EY Enerji Konferansı'nda küresel enerji sektörünün gündemi ve geleceği masaya yatırıldı
EY'ın bu yıl İstanbul'da dördüncüsünü düzenlediği, Merkezi Avrupa bölgesi Enerji
Konferansı'nda jeopolitik gelişmeler, yapay zekâ dönüşümü, yatırım stratejileri,
enerji güvenliği, siber güvenlik ve COP31 gibi önemli başlıklar uluslararası
katılımcılarla birlikte ele alındı.
Uluslararası denetim, vergi ve danışmanlık şirketi EY'ın 10-11 Haziran'da düzenlediği
Bölgesel Enerji Konferansı'nın dördüncüsü, bu sene İstanbul'da gerçekleştirildi.
Enerji sektörünün dönüşümüne yön veren başlıkların ele alındığı konferansta,
jeopolitik gelişmeler, yapay zekâ, enerji güvenliği, yatırım stratejileri,
siber güvenlik ve COP31 gündemi öne çıkan konular arasında yer aldı. 10'dan fazla
ülkeden üst düzey enerji sektörü liderleri ve EY enerji uzmanlarının yer aldığı
konferansta sektörün karşı karşıya olduğu riskler, zorluklar ve yeni fırsat
alanları değerlendirildi. Enerji sektörünün geleceğine ilişkin farklı perspektiflerin
bir araya geldiği program kapsamında yeni teknolojiler, enerji dönüşümü,
yatırım trendleri ve sektörün geleceğine yönelik paneller ile enerji değer
zinciri boyunca öne çıkan gelişmelerin değerlendirildiği interaktif oturumlar gerçekleştirildi.
T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Sayın Ahmet Berat Çonkar'ın katılımlarıyla
düzenlenen konferansta, son birkaç yılda yaşanan jeopolitik gelişmelerle
enerjinin küresel ekonominin en stratejik unsurlarından biri olmaya devam
ettiğine dikkat çekildi. Sayın Çonkar konuşmasında, enerjinin geleceğini derinden
etkileyecek yapısal eğilimlerden bahsederek yapay zekâ ve ileri teknolojilerin,
yeni veri merkezleri aracılığıyla dünya genelinde yeni bir elektrik talebi
katmanı oluşturduğunu vurguladı. Aynı zamanda giderek daha dijital hale gelen bir
dünya için yeterli, güvenilir ve erişilebilir elektriğin nasıl sağlanacağıyla
da ilgili görüşlerini aktardı. Ayrıca, enerji güvenliğinin artık yalnızca kaynaklara
erişimle tanımlanmadığını, çeşitlendirilmiş tedarik kaynakları, dayanıklı
altyapı ve sistem esnekliğini de gerektirdiğini belirten Çonkar, bu tür sistemleri
kurabilen ülkelerin, küresel enerji dönüşümünün sunduğu fırsatlardan yararlanırken
belirsizlikleri de daha etkin şekilde yönetebileceğinin altını çizdi.
EY -CESA Enerji Sektörü Lideri Jaroslaw Wajer açılış konuşmasında, EY Bölgesel Enerji
Konferansı'nın enerji sektörünün geleceğine ışık tutma konusundaki stratejik
öneminden bahsederek, bu konferansın bu sene İstanbul'da düzenlenmesinden duyduğu
memnuniyeti paylaştı. Bu yıl dördüncüsü düzenlenen konferansın enerji sektöründeki
paydaşlar arasında bilgi paylaşımı, görüş alışverişi ve iş birliğini
güçlendiren önemli bir platform haline geldiğine dikkat çekti. İstanbul'un seçilmesinin,
şehrin stratejik konumu, gelişen enerji piyasası ve kültürel bir buluşma
noktası olma özelliğiyle yakından ilişkili olduğunu vurgulayan Wajer, konferansın
bölgedeki öncü ülkelerden enerji sektörü liderlerini bir araya getirerek
sektörün geleceğine yön verecek tartışmalar için güçlü bir zemin sunduğunu ifade
etti.
EY Eurasia Bölge Lideri Metin Canoğulları ise konuşmasında, Türkiye'nin jeostratejik
konumuna dikkat çekerek, Avrupa ile Asya arasında bir enerji köprüsü olma
rolünün güçlendiğini vurguladı. Türkiye'nin enerji koridoru olmasının ötesinde,
aynı zamanda bölgesel bir ticaret ve dağıtım merkezi haline geldiğini belirten
Canoğulları, bu konumun enerji arz güvenliği, tedarik çeşitliliği ve bölgesel
entegrasyon açısından kritik bir değer sunduğunu ifade etti.
Dinamik küresel ortamda dayanıklılık, çeviklik ve uyum yeteneğine ilişkin değerlendirmelerde
bulunan EY-Parthenon Türkiye Enerji Sektörü Lideri ve şirket ortağı
Cem Çamlı, enerji sektöründe yaşanan jeopolitik gelişmelerin etkilerinin, altı
alanda ortaya çıktığını söyledi. Öncü ülkelerin enflasyon tahminlerinin yükseldiğini,
ekonomik büyüme tahminlerinin düştüğünü, hammadde fiyatlarının artış eğilimine
girdiğini ve merkez bankalarının para politikalarında daha dikkatli hareket
ettiğini belirtti. Tüm bu gelişmelerin hepsinin birlikte yönetilmesi gerektiği
bu dönemde, ülkelerin politikalarında enerji arz güvenliği bir numaralı öncelik
haline geldi. Bugün yaşanan enerji krizlerinin devam etmesi senaryosunda,
küresel enerji piyasası dinamiklerinin etkilerinin enerji sektörünün ötesinde
ulaştırma, tarım, perakende, inşaat ve sanayi gibi birçok sektörü etkileyebileceğini
söyledi. En başarılı kurumların reaktif kriz yönetiminden, proaktif dayanıklılık
yönetimine geçebilen kurumlar olacağını ifade eden Çamlı, Kararlarımızı
farklı ticari senaryolara dayanarak vermeli ve çeşitli olası sonuçlara hazırlıklı
olmalıyız dedi.
Enerjisa Üretim CEO'su İhsan Erbil Bayçöl moderatörlüğünde gerçekleştirilen 'Dönüşüm
sürecinde liderlik: Orta Avrupa'da riskleri fırsatlara dönüştürmek' başlıklı
panelde, IC Enterra CEO'su Cem Aşık, Başkentgaz CEO'su Emre Torun, TAURON CEO'su
Grzegorz Lot, ENEA S.A. Ticari İşler Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bartosz
Krysta hızla değişen bir ortamda liderlerin stratejisi, enerji güvenliği, pazar
dönüşümü ve dayanıklılık konuları hakkında görüş ve gelecek için önerilerini
paylaştı.
EY Parthenon Enerji Sektörü Lideri Kinga Charpentier moderatörlüğünde gerçekleştirilen
'Sermaye için rekabet: Bir fırsatı yatırım yapılabilir kılan nedir?' başlıklı
panelde ise, EBRD Avrasya Enerji Bölümü Başkanı Şule Kılıç, Sunotec-Group
Strateji Başkanı Alexander Zahariev, Actis LLP Başkan Yardımcısı Jonathan Herren
ve OX2 A.B. Ülke Müdürü Lacramioara Diaconu katılımcılarla yüksek performans
gösteren olgun pazarlardan güncel içgörüleri ve çıkarılan dersleri paylaştı.
'Enerji güvenliğinin yeniden tanımlanması: Sahadan gelen dayanıklılık, egemenlik
ve sistem hazırlığı' panelinde ise uzun vadeli risklere yönelik stratejik yanıtlar
EY Türkiye Siber Güvenlik Hizmetleri Lideri Ulvi Cemal Bucak moderatörlüğünde
Corvion P.S.A. Genel Müdürü Mariusz Balicki ile ele alındı.
Yapay zekâ kaynaklı elektrik talebi hızla büyüyor
Konferansta, enerji sektörünün yapay zekâ yatırımlarındaki hızını da dikkat çekildi.
Küresel çapta neredeyse tüm sektörlerdeki yapay zekâ yatırımlarındaki büyümenin
enerji talebini de önemli ölçüde artırdığını belirtildi. Uluslararası Enerji
Ajansı (IEA) projeksiyonlarına göre yapay zekâ kaynaklı elektrik talebinin
on yılın sonuna kadar iki katından fazla artabileceği ifade edilerek, şebeke kapasitesi
ve bağlantı süreçlerinin kritik öneme sahip olduğunu vurgulandı. Yapay
zekâ ile enerji arasındaki ilişkinin önündeki temel engelin teknoloji değil, koordinasyon
eksikliği olabileceği aktarıldı. Yapay zeka - Olga, Thierry, George
isimlerini ekleyelim.
Veri merkezleri enerji ekosisteminin yeni esnek varlıkları olabilir
Veri merkezlerinin gelecekte enerji sistemlerinin esnek unsurlarına dönüşebileceğine
dikkat çekilerek, EY'ın yapay zekâ ajanları ve süreç otomasyonuna önemli yatırımlar
yaptığı belirtildi. Özellikle veri merkezlerinin enerji şebekelerine
sağlayabileceği esneklik değerinin sektörün en önemli tartışma alanlarından biri
haline geldiği ifade edildi.
Enerjiye erişimin veri merkezi büyümesinin önündeki en büyük kısıtlardan biri haline
geldiği vurgulanırken, teknoloji şirketleri ile enerji şirketleri arasında
yeni iş birliği modellerinin geliştiğine de dikkat çekildi. Veri merkezleri enerji
sisteminin esnek varlıkları hâline gelebilir mi, talebi gerektiğinde ayarlayabilirler
mi, şebeke dengelemesine katkı sağlayabilirler mi, elektrik tüketen
yapılar olmanın ötesine geçerek şebeke esnekliğini destekleyebilirler mi? gibi
konu başlıkları ele alındı.
Bu sene COP31'de odak, uygulama ve sonuçlar olacak
Konferans programının önemli başlıkları arasında yer alan COP31 ile ilgili olarak
EY Türkiye İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Hizmetleri Lideri Şirket Ortağı
Ece Sevin, bu sene COP31 gündeminin artık daha fazla uygulama ve sonuç alma
odağında şekillendiğini söyledi. Sevin, enerji dönüşümü, yenilenebilir enerji, yeşil
sanayileşme, iklim finansmanı, gıda güvenliği, dayanıklı şehirler, sağlık sistemleri,
döngüsel ekonomi ve atık yönetiminin COP31'in öne çıkan başlıkları arasında yer
alacağını belirtti. İklim gündeminin yalnızca çevre politikalarıyla sınırlı olmadığını
ifade eden Sevin, bu süreçlerin sermaye maliyetlerinden yatırım kararlarına, karbon
piyasalarından sürdürülebilirlik raporlamasına kadar şirketlerin iş modellerini doğrudan
etkilediğini vurguladı.
Sevin, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) ve diğer iklim odaklı düzenlemelerin
şirketlerin maliyet yapılarını doğrudan etkileyebileceğine değindi. Öte
yandan sürdürülebilirlik raporlaması alanında da küresel ölçekte daha güçlü bir
dönüşüm yaşandığının altı çizildi. Bu dönüşüm, ISSB standartları, CSRD ve diğer
yeni raporlama gereklilikleri aracılığıyla giderek hız kazandığı, Kurumsal Sürdürülebilirlik
Durum Tespiti Direktifi (CSDDD) gibi düzenlemelerin, tedarik zincirlerinin
tamamında daha yüksek şeffaflık beklentileri oluşturduğu aktarıldı.
Konferansın ikinci gününde ise uluslararası katılımcılarla birlikte Enerjisa Üretim
Senkron Remote Operation Center'a ziyaret gerçekleştirilerek, enerji operasyonlarında
dijitalleşme, verimlilik ve uzaktan yönetimin sektördeki etkisi yerinde
incelendi.
-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -