Firma

DESA/Çelet Piyasa talebi daraldığında, kapasitemizi B2B lüks üretim hatlarımız ile doğrudan perakende ağımız arasında hızla kaydırabiliyoruz

DESA CEO'su Burak Çelet, Milano Moda Haftası kapsamında düzenlenen Milano Moda Küresel
Zirvesi'nde, lüks sektöründeki dönüşümü, Türkiye ile İtalya'yı buluşturan
entegre üretim modelini ve yeni nesil biyotasarım malzemesi Lunaform'u anlattı.
Çelet, geleceğin lüks üretiminde hız, izlenebilirlik, mevzuata uyum ve inovasyonun
birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.

Küresel moda ve lüks tüketim sektörünün önde gelen buluşmalarından Milano Moda Küresel
Zirvesi 2026 (Milano Fashion Global Summit 2026), Milano Moda Haftası kapsamında
21-22 Eylül 2026 tarihlerinde Torre Velasca'da gerçekleştirildi. Zirvede,
Zegna'dan Gildo Zegna, Louis Vuitton ve LVMH'nin tepe yönetiminden Antoine
Arnault, Moncler Yönetim Kurulu Başkanı Remo Ruffini, Tod's Yönetim Kurulu Başkanı
Diego Della Valle ve otomotiv dünyasından tanıdığımız, küresel sanayi stratejisti
ve Kering CEO'su(Eski Renault CEO'su) Luca de Meo gibi lüks ve moda dünyasının
seyrini şekillendiren isimler yer aldı. Zirvede Türkiye'den davet edilen
tek konuşmacı olarak yer alan DESA CEO'su Burak Çelet, Yollar ve Kökler - İş
Dünyasının, Stil ve Yaratıcılığın Yeni Yolları başlıklı konuşmasında DESA'nın
gelecek vizyonunu, inovasyon yaklaşımını ve yeni nesil teknolojik biyomalzemeler
alanındaki çalışmalarını uluslararası moda dünyasıyla paylaştı.

'Lüks Sektörü Kapsamlı Bir Yapılanmadan ve Konsolidasyondan Geçiyor'
Burak Çelet, konuşmasında lüks sektörünün kapsamlı bir yeniden yapılanma ve konsolidasyon
sürecinden geçtiğini belirterek, DESA'nın yüksek katma değerli lüks segmenti
hedefleyen B2B üretim gücü ile kendi perakende markalarını bir araya getiren
dikey entegre yapısının bu dönüşümde önemli bir dayanıklılık sağladığını
ifade etti. DESA'nın LWG (Leather Working Group) Altın sertifikalı tesisinde ürün
tasarımından üretim ve perakende dağıtımına kadar değer zincirinin her halkasını
bizzat yönettiklerini ifade eden Burak Çelet, Bu dikey entegrasyon ve katma
değerli satış bize iki kritik avantaj sağlıyor: Operasyonel çeviklik ve maliyet
artışlarına karşı dayanıklılık. Piyasa talebi daraldığında, kapasitemizi B2B
lüks üretim hatlarımız ile doğrudan perakende ağımız arasında hızla kaydırabiliyoruz.
Dahası, güçlü bilanço yapımız piyasa küçülmeye zorlanırken karşımıza çıkan
stratejik yatırım fırsatlarını değerlendirebilmemize olanak sağlıyor dedi.

Türk Sanayi Gücü ile İtalyan Zanaatkârlığını Buluşturan Model
Toskana'nın Poppi bölgesindeki DESA üretim tesisi yatırımından da bahseden Burak
Çelet, Tarihsel olarak, Türk sanayi kapasitesi ile İtalyan lüks üretim bölgeleri
arasındaki ilişki yalnızca alıcı-tedarikçi ekseninde görülüyordu. Günümüzde
ise bu ilişki, stratejik ve karşılıklı bağımlılığa dayalı bir ortaklığa evrildi.
Bu yapılanma Türk üretiminin hızı, esnekliği ve rekabetçiliğini İtalyan deri
işçiliği ve tasarım ekosistemiyle bir araya getirdi. DESA, işte bu noktada önemli
bir boşluğu dolduruyor. Avrupa'daki büyüme stratejimiz, İtalyan işçiliğiyle
Türk üretim gücünü birleştirmeye dayanıyor. Tamamı DESA'nın kontrolündeki tesislerin
lüks markalara tedarik sürekliliği, yasal uyum ve izlenebilirlik sunuyor.
Milano'daki showroomumuz ve Torino'daki dağıtım merkezlerimiz ise DESA'nın küresel
erişimi ve B2B iş birlikleri için stratejik bir merkez konumunda yer alıyor
diye konuştu.

'Şeffaf Olmayan Tedarik Zincirleri Dönemi Sona Erdi'
DESA CEO'su Burak Çelet, konuşmasında sürdürülebilirlik ve mevzuata uyumun sektörün
yeni rekabet alanı haline geldiğini belirterek şunları söyledi: Şeffaf olmayan
tedarik zincirleri dönemi sona erdi. İzlenebilirlik ve çevresel uyumluluk
lüks markalar için üretim mimarisinin temel bir parçası haline geldi. DESA olarak
LWG Gold standartlarında faaliyet gösteren tabakhanemiz, tamamen güneş enerjisi
ile işleyen üretim tesislerimiz, su geri dönüşümü, kimyasal yönetimi ve ham
deriden bitmiş ürüne uzanan izlenebilirlik altyapımızla bu dönüşüme hazırız. Doğal
derideki uzmanlığımızı korurken yeni nesil malzemeleri de tamamlayıcı bir
büyüme alanı olarak görüyoruz.

'Küresel Trendler Biyofabrikasyon Yatırımında Belirleyici Oldu'
DESA'nın Kaliforniya merkezli Türk-Amerikan biyoteknoloji şirketi GOZEN ile yürüttüğü
iş birliği kapsamında geliştirilen Lunaform malzemesinden de bahseden Burak
Çelet, şunları söyledi: Deri en sürdürülebilir malzemelerden biri olmasına
rağmen, küresel ısınma, sürdürülebilirlik kaygıları ve dünya genelindeki trendler
ile tüketici eğilimleri göz önüne alındığında, derinin yanı sıra kullanılabilecek
hayvansal olmayan yeni nesil malzemelerin giderek önem kazandığını ve bu
alanda yeni bir pazarın oluştuğunu görüyoruz. Daha kısa bir süre önce, Kering Grubu
bünyesinde hayvansal deri kullanımını 2030 yılına kadar %30 oranında azaltmayı
hedeflediğini açıklayan CEO Luca de Meo'nun açıklamalarını okuduk ve yakın
geçmişte Tesla'nın yanı sıra Apple gibi teknoloji markalarının da hayvansal deri
kullanımına son verdiklerine şahit olduk. Dolayısıyla, pazarda bir değişim yaşandığını
düşünüyorum, deri markaları ve şirketleri için bu değişime direnmek
yerine onu benimsemek ve bu doğrultuda hareket etmek büyük önem taşıyor. Bu düşünceden
hareketle yıllardır pek çok farklı, tamamlayıcı teknolojiyi araştırıyoruz.
Yeni yatırımımız NUERA çatısı altında üretilen Lunaform, adeta 'yeni bir canlı
türü' gibi geleneksel tabakhanelerimizde mevcut makine parkıyla ve ekstra bir
yatırım gerektirmeden işlenebilmekte. Bu sayede sektörümüze yeni bir malzeme
kazandırmanın ve lab-ölçeğindeki inovasyonlar ile endüstriyel seri üretim arasındaki
uçurumu kapatan ilk marka olmanın gururunu yaşıyoruz.


-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -