Ekonomi

DENİB Başkanı Uğurlu Jeopolitik gerilimler enflasyon baskısını artırıyor

DENİB Başkanı Osman Uğurlu, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın enflasyon hedeflerini
değerlendirdi. Yapmış olduğu açıklamada şu ifadelere yer verdi.

MERKEZ BANKASI ENFLASYON HEDEFLERİNİ YÜKSELTTİ
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 12 Şubat'ta yayımlamış olduğu yılın ilk enflasyon
raporunun ardından yılın ikinci enflasyon raporunu yayımladı. Yayımlanan raporda
2026 ara hedefi yüzde 16'dan 24'e , 2027 ara hedefi yüzde 9'dan yüzde 15'e
ve 2028 ara hedefi de yüzde 8'den yüzde 9'a yükseldi.
2026 yıl sonu enflasyon tahmin aralığı yüzde 15 ile yüzde 21 seviyelerinde iken
yüzde 26'ya yükseltildi. 2027 yılı için ise tahmin aralığı bir önceki raporda yüzde
6 ile yüzde 12 olarak açıklanmıştı. Yayımlanan rapor ile 2027 yıl sonu enflasyon
tahmini de yüzde 15'e çıkarıldı. Merkez Bankası ayrıca 2026 ortalama petrol
fiyatının 60,9 dolardan 89,4 dolara yükseldiğini, 2027 tahmininin ise 56 dolardan
75,4 dolara çıktığını aktardı.
JEOPOLİTİK GERİLİMLER ENFLASYON BASKISINI ARTIRIYOR
Son dönemde yaşanan jeopolitik gerilimlerin özellikle enerji ve ulaştırma fiyatlarına
ve dolayısıyla enflasyona hızlı yansımasına şahit oluyoruz. Hürmüz Boğazı'ndaki
gemi geçişlerinin sınırlandırılması, küresel enerji arzı açısından ciddi
bir risk. Savaşla birlikte keskin şekilde yükselen enerji maliyetlerinin halen
yüksek seviyelerini koruduğunu görüyoruz.
Artan jeopolitik riskler ve küresel ölçekte yükselen belirsizlik ortamı yalnızca
enerji fiyatlarını yükseltmiyor, aynı zamanda hem tüketici hem de üretici güvenini
olumsuz etkiliyor. Bu gelişmeler doğrultusunda 2026 yılına ilişkin enflasyon
tahminlerinin hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde yukarı yönlü revize
edildiğini görüyoruz.
İHRACATÇIYI ZORLAYAN ENFLASYON-KUR DENGESİ
Bu durum yalnızca fiyatlar genel seviyesine ilişkin beklentileri değil, aynı zamanda
kur-enflasyon dengesi açısından da önemli riskleri beraberinde getiriyor.
2025 yıl sonu enflasyonu yüzde 30,89 olarak gerçekleşirken, aynı dönemde kur artışının
yüzde 21 seviyesinde kalması, ihracatçılarımız açısından maliyetler ile
döviz kuru arasındaki dengenin bozulduğunu ortaya koyuyor. Benzer şekilde 2026
yılının ilk dört aylık döneminde kümülatif enflasyon yüzde 14,64 seviyesine ulaşırken,
kur artışının yüzde 5 seviyesinde kalması da enflasyon-kur makasının daha
da açıldığını gösteriyor.
Özellikle üretim maliyetlerinin yüksek enflasyon nedeniyle hızlı şekilde arttığı
bir ortamda, döviz kurunun aynı ölçüde hareket etmemesi ihracatçılarımızın fiyat
rekabetçiliğini zayıflatıyor. Enerji, işçilik, finansman ve hammadde maliyetlerindeki
yükselişe rağmen kur tarafındaki sınırlı artış, ihracatçı firmalarımızın
rekabetçiliğini baskılayan en önemli unsurlardan biri haline geliyor.
MERKEZ BANKALARI SIKI DURUŞUNU KORUYOR
Enflasyon beklentilerindeki bozulmayla birlikte, merkez bankalarının para politikalarında
daha temkinli ve sıkı bir duruş sergileyeceğine yönelik beklentiler de
belirginleşmeye başlıyor.
ABD Merkez Bankası'nın (FED) yılın geri kalanında gerçekleştireceği beş toplantıda
herhangi bir faiz indirimi beklenmiyor. Avrupa Merkez Bankası'nın (AMB) ise
yılın ikinci yarısında faiz artırımı yapabileceğine yönelik beklentilerin güç kazandığını
görüyoruz.
Sadece ülkemizde değil, tüm dünyada etkisini artıran enflasyon dalgasının ve beraberinde
getirmesi beklenen sıkı para politikalarının, ihracatçılarımız açısından
zorlu bir döneme işaret ettiğini düşünüyoruz. Küresel ölçekte yükselen maliyetler,
finansmana erişimde artan zorluklar ve yüksek faiz ortamı, üretim, yatırım
ve ihracat üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. Özellikle talep tarafında
yaşanabilecek yavaşlamaların, ihracat pazarlarımız üzerinde de etkili olabileceğini
değerlendiriyoruz.
İHRACATÇI İÇİN FİNANSMANA ERİŞİM KRİTİK ÖNEM TAŞIYOR
Bu çerçevede, ihracatçılarımızın rekabet gücünü koruyabilmesi ve küresel pazarlarda
sürdürülebilir şekilde varlık gösterebilmesi için finansmana erişimin kolaylaştırılması
kritik bir ihtiyaç olarak öne çıkıyor. Özellikle üretim ve ihracat
kapasitesini artırmaya yönelik yatırımların desteklenmesi, işletmelerin mevcut
zorluklara rağmen büyüme ivmesini koruyabilmesi açısından belirleyici olacaktır.
Bu kapsamda, ihracatçılarımızın karşı karşıya kaldığı finansman baskısını hafifletecek,
uzun vadeli ve uygun koşullu kredi imkânlarının artırılması, sektörün
genel dayanıklılığını güçlendirecektir.


-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -