Güncelleme- TCMB Para Politikası Kurulu Toplantı Özeti yayımlandı
TCMB Para Politikası Kurulu'nun 12 Mart'taki toplantısına ilişkin özet yayımlandı.
Özette yer alan detaylar şöyle:
Şubat ayı sonunda başlayan jeopolitik gelişmeler neticesinde belirsizlikler artarken,
küresel risk iştahında bozulma ve enerji fiyatlarında yükseliş gözlenmiştir.
Enerji arzı, tedarik zincirleri ve taşıma maliyetlerine ilişkin artan bu belirsizlikler
emtia fiyatlarında genele yayılan yüksek oynaklıklar ile ham petrol
ve doğal gaz fiyatlarında önemli artışa neden olmuştur. Özellikle, tedarik zincirlerindeki
aksamaların süresi ve ölçüsü enerji fiyatlarının gelecekteki seyri
açısından önem taşımaktadır.
Diğer taraftan, ABD yüksek mahkemesinin bazı tarifeleri iptal etmesi ile küresel
ticaret politikalarına ilişkin belirsizlikler bir önceki PPK dönemine göre bir
miktar yükselmiştir. Buna ek olarak, jeopolitik gelişmelerin de etkisiyle büyüme
görünümü üzerindeki aşağı yönlü riskler güçlenmiştir. Bu çerçevede, küresel
ölçekte zayıf ve kırılgan görünümün devam edeceği, Türkiye’nin dış ticaret ortaklarının
ihracat paylarıyla ağırlıklandırılan küresel büyüme endeksinin bir önceki
PPK dönemine göre bir miktar aşağı yönde revize edilerek 2026 ve 2027 yıllarında
yıllık bazda yüzde 2,2 oranında artacağı tahmin edilmektedir.
Emtia fiyatlarındaki yükseliş küresel enflasyon üzerindeki riskleri artırmıştır.
Merkez bankaları söz konusu riskleri gözetmeye devam ederken, gelişmelerin büyüme
ve istihdam üzerindeki olumsuz etkilerini de dikkate almaktadır. Jeopolitik
gelişmelerin neden olduğu arz şokunun ne kadar kalıcı olacağı ve enflasyon beklentilerini
ne ölçüde bozacağı küresel para politikalarının seyri açısından önem
taşımaktadır. Son dönemde, artan belirsizlik ve risk iştahındaki dalgalanmalara
bağlı olarak, gelişmekte olan ülke hisse senedi piyasalarından portföy çıkışları
gözlenirken, portföy hareketleri üzerindeki aşağı yönlü riskler güçlenmiştir.
Parasal ve Finansal Koşullar
Bireysel kredilerin 4 haftalık büyüme oranlarının ortalaması 23 Ocak–6 Mart döneminde
yüzde 2,7 seviyesine gerilemiştir. Bu yavaşlamada ihtiyaç ve taşıt kredileri
etkili olmuştur. TL ticari kredilerin 4 haftalık büyüme oranlarının ortalaması
yüzde 2,7 seviyesine gerilerken kur etkisinden arındırılmış yabancı para (YP)
ticari kredilerdeki 4 haftalık büyüme oranlarının ortalaması yüzde 1,1 ile yatay
bir seyir izlemiştir.
Türk lirası (TL) mevduat faiz oranları, 23 Ocak ile biten haftaya kıyasla 39 baz
puan artarak 6 Mart ile biten haftada yüzde 44,4 seviyesinde gerçekleşmiştir.
Aynı dönemde TL ticari kredi faizleri (Kredili Mevduat Hesabı ve Kredi Kartı hariç)
239 baz puan artışla yüzde 48,3 seviyesinde oluşmuştur. İhtiyaç kredisi (Kredili
Mevduat Hesabı hariç) faizleri 259 baz puan artarak yüzde 59,0, konut kredisi
faizleri 208 baz puan azalarak yüzde 34,2, zaman zaman oynak bir seyir izleyen
taşıt kredisi faizleri ise 534 baz puan azalarak yüzde 32,6 seviyesinde gerçekleşmiştir.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 24 Ocak tarihinde, makrofinansal istikrarı
ve parasal aktarım mekanizmasını güçlendirmek amacıyla yurt dışından temin
edilen Türk lirası borçlara uygulanan zorunlu karşılık oranlarında değişiklikler
yapmıştır. Buna ilaveten, 31 Ocak tarihinde sıkı parasal duruşu desteklemek
ve makrofinansal istikrarı güçlendirmek amacıyla yabancı para kredilerde sekiz
haftalık dönemler için yüzde 1 olan büyüme sınırı yüzde 0,5’e düşürülürken tüketicilere
tahsis edilen kredili mevduat hesabı limitlerine büyüme sınırı getirilerek
sekiz haftalık dönemler için büyüme sınırı yüzde 2 olarak belirlenmiştir.
TCMB brüt uluslararası rezervleri, 23 Ocak’tan bu yana 18,1 milyar ABD doları azalarak
6 Mart itibarıyla 197,5 milyar ABD dolarına gerilemiştir. Türkiye’nin 5
yıllık kredi risk primi (CDS) 21 Ocak’tan bu yana yaklaşık 40 baz puan artarak
11 Mart itibarıyla 254 baz puan seviyesine yükselmiştir. Türk lirasının 1 ay vadeli
kur oynaklığı 11 Mart itibarıyla 21 Ocak’a kıyasla yükselişle yüzde 13,3
seviyesine, 12 ay vadeli kur oynaklığı yüzde 20,8 seviyesine yükselmiştir. Önceki
PPK toplantı haftasından 6 Mart’ a kadar Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS)
piyasasına 0,6 milyar ABD doları, hisse senedi piyasasına ise 1,1 milyar ABD
doları olmak üzere toplamda 1,7 milyar ABD doları net portföy girişi gerçekleşmiştir.
Talep ve Üretim
Gayri Safi Yurt İçi Hâsıla (GSYH), 2025 yılının dördüncü çeyreğinde yıllık ve çeyreklik
bazda sırasıyla yüzde 3,4 ve yüzde 0,4 oranlarında artmıştır. Bitkisel
üretimdeki don ve kuraklık olayları kaynaklı gerilemenin etkisiyle tarım katma
değerinde gerçekleşen daralma, yıllık bazda büyümeyi yılın son çeyreğinde de sınırlamaya
devam etmiştir. Harcama yöntemiyle incelendiğinde, özel tüketim ve toplam
yatırımların yıllık büyümeye pozitif katkı verdiği görülmüştür. Çeyreklik
bazda ise özel tüketimde artış olurken, toplam yatırımlar sınırlı olarak gerilemiştir.
Aynı dönemde, çeyreklik bazda mal ve hizmet ithalatında artış, ihracatında
ise düşüş gerçekleşmiştir. Böylelikle net ihracatın çeyreklik büyümeye katkısı
negatif yönde olmuştur. Bu çerçevede, iktisadi faaliyet, son çeyrekte hız kesmeye
devam ederek potansiyelinin altında bir büyüme sergilemiştir. 2025 yılı
genelinde ise büyüme yüzde 3,6 oranında gerçekleşmiştir. Özel tüketimin yıllık
büyümeye verdiği katkı sınırlı olarak gerilemiş, yatırımların katkısı artmış, net
ihracat ise büyümeyi sınırlamıştır.
Ocak ayında perakende satış hacim endeksinde aylık bazda yüzde 2,4, çeyreklik bazda
ise yüzde 4,3 oranında artış gerçekleşmiştir. Altın hariç perakende satışların
aylık ve çeyreklik artışı daha düşük olmuştur. Aynı dönemde ticaret satış hacim
endeksi, aylık bazda yüzde 0,1 oranında, çeyreklik bazda ise yüzde 1,5 oranında
artış göstermiştir. Hizmet üretim endeksinde aralık ayında, aylık bazda yüzde
1,0, çeyreklik bazda ise yüzde 0,5 oranı ile ılımlı bir artış olmuştur. Şubat
ayı itibarıyla kartla yapılan harcamalar çeyreklik olarak sınırlı bir artış
göstermiştir. Beyaz eşya satışları ocak ayında düşmüş, otomobil satışları şubat
ayı itibarıyla yılın ilk çeyreğinde gerilemiştir. İmalat sanayi firmalarına yönelik
anket verileri, yılın ilk çeyreğinde kayıtlı iç piyasa siparişlerinde bir
miktar artışa, geleceğe yönelik iç piyasa sipariş beklentilerinde ise gerilemeye
işaret etmiştir. Özetle, yakın döneme ilişkin veriler talep koşullarının dezenflasyon
sürecine verdiği desteğin sürdüğünü ima etmektedir.
Ocak ayında sanayi üretim endeksi, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak
aylık bazda yüzde 2,8 oranında, takvim etkilerinden arındırılmış olarak yıllık
bazda yüzde 1,8 oranında gerilemiştir. Çeyreklik bazda sanayi üretimi, ocak
ayı itibarıyla ilk çeyrekte yüzde 1,2 oranında düşüş kaydetmiştir. Deprem bölgesinde
yapılmakta olan konutların 2025 yıl sonuna kadar tamamlanarak teslim edilmesi
hedefiyle uyumlu olarak, özellikle geçtiğimiz yılın ikinci yarısında daha
kuvvetli seyreden inşaat bağlantılı sektörlerin üretimi ocak ayında gerilemiştir.
Nitekim ocak ayında sanayi üretimindeki aylık azalışın yarısından fazlası
kauçuk-plastik, mineral ürünler, ana metal, fabrikasyon metal sektörlerinin negatif
katkısı kaynaklı olmuştur. Tipik oynaklık sergileyen diğer ulaşım ve benzeri
sektörler de dışlandığında, sanayi üretimi çeyreklik bazda daha sınırlı bir
gerileme göstermiştir. Bununla birlikte, sanayi üretiminin ana eğilimi halen zayıf
seyretmektedir. İmalat sanayine yönelik anket göstergeleri, birinci çeyrek
için sektör faaliyetinde ılımlı bir artışa işaret etmiştir. Diğer taraftan kapasite
kullanım oranı yataya yakın bir seyir izlemiştir. İnşaat üretim endeksi ise,
2025 yılının dördüncü çeyreğinde çeyreklik bazda yüzde 1,3 oranında, bir önceki
yılın aynı dönemine göre ise yüzde 12,9 oranında yükseliş kaydetmiştir.
Ocak ayında mevsimsellikten arındırılmış istihdam 32 milyon kişi seviyesinde gerçekleşmiş
ve bir önceki çeyrek ortalamasına kıyasla yüzde 1,7 oranında azalmıştır.
Bu dönemde, işgücüne katılım oranı çeyreklik olarak 1,1 puan düşmüştür. İstihdamdaki
azalışa karşın katılım oranındaki düşüşün etkisiyle, işsizlik oranı bir
önceki çeyrekteki ortalama yüzde 8,3 seviyesinden ocak ayında yüzde 8,1 seviyesine
gerilemiştir. Anket göstergeleri, yılın ilk çeyreğinde imalat sanayi firmalarının
geleceğe yönelik istihdam beklentilerinde tarihsel ortalamanın altında
seyreden görünümün devamına işaret etmektedir.
Ocak ayına ilişkin verilerin yayımlanmasıyla birlikte ödemeler dengesi istatistiklerinde,
birincil gelir dengesi altındaki portföy yatırımları kaleminde faiz giderlerinin
hesaplamasında yöntem değişikliğine gidilerek, 2020 yılının Eylül ayından
başlamak üzere geriye dönük revizyon yapılmıştır. Menkul kıymet sahibinin
yerleşikliğinin esas alındığı söz konusu revizyon, cari işlemler açığını söz
konusu dönemde toplamda 8,9 milyar dolar artırıcı yönde etkilemiş, bu etkinin 4,8
milyar doları ise 2025 yılında gerçekleşmiştir. Revizyonun karşılıklı etkisi
net hata noksan kalemine aynı tutarda yansımıştır. Böylelikle 2025 yıl geneli
cari açığı 25,2 milyar dolardan revizyon sonrasında 30,1 milyar dolara, cari açığın
GSYH’ye oranı ise yüzde 1,6’dan yüzde 1,9 seviyesine yükselmiştir. Söz konusu
revizyon sonrasında ocak ayında cari işlemler dengesi aylık bazda 6,8 milyar
ABD doları açık vermiştir. 12 aylık birikimli cari açık önceki aya kıyasla 2,8
milyar ABD doları artarak 32,9 milyar ABD doları olmuştur. Seyahat gelirleri
3,4 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiş, 12 aylık birikimli olarak 60,2 milyar
ABD dolarına yükselmiştir. Hizmetler dengesi fazlası ise 63,1 milyar ABD doları
seviyesinde gerçekleşerek güçlü seyrini sürdürmüştür.
Şubat ayında mevsimsellikten arındırılmış olarak ihracat ve ithalat artış kaydetmiştir.
Bununla birlikte, 12 aylık birikimli dış ticaret açığı bir önceki aya göre
yükselmiştir. Söz konusu dönemde, altın ithalatı küresel düzeyde altın fiyatlarının
artışı ile desteklenmeye devam etmiştir. Şubat ayı itibarıyla altın ithalatı
12 aylık birikimli olarak 23,4 milyar ABD doları olmuştur. Mevcut veriler
ışığında, 12 aylık birikimli cari açıkta şubat ayında artış olacağı öngörülmektedir.
Yakın dönemde gerçekleşen jeopolitik gelişmelerin cari açık üzerindeki
olumsuz etkilerinin mart ayı itibarıyla gözlenmeye başlanacağı, söz konusu etkilerin
boyutunun ise savaşın seyri ve şiddetine göre farklılaşacağı değerlendirilmektedir.
Ocak-şubat döneminde mevsimsellikten arındırılmış tüketim malı ithalatı
sınırlı olarak gerilemiştir. Şubat ayına ilişkin geçici dış ticaret verileri
ve mart ayı için yüksek frekanslı öncü verilerle beraber değerlendirildiğinde,
üç aylık ortalama eğilimler, ihracatta sınırlı bir gerilemeyle birlikte ithalatta
yatay seyre işaret etmektedir.
Cari açığın finansmanı tarafında, bankacılık sektörünün 12 aylık birikimli uzun
vadeli borç çevirme oranı ocak ayında yüzde 167,2 olarak gerçekleşmiştir. Söz konusu
oran, bankacılık sektörü dışındaki firmalarda yüzde 214,4 olmuştur. Bu çerçevede,
yurt dışı borçlanma imkanlarının yüksek seviyelerini koruduğu değerlendirilmiştir.
Enflasyon Gelişmeleri ve Beklentiler
Tüketici fiyatları şubat ayında yüzde 2,96 oranında artmış, yıllık enflasyon 0,88
puan yükselişle yüzde 31,53 seviyesinde gerçekleşmiştir. Yıllık enflasyon gıda
ile alkol-tütün-altın gruplarında belirgin oranda yükselirken, diğer ana gruplarda
gerilemiştir. Yıllık tüketici enflasyonundaki yükselişe karşın, B endeksinin
(işlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç
TÜFE) yıllık değişim oranı 0,20 puan, C endeksinin (enerji, gıda ve alkolsüz içecekler,
alkollü içkiler ile tütün ürünleri ve altın hariç TÜFE) yıllık değişim
oranı ise 0,34 puan düşerek sırasıyla yüzde 29,91’e ve yüzde 29,46’ya gerilemiştir.
Yıllık tüketici enflasyonuna katkılar incelendiğinde, temel mallar ve enerji
gruplarının katkıları bir önceki aya kıyasla sırasıyla 0,45 ve 0,25 puan azalırken,
gıda ve alkolsüz içecekler, hizmet ve alkol-tütün-altın gruplarının katkıları
sırasıyla 1,24, 0,24 ve 0,10 puan artmıştır. Mevsimsellikten arındırılmış
verilerle, tüketici fiyatlarının aylık artışı bir önceki aya kıyasla görece
yatay seyretmiştir. Diğer taraftan, gıda hariç tüketici enflasyonu yavaşlamıştır.
Şubat ayında tüketici enflasyonundaki yükselişte gıda grubunun etkisi öne çıkmıştır.
İşlenmemiş gıda fiyatları büyük ölçüde sebze ile beyaz et fiyatlarına bağlı
olarak yükselirken, işlenmiş gıda grubunda özellikle süt ve süt ürünlerinin etkisi
belirgin olmuştur. Bununla birlikte, fiyat artışlarının grup geneline yayıldığı
izlenmiştir. Söz konusu dönemde gıda fiyatları üzerinde hava koşullarının
yanı sıra Ramazan ayına özgü unsurların da etkisi hissedilmiştir. Mevsimsel etkilerden
arındırıldığında hizmet enflasyonu, haberleşme hizmetleri fiyatlarındaki
belirgin artışların da katkısıyla bir önceki aya kıyasla yükselmiştir. Enerji
grubunda, bu dönemde uluslararası enerji fiyat gelişmelerini takiben akaryakıt
ve tüp gaz fiyatlarında artışlar gözlenmiştir. Diğer taraftan, piyasa takas
fiyatlarındaki gelişmelere bağlı olarak son kaynak tedarik tarifesi (SKTT) kaynaklı
elektrik fiyatındaki gerileme bu grupta daha olumsuz bir görünümü sınırlamıştır.
Temel mal grubunda, giyim ve ayakkabı fiyatları mevsimsel etkiler ile gerilemeye
devam ederken, dayanıklı tüketim malları fiyatları ılımlı bir oranda yükselmiştir.
Diğer temel mallar alt grubunda ise fiyatlar yataya yakın seyretmiştir.
Bu görünüm altında, mevsimsel etkilerden arındırılmış temel mal enflasyonu
düşüş kaydetmiştir.
Enflasyonun ana eğilimi şubat ayında yataya yakın seyretmiştir. Mevsimsellikten
arındırılmış aylık enflasyon B endeksinde sınırlı bir oranda yükselirken, C endeksinde
düşmüştür. Bu ayrışmada işlenmiş gıda enflasyonundaki kayda değer artış
(ocak ayında yüzde 2,7’den şubat ayında yüzde 5,2’ye) etkili olmuştur. Fiyat artışları
B endeksini oluşturan gruplardan işlenmiş gıda ve hizmet gruplarında yükselirken
temel mallarda belirgin bir şekilde zayıflamıştır. TCMB bünyesinde takip
edilen tüm göstergeler bir arada değerlendirildiğinde, ana eğilim yataya yakın
seyretmiştir. Göstergeler üç aylık ortalamalar bazında ise sınırlı bir artış
göstermiştir.
Şubat ayı itibarıyla son üç aylık dönemde mevsim etkilerinden arındırılmış ortalama
enflasyon bir önceki aya kıyasla temel mallarda gerilerken hizmet sektöründe
görece yatay seyretmiştir.
Hizmet sektöründe hâkim olan fiyatlama davranışı önemli bir atalete ve şokların
enflasyon üzerindeki etkilerinin uzun bir zamana yayılmasına neden olmakta ve hizmet
enflasyonu mallara göre yüksek seyretmektedir. Şubat ayı itibarıyla yıllık
bazda mal enflasyonu yüzde 27, hizmet enflasyonu ise yüzde 40 civarında seyretmektedir.
Şubat ayında alt kalemler arasında haberleşme hizmetleri aylık yüzde
8,73’lük artış ile öne çıkmış, bu gelişmede cep telefonu görüşme ücretleri etkili
olmuştur. Son üç aylık dönemde haberleşme hizmetleri fiyatlarındaki hızlı yükseliş
dikkat çekmektedir. Diğer hizmetler grubunda en belirgin yükseliş yüzde
11,06 ile finansal hizmetlerde gözlenmiş, bunu yüzde 5,00 oranındaki artışla bakım-onarım
kalemi izlemiştir. Eğitim hizmetlerinde ise aylık fiyat artışı bir
önceki yılın aynı dönemine kıyasla daha düşük gerçekleşmiştir. Bu dönemde, kira
enflasyonu aylık bazda yüzde 3,46 olurken yıllık bazda yüzde 53,91’e gerilemiştir.
Lokanta-otel grubunda fiyatlar, gıdadaki olumsuz seyre rağmen, yüzde 2,82
ile görece daha sınırlı bir oranda artmıştır. Ulaştırma hizmetleri fiyatları, havayolu
ücretlerindeki dönemsel gerilemeye bağlı olarak ılımlı seyretmiştir.
Yurt içi üretici fiyatları şubat ayında yüzde 2,43 artışla yüksek seyretmeye devam
etmiş ve yıllık enflasyon 0,39 puan artarak yüzde 27,56 olmuştur. Bu dönemde
enerji fiyatları (yüzde -0,22) düşerken, dayanıklı (yüzde 4,47) ve dayanıksız
(yüzde 3,30) tüketim mal fiyatları yüksek artış oranları ile öne çıkmıştır.
Şubat ayında ortalama 71,1 ABD doları civarında seyreden Brent ham petrol fiyatları,
mart ayının ilk haftalarında jeopolitik gelişmelerin etkisiyle oldukça dalgalı
bir seyir izlemiş, 11 Mart itibarıyla ortalamada 88,5 ABD doları seviyesine
ulaşmıştır. Diğer taraftan, yurt içinde eşel mobil uygulamasının ivedilikle devreye
alınması, ham petrol fiyatlarındaki artışların tüketici enflasyonuna yansımasını
önemli ölçüde sınırlamıştır. Petrol fiyatlarına benzer şekilde, TTF doğal
gaz fiyatları arz kısıtları endişesiyle bu dönemde belirgin bir oranda yükselmiştir.
Ayrıca enerji ile bağlantısı güçlü üre, sülfür, polipropilen, polietilen
gibi emtiaların fiyatları da yukarı yönlü seyretmiştir. Enerji ve hammadde
akışındaki kesintiler, özellikle petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki yüksek artışla
birlikte üretim maliyetlerini arttırarak küresel ölçekte enflasyonist baskı
oluşturma riski taşımaktadır.
Küresel Arz Zinciri Baskı Endeksi şubat ayında tarihsel ortalamasının üzerinde gerçekleşmiştir.
Mart ayında, Hürmüz Boğazı'nın kapanması ve alternatif rota arayışları
teslimat sürelerini uzatırken, güvenlik riskleri nedeniyle sigorta primleri
ve navlun fiyatları yükselmiştir. Bu dönemde, Çin’e yönelik konteyner endeksi
önemli ölçüde yükselirken, kuru yük taşımacılık endeksleri artış kaydetmiş,
küresel konteyner endeksi ise gerilemiştir. Döviz kuru sepeti 11 Mart itibarıyla
euro kurundaki gelişmelerle görece yatay seyretmiştir. Mevsimsel etkilerden
arındırılmış imalat sanayi PMI verileri şubat ayında hem girdi fiyatlarında hem
de ürün fiyatlarında yükselişe işaret etmiştir.
Şubat ayında enflasyon beklentilerinde yükseliş gözlenmiştir. Piyasa Katılımcıları
Anketi sonuçlarına göre, 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi 0,9 puan yükselerek
yüzde 24,1 seviyesinde, 2027 yıl sonu enflasyon beklentisi 0,6 puan artışla
yüzde 18,4 düzeyinde ölçülmüştür. On iki ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi
0,1 puan aşağı yönlü güncelleme ile yüzde 22,1 olurken, yirmi dört ay sonrasına
ilişkin enflasyon beklentisi 0,2 puan artışla yüzde 17,1 oranında ölçülmüştür.
5 yıl sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi ise 0,3 puan yükselerek yüzde
11,4 düzeyine çıkmıştır. Reel sektör beklentilerine bakıldığında, firmaların
on iki ay sonrasına ilişkin yıllık enflasyon beklentisi, şubat ayında 0,9 puan
azalarak yüzde 32,0 seviyesine gerilemiştir. Aynı dönemde hane halkının on iki
ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi ise yüzde 48,8 ile yatay seyretmiştir.
Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları dezenflasyon süreci açısından
risk unsuru olmaya devam etmektedir.
Öncü veriler son iki ayda gıda fiyatlarında gözlenen olumsuz seyrin mart ayında
hız kestiğine işaret etmektedir. Geçtiğimiz dönemde sebze fiyatlarında kaydedilen
yüksek artışlar, mart ayının ilk yarısında yerini görece düşük oranlı bir artışa
bırakmıştır. Diğer yandan, jeopolitik gelişmelerle yükselen petrol fiyatları
nedeniyle yurt içi enerji fiyatlarının akaryakıt öncülüğünde önemli ölçüde yükseldiği
izlenmektedir. Eşel mobil uygulamasına bağlı olarak, rafineri ürün fiyatlarındaki
artışların önemli bir bölümünün maktu ÖTV tutarından karşılanmasıyla
bu grupta daha olumsuz bir görünümün önüne geçilmiştir. Hizmet grubunda mart
ayında ulaştırma hizmetlerinin öne çıkması beklenmektedir. Jeopolitik gerilim
ve uluslararası petrol fiyatlarındaki gelişmelerin yansımasıyla başta havayolu
yolu ile yolcu taşımacılığı olmak üzere ulaştırma hizmetleri fiyatlarının yükselme
eğiliminde olduğu takip edilmektedir. Ayrıca, özel okul ücret gelişmelerine
istinaden eğitim fiyatlarındaki yükseliş sürmektedir. Öncü göstergeler temel mal
grubunda ise görece ılımlı bir seyre işaret etmektedir. Emtia fiyatlarındaki
oynaklığın ve arz kısıtlarının boyutu dikkate alındığında, enflasyon görünümüne
yönelik belirsizlik önemli ölçüde yükselmiştir. Jeopolitik gelişmelerin maliyet
kanalı ve iktisadi faaliyet üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından
takip edilmektedir.
Para Politikası
Jeopolitik gelişmeler kaynaklı artan belirsizlikler, ham petrol, doğal gaz ve emtia
fiyatlarında yüksek oynaklıklara ve artışa neden olmuştur. Söz konusu unsurların
enflasyon görünümü üzerinde oluşturabileceği riskleri sınırlamak amacıyla
sıkı para politikasını destekleyici kararlar ve eşgüdüm dahilinde mali tedbirler
alınmıştır. Bu kapsamda, finansal piyasalarda yaşanan gelişmeler dikkate alınarak,
sıkı parasal duruşu desteklemek amacıyla 1 hafta vadeli repo ihalelerine
2 Mart itibarıyla ara verilmiştir. Böylece, likidite yönetimi araçları etkili
şekilde kullanılarak ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin, Merkez Bankası gecelik
vadede borç verme faiz oranı olan yüzde 40’ta oluşması sağlanmıştır. Ayrıca,
döviz piyasasının sağlıklı çalışması, döviz kurlarında gözlenebilecek oynaklıkların
engellenmesi ve döviz likiditesinin dengelenmesi amacıyla Türk lirası
uzlaşmalı vadeli döviz satım işlemlerine başlanmıştır. Para politikası uygulamalarının
yanı sıra, eşgüdüm dahilinde mali tedbirler de uygulamaya alınmıştır. Bu
kapsamda, eşel mobil uygulanması kararı, gübre ithalatında gümrük vergisinin
kaldırılması ve gübre ihracatına kısıtlama getirilmesi emtia fiyatlarındaki gelişmelerin
tüketici enflasyonu ve üretici maliyetlerine geçişkenliğini sınırlayacaktır.
Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale
faiz oranının yüzde 37’de sabit tutulmasına karar vermiştir. Kurul ayrıca, Merkez
Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40’ta, gecelik vadede borçlanma
faiz oranını ise yüzde 35,5’te sabit tutmuştur.
Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep,
kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir. Kurul
politika faizine ilişkin atılacak adımları, enflasyon gerçekleşmelerini, ana
eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde
dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir. Para
politikası kararları enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı
bir yaklaşımla alınmaktadır. Son dönem gelişmelerin de etkisiyle, enflasyon görünümünde
belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu
sıkılaştırılacaktır.
Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal
aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite
koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya
devam edilecektir.
Kurul, politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak
parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Kurul, kararlarını
öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır.
-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -