Basın Bülteni- SKD Türkiye iş dünyasını doğa pozitif dönüşüm için bir araya getirdi
Türkiye'nin COP31'e ev sahipliği yapacağı bu dönemde, doğa ve biyoçeşitlilik odaklı
dönüşüm iş dünyasının öncelikleri arasında hızla yükseliyor. SKD Türkiye'nin
webinar serisi ve üye anketi bulguları, şirketlerin sürdürülebilirlik yaklaşımlarını
karbon odağından doğa pozitif bir çerçeveye genişlettiğini, ancak veri
altyapısı, risk analizi ve değer zinciri entegrasyonu gibi alanlarda gelişim ihtiyacının
sürdüğünü ortaya koyuyor.
Türkiye'nin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı'na (COP31'e)
ev sahipliği ve başkanlık yapacağı bu yıl, iklim ve doğa odaklı dönüşüm başlıkları
iş dünyasının gündeminde daha görünür hale geldi. Dünya Ekonomik Forumu'nun
küresel risk değerlendirmeleri de biyoçeşitlilik kaybı, ekosistemlerin bozulması
ve su kaynakları üzerindeki baskının ekonomik sistemler için en kritik tehditler
arasında yer aldığını ortaya koyuyor.
İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği'nin (SKD Türkiye) COP31 öncesinde
üye şirketleriyle gerçekleştirdiği araştırma sonuçları, bu dönüşümün iş dünyasında
güçlü şekilde sahiplenildiğini gösteriyor. Su, doğa ve biyoçeşitlilik başlıkları
şirketlerin %43'ü tarafından en öncelikli alanlar arasında konumlandırılırken,
bu alanın önümüzdeki dönemde daha da önem kazanması bekleniyor. Bununla birlikte
şirketlerin yalnızca %24'ünün doğa kaynaklı fiziksel ve geçiş risklerini
kapsamlı biçimde analiz edebildiği görülürken, en büyük kapasite açığının %40
ile veri altyapısında olduğu dikkat çekiyor.
Araştırma bulguları aynı zamanda doğa pozitif dönüşümde hedeflerin henüz ağırlıklı
olarak pilot ve proje seviyesinde kaldığını, doğa ve biyoçeşitlilik konularının
kurumsal stratejilere ve yatırım süreçlerine yeterince entegre edilemediğini
ortaya koyuyor. Tedarik zinciri boyunca veri toplama zorlukları ve ekosistem
risklerinin operasyonel sınırların ötesinde değerlendirilememesi de önemli bir
kırılganlık alanı olarak öne çıkıyor. Mevcut yaklaşım çoğunlukla tesis ve doğrudan
operasyonlarla sınırlı kalırken, etkin bir dönüşüm için tedarik zincirinin
kapsama alınması, havza bazlı yönetim yaklaşımının benimsenmesi ve yerel paydaşlarla
iş birliklerinin artırılması kritik önem taşıyor.
Doğa Pozitif Dönüşümde Mevcut Durum ve Yol Haritası
Bu gelişmeler doğrultusunda SKD Türkiye, COP31 Webinar Serisinin ikinci oturumunu
27 Mart'ta Biyoçeşitlilik, Ormanlar ve Denizler: Doğa Pozitif Dönüşüm temasıyla
gerçekleştirdi. Webinarda Türkiye'nin doğa risk profili, ormansızlaşma,
arazi bozulumu, deniz ekosistemleri üzerindeki baskı ve su havzalarının kırılganlığı
gibi başlıklar üzerinden ele alınırken, doğa kaybının operasyonel, finansal
ve tedarik zinciri risklerine etkileri ile TNFD ve LEAP yaklaşımı çerçevesinde
gelişen yeni finansman ve strateji modelleri değerlendirildi.
Biyoçeşitlilik, Ormanlar ve Denizler: Doğa Pozitif Dönüşüm webinarı'nın açılış
konuşmasını SKD Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Seçil Yıldız gerçekleştirdi. Program
kapsamında Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Avrupa ve Orta Asya
İklim Yöneticisi Nuri Özbağdatlı, küresel perspektifi katılımcılarla paylaşırken,
açılış konuşmalarının ardından düzenlenen panelin moderatörlüğünü SKD Türkiye
Genel Sekreteri Konca Çalkıvik üstlendi. Panelde Akçansa Sürdürülebilirlik Müdürü
Erhan Çalışkan, Anadolu Efes Kurumsal İletişim ve Sürdürülebilirlik Direktörü
Selda Susal Saatçi ve Unilever Kıdemli Kurumsal İlişkiler Müdürü Çetin Yılmaz
şirketlerinde hayata geçirilen doğa pozitif uygulamaları ve dönüşüm ile ilgili
deneyimlerini aktardı.
Karbon azaltımı yeterli değil, doğayla uyumlu iş modelleri şart
SKD Türkiye Yönetim Kurulu Kurulu Üyesi Seçil Yıldız, yaptığı konuşmada şunları
söyledi:
Doğa kaybı tarım için üretim verimliliği, gıda sektörü için hammadde güvenliği,
sanayi için su erişimi, finans sektörü için portföy riski gibi önemli iş risklerine
yol açıyor. Bu nedenle artık emisyon azaltımı tek başına yeterli değil, aynı
zamanda doğayla uyumlu iş modelleri geliştirilmeli. Çevre, Şehircilik ve İklim
Değişikliği Bakanlığımız tarafından hazırlanan 'Tek Kullanımlık Plastikler
Hakkında Yönetmelik Taslağı' bu alanda en önemli gelişmelerden biri. Yalnızca atık
yönetimi açısından değil, deniz ekosistemlerinin korunması, plastik kirliliğinin
azaltılması ve biyoçeşitliliğin korunması açısından da oldukça kritik bir
adım olacak. COP31'e giderken Türkiye iş dünyasının bu başlığı güçlü biçimde ele
alması gerekiyor. Biz de webinar'ımızda bilimsel perspektif, iş dünyası uygulamaları
ve finansal sistem yaklaşımı olmak üzere konuyu üç ayrı yönden ele aldık. Doğayı koruyan
ve doğayla uyumlu büyüyen bir ekonomi için çalışmalarımıza hız vermeliyiz.
İş dünyası iklim ve doğa risklerine karşı somut adımlar atıyor
Oturumun konuk konuşmacısı Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Avrupa ve
Orta Asya İklim Yöneticisi Nuri Özbağdatlı, İklim ve doğa riski artık finansal
riske dönüştü. Sürdürülebilirlik stratejileri karbon odağından çıkarak doğayı
da kapsayacak şekilde genişlerken, TNFD ve LEAD çerçeveleri bu konunun iyi niyet
alanından çıkarak yönetim kurulları, CFO'lar, yatırımcılar ve bankalar için
somut karar destek araçlarına dönüştüğünü gösteriyor. UNDP olarak 2019'dan bu
yana 102 ülkede yürüttüğümüz Climate Promise programıyla ulusal katkı beyanlarının
daha uygulanabilir ve finans açısından daha cazip hale gelmesini destekliyor,
ülkelerin bu beyanları kalkınma planları gibi ele almalarına katkı sağlıyoruz.
Önümüzdeki dönemde başlatacağımız Climate Promise Forward çalışmasıyla ise ülkelerle
kurulan iş birliklerini daha ileri taşıyarak, taahhütlerin uygulamaya
ve yatırıma dönüşmesini hızlandırmayı hedefliyoruz dedi.
Akçansa Sürdürülebilirlik Müdürü Erhan Çalışkan, Biyoçeşitlilik zenginliği açısından
çok şanslı bir ülkede yaşıyoruz. Sadece bireyler olarak değil, şirketlerimiz
açısından da en önemli paydaşımız doğa. Bu çerçevede, doğayı korumayı amaçlayan
her türlü yatırım ve proje şirketler nezdinde ekonomik beklenti bakış açısından
kurtulmalıdır. Çünkü, bir var oluş mücadelesi olarak karşımızda olan doğa
temelli dönüşüm ve doğa pozitif uygulamalar sadece operasyonel faaliyetlerimiz
için değil, aynı zamanda hakkını savunamayan, kendini ifade edemeyen binlerce
canlı türüyle kurabileceğimiz en güçlü bağ konumundadır ifadelerini kullandı.
Anadolu Efes Kurumsal İletişim ve Sürdürülebilirlik Direktörü Selda Susal Saatçi,
konuşmasında Anadolu Efes olarak hammaddelerimizin tamamını doğadan, ikisini
ise doğrudan topraktan temin ediyoruz. Bu nedenle biyoçeşitliliği yalnızca çevresel
bir konu değil, tedarik zincirimizin dayanıklılığı ve işimizin sürekliliği
açısından stratejik bir öncelik olarak görüyoruz. Toprak sağlığının hızla bozulduğu
bir dönemde artık yalnızca etkiyi azaltmak değil, doğayı onarmak gerekiyor.
Bu doğrultuda Anadolu Meraları iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz 'Tarladan
Şişeye Onarım Programı' ile onarıcı tarım uygulamalarını yaygınlaştırıyor, pilot
çalışmalarımızda toprak sağlığı, biyoçeşitlilik ve su tutma kapasitesinde somut
iyileşmeler sağlıyoruz. dedi.
Oturum panelistlerinden Unilever Kıdemli Kurumsal İlişkiler Müdürü Çetin Yılmaz,
Unilever olarak sürdürülebilirliği iş yapış şeklimizin merkezine yerleştiren
ve bu alanda dünyada ilk adımları atan şirketlerden biriyiz. Dünya genelinde 100
noktada su yönetimi programları uyguluyoruz. Ülkemizde de Konya su havzası içinde
yer alan Karaman'ın Burunoba Köyü'nde bu projelerden birini hayata geçirdik.
Proje partnerimiz Doğa Koruma Merkezi ile birlikte suyun doğaya yeniden kazandırılması
için kademe kademe pek çok uygulama gerçekleştireceğiz. Burunoba köyünde
bir topluluk bahçesi oluşturduk. Burada köyün doğasıyla uyumlu ağaçlandırma
yaptık. Bunun yanı sıra ekim yapılan arazilerin kenarlarına 20 bin ağaç dikerek
erozyonu ve su kaybını doğal yollardan önlemeyi planlıyoruz diye konuştu.
COP31'e kadar iş dünyasının ilerlemesi somut olarak ortaya konacak
COP31 Webinar Serisi, farklı sektörlerden temsilcileri bir araya getirerek Türkiye
iş dünyasının iklim ve doğa dönüşümüne yönelik bilgi paylaşımını ve ortak kapasite
gelişimini destekleyecek. Seri kapsamında enerji, sanayi, ulaşım, tarım,
şehirler ve finansman gibi başlıklar COP31'in tematik eksenleriyle uyumlu şekilde
ele alınacak, her oturumda hem teknik çerçeve hem de şirketlerin sahadaki uygulama
deneyimleri paylaşılacak.
-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -