ÇCSİB Başkanı Şahin Küresel çimento ticaretinde Türkiye güvenilir liman
Küresel yapı ve inşaat malzemeleri sektörünün önde gelen temsilcilerini İstanbul'da
bir araya getiren INTERCEM 2026 Konferansı'nın ilk günü, Çimento, Cam, Seramik
ve Toprak Ürünleri İhracatçıları Birliği (ÇCSİB) iş birliğiyle tamamlandı.
Küresel tedarik zincirlerindeki kırılmaların, değişen pazar dinamikleri ile ihracat
fırsatlarının masaya yatırıldığı zirvede ÇCSİB, yurt dışı tanıtım markası
Turkish Cement adıyla yer aldı. Etkinliğin açılış konuşması ÇCSİB Başkanı Ender
Şahin tarafından gerçekleştirildi. Etkinliğin ilk gün oturumlarında, jeopolitik
risklerin yarattığı tedarik zinciri kırılmaları, küresel çimento pazarındaki
güncel trendler, Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM),
kuru dökme yük taşımacılığındaki görünümler ve Suriye pazarındaki toparlanma gibi
sektörün geleceğine yön veren başlıklar ele alındı.
Türkiye eşsiz bir tedarik üssü olarak öne çıkıyor
Konuşmasında Türkiye'nin dünya ticareti içinde oluşan yeni denklemdeki stratejik
konumuna değinen ÇCSİB Başkanı Ender Şahin şunları söyledi:
Dünya ekonomisi makro belirsizliklerin ve jeopolitik fay hatlarındaki kırılmaların
gölgesinde bir yıl geçiriyor. Özellikle Hürmüz Boğazı ve çevresindeki koridorda
yaşanan istikrarsızlık tedarik zincirini olumsuz etkiliyor. Jeopolitik gelişmeler
ve bölgesel krizler, on yıllardır kusursuz işlediği düşünülen tedarik zincirlerinin
aslında ne kadar hassas dengeler üzerine kurulu olduğunu çok net bir
şekilde gösterdi. Lojistik merkezlerden uzak olmanın öngörülemez sorunlar getirdiği
bu dönemde, uzun mesafelere ve okyanus aşırı rotalara bağımlı olan Asyalı
rakiplerimiz küresel satın almacıları ticaretteki ülke risk primi gerçeğiyle
yüzleştirdi. Alıcılar artık ürün fiyatı yanında, o ürünün operasyonel ve coğrafi
risklerden arınmış olarak güvenli ve zamanında teslim edilip edilemeyeceğine
de odaklanmak zorundalar. Türkiye bu dönemde deniz yolundaki alternatif rotaları,
geniş kapasiteli entegre limanları ve gelişmiş karayolu ağı ile tüm pazarlar
için eşsiz bir tedarik üssü olarak öne çıkıyor.
Küresel talebin Türkiye üzerine yoğunlaştığı bu kritik süreçte, çimento sektörünün
çok ilkeli bir duruş sergilediğine ve fırsatçılıktan kaçınarak güven üzerine
kurulu uzun vadeli ilişkiler kurduğuna değinen Şahin şunları belirtti:
Enerji yoğun bir sektör olarak başta kömür olmak üzere temel girdilerimizde yüzde
40'ı bulan olağanüstü maliyet artışlarımız var ve ciddi bir enflasyonist baskı
ile karşı karşıyayız. Buna rağmen, sahip olduğumuz stratejik avantajı ve oluşan
yoğun talebi kısa vadeli fiyat fırsatçılığına hiç dönüştürmedik. Spot piyasalarda
fiyatlar hızla tırmanırken dahi, iş ahlakımız gereği uzun dönemli kontratlarımıza
sadık kalarak taahhütlerimizi zamanında ve söz verdiğimiz şekilde yerine
getirdik. Günü kurtaracak geçici kârların peşine düşmek yerine, lideri olduğumuz
küresel pazarda iş ortaklarımızla sarsılmaz güven ilişkimizi korumayı seçtik.
Kriz çözen esnek altyapımızın, üretim kalitemizin ve yıllar içinde ilmek ilmek
işlediğimiz güvenilir tedarikçi kimliğimizin, geleceğe yürürken en güçlü sermayemiz
olacağını düşünüyoruz. Bölgesel çatışmalara ve küresel ekonomik dalgalanmalara
rağmen, sektör olarak 2026 yılı için belirlediğimiz yüzde 3'lük ihracat
büyüme hedefimize ulaşacağımıza inanıyoruz.
Pazar çeşitliliğimizi derinleştirerek sektörel riskleri dağıtacağız
Sektörün ihracattaki pazar çeşitliliği stratejisini detaylandıran Şahin, sektörün
ihracat performansına değinerek rekabetin yoğunlaştığı pazarlar hakkında bilgi verdi:
Yılın ilk 5 ayında 33 milyon ton çimento ve 32 milyon ton klinker üreterek üretim
gücümüzü istikrarla sürdürdük. İlk 8 aylık dönemde miktar bazında 16 milyon
ton ile yatay sayılabilecek, sürdürülebilir bir hacim yakalarken, ihracat değerimizi
yüzde 8'in üzerinde bir artışla 962 milyon dolara ulaştırmayı başardık. Avrupa
pazarındaki genel ekonomik daralmanın yansıması olarak klinker ihracatımızda
miktar bazında yüzde 11'lik bir esneme yaşansa da asıl gücümüz olan katma değerli
çimento ihracatında büyüme ivmemizi sürdürerek, miktar bazında yüzde 6,
değer bazında yüzde 10 oranında artış kaydettik. Bugün itibarıyla en büyük üç pazarımız
olarak ABD, Suriye ve İtalya öne çıkıyor. Diğer yandan ihracat vizyonumuz,
pazar çeşitliliğimizi derinleştirerek sektörel riskleri dağıtma stratejisine
dayanıyor. Küresel talebin parlayan yıldızı olan Afrika kıtasında son derece
zorlu bir rekabetin içindeyiz. Çin'in gayrimenkul sektöründe yaşadığı daralma
nedeniyle kapasitesi âtıl kalan Vietnam gibi bazı ülkelerin Batı Afrika'ya yönelmesi
ve Mısır gibi tedarikçilerin devlet sübvansiyonlu ürünlerle yarattığı haksız
fiyat rekabetine karşı mücadele veriyoruz. Fiyata dayalı yıkıcı rekabet girdabına
kapılmadan, ürün kalitemiz, operasyonel güvenilirliğimiz ve güçlü lojistik
altyapımızla pazar payımızı kararlılıkla koruyoruz. Afrikalı satın almacıların,
sözleşmesine sadakatiyle bilinen 'Türk Çimentosu'na yönelmesi bunun en somut
kanıtıdır.
Suriye, Libya ve Ukrayna gibi pazarlarda kilit rol oynayacağız
Önümüzdeki dönemin en hayati konularından birinin yıkıcı krizler yaşamış coğrafyaların
yeniden inşası olacağını ifade eden Şahin şunları söyledi:
Suriye'ye ihracatımızın 7 ayda yüzde 113 gibi muazzam bir oranda artarak 2 milyon
tona ulaşması ve buranın en büyük ikinci pazarımız konumuna yükselmesi, ülkedeki
inşa sürecinin fiilen başladığını gösteriyor. Finansman kaynaklarının netleşmeye
başlamasıyla sınır komşumuz yeniden ayağa kalkacak ve inanıyoruz ki Türkiye
entegre karayolu bağlantıları ve coğrafi yakınlığı sayesinde, Suriye'nin ihtiyaç
duyduğu hammaddeyi en hızlı ve kesintisiz şekilde sağlayan temel aktör olacak.
Türk müteahhitlerinin güçlü şekilde sahaya döndüğü Libya pazarında ihracatımızın
5 katına çıkarak 290 bin tona fırlaması da altyapı yatırımlarının hızla
canlandığının bir diğer göstergesi. Benzer bir lojistik avantajla, Ukrayna'nın
gelecekteki yeniden inşasında da sahadaki kilit yerimizi almaya tamamen hazırız.
Yurt içindeki deprem seferberliği kapsamındaki projelerimizin tamamlanmasıyla
birlikte biriken üretim gücümüzü, bu coğrafyaların ihyası için çok daha rekabetçi
bir şekilde küresel pazarlara aktaracağız.
SKDM uyumu küresel rekabette bizi öne çıkaracak bir fırsat olacak
Avrupa Birliği ile ticarette yeni bir dönemin kapılarını aralayan Sınırda Karbon
Düzenleme Mekanizması'na (SKDM) uyum sürecini değerlendiren Şahin, bu alandaki
ihtiyaçlarına yönelik şu mesajları verdi:
Avrupa ile ticaretimizde yeni ve heyecan verici bir dönüşümün arifesindeyiz. SKDM'yi
ve iklim krizine karşı atılan adımları sektörümüz için bir endişe kaynağı
olarak değil, aksine daha yenilikçi, yeşil ve sürdürülebilir bir üretime geçiş
için değerli bir 'gelişim ve dönüşüm alanı' olarak görüyoruz. Emisyon endeksine
tam uyum sürecinde aşmamız gereken bazı teknik sertifikasyon aşamaları var ancak
biz bu süreci en kısa sürede tamamlayarak, SKDM uyumunu küresel rekabette bizi
bir adım öne çıkaracak bir fırsat olarak değerlendireceğiz. Bu konuda ihtiyaç
duyduğumuz girdilerin hızlı temini için gerekli ithalat koridorlarının oluşturulması
hususunda Ticaret Bakanlığımızın kıymetli destekleriyle, Avrupa pazarına
entegrasyonumuzu daha güçlü bir şekilde sürdüreceğiz.
-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -