimal, artık kurumsal bir risk olarak yönetilmesi gereken bir alan
PwC Türkiye ve Etik ve İtibar Derneği (TEİD) iş birliğiyle hazırlanan Türkiye Suistimal
Araştırması 2026 yayımlandı. Araştırma, suistimalin şirketler için istisnai
bir olay olmaktan çıktığını, erken tespit, güçlü kontrol ortamı ve güven kültürüyle
düzenli yönetilmesi gereken temel bir kurumsal risk alanı haline geldiğini
ortaya koyuyor.
Araştırmaya göre Türkiye'de faaliyet gösteren şirketlerin %85'i son iki yıl içinde
en az bir suistimal vakasıyla karşılaştı. Katılımcı şirketlerin yaklaşık %40'ında
suistimal kaynaklı yıllık kayıp 5 milyon TL'nin üzerinde gerçekleşirken,
şirketlerin %16'sında toplam kayıp 25 milyon TL'yi aştı. Her iki suistimal vakasından
biri ise bir yıldan fazla sürede tespit edilebiliyor ya da tespit süresi
bilinmiyor.
PwC Türkiye Finansal Suçlar, Suistimal ve Uyum Riskleri Danışmanlığı Lideri Dr.
Gökhan Yılmaz, araştırma sonuçlarının şirketler açısından önemli bir uyarı niteliği
taşıdığını belirterek şunları söyledi:
Türkiye Suistimal Araştırması 2026'nın ortaya koyduğu en önemli sonuçlardan biri,
suistimalin artık şirketler için istisnai bir olay olarak görülmemesi gerektiğidir.
Bulgular, şirketler arasındaki temel farkın suistimalle karşılaşıp karşılaşmamakta
değil, bu riski ne kadar erken fark edip ne kadar sistematik şekilde
yönetebildiklerinde ortaya çıktığını gösteriyor.
Araştırma aynı zamanda şirket ölçeği büyüdükçe kayıp tutarlarının da farklılaştığını
ortaya koyuyor. Özellikle çalışan sayısı fazla olan büyük organizasyonlarda
daha yüksek tutarlı kayıpların görünür hale gelmesi, kontrol ortamının şirket
büyüklüğüyle birlikte aynı hızda güçlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Büyük
organizasyonlarda işlem hacmi, yetki katmanları ve üçüncü taraf temasları arttıkça
suistimalin finansal etkisi de büyüyebiliyor.
Etik ihbar hatlarına duyulan güven ile erken tespit arasındaki ilişki de dikkat
çekici. Etik hattının etkin işlediğine inanan şirketlerde vakaların çok büyük bölümü
ilk 12 ay içinde tespit ediliyor. Bu bize, suistimalle mücadelede yalnızca
politika, prosedür ve teknolojiye değil, çalışanların konuşabildiği, bildirim
yaptığında bunun dikkate alınacağına inandığı bir güven kültürüne ihtiyaç olduğunu
gösteriyor.
Araştırmanın bir diğer önemli bulgusu, yönetim kaynaklı vakalarda yüksek tutarlı
kayıp riskinin belirgin biçimde artması. Yetki ve erişim seviyesi yükseldikçe
suistimalin finansal etkisi de büyüyebiliyor. Bu nedenle şirketlerin kontrol mekanizmalarını
yalnızca operasyonel seviyede değil, yönetim ve karar alma süreçlerini
de kapsayacak şekilde tasarlaması gerekiyor.
Zarar ortaya çıktıktan sonra geri kazanım çoğu zaman sınırlı kalıyor. Bu nedenle
şirketler için öncelik yalnızca olay gerçekleştikten sonra müdahale etmek değil,
riskleri görünür hale getiren, erken uyarı sağlayan ve suistimali mümkün olduğunca
gerçekleşmeden önlemeye odaklanan yapılar kurmak olmalı. Güçlü etik kültürü,
bağımsız iç denetim, güvenilir ihbar mekanizmaları, düzenli risk değerlendirmesi
ve veri analitiği artık suistimalle mücadelede tamamlayıcı değil, temel
unsurlar haline geldi.
Araştırmadan öne çıkan sonuçlar:
Türkiye Suistimal Araştırması 2026, suistimalin hem görülme sıklığı hem de finansal
etkisi bakımından şirketler için yüksek öncelikli bir risk alanı olduğunu gösteriyor:
- Şirketlerin %85'i son iki yılda en az bir suistimal vakasıyla karşılaştı.
- Tipik bir şirkette medyan 3 suistimal vakası meydana gelirken, şirket büyüdükçe
bu sayı artıyor.
- Vakaların %64'ünde suistimaller çalışan kaynaklı olurken, bunu %15 ile yönetim,
%10 ile müşteriler izliyor.
- Katılımcı şirketlerin yaklaşık %40'ında suistimal kaynaklı yıllık kayıp 5 milyon
TL'nin üzerinde gerçekleşti. Şirketlerin %16'sında toplam kayıp 25 milyon TL'yi
aştı.
- Her iki suistimal vakasından biri bir yıldan fazla sürüyor.
- Etik hattının etkin işlediğine inanan şirketlerde vakaların %73,6'sı ilk 12 ay
içinde tespit ediliyor.
- Yönetim kaynaklı vakalarda 25 milyon TL üzeri kayıp oranı %33,3 seviyesine ulaşırken,
çalışan kaynaklı suistimallerde bu oran %7,8 seviyesinde kalıyor.
- Suistimal kaynaklı kayıpların olay sonrasında geri kazanımı sınırlı kalıyor, şirketler
kayıpların ortalama yalnızca %20'sini geri alabiliyor.
- Düzenli suistimal risk değerlendirmesi yapan şirket oranı %35 seviyesinde bulunuyor.
- Riskin özellikle satın alma, satış, operasyon, depo/stok, finans ve muhasebe gibi
işlem yoğun alanlarda yoğunlaştığı görülüyor.
Şirket büyüdükçe kontrol yapısının da güçlenmesi gerekiyor
Araştırma sonuçları, suistimalin finansal etkisinin şirketin ölçeği, işlem hacmi
ve organizasyonel karmaşıklığıyla yakından ilişkili olduğunu gösteriyor. Halka
açık şirketlerde yüksek tutarlı suistimallerin daha yoğun gözlemlenmesi, bu şirketlerdeki
operasyonel karmaşıklık, raporlama yükümlülükleri ve çok katmanlı karar
süreçlerinin risk görünürlüğünü artırdığını ortaya koyuyor.
Çalışan sayısı arttıkça kayıp tutarlarında da belirgin bir değişim görülüyor. Küçük
ve orta ölçekli şirketlerde suistimal kaynaklı kayıplar genelde düşük tutarlı
bantlarda yoğunlaşırken, büyük organizasyonlarda 5 milyon TL üzeri kayıp kategorileri
daha görünür hale geliyor. Bu tablo, şirketlerin büyüdükçe kontrol tasarımını,
onay mekanizmalarını, veri analitiğini ve sürekli izleme sistemlerini
aynı ölçüde güçlendirmesi gerektiğine işaret ediyor.
Etik hatta güven, erken tespitte belirleyici
Araştırma sonuçları, etik ihbar hatlarının yalnızca bir bildirim kanalı değil, erken
tespit açısından kritik bir risk yönetimi aracı olduğunu gösteriyor. Tespit
edilen vakaların yaklaşık dörtte biri etik hat üzerinden geliyor. Etik hattının
etkin işlediğine kesinlikle inanan şirketlerde vakaların %73,6'sı ilk 12 ay
içinde tespit edilirken, güven düzeyi azaldıkça erken tespit oranı belirgin şekilde
düşüyor.
Bu sonuç, suistimalle mücadelede teknik kontrol mekanizmalarının yanında güven kültürünün
de belirleyici olduğunu ortaya koyuyor. Çalışanların güvenli, anonim
ve sonuç doğuracağına inandıkları kanallar üzerinden bildirim yapabilmesi, suistimalin
daha erken fark edilmesini sağlıyor.
Yönetim kaynaklı vakalarda finansal etki daha yüksek
Araştırma, suistimalin kim tarafından gerçekleştirildiğinin kayıp tutarı üzerinde
önemli bir etkisi olduğunu gösteriyor. Yönetim kaynaklı vakalarda 25 milyon TL
üzeri kayıp oranı %33,3 seviyesine ulaşırken, çalışan kaynaklı suistimallerde
bu oran %7,8 seviyesinde kalıyor.
Bu bulgu, yetki, erişim ve karar alma gücü arttıkça suistimalin finansal etkisinin
de büyüyebildiğini gösteriyor. Bu nedenle şirketlerin yalnızca operasyonel kontrolleri
değil, yönetim seviyesindeki onay, gözetim, çıkar çatışması ve yetki
mekanizmalarını da güçlendirmesi gerekiyor.
Risk, işlem yoğun süreçlerde yoğunlaşıyor
Araştırmaya göre suistimal riski özellikle satın alma, satış, operasyon, depo/stok,
finans ve muhasebe gibi işlem yoğun, onay mekanizmalarına açık ve üçüncü taraf
temasının yüksek olduğu alanlarda yoğunlaşıyor. Bu alanlar, hem finansal akışların
yoğun olması hem de tedarikçi, müşteri ve aracı ilişkilerinin fazlalığı
nedeniyle daha yüksek risk barındırıyor.
Bu tablo, şirketlerin genel etik politika ve prosedürlerin ötesine geçerek süreç
bazlı kontroller, görevler ayrılığı, düzenli risk değerlendirmesi, veri analitiği
ve sürekli izleme mekanizmalarını güçlendirmesi gerektiğini gösteriyor.
Şirketlerin öncelikli aksiyon alanları
- Araştırma, şirketlerin suistimal riskini daha etkin yönetebilmesi için şu alanlara
odaklanması gerektiğini ortaya koyuyor:
- Suistimal risk değerlendirmelerinin düzenli ve metodolojik şekilde yürütülmesi.
- Etik ihbar hatlarında güven, anonimlik ve geri bildirim algısının güçlendirilmesi.
- İç denetim fonksiyonunun icradan bağımsız şekilde konumlandırılması.
- Satın alma, satış, operasyon, depo/stok, finans ve muhasebe süreçlerinde görevler
ayrılığı ve onay kontrollerinin güçlendirilmesi.
- Yönetim seviyesindeki yetki, çıkar çatışması ve onay mekanizmalarının düzenli
gözden geçirilmesi.
- Büyük ölçekli şirketlerde veri analitiği, sürekli izleme ve otomatik uyarı mekanizmalarının
yaygınlaştırılması.
- Üçüncü taraf risk yönetimi uygulamalarının daha etkin hale getirilmesi.
- Türkiye Suistimal Araştırması 2026,PwC Türkiye ve TEİD iş birliğiyle hazırlanmış
olup, kurumların suistimal risklerine ilişkin farkındalıklarını artırmayı, iyi
uygulamaları görünür kılmayı ve daha etkin risk yönetimi mekanizmalarının geliştirilmesine
katkı sağlamayı amaçlamaktadır.
-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -