Ekonomi

Basın Bülteni- Sunar NP, kahve atıklarından biyobozunur ürünler için biyobazlı ham madde geliştirdi

Yenilenebilir kaynaklardan üretilen biyomalzemeler, fosil bazlı plastiklere sürdürülebilir
bir alternatif sunuyor. Kahve tüketiminin ardından ortaya çıkan atıklar,
artık biyobozunur ürünlerin üretiminde değerlendirilebilecek yüksek katma
değerli bir ham maddeye dönüşüyor. Tarım, gıda ve biyoendüstri alanındaki uzmanlığını
biyomalzeme teknolojileriyle birleştiren, döngüsel ekonomi ve kaynak verimliliğini
odağına alan Türkiye'de biyoplastiği ilk üreten ve biyoplastik üretiminde
ham madde entegrasyonuna sahip tek firma olan Sunar NP, mısır nişastası bazlı
biyopolimer teknolojisini Ar-Ge çalışmaları sayesinde kahve ve diğer gıda
atıklarıyla buluşturarak biyobozunur ürünlerde kullanılabilecek biyobazlı bir ham
madde geliştirdi. Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO'su Mustafa Nuri
Çomu, gıda ve ilk aşamada biyobozunur pipet üretiminde kullanılan bu yenilikçi
malzemenin hem çevresel kirliliğin azaltılmasına, içecek ve hizmet sektörünün
sürdürülebilirlik dönüşümüne ve sürdürülebilir tüketim alışkanlıklarının yaygınlaşmasına
önemli bir katkı sağlayacağını belirtti.

Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO'su
Mustafa Nuri Çomu, geliştirilen biyomalzemenin şirket için yeni bir ürün
geliştirme sürecinden ziyade, uzun yıllardır sahip oldukları mısır nişastası bazlı
biyopolimer teknolojisi bilgi birikiminin döngüsel ekonomi, kaynak verimliliği
ve sürdürülebilir üretim yaklaşımının somut çıktısı olduğunu belirterek şunları
söyledi: Mısır nişastası bazlı biyopolimer teknolojileri uzun yıllardır
uzmanlık alanlarımız arasında yer alıyor. Bu çalışma, bizim için yeni bir ürün
geliştirmekten çok, sahip olduğumuz teknoloji ve Ar-Ge altyapısını kahve atıkları
gibi biyolojik kaynaklarla buluşturarak döngüsel ekonomiye yeni bir değer kazandırmanın
somut örneklerinden biri. Bizim için atık diye bir kavram yok, doğru
teknolojiyle yeniden değerlendirilmeyi bekleyen kaynaklar var. Türkiye fosil
kaynaklar açısından zengin bir ülke değil. Bu nedenle sürdürülebilir kalkınmanın
yolu, sahip olduğumuz tarımsal kaynakları ve organik atıkları yüksek katma değerli
ürünlere dönüştürebilen yerli teknolojiler geliştirmekten geçiyor. Sıfır
Atık yaklaşımının temelini oluşturan yerinde dönüşüm anlayışıyla geliştirdiğimiz
biyomalzemeler, ithal fosil bazlı ham maddelere olan bağımlılığın azaltılmasına
ve ülkemizin biyoekonomi hedeflerine katkı sağlıyor. Türkiye'de biyoplastiği
ilk üreten ve biyoplastik üretiminde ham madde entegrasyonuna sahip tek firma
olarak biyoplastiği yalnızca konuşan değil, biyobozunur ve kompostlanabilir biyopolimerleri
geliştirip sanayi ölçeğinde üreten, gerçek uygulamalarla ticarileştiren
bir şirket olmanın sorumluluğunu taşıyoruz. Bugün ilk uygulama alanı biyobozunur
pipetler olsa da geliştirdiğimiz biyobazlı ham madde, gıda ambalajlarından
çatal, kaşık ve tabak gibi tek kullanımlık servis ürünlerine, farklı biyoplastik
uygulamalarından birçok endüstriyel çözüme kadar geniş bir kullanım potansiyeline sahip.

Temel hedefimiz, doğaya geri dönebilen, kaynak verimliliğini artıran ve sanayiyle
entegre çözümler geliştirmek. Sürdürülebilirlik bizim için yalnızca çevresel
bir hedef değil, inovasyonun, rekabet gücünün ve geleceğin sanayisinin temelidir.
Geliştirdiğimiz her yeni biyomalzeme, yerli tarımsal kaynakların ve organik
atıkların yeniden ekonomiye kazandırılmasına katkı sağlayarak ülkemizin yeşil dönüşümüne,
sanayimizin küresel rekabet gücüne ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine
hizmet ediyor. Türkiye'nin biyoplastik dönüşümü artık yalnızca bir vizyon
değil, yerli teknoloji, yerli üretim ve gerçek ticari uygulamalarla hayata geçen
bir sanayi başarısıdır.

Tüm dünyada, tek kullanımlık plastiklere alternatif çözümlere olan talep gün geçtikçe
artıyor
2026 yılı itibarıyla küresel sürdürülebilir ambalaj ve biyoplastik pazarlarında
hızlı bir gelişme yaşanıyor. Bu hızlı büyüme, döngüsel ekonomi temelli malzemelerin
endüstrideki stratejik önemini giderek artırıyor. Küresel kompostlanabilir
ambalaj pazarının 2026 yılında 82,03 milyar ABD doları değerinde olacağı ve 2033
yılına kadar 130,01 milyar ABD dolarına ulaşacağı tahmin ediliyor.

Biyoplastik pazarının ise 2033'e kadar 67 milyar USD'yi aşarak yıllık yüzde 17'nin
üzerinde bir büyüme kaydedeceği öngörülüyor. Bu gelişmeler, gıda ve içecek sektöründe
biyobazlı ve kompostlanabilir malzemelerin artık niş değil, küresel ölçekte
stratejik bir dönüşüm alanı haline geldiğini gösteriyor. Sunar NP'nin kahve
atıkları gibi biyolojik kaynakları ileri biyopolimer teknolojileriyle biyobozunur
çözümler, yalnızca çevresel sürdürülebilirliğe değil, aynı zamanda hızla
büyüyen küresel pazar dinamikleriyle uyumlu katma değerli bir sanayi dönüşümüne
de karşılık geliyor.

Döngüsel ekonomi ve atık dönüşümünde yeni bir uygulama
Sunar NP tarafından geliştirilen biyobozunur ham madde, tüketim sonrası ortaya çıkan
kahve ve diğer gıda atıklarının katma değerli bir endüstriyel girdiye dönüşmesini
sağlıyor. Döngüsel ekonomi yaklaşımıyla geliştirilen bu teknoloji sayesinde,
bertaraf edilmesi gereken bir atık yeni nesil biyobozunur ürünlerin üretiminde
değerlendiriliyor. Uygun çevresel koşullar altında biyolojik olarak çözünebilen
bu malzeme, mikroplastik oluşumuna neden olmadan doğaya geri dönebiliyor.
Böylece hem fosil bazlı plastik kullanımının azaltılmasına katkı sağlıyor hem
de atıkların yeniden ekonomiye kazandırıldığı sürdürülebilir bir üretim modelini
destekliyor.


-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -