Firma

Basın Bülteni- Tofaş, Hierapolis’te 20 yılı aşan kültürel miras ve restorasyon çalışmalarına desteğini sürdürüyor

Tofaş, Türkiye'nin en önemli kültürel miras alanlarından Hierapolis Antik Kenti'ndeki
kazı ve restorasyon çalışmalarına 2005 yılından bu yana verdiği desteği sürdürüyor.
Pamukkale ile 1988 yılından bu yana UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde
yer alan Hierapolis Antik Kenti için, Tofaş CEO'su Cengiz Eroldu kültürel mirasın
korunmasını yalnızca geçmişe sahip çıkmak değil, gelecek nesillere yapılan uzun
vadeli bir yatırım olarak gördüklerini söyledi.

Tofaş, kültürel mirasın korunmasına yönelik çalışmalarını uzun soluklu projelerle
sürdürüyor. Tofaş CEO'su Cengiz Eroldu, şirketin toplumsal yatırımlarında kısa
vadeli ve tek seferlik katkılar yerine sürdürülebilir ve kalıcı değer yaratmayı
hedeflediğini belirtti. Cengiz Eroldu, Güçlü bir toplumun, iş dünyasında kalıcı
başarının da temel unsurlarından biri olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle toplumsal
gelişmeyi destekleyen, ülke ekonomisine katkı sağlayan ve toplum için kalıcı
değer yaratan projelere uzun yıllardır yatırım yapıyoruz. Kültürel mirasa verdiğimiz
desteğe de aynı anlayışla yaklaşıyoruz. Hierapolis bu yaklaşımımızın
en uzun soluklu ve en değerli örneklerinden biri. Kültürel mirasa desteğimizi bir
sponsorluk ilişkisi olarak görmüyor, eserlerin korunmasına katkı vermeyi, geleceğe
yapılan bir yatırım olarak değerlendiriyoruz dedi.

Cengiz Eroldu, Hierapolis Antik Kenti'nde yürütülen çalışmalara katkı sağlayan T.C.
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Denizli Valiliği'ne teşekkür ederken, 1978 yılında
asistan olarak geldiği Hierapolis'te 2000 yılında kazı başkanlığını üstlenen
ve yaklaşık 40 yıl görev yapan Prof. Dr. Francesco D'Andria, mevcut Kazı Başkanı
Prof. Dr. Grazia Semeraro ve kazı ekibinin çalışmalarının önemine de dikkat
çekti.

20 yılı aşan destek
Hierapolis Antik Kenti'nde sistematik arkeolojik kazılar, ilk kez 69 yıl önce başladı.
Tofaş'ın Hierapolis Antik Kenti'ndeki kazı ve restorasyon çalışmalarına
desteği 2005 yılına dayanıyor. İlk yıllarda Frontinus Kapısı kapsamındaki çalışmalara
destek sağlayan şirket, ilerleyen dönemde Antik Tiyatro, Nekropol ve San
Filippo Matriumu gibi önemli kalıntıların gün yüzüne çıkarılmasına katkı sundu.
Tofaş'ın desteği daha sonra Ploutonion'un, diğer adıyla Cehennem Kapısının
kazı ve restorasyonu ile Hades Heykeli'nin korunmasına yönelik restorasyon çalışmalarını
kapsayacak şekilde genişledi. Böylece Hierapolis ile Tofaş arasındaki
iş birliği 20 yılı aşan uzun soluklu bir kültürel miras projesine dönüştü. T.C.
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Denizli Valiliği'nin himayesinde yürütülen Hierapolis
kazılarında, başta Türkiye ve İtalya olmak üzere arkeolog, mimar, restoratör
ve uzmanlardan oluşan yaklaşık 40 kişilik uluslararası ekip görev yapıyor.
Tofaş, kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılmasına yönelik bu bilimsel çalışmanın
parçası olmayı kurumsal vatandaşlık sorumluluğunun önemli bir unsuru
olarak değerlendiriyor.

Cehennem Kapısı Hierapolis'in tarihini 300 yıl geriye götürdü
Hierapolis kazılarının en dikkat çekici bölümlerinden biri ise antik kaynaklarda
Cehennem Kapısı olarak anılan Ploutonion Kutsal Alanı oldu. 2013 yılında gerçekleştirilen
kazılarla yeniden ortaya çıkmaya başlayan Ploutonion'da ilk kez Arkaik
Dönem'e ait izlere ulaşıldı. Kazılarda ortaya çıkarılan Arkaik Dönem parçaları
ve Friglere ait Kibele kabartması, Hierapolis'in bilinen tarihini yaklaşık
300 yıl geriye taşıdı. Kentin MÖ 3. yüzyılda kurulduğu kabul edilirken, bulgular
Friglerin kent henüz kurulmadan önce bölgedeki mağarayı ziyaret ettiğini ve
alanın MÖ 6. yüzyılda kutsal alan olarak kullanıldığını ortaya koydu. Böylece
Ploutonion kazıları yalnızca önemli bir arkeolojik yapının gün ışığına çıkarılmasını
değil, Hierapolis'in bilinen tarihinin yeniden yorumlanmasını sağlayan önemli
bir bilimsel keşfi de beraberinde getirdi. Kentin orta bölümünde, yaklaşık
35 derece sıcaklığındaki termal suyun çıktığı doğal bir boşluğun bulunduğu alanda
yer alan Ploutonion, antik dönemde yeraltı dünyasının tanrısı Hades ile ilişkilendiriliyordu.
Kazı çalışmalarında ortaya çıkarılan en önemli eserlerden biri
olan ve tahtında oturan Hades'i tasvir eden yerel mermerden yapılmış Hades Heykeli
bugün Denizli Arkeoloji Müzesi'nde korunuyor. Ploutonion'un keşfinde antik
tarihçi ve coğrafyacı Strabon'un bölgedeki ölümcül gazlara ilişkin anlatımları
da araştırmalara ışık tuttu. Alanda ortaya çıkarılan kuş kemikleri ve diğer
bulgular, antik kaynaklardaki anlatıların izlerini destekleyen unsurlar arasında
yer aldı.

Hierapolis'te yeni dönem çalışmaları sürüyor
Hierapolis'te çalışmalar bugün de yeni kazı, koruma ve ziyaretçi deneyimini geliştirmeye
yönelik projelerle devam ediyor. İtalyan Arkeoloji Heyeti, Denizli Müzesi
ile iş birliği içinde, Salento Üniversitesi, Messina Üniversitesi, Pisa Üniversitesi,
Torino Politeknik Üniversitesi, Pamukkale Üniversitesi ile Ankara ve
İzmir'deki üniversitelerden araştırmacıların yer aldığı geniş bir bilimsel ekiple
çalışmalarını yürütüyor. Ekipte arkeologlar, konservatörler ve mimarların yanı
sıra deneyimli yerel çalışanlar da görev alıyor. Çalışmalar İtalyan kurumlarının
yanı sıra Tofaş-Koç Vakfı tarafından da destekleniyor. 2022 yılından bu yana
yürütülen çalışmaların önemli odaklarından birini Apollon Kutsal Alanı ve anıtsal
Severuslar Nymphaeumu oluşturuyor. Nymphaeum'un korunması ve restorasyonunun
yanı sıra alanın ziyaretçilere açılması, ziyaretçi güzergâhlarının geliştirilmesi
ve yapının daha güçlü biçimde anlatılmasına yönelik düzenlemeler de program
kapsamında yürütülüyor. Zeus, Hera, Apollon, Artemis ve Leto'yu betimleyen
figürlü alınlıklarla zenginleştirilen anıtsal çeşme yapısı, Apollon Kutsal Alanı'nın
ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor. Son dönem kazılarında Nymphaeum'un,
kutsal alan boyunca uzanan büyük bir deprem fayının doğrudan üzerine inşa edildiği
belirlendi. Termal suların fay hattı boyunca ilerleyerek ana kayadan yüzeye
çıktığı, buna Hierapolis'te Antik Çağ'dan bu yana bilinen gazların eşlik ettiği
tespit edildi. Bulgular, antik dönem mimarlarının bölgenin uzun süredir devam
eden sismik hareketliliğine rağmen yapının sağlamlığını koruyabilmek için özel
mühendislik çözümleri geliştirdiğini de ortaya koydu. Fay hattını aşarak devasa
yapıyı taşıyan kemerlerin inşa edildiği Nymphaeum'un günümüze ulaşan bölümleri
halen 12 metrenin üzerinde yüksekliğe sahip.

2026 yılında yeni mermer yapılar gün ışığına çıkarıldı
2026 yılı kazı sezonunda çalışmalar, ziyaretçi güzergâhlarının oluşturulmasının
planlandığı Nymphaeum'un önündeki alana doğru genişletildi. Kazılar sonucunda kalın
bir traverten tabakasının altında yeni mermer yapılar ortaya çıkarıldı. Teknik
açıdan zorlu koşullarda sürdürülen çalışmalara paralel olarak Nymphaeum'daki
koruma uygulamaları da devam ediyor. 2025 yılında yapının kuzey köşesinde özgün
mimari elemanların yeniden bir araya getirilmesine yönelik anastylosis uygulaması
gerçekleştirilirken, 2026 yılında üç sütunun daha özgün elemanlarıyla yeniden
ayağa kaldırılması planlanıyor. Projede ayrıca cephede yeniden kullanılmaları
mümkün olmayan özgün mimari elemanların Nymphaeum'un önünde özel olarak tasarlanan
çelik taşıyıcılar üzerinde sergilenmesi hedefleniyor. Bilgilendirme panoları
ve multimedya içerikleriyle ziyaretçi güzergâhlarına entegre edilecek bu
düzenlemeyle bir Nymphaeum Açık Hava Müzesi oluşturulması öngörülüyor. Hierapolis
Müzesi'nde korunan figürlü mimari frizlerin de bu alanda sergilenmesi planlanıyor.
Açık hava müzesinin, arkeolojik kalıntıların yanı sıra antik yapılar ile
Hierapolis'i dünya ölçeğinde benzersiz kılan jeotermal ve sismik doğal olgular
arasındaki ilişkiyi de ziyaretçilere aktarması amaçlanıyor. Antik kentin farklı
bölümlerinde ziyaretçi erişimini iyileştirmeye yönelik çalışmalar da sürdürülüyor.
Apollon Kutsal Alanı ile Tiyatro arasındaki alanda traverten ve mermer bloklar
bütünlüklü bir sergileme düzeni doğrultusunda yeniden konumlandırılırken,
Aziz Philippos Kutsal Alanı'ndan kentin anıtsal merkezine, Tiyatro'dan konut
bölgesi ve Ploutonion'a kadar uzanan geniş bir alanda açığa çıkarılan yapıların
korunmasına ve ziyaretçi güzergâhlarının bakımına yönelik uygulamalar gerçekleştiriliyor.
Helenistik-Roma Dönemi Nekropolü'nde ise mermer lahitler ve mezar alanlarının
mekânsal düzeni üzerine bilimsel araştırmalar devam ediyor. Kazı ekibi
ayrıca yeni teknolojilerden yararlanarak bilimsel araştırmalarını sürdürüyor.
Sismik kırıklardan etkilenen bölgelerdeki sıcaklık değişimlerini belgelemek amacıyla
drone tabanlı termal görüntüleme çalışmaları yürütülürken, Nymphaeum'a
ait mimari blokların sistematik kataloglanması ve kazılarda elde edilen buluntuların
belgelenmesine yönelik çalışmalar da devam ediyor.


-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -