Global Energy Monitor raporuna göre 2025’te kömür kurulu gücü artarken, kömürden elektrik üretimi geriledi
Global Energy Monitor'ün yeni raporu küresel enerji dönüşümünde giderek belirginleşen
bir çelişkiyi ortaya koyuyor: Elektrik üretimi için kömür kullanımında düşüş
yaşanmasına rağmen, 2025 yılında kömürlü termik santrallerin kurulu gücü artmaya
devam etti.
Dünyadaki kömür santrallerinin durumuna ilişkin en kapsamlı rapor olan ve bu yıl
11. kez yayımlanan Yükseliş ve Çöküş 2026 raporuna göre, 2025 yılında küresel
kömür kurulu gücü yüzde 3,5 arttı, ancak kömürden sağlanan elektrik üretimi yüzde
0,6 azaldı.
Bu ayrışma, en belirgin şekilde kömürlü termik santrali inşaatlarının yüzde 95'inin
gerçekleştiği Çin ve Hindistan'da görüldü. Buralarda rekor kıran rüzgar ve
güneş enerjisi kapasite artışları, santral kurulumlarının son on yılın en yüksek
seviyesine ulaşmasına rağmen kömürü devre dışı bırakarak yeni talebin neredeyse
tamamını karşıladı.
Rapora göre kömür kullanımında kalıcı bir dönüşüm başladı. En kirli fosil yakıt
olan kömürden uzaklaşma eğiliminin, Hürmüz Boğazı'ndaki jeopolitik gelişmelerin
yol açtığı kısa vadeli enerji piyasası dalgalanmalarından çok daha kalıcı olduğu
vurgulanıyor.
Latin Amerika 2025'te yeni kömür santrali inşa etmeme kararı alan bölge statüsüne
ulaştı ve Güney Kore kömürü tamamen terk etme taahhüdünde bulundu.
Global Energy Monitor'un Küresel Kömür Santrali Takip Sistemi Proje Yöneticisi Christine
Shearer, şöyle konuştu:
2025 yılında dünya daha fazla kömür santrali inşa etti, ancak kömür kullanımını
azalttı. Gelişmeler de tek bir bölgede yoğunlaştı, kömürlü termik santrali inşaatlarının
%95'i şu anda Çin ve Hindistan'da gerçekleşiyor ve bu ülkeler bile kömürü
yerinden edecek kadar hızlı bir şekilde güneş ve rüzgâr enerjisi tesisleri
inşa ediyor. 2026'ya doğru ilerlerken karşımıza çıkan temel zorluk, alternatiflerin
bulunmaması değil, enerji sistemleri kömürden giderek uzaklaşırken bile
kömürü gerekli gören politikaların devam etmesidir.
Türkiye kömürü zirvede bırakmalı
COP31'e ev sahipliği ve başkanlık yapacak Türkiye'de, 2015 yılında 70'in üzerinde
olan kömürlü termik santrali projesinden geriye yalnızca Afşin ve Elbistan A
kömürlü termik santraline eklenmek istenen iki ünite projesi kaldı. Bu projenin
Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararına yönelik açılan davada, bilirkişi
heyeti, projenin kamu yararı taşımadığı sonucuna vardı. Şubat 2026'da sunulan
ikinci bilirkişi raporu da projenin uygun olmadığı yönündeki değerlendirmeyi
teyit etti.
Sivil toplum örgütleri, COP31 Başkanı Türkiye'nin kömürü zirvede bırakarak değişimi
evinde başlatmasını talep ediyor.
Fosil Yakıtların Ötesi Ağı (Beyond Fossil Fuels) Kampanyacısı Duygu Kutluay şöyle
konuştu:
Türkiye'nin COP31'e ev sahipliği yapacağı ve başkanlığını üstleneceği bir yılda
hâlâ yeni kömürlü termik santrallerde ısrar etmesi son derece kaygı verici. Sadece
iklim eylemi değil enerji güvenliği açısından da güçlü bir liderliğin gerektiği
bu dönemde Türkiye, kömür başta olmak üzere fosil yakıtlardan uzaklaşmaya
dair net planlar ortaya koyarak, doğayla uyumlu, toplumun parçası olarak yarar
sağlayabileceği tamamen yenilenebilir enerji kaynaklarına dair bir enerji sistemine
dayalı enerji dönüşümünü planlamalı. Kamu kaynaklarıyla gerileyen bir sektörü
ayakta tutmaya çalışmak bu dönüşümü sadece geciktiriyor ve kıymetli kamu kaynaklarının
halkı desteklemek yerine şirketleri ayakta tutmaya çalışarak israf
olmasına neden oluyor. Anlamlı bir COP başkanlığı için Türkiye'nin atacağı en
net adım, kömürü zirvede bırakmak olacaktır.
Avrupa İklim Eylem Ağı (CAN Europe) Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü
Elif Cansu İlhan şöyle konuştu:
İklim Değişikliği Taraflar Konferansı'na (COP) ilk kez başkanlık yapacak olması
sebebiyle, uluslararası iklim gündeminde gözlerin Türkiye üzerinde olduğu bir
yıldayız. Türkiye, kalan son termik santral projesi olan Afşin-Elbistan A'nın ek
ünitelerini iptal ederek COP31 başkanlığına güçlü bir başlangıç yapabilir. Yeni
kömür santrali projesi kalmaması önemli bir adım olsa da, ülkenin asıl ihtiyacı,
devlet teşvikleriyle ayakta kalabilen ve yüksek arıza oranıyla çalışan termik
santral filosu için kademeli bir kapatma programı. Adil geçiş ilkeleri çerçevesinde
oluşturulacak bir kömürden çıkış programı, iklim hedefleri ve enerji güvenliği
açısından öneminin yanında, kömür bölgelerinde istihdam ve kalkınmayı
destekleyerek bölge halklarının refah düzeyini artırabilir ve ülke ekonomisini
destekleyebilir.
2025'in başlıca gelişmeleri şöyle:
- 2025'te dünya çapında kömürlü termik santrallerden elektrik üretimi gerilemesine
rağmen toplam kömürlü termik santrali kurulu gücü artışını sürdürdü. Küresel
kurulu güç %3,5 oranında artarken, kömürden üretilen elektrik %0,6 azaldı, bu
durum, kurulu güç ile fiilî üretim arasındaki farkın giderek açıldığını ortaya
koydu.
- Kömürden elektrik üretimindeki en belirgin düşüşler, yüksek düzeyde yeni kapasite
devreye alınmasına rağmen Çin ve Hindistan'da gerçekleşti. Çin'de kömür kurulu
gücü %6 artarken üretim %1,2 azaldı. Hindistan'da ise kurulu güç %3,8 artmasına
rağmen üretim %2,9 geriledi. Her iki ülkede de rüzgâr ve güneş enerjisi, artan
talebin büyük bölümünü karşılayarak kapasite artışı ile üretim düşüşü arasındaki
farkın büyümesine katkı sağladı.
- Çin'de 2025 yılında yeni ve yeniden gündeme alınan kömürlü termik santrali projeleri
toplam 161,7 GW ile tarihsel bir zirveye ulaştı. Ülkede proje aşamasında
bulunan kömür kurulu gücü 500 GW'ın üzerinde.
- Hindistan'da 2025 yılında 27,9 GW yeni ve yeniden gündeme alınan kömürlü termik
santrali projesi mevcut. Ülkede inşaat öncesi planlama aşamasında 107,3 GW, inşaat
halinde ise 23,5 GW kurulu güç bulunuyor. Güneş ve rüzgâr enerjisinde kaydedilen
rekor artışlar sonucunda toplam kurulu gücün yarısından fazlası fosil yakıt
dışı kaynaklara kaymış olmakla birlikte, Hindistan hükümeti önümüzdeki yedi
yıl içinde 100 GW ilave kömür kapasitesi hedefi belirledi.
- Küresel ölçekte 2025 yılında kapatılması planlanan kömürlü termik santral ünitelerinin
yaklaşık %70'i planlandığı şekilde kapatılmadı. Bu oran, Avrupa Birliği'nde
%69, ABD'de ise %59 seviyesinde. AB'de resmi kömürden çıkış taahhütleri sürmekle
birlikte, gecikmeler büyük ölçüde 2022-2023 enerji krizi sırasında alınan
erteleme kararlarının devamı niteliğinde. ABD'de ise santral kapatmalarının
ertelenmesi, federal düzeyde alınan kararlarla eski kömürlü termik santrallerinin
işletmede tutulmasına yönelik doğrudan müdahalelerle ilişkili.
- Çin ve Hindistan dışındaki kömürlü termik santrali inşaatları, 2025 yılında küresel
inşaat kapasitesinin sadece %5'ine gerileyerek rekor seviyede düştü.
- Endonezya'da kömürlü termik santrali filosu 2025 yılında %7 oranında büyüdü, bu
artışın yaklaşık dörtte biri nikel ve alüminyum işleme faaliyetlerine hizmet
eden özel kömürlü termik santrallerinden kaynaklanıyor. Ülke ayrıca, toplam 11
GW düzeyindeki önerilen kurulu güç ile Çin ve Hindistan'ın ardından küresel ölçekte
üçüncü sırada yer alıyor.
- Türkiye'de, ülkenin yaklaşan COP31 iklim konferansına ev sahipliği ve başkanlığı
hazırlıkları sürerken, 2015 yılında 70'in üzerinde olan kömür santrali projesinden
geriye yalnızca bir aktif proje kaldı.
- Hindistan dışındaki Güney Asya ülkelerinde kömür arzı büyük ölçüde ithalata bağımlı
kalmaya devam ediyor. Pakistan, fosil yakıt piyasalarındaki dalgalanmalara
karşı daha istikrarlı bir alternatif sunan dağıtık güneş enerjisini hızla yaygınlaştırırken,
Bangladeş, fosil yakıt tedariki ve teknik altyapıya ilişkin sorunlarla
karşı karşıya kaldı ve henüz kayda değer bir yenilenebilir enerji kapasitesi
oluşturamadı.
- Endonezya dışındaki Güneydoğu Asya'da devreye alınan yeni kömür kurulu gücü üst
üste üçüncü yıl düşüş gösterdi. Bununla birlikte, 2026 yılında beklenen gaz arz
kesintileri bazı ülkeleri mevcut kömür kapasitesine daha fazla bağımlı hale
getirme riski taşıyor.
- Afrika kıtasında ise kömür projeleri ağırlıklı olarak Zimbabve ve Zambiya'da yoğunlaşmakta
olup, bu iki ülke bölgedeki yeni kömür projelerinin yaklaşık üçte
ikisini oluşturuyor.
Global Energy Monitor'un yanı sıra, raporun ortak yazarları arasında The Africa
Just Transition Network (AJTN), ARAYARA International Institute, Bangladesh Working
Group on Ecology and Development (BWGED), CEE Bankwatch Network, Beyond Fossil
Fuels, Centre for Research on Energy and Clean Air (CREA), Chile Sustentable,
Climate Action Network (CAN) Europe, Coastal Livelihood and Environmental Action
Network (CLEAN), Dhoritri Rokhhay Amra (DHORA), E3G, The Institute of Lawyers
for the Protection of the Environment (INSAPROMA), Kiko Network, POLEN Transiciones
Justas, Policy Research Institute for Equitable Development (PRIED),
Razom We Stand, Reclaim Finance, Solutions for Our Climate (SFOC), Trend Asia,
and Waterkeepers Bangladesh (WKB) yer alıyor.
-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -