Ekonomi

Basın Bülteni- Securitas Technology Türkiye, 2026'nın teknoloji trendlerini paylaştı

Securitas Technology'nin paylaştığı 2026 Global Teknoloji Trendleri Raporu, güvenlik
teknolojilerinde yeni dönemin trendlerini ortaya koydu. Yapay zekâ, bulut
çözümler ve akıllı sensör sistemleri sayesinde güvenlik operasyonları artık yalnızca
tehditlerle mücadele eden yapılardan çıkarak, riskleri öngören, veriyle öğrenen
ve stratejik karar süreçlerini destekleyen entegre sistemlere dönüşüyor.

Güvenlik teknolojileri ve iş zekâsı çözümleri entegratörü Securitas Technology,
İstanbul Kavacık'taki genel merkezinde gerçekleştirdiği basın buluşmasında, yapay
zekâ, bulut çözümleri ve sensör teknolojilerinin güvenlik alanındaki etkilerini
ortaya koyan Securitas Technology 2026 Global Teknoloji Trendleri Raporu'nun
detaylarını paylaştı. Securitas Technology Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı
Hüseyin Top, güvenlik teknolojilerinin artık yalnızca riskleri yönetmekle
sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kurumlara operasyonel verimlilik, sürdürülebilirlik
ve stratejik değer kazandıran entegre sistemlere dönüştüğü vurguladı.

Yapay zekânın güvenlik operasyonlarında yarattığı dönüşüme dikkat çeken Hüseyin
Top, Bugün kurumların yüzde 70'i güvenlik programlarında yapay zekâdan yararlanıyor.
Yapay zekâ sayesinde güvenlik operasyonları reaktif yapıdan çıkarak proaktif
bir modele evriliyor. Anomali tespiti, video içi arama ve öngörüsel analizler
sayesinde riskler henüz gerçekleşmeden belirlenebiliyor. Bu da kurumlara hem
hız hem de stratejik karar alma avantajı sağlıyor dedi.

Hüseyin Top, özellikle GenAI destekli uygulamaların önümüzdeki dönemde güvenlik
süreçlerini daha da akıllı ve otonom hale getireceğini ifade etti.

Güvenlik, stratejik değer yaratan bir unsura dönüştü
Securitas Technology Türkiye Genel Müdürü Pelin Yelkencioğlu ise Güvenlik artık
yalnızca bir koruma katmanı değil, iş süreçlerine değer katan stratejik bir unsur
haline geldi. Biz de Securitas Technology Türkiye olarak, müşterilerimizin
yapay zekâ, bulut ve entegre teknolojilerden maksimum fayda sağlamasını hedefliyoruz.
Önümüzdeki dönemde odağımız, yenilikçi çözümlerle kurumların operasyonel
verimliliğini artırmak, çalışan ve ziyaretçi güvenliğini en üst seviyeye taşımak
ve iş sürekliliğine katkı sağlamak olacak diye konuştu.

Yapay zekâ ile daha akıllı güvenlik yönetimi
Yapay zekâ destekli çözümler artık güvenlik sektörünün temel bileşenlerinden biri
haline geliyor. Video analitiği, makine öğrenimi ve veri işleme teknolojileri
sayesinde güvenlik sistemleri yalnızca görüntü kaydetmekle kalmıyor, aynı zamanda
olayları yorumlayabiliyor, riskleri sınıflandırabiliyor ve olası tehditleri
erken aşamada tespit edebiliyor.

Bugün plaka tanıma, yüz tanıma, nesne takibi, alan yoğunluğu ölçümü ve davranış
analizi gibi birçok uygulama aktif olarak kullanılıyor. Özellikle anomali tespiti
yapan sistemler, olağan dışı hareketleri gerçek zamanlı olarak belirleyerek
güvenlik ekiplerinin daha hızlı aksiyon almasına yardımcı oluyor.

Video içi arama teknolojileri ise binlerce saatlik görüntünün manuel olarak incelenmesi
ihtiyacını büyük ölçüde ortadan kaldırıyor. Belirli bir kişi, araç ya da
olay, saniyeler içinde filtrelenebiliyor. Yapay zekâ destekli raporlama sistemleri
de olay kayıtlarını analiz ederek önceliklendirilmiş risk haritaları ve aksiyon
önerileri sunabiliyor.

Bu dönüşümün en önemli etkilerinden biri ise güvenlik anlayışındaki paradigma değişimi.
Yeni nesil sistemler yalnızca yaşanan olaylara müdahale etmiyor, verileri
analiz ederek potansiyel riskleri önceden öngörebiliyor. Örneğin giriş-çıkış
hareketlerindeki sıra dışı yoğunlukları tespit edebiliyor, sensörlerden gelen
verileri değerlendirerek yangın, gaz kaçağı veya ekipman arızası gibi riskler için
erken uyarılar oluşturabiliyor.

Böylece güvenlik ekipleri zamanlarını operasyonel yüklerden çok stratejik karar
süreçlerine ayırabiliyor. Kaynak planlaması daha verimli hale gelirken, risklere
müdahale süresi de önemli ölçüde kısalıyor.

Securitas Technology'nin araştırmasına göre kurumların büyük çoğunluğu güvenlik
operasyonlarında yapay zekâ teknolojilerinden yararlanıyor. Bu tablo, önümüzdeki
dönemde güvenlik yönetiminde veri odaklı ve öngörü temelli sistemlerin standart
hale geleceğini gösteriyor.

Bulut tabanlı sistemler yaygınlaşıyor
Güvenlik teknolojilerinde öne çıkan bir diğer dönüşüm alanı ise bulut tabanlı çözümler.
Kurumlar artık daha esnek, merkezi ve ölçeklenebilir altyapılar kurmak
için bulut teknolojilerine yöneliyor. Bulut sistemleri, hızlı kurulum, kolay bakım
ve uzaktan erişim gibi avantajlar sayesinde şirketlerin operasyonel süreçlerini
sadeleştiriyor. Farklı lokasyonlardaki tesislerin tek merkezden yönetilebilmesi,
özellikle çok sahalı operasyonlarda önemli bir verimlilik avantajı sağlıyor.

Video izleme sistemleri, geçiş kontrol çözümleri, bugün en yaygın kullanılan bulut
tabanlı güvenlik uygulamaları arasında yer alıyor. Rapora göre kuruluşların
yüzde 18'i halihazırda tamamen bulut sistemlerine geçmiş durumda bulunurken, yüzde
34'ü önümüzdeki beş yıl içinde bu dönüşümü tamamlamayı planlıyor.

Bulut teknolojilerinin sunduğu bir diğer önemli avantaj ise veri güvenliği. Yedekli
depolama yapıları sayesinde sistemler, siber saldırılar, donanım arızaları
veya fiziksel afetler karşısında daha dayanıklı hale geliyor. Aynı zamanda yerel
depolama maliyetlerini azaltarak şirketlere daha esnek bir yapı sunuyor.

Sensör teknolojileri güvenlik anlayışını genişletiyor
Gelişmiş sensör teknolojileri de güvenlik sistemlerinin kapsamını genişleten en
önemli alanlardan biri olarak öne çıkıyor. Yeni nesil sensörler artık yalnızca
hareket algılamıyor, sıcaklık, nem, hava kalitesi, duman ve gürültü gibi birçok
çevresel veriyi eş zamanlı analiz edebiliyor. Yapay zekâ ve bulut teknolojileriyle
entegre çalışan bu sensörler, güvenlik sistemlerini daha akıllı ve daha bütüncül
hale getiriyor. Özellikle yanlış alarm oranlarının azaltılması ve gerçek
tehditlerin daha doğru analiz edilmesi konusunda önemli avantajlar sunuyor. Akıllı
sensör sistemleri sayesinde güvenlik yapıları artık yalnızca olayları kaydeden
pasif çözümler olmaktan çıkıyor, durumsal farkındalık oluşturan ve veri üreten
aktif yapılara dönüşüyor.

Bu dönüşüm sadece fiziksel güvenlik alanıyla sınırlı kalmıyor. Sensörlerden elde
edilen veriler, enerji yönetimi, çevresel sürdürülebilirlik, bina verimliliği
ve çalışan konforu gibi alanlarda da kurumlara stratejik katkı sağlıyor.

Araştırma, kurumların büyük bölümünün önümüzdeki dönemde sensör entegrasyonlarını
artırmayı planladığını gösteriyor.

Güvenlik yatırımlarında yeni öncelikler
Küresel ölçekte yaşanan ekonomik, teknolojik ve jeopolitik belirsizlikler, şirketlerin
güvenlik yatırımlarına yaklaşımını da değiştiriyor. Öne çıkan önceliklerden
biri, krizlere daha hazırlıklı olmak. Çalışan güvenliği, acil durum yönetimi,
risk istihbaratı ve kriz iletişimi gibi alanlar kurumların yatırım gündeminde
daha üst sıralarda yer alıyor.

Bir diğer önemli başlık ise proaktif olay yönetimi. Şirketler, alarm yönetim sistemleri,
farklı veri kaynaklarının entegre edildiği platformlar ve yapay zekâ destekli
sanal güvenlik çözümleri gibi teknolojilere yöneliyor. Aynı zamanda güvenlik
sistemlerinden yalnızca koruma değil, iş değeri üretmesi de bekleniyor. Güvenlik
altyapılarının iş süreçleriyle entegre edilmesi, çalışan deneyiminden müşteri
memnuniyetine, operasyonel verimlilikten sürdürülebilirlik hedeflerine kadar
birçok alanda kurumlara yeni fırsatlar sunuyor. Tüm bu gelişmeler, güvenlik
teknolojilerinin geleceğinde daha bağlantılı, daha akıllı ve daha öngörülü sistemlerin
belirleyici olacağını ortaya koyuyor.

Deneyim Merkezi ile teknolojiler yerinde deneyimlendi
Etkinlik kapsamında basın mensupları, Securitas Technology Deneyim Merkezi'ni ziyaret
ederek raporda bahsedilen teknolojileri deneyimleme fırsatı buldu. Ziyaretçiler,
güvenlik çözümlerinin operasyonel verimlilik ve iş sürekliliğine nasıl
katkı sağladığını uygulamalı olarak gözlemledi.


-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -