Ekonomi

Basın Bülteni- TGSD Başkanı Narbay Sanayisizleşme riskine karşı hazır giyim gibi emek yoğun sektörleri güçlendirmeliyiz

Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) 50. yılını Anıtkabir ziyareti ve sektör
buluşmasıyla Ankara'da kutladı. TGSD Müşterek Başkanı Dr. Ümit Özüren, Anıtkabir
Özel Defteri'ne yazdığı mesajda, yeni dönemde hazır giyim sektörüyle birlikte
'Türkiye Markası'nı da güçlendirmeyi hedeflediklerini belirtti. Avrupa'nın uzun
yıllar boyunca üretiminin önemli bir bölümünü üçüncü ülkelere bırakan yaklaşımının
bugün teknoloji geliştirememe, teknolojik gelişimde geride kalma, stratejik
bağımlılık, kırılgan tedarik zincirleri ve istihdam kaybı olarak geri döndüğüne
dikkat çeken TGSD Müşterek Başkanı Toygar Narbay ise sanayisizleşme riskine
karşı üretim kaslarının korunması gerektiğini vurguladı. Yılın ilk dört ayında
hazır giyim ihracatının 5,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini söyleyen
Narbay, doğru ekonomi politikaları ve desteklerle sektörün yılın ikinci yarısında
suyun üzerine çıkmaya başlayabileceğini ifade etti.

Türk hazır giyim sektörünün kapsayıcılığı en yüksek sivil toplum kuruluşu olan Türkiye
Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD), 50. yılını Ankara'da düzenlediği bir
dizi etkinlikle kutladı. TGSD Müşterek Başkanları Dr. Ümit Özüren ve Toygar Narbay'ın
ev sahipliğinde düzenlenen programın ilk bölümünde Yönetim Kurulu ve dernek
üyeleri Anıtkabir ziyareti gerçekleştirdi. Heyet, Atatürk'ün mozolesine çelenk
bıraktıktan sonra saygı duruşunda bulundu.

TGSD Müşterek Başkanı Dr. Ümit Özüren, Anıtkabir Özel Defteri'ne yazdığı mesajda,
Sizin milletimize gösterdiğiniz vizyon sayesinde çalışmanın, üretmenin, sanayileşmenin
ve ekonomik gücü millî güce dönüştürmenin bağımsızlığımızın en güçlü
teminatlarından biri olduğuna inanıyoruz. Bugün sorumluluğumuz, sanayimizi daha
rekabetçi, nitelikli, sürdürülebilir ve güçlü kılmak, emeği, bilgiyi, tasarımı,
inovasyonu ve girişimciliği Türkiye'nin yarınları için ortak bir değere dönüştürmek,
'Türkiye Markası'nı daha güçlü biçimde geleceğe taşımaktır ifadelerine
yer verdi.

Anıtkabir ziyaretinin ardından gerçekleşen TGSD 50. Yıl Buluşması'na ise özel sektör
ve STK temsilcileri katıldı. TGSD Müşterek Başkanı Toygar Narbay, TGSD'nin
50. yılının, sektörün dönüşümünü ve ortak akıl üretme kapasitesini temsil ettiğini
belirterek, TGSD'nin hikayesi, Türkiye'de üretmenin, dünyaya açılmanın, kalite
ve hızla rekabet etmenin, moda ve tasarımı sanayinin ayrılmaz parçası haline
getirmenin, kamu ile diyalog kurmanın ve sektör adına ortak bir gelecek fikri
geliştirmenin hikayesidir. Bugün ikinci yarım yüzyılımıza girerken sorumluluğumuz
daha da büyüyor. Üretim gücümüzü daha yüksek katma değer, daha güçlü tasarım
kapasitesi, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve markalaşma ile yeni bir seviyeye
taşımak zorundayız dedi.

Emek yoğun sektörleri geride bırakmak bir yana daha da ileri taşımalıyız
Dünyada üretim dengelerinin yeniden kurulduğu bir dönemde Türkiye'nin sanayi kapasitesini
koruması gerektiğini söyleyen Narbay, mal ihracatının GSYH'ye oranının,
sanayileşme seviyesi açısından önemli bir gösterge olduğuna dikkat çekti. Narbay,
Bu oran 2022'de %27 seviyesindeyken 2025 sonunda %18'in altına geriledi,
Orta Vadeli Program çerçevesinde 2028 için öngörülen oran ise %16,4. Dünya ortalaması
yaklaşık %22-25 bandındayken ülkemizde oluşan bu tablo, sanayisizleşme
riskiyle karşı karşıya olduğumuzu açık biçimde ortaya koyuyor. Türkiye açısından
mesele, emek yoğun sektörleri geride bırakmak yerine bu sektörleri daha yüksek
verimlilik, güçlü tasarım kapasitesi, ileri teknoloji kullanımı ve yüksek marka
değeriyle yeni bir aşamaya taşımaktır diye konuştu.

Üretimden uzaklaşmanın maliyetini Avrupa örneğinde görüyoruz
Avrupa'nın uzun yıllar boyunca üretiminin önemli bir bölümünü üçüncü ülkelere bırakan
yaklaşımının bugün teknoloji geliştirememe, teknolojik gelişimde geride kalma,
stratejik bağımlılık, kırılgan tedarik zincirleri ve istihdam kaybı olarak
geri döndüğünü vurgulayan Narbay, Çin'in ise bunun tersine düşük ve orta teknolojili
üretimi sistemin dışına itmeden, bu alanların üzerine yüksek teknoloji
ve inovasyon kapasitesi inşa ettiğini ifade etti. Narbay şöyle devam etti, Avrupa
örneği bize üretimden uzaklaşmanın uzun vadeli maliyetini gösteriyor. Çin örneği
ise üretim ekosistemini koruyarak yukarı çıkmanın mümkün olduğunu ortaya
koyuyor. Bir ülkede üretim tabanı zayıfladığında yalnızca bugünkü kapasite kaybedilmez,
yarının tasarım, teknoloji, marka ve inovasyon imkanı da daralır. Bu nedenle
hazır giyim gibi yüksek istihdam, ihracat ve katma değer yaratan, ülkemizin
üretim hafızası olan sektörlerimizi korumalı, bu ekosistemi daha da büyütmeliyiz.

Fırsatları değerlendirmek için üretim kaslarımızı ve insan kaynağımızı korumalıyız
Küresel tedarik zincirlerinde yaşanan dönüşümün Türkiye için yeni fırsatlar yarattığını
ifade eden Narbay, Türk hazır giyim sektörünün dünyanın ikinci büyük tedarik
zinciri ve beşinci büyük üreticisi olarak alıcılar açısından güçlü bir havza
olduğunu ancak yüksek maliyetlerin rekabetçiliği azalttığını belirtti. Avantajların
korunması için ölçek, finansman, iş gücü ve rekabetçilik başlıklarında
sektörün desteklenmesi gerektiğini söyleyen Narbay, Bugün dünyada tedarik zincirleri
yeniden şekilleniyor. Jeopolitik riskler, lojistik maliyetleri, hızlı teslimat
ihtiyacı ve güvenilir tedarik arayışı Türkiye'yi yeniden çok önemli bir
konuma taşıyabilir. Ancak bu fırsat kendiliğinden kalıcı siparişe dönüşmez. Üretim
kaslarımızı, nitelikli insan kaynağımızı ve ölçeğimizi korumamız gerekiyor.
Ölçek kaybı yaşandığında sanayicinin dijitalleşme, yeşil dönüşüm, tasarım, markalaşma
ve yeni pazarlara açılma kapasitesi de zayıflar açıklamasında bulundu.

2040'a kadar somut bir çerçeve sunduk
TGSD'nin 2026-2040 Sektörel Stratejik Yol Haritası'nın bu anlayışla hazırlandığını
belirten Narbay, sektörün yeniden konumlanması için somut bir çerçeve sunduklarını
kaydederek, 2026-2028 dönemini stabilizasyon, 2028-2034 dönemini değişim
ve dönüşüm, 2034-2040 dönemini ise 'Türkiye Markası' ekseninde daha yüksek katma
değerli yapı inşa etme dönemi olarak görüyoruz. İlk aşamada bozulan bilançoların
onarılması, işletmelerin sermaye yapısının korunması ve firmaların orta vadeli
dönüşüme hazırlanması gerekiyor. Ardından daha yüksek katma değerli üretim,
pazar çeşitliliği, markalaşma, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik başlıklarında
güçlü bir sıçrama hedefliyoruz şeklinde konuştu.

Doğru ekonomi politikaları ve desteklerle yeniden konumlanabiliriz
Yılın ilk dört ayına ilişkin verileri de değerlendiren Narbay, Türk hazır giyim
sektörünün ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre %1,34 düşüşle 5,3 milyar dolar
düzeyinde gerçekleşti. İthalat yılın ilk çeyreğinde %2 artışla 1,05 milyar
dolara çıkarken tekstil ve ham maddeleri ihracatı ise %1,8 geriledi. 2025 yılı
sonuna göre sektör maliyetlerimizin dolar bazında 13-14 puan arttığı bu dönem,
kapanmaları da beraberinde getirdi. Yılın ilk iki ayında 651 hazır giyim, 202 tekstil
olmak üzere toplam 853 işletme kapandı, ilk üç ayda 85 firma konkordato
ilan etti. İki sektörün ilk iki ayda istihdam kaybı ise 8.204'e ulaştı dedi.

Narbay, yılın geri kalanına ilişkin ise şu açıklamada bulundu, Küresel talep, jeopolitik
riskler, enerji ve lojistik maliyetleri ile finansman koşulları sektörümüz
üzerinde belirleyici olacak. Körfez'de ortaya çıkan durum dolayısıyla kısa
vadede siparişler ülkemize geldi. Bu dönemde rekabetçiliğimizi artıracak adımlar
atılırsa stabilizasyon sağlanabilir ve tekrar toparlanma patikasına girebiliriz.
Ancak yıl sonuna kadar sert bir sıçramadan çok, kayıpların derinleşmesini
önleyen ve dengelenme sağlayan bir görünüm daha gerçekçi duruyor. İç ve dış koşullarda
ilave bir bozulma yaşanmaz, tedarik zincirlerindeki yeni arayışlar doğru
ekonomi politikalarıyla desteklenirse sektör yılın ikinci yarısında suyun üzerine
çıkmaya başlayabilir. Bu yılı yalnızca bir sonuç yılı olarak görmüyoruz,
doğru adımlar atılırsa 2026, hazır giyimde yeniden konumlanmanın ilk eşiği olabilir.
Tam da bu nedenle 2026-2028 stabilizasyon dönemi kritik önem taşıyor. Bu
süreçte 'net ihracatçıya %10 kur dönüşüm desteği verilmesi', 'bölgesel gelişmişliğe
göre 3.500 TL desteğin kademelendirilmesi, 6. Bölge için 6 bin TL'ye çıkarılması
ve yaygın kullanımı için %3 tolerans sağlanması', 'daha sürdürülebilir bir
maliyet yapısı için reeskont faizlerinin politika faizinin %50'si kadar olması,
faiz tahsilatının dönem sonunda yapılması', 'Eximbank teminatlarında KGF desteği',
'ham madde üzerindeki yüklerin azaltılması' ve 'DİR işlemlerinin kolaylaştırılması'
gibi adımlar, günü kurtarmanın ötesinde 2028 sonrasındaki dönüşüm
dönemine kaynak yaratmak için de gerekli.


-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -