BBVA Research COP31, iklim taahhütlerinin somut sonuçlara dönüşmesi için fırsat sunuyor
BBVA Research tarafından analizde, Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek
COP31'in iklim taahhütlerinin somut ve doğrulanabilir sonuçlara dönüştürülmesi
için önemli bir fırsat olduğuna dikkat çekiyor.
Türkiye'nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya'da gerçekleştirilecek
COP31 için hazırlıklar sürerken, BBVA ve Garanti BBVA da Küresel Bankacılık
Partneri olarak zirve kapsamında farklı sektörlerden paydaşları bir araya getirecek
çalışmalarını sürdürüyor. Sürdürülebilir finansmanın yanı sıra enerji
dönüşümü, temiz teknolojiler, sanayinin dönüşümü, döngüsel ekonomi, dirençli şehirler
ve biyoçeşitlilik gibi başlıkların ele alınacağı COP31, küresel iklim hedeflerinin
somut politikalara, yatırımlara ve uygulamaya dönüştürülmesi açısından
önemli bir dönemeç olarak öne çıkıyor.
Bu kapsamda BBVA Research tarafından yayımlanan yeni bir analiz[1] de küresel iklim
hedefleri ile mevcut politikalar arasındaki mesafeye dikkat çekiyor. Analize
göre mevcut politikaların tam olarak uygulanması halinde küresel ısınma beklentisi
gerilese de da bu seviye Paris Anlaşması'nın hedeflerinin üzerinde kalıyor.
Bu tablo, önümüzdeki dönemde yalnızca yeni taahhütlerin verilmesinin değil,
mevcut hedeflerin hayata geçirilmesini sağlayacak somut adımların hızlandırılmasının
önemini ortaya koyuyor.
Taahhütten çok bunları hayata geçirecek iş birliklerine ihtiyacımız var
BBVA Research'ün İklim Değişikliği Başekonomisti Julián Cubero, COP31'in odağında
taahhütlerden uygulamaya geçişin olması gerektiğine dikkat çekerek şunları söyledi:
COP31, taahhütlerden uygulamaya geçişte yeni bir dönemi başlatmalı. Buradaki
asıl mesele yeni taahhütler ortaya koymak değil, mevcut hedeflerin somut
adımlarla, yeterli finansmanla, uygulamadan sorumlu aktörlerin net biçimde belirlenmesiyle
ve sonuçların ölçülmesini sağlayacak mekanizmalarla desteklenmesini
sağlanmasıdır.
İklim hedefleri ile uygulama arasındaki fark kapanmalı
BBVA Research'ün analizinde, mevcut politikaların uygulanmasıyla küresel ısınma
beklentisinin yaklaşık 2,3-2,5 derece seviyesine gerileyebileceği, ancak bunun
Paris Anlaşması'nın 1,5 derece hedefinin oldukça üzerinde olduğu belirtiliyor.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde ülkelerin iklim hedeflerini güçlendirmesinin yanı
sıra, bu hedeflerin hayata geçirilmesine yönelik somut adımların hızlandırılması
önem taşıyor.
Dönüşüm için finansmana ihtiyaç var
İklim dönüşümünün önündeki önemli başlıklardan biri de finansman ihtiyacı. OECD
verilerine göre gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelere sağladığı ve mobilize
ettiği iklim finansmanı 2013 yılında yaklaşık 50 milyar dolar seviyesindeyken,
2023 ve 2024 yıllarında 130 milyar doların üzerine çıktı.
COP29'da ise gelişmekte olan ülkeler için 2035 yılına kadar yıllık en az 300 milyar
dolarlık kamu finansmanı ve toplamda yıllık 1,3 trilyon dolarlık kamu ve özel
finansmanı harekete geçirme hedefi ortaya kondu. Bu tablo, iklim hedeflerinin
gerçekleşmesi için kamu kaynaklarının yanı sıra özel sektör ve finans kuruluşlarının
da dönüşümün önemli aktörleri olduğunu gösteriyor.
Garanti BBVA da Türkiye'nin sürdürülebilir dönüşümünü destekleme yaklaşımı doğrultusunda
finansman, danışmanlık ve sektörel uzmanlığı bir arada sunmaya odaklanıyor.
Banka, 2018-2029 dönemi için belirlediği 3,5 trilyon TL sürdürülebilir finansman
hedefi kapsamında 2026'nın ilk yarısı itibarıyla yaklaşık 1,6 trilyon TL'ye
ulaştı.
COP31 boyunca BBVA ve Garanti BBVA Pavilyonu, iklim dönüşümünün farklı boyutlarının
ele alınacağı, uluslararası diyalogların ve yeni iş birliklerinin geliştirileceği
bir platform olarak da faaliyet gösterecek.
-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -