ECB Başkanı Lagarde Avrupa'da yaşanan sıcak yaz, geleceğe dair bir uyarı niteliğinde
ECB Başkanı Lagarde, Avrupa'da iklim risklerine karşı dayanıklılık ve temiz enerji
yatırımlarının artırılması çağrısında bulundu. ECB Başkanı Lagarde, blog yazısında
şu ifadelere yer verdi:
Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde tarafından kaleme alınmıştır.
Bu yaz yaşanan sıcak hava dalgaları, kuraklıklar ve orman yangınları bir uyarı niteliğindeydi.
Bunların ekonomik etkileri şu ana kadar sınırlı kalmış olsa da iklim
değişikliğinin maliyetleri artıyor ve gelecekte yaşanabilecek şokların etkilerini
karşılamak daha zor olabilir. Avrupa'nın, iklim değişikliğinin finansal
sonuçlarına karşı daha iyi korunmaya ve temiz enerjiden en verimli şekilde yararlanan,
daha esnek bir enerji sistemine ihtiyacı var.
Bu yaz yaşanan rekor düzeydeki sıcaklar, her şeyden önce insani ve çevresel bir
trajediydi. Sıcak hava dalgaları sırasında Avrupa genelinde 30.000'in üzerinde
ilave ölüm kaydedildi. İspanya ve Fransa'da orman yangınları 400.000 hektarlık
alanı küle çevirdi. Kuraklık, Ren ve Tuna gibi büyük nehirlerdeki su seviyelerini
düşürerek önemli taşımacılık güzergâhlarını ve nükleer santrallerin soğutma
faaliyetlerini aksattı.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in ifadesiyle bu yaz, gerçeklerle
yüzleşme yazı oldu. Avrupa, dünyanın en hızlı ısınan kıtası. Kıta, küresel
ortalamanın yaklaşık iki katı hızla ısınıyor ve aşırı hava olayları giderek daha
sık ve daha şiddetli hâle geliyor. Bu nedenle, Avrupa'nın iklim direncini artırmak
açısından büyük önem taşıyacak olan ve geçen hafta yayımlanan Avrupa Komisyonu'nun
AB İklim Direnci Çerçevesi'ni memnuniyetle karşılıyorum.
Maliyetler, doğrudan hasarın çok ötesine geçiyor
ECB uzmanlarının tahminlerine göre, bu yaz yaşanan aşırı hava olaylarının euro bölgesindeki
ekonomik faaliyetler üzerindeki etkisi yalnızca sınırlı ve geçici oldu.
Almanya'da Ren Nehri'ndeki su seviyelerinin rekor düzeyde düşmesinin GSYH
büyümesi üzerindeki etkisinin büyük bölümünün, nehir akışı normale döndüğünde telafi
edilmesi bekleniyor. İtalya'da aşırı sıcaklar ve yağış eksikliği nedeniyle
üretim olumsuz etkilenecek. Fransa ve İspanya'da ise geniş çaplı orman yangınlarının
etkileri şu ana kadar ağırlıklı olarak tarım, ormancılık ve turizm sektörleriyle
sınırlı kaldı.
Ancak kısa vadeli bu görünüm, iklim ısınmaya devam ettikçe karşı karşıya kalacağımız
riskleri olduğundan küçük gösteriyor. Euro bölgesinin iklim risklerine maruziyeti
oldukça geniş kapsamlı. Euro bölgesindeki işletmelerin yaklaşık dörtte
üçü, doğanın sağladığı en az bir hizmete büyük ölçüde bağımlı. Bunlar arasında
en fazla risk altında olanlar ise suyla bağlantılı hizmetler.
Ayrıca iklim kaynaklı şoklar, etkilenen bölgelerde kalıcı hasarlar bırakabiliyor,
ekonomik oynaklığı artırıyor ve diğer şokların etkilerini daha da ağırlaştırıyor.
Ortalama olarak, bir sıcak hava dalgasından etkilenen bölgelerde ekonomik faaliyetler
iki yıl sonra %1,5 daha düşük seviyede gerçekleşiyor. Kuraklıktan etkilenen
bölgelerde ise bu oran dört yıl sonra %3'e ulaşıyor. Bu düşüşte verimlilik kayıpları
ve insanların başka bölgelere taşınması da etkili oluyor.
Kurak geçen yaz koşulları, Avrupa'daki tarımsal arzın görünümünü de ciddi biçimde
kötüleştirdi. Bu durum, önümüzdeki yıl gıda enflasyonunun yükselmesine yol açabilir.
Tehditler yalnızca sıcaklık ve kuraklıkla sınırlı değil. Euro bölgesindeki ekonomik
üretimin yaklaşık %12'si, yetersiz sel korumasıyla bağlantılı risklere maruz
durumda. Bu riskler, son yıllarda İspanya'da ve Avrupa'nın diğer birçok bölgesinde
yaşananlar gibi yıkıcı kayıplara neden olabiliyor.
Bu tür kayıpların telafisi kolay değil. Tarihsel olarak Avrupa'daki doğal afet kaynaklı
kayıpların yalnızca dörtte biri sigorta kapsamında karşılandı. Bu da kamu
maliyesi artık bu yükü karşılamakta zorlanırken, hanehalklarının ve işletmelerin
çoğu zaman maliyetin büyük bölümünü üstlenmek zorunda kaldığı anlamına geliyor.
Temiz enerji, enerji şokunun etkisini hafifletti ancak sıcaklar sistemi zorladı
Orta Doğu'daki savaşın yol açtığı enerji şoku, bu yaz yaşanan sıcak hava dalgasıyla
aynı döneme denk geldi ve iki gelişme birbirinin etkisini artırdı.
2026 yılının başında, toptan elektrik fiyatları artan doğal gaz fiyatlarına, 2021-2022
krizine kıyasla daha sınırlı tepki verdi. Bunun en önemli nedenlerinden
biri, birçok euro bölgesi ülkesinin özellikle yenilenebilir enerji kaynakları aracılığıyla
düşük karbonlu elektrik üretimini artırmış olmasıydı.
İspanya bunun dikkat çekici bir örneği. Elektrik fiyatlarını doğal gaz santrallerinin
belirlediği saatlerin oranı, 2020'de yaklaşık %80 iken 2026'da yılın ilk
dokuz ayı itibarıyla %20'nin biraz üzerine geriledi.
Ancak ısınan bir iklim, bu koruyucu etkinin bir bölümünü ortadan kaldırabilir. Sıcak
hava dalgaları ve kuraklık, çatışmanın yarattığı fiyat baskılarını daha da
artırdı. İnsanlar ve işletmeler klima kullanımına daha fazla yöneldikçe elektrik
talebi yükseldi. Buna karşılık düşük su seviyeleri hidroelektrik üretimini azalttı,
soğutma suyundaki yetersizlik ise nükleer enerji santrallerinin üretim
kapasitesini sınırladı.
Bu faktörler bir araya gelerek toptan elektrik fiyatlarını yükseltti ve yenilenebilir
enerji ile nükleer enerjinin fosil yakıt fiyatlarındaki artışı dengeleme
potansiyelini azalttı.
Sıcaklar tüm enerji kaynaklarını aynı şekilde etkilemedi. Sıcak hava dalgaları sırasında
olağan performansının üzerine çıkabilen tek büyük enerji kaynağı güneş
enerjisi oldu.
Arzın en kısıtlı, fiyatların ise en yüksek olduğu zaman dilimi akşam saatleriydi.
Çünkü bu saatlerde güneş enerjisi üretimi düşerken soğutma ihtiyacından kaynaklanan
elektrik talebi yüksek kalmaya devam etti.
Bu durum, ucuz güneş enerjisinin ihtiyaç duyulan yere ve zamana aktarılmasını sağlayabilecek,
daha bütünleşik ve esnek bir enerji sistemine duyulan ihtiyacı ortaya
koyuyor.
Avrupa için üç öncelik
Avrupa'nın vereceği yanıt, hem doğrudan etkileri hem de enerji kanalı üzerinden
ortaya çıkan sonuçları ele almalı.
Birincisi: Aşırı hava olayları yaz aylarının olağan bir özelliği hâline gelirken
Avrupa, önceden harekete geçmeli ve bu olayların finansal sonuçlarına karşı daha
iyi korunmalı.
Avrupa Komisyonu'nun AB İklim Direnci Çerçevesi, iklim korumasını tüm temel politika
alanlarında güçlendirmek ve verilerin erişilebilirliğini ve kullanılabilirliğini
artırmak için sistematik bir yaklaşım sunuyor. Ayrıca ECB ve Avrupa Sigorta
ve Mesleki Emeklilik Otoritesi (EIOPA) tarafından önerilen, AB düzeyinde bir
kamu-özel sektör reasürans mekanizması aracılığıyla iklim kaynaklı risklere karşı
sigorta kapsamını genişletme önerisinin hayata geçirilmesi için de bir fırsat
oluşturuyor.
İkincisi: Avrupa'nın ucuz ve yerli temiz elektrikten en iyi şekilde yararlanan bir
enerji sistemine ihtiyacı var.
Avrupa Komisyonu'nun 2040 yılına kadar elektriğin nihai enerji tüketimindeki payını
iki katına çıkarmayı hedefleyen Elektrifikasyon Eylem Planı yerinde bir adım.
Ancak bu hedefin fayda sağlayabilmesi için elektrik şebekelerinin ve enerji
depolama kapasitesinin de aynı hızda geliştirilmesi gerekiyor.
Şebekelerin iyileştirilmesine yapılan her 1 avroluk yatırım, sistemin diğer maliyetlerinde
2 avrodan fazla tasarruf sağlıyor. Enerji depolama sistemleri ise ucuz
güneş enerjisinin, sıcak hava dalgalarının arzı en fazla zorladığı akşam saatlerine
aktarılmasına yardımcı olabilir.
Üçüncüsü: Elektrik şebekelerinin geliştirilmesi zaman alacağından, Avrupa bu süreçte
şirketlerin kendi enerjilerini üretmesini kolaylaştırmalı.
Fabrikalar maliyetlerini düşürmek amacıyla kendi güneş panellerini ve batarya sistemlerini
kuruyor. Yeni şebeke bağlantılarının iki ila on yıl arasında sürebildiği
koşullarda veri merkezleri de kendi elektrik üretim ve depolama sistemlerini
devreye alıyor.
AB genelinde ortak kurallar oluşturularak, kendi elektriğini tesis bünyesinde üreten
ve depolayan, yani sayaç arkası (behind-the-meter) enerji sistemlerine sahip
işletmelerin şebekeye daha hızlı bağlanmasına izin verilebilir. Bunun karşılığında
bu işletmelerden, şebekenin zorlandığı dönemlerde sisteme destek sağlamaları
istenebilir.
Bu yatırımların önemli bir bölümünün özel sektör tarafından finanse edilmesi gerekecek.
Tasarruf ve Yatırım Birliği'nin tamamlanması ve karbon fiyatlandırması
da dâhil olmak üzere istikrarlı bir iklim politikası çerçevesinin korunması, bu
yatırımların daha düşük maliyetle finanse edilmesini sağlayacaktır.
Gelecek hafta Antalya'da başlayacak COP31 Zirvesi, hedefleri küresel ölçekte somut
eylemlere dönüştürmek için bir fırsat sunuyor.
Bu yaz yaşadıklarımız son olmayacak. Aşırı sıcaklar daha sık ve daha şiddetli biçimde
geri dönecek. Bunun maliyetini ise en ağır şekilde, bu yükü taşımakta en
fazla zorlanacak kesimler üstlenecek.
Avrupa, zararı sınırlandırabilecek imkânlara sahip. Bu imkânları şimdi kullanmak,
gelecek nesillere ve bu yazları yaşamak zorunda kalacak olanlara karşı sorumluluğumuzdur.
Önemli Not: Bu haberde ilişkili internet sitesine link bulunmaktadır.
Kullanıcılarımızın habere erişmek için Manşet'in üst kısmında yer alan linki tıklamaları yeterlidir.
-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -