IBS Sigorta/Çiftçi İklim değişikliği ve çevresel risklerin yönetiminde parametrik sigortalar öne çıkacak
Ekonomi
IBS Sigorta/Çiftçi İklim değişikliği ve çevresel risklerin yönetiminde parametrik sigortalar öne çıkacak
IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO'su Murat Çiftçi, İklim riskleri üç ürün
kategorisini öne çıkarıyor: Parametrik sigortalar, iklim kaynaklı iş durması teminatları
ve çevresel sorumluluk çözümleri. Parametrik sigortalar bu noktada öne
çıkıyor. Bu modelde ödeme, klasik hasar tespit sürecinden bağımsız olarak, önceden
belirlenen bir tetikleyici gerçekleştiğinde devreye giriyor. Örneğin belirli
bir yağış seviyesi, sıcaklık eşiği, kuraklık endeksi veya rüzgâr hızı aşıldığında
ödeme yapılabiliyor. Bu yapı, özellikle tarım, enerji, turizm, lojistik
ve altyapı yatırımları için hızlı nakit akışı sağlayabilir dedi.
Türkiye 9-26 Kasım tarihlerinde gerçekleşecek BM İklim Zirvesi COP31'e ev sahipliği
yapmaya hazırlanırken, sürdürülebilirlik, iklim değişikliği ve çevresel sorumluluk
alanında dünyada önemli gelişmelere de imza atılıyor. İklim değişikliği
ve sürdürülebilirlik, kurumsal ve sosyal alanda artık kritik bir noktaya ulaşmış
durumda. Araştırmalar da söz konusu risklerin çok ciddi bir boyuta ulaştığını
gösteriyor. Swiss Re verilerine göre doğal afet kaynaklı sigortalı kayıplar 2024'te
137 milyar dolar oldu, 2025 için ise bu kayıpların 145 milyar dolara yaklaşabileceği
öngörülüyor. Bu tablo, iklim riskinin artık istisnai değil, düzenli
yönetilmesi gereken bir finansal risk olduğunu gösteriyor. Türkiye'de de Türkiye
Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) ile sürdürülebilirlik raporlamasının
yasal zemine oturması, şirketleri iklim risklerini ölçmeye ve daha şeffaf
yönetmeye yönlendiriyor. IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO'su Murat
Çiftçi'nin verdiği bilgiye göre, bu süreç sigorta talebini de dönüştürecek. Artık
şirketler yalnızca varlıklarını değil, karbon hedeflerini, enerji verimliliği
yatırımlarını, tedarik zincirlerini ve itibar risklerini de güvence altına almak
isteyecek.
Tarım, enerji, turizm ve altyapı yatırımlarında önemli
Murat Çiftçi, Türkiye'de sürdürülebilirlik odaklı sigortaların yaygınlaşmasını
hızlandıracak en kritik başlık, risklerin daha görünür ve ölçülebilir hale gelmesi
olacak. İklim kaynaklı afetler, enerji dönüşümü, karbon düzenlemeleri ve tedarik
zinciri baskıları şirketlerin risk algısını değiştiriyor. İklim risklerinin
artmasıyla birlikte üç ürün kategorisinin öne çıkacağını düşünüyoruz: parametrik
sigortalar, iklim kaynaklı iş durması teminatları ve çevresel sorumluluk çözümleri.
Parametrik sigortalar bu noktada öne çıkıyor. Bu modelde ödeme, klasik
hasar tespit sürecinden bağımsız olarak, önceden belirlenen bir tetikleyici gerçekleştiğinde
devreye giriyor. Örneğin belirli bir yağış seviyesi, sıcaklık eşiği,
kuraklık endeksi veya rüzgâr hızı aşıldığında ödeme yapılabiliyor. Bu yapı,
özellikle tarım, enerji, turizm, lojistik ve altyapı yatırımları için hızlı
nakit akışı sağlayabilir dedi.
Şirketler de bütüncül çözümlere odaklanıyor
Munich Re, 2024'te doğal afetlerin sigorta piyasası için ağır bir yıl olduğunu ve
sigortalı kayıpların 140 milyar dolar seviyesine ulaştığını belirtiyor. Rapora
göre hava olayları, özellikle fırtına, sel ve yangınlar hasarlarda belirleyici
hale geldi. Kurumsal şirketlerin de artık sürdürülebilirliği yalnızca sosyal
sorumluluk başlığı olarak görmediğini belirten Murat Çiftçi, Bu konu finansmana
erişim, yatırımcı ilişkileri, tedarik zinciri yönetimi ve marka itibarıyla doğrudan
bağlantılı hale geldi. Bu nedenle sigorta talepleri de değişiyor. Şirketler
artık yalnızca fabrika, makine, bina veya araçlarını sigortalamak istemiyor,
enerji verimliliği yatırımlarını, yenilenebilir enerji projelerini, karbon azaltım
hedeflerini, iklim kaynaklı iş kesintilerini ve çevresel sorumluluklarını
da kapsayan daha bütüncül çözümler arıyor. IBS olarak bu dönüşüme klasik poliçe
mantığıyla değil, risk danışmanlığı yaklaşımıyla yanıt veriyoruz. Önce şirketin
faaliyet alanını, iklim hassasiyetini, tedarik zincirini, enerji kullanımını
ve regülasyon yükümlülüklerini analiz ediyoruz. Ardından buna uygun sigorta ve
reasürans kapasitesini yapılandırıyoruz diye konuştu.
Enerji verimliliğine yönelik ürünler öne çıkacak
Murat Çiftçi, yeşil enerji, döngüsel ekonomi ve karbon nötr hedeflerine yönelik
çözümler için de şunları söyledi: Yeşil enerji yatırımları büyüdükçe güneş, rüzgâr,
batarya depolama, hidrojen, biyokütle ve enerji verimliliği projelerine özel
sigorta çözümleri daha fazla gündeme gelecek. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın
güncel verilerine göre Türkiye'nin toplam elektrik kurulu gücü 2026
itibarıyla 125.000 MW seviyesini aşarken, bunun yaklaşık %62'si yenilenebilir kaynaklardan
oluşuyor. Güneş ve rüzgâr enerjisinin toplam kurulu güç içindeki payı
ise %33 seviyesinin üzerine çıkarak 40.000 MW'ı aşmış durumda. Yalnızca 2025
yılında devreye alınan yaklaşık 8.200 MW'lık yeni kapasite, bu dönüşümün hızını
net biçimde ortaya koyuyor. Bu büyüme sigorta tarafında yeni bir uzmanlık alanı
ve daha gelişmiş risk yönetimi yaklaşımını zorunlu hale getiriyor. Bu alanda
öne çıkacak ürünler arasında yenilenebilir enerji santrali performans teminatları,
üretim kaybı sigortaları, batarya yangın riskine özel çözümler, karbon kredisi
risklerine yönelik teminatlar ve çevresel sorumluluk poliçeleri bulunuyor.
Döngüsel ekonomi tarafında ise geri dönüşüm tesisleri, atık yönetimi, yeniden
kullanım ve kaynak verimliliği projeleri için hem yangın hem çevresel sorumluluk
hem de iş durması teminatlarının daha özel kurgulanması gerekecek.
İstisnai olaylar yaygın riskler olarak değerlendiriliyor
İklim kaynaklı afetlerin maliyeti arttıkça reasürans piyasasının da daha seçici,
daha veri odaklı ve daha disiplinli bir fiyatlama yaklaşımına geçtiğinin altını
çizen Murat Çiftçi, Eskiden bazı iklim olayları istisnai kabul edilebiliyordu.
Bugün ise sel, dolu, fırtına, kuraklık ve yangın gibi riskler birçok bölgede
düzenli hasar üreten başlıklar haline geldi. Swiss Re, doğal afet kaynaklı sigortalı
kayıpların son yıllarda reel olarak yıllık %5-7 bandında büyüdüğünü belirtiyor.
Bu, reasürörlerin risk seçimi, kapasite kullanımı ve fiyatlama disiplinini
doğrudan etkiliyor. Bu değişim yeni ürünleri de şekillendiriyor. Reasürans
kapasitesine erişmek isteyen şirketlerin artık daha iyi veri sunması, tesis bazlı
risk analizlerini güçlendirmesi, önleyici tedbirlerini belgeleyebilmesi ve
iklim senaryolarını daha net ortaya koyması gerekiyor. Sigorta piyasasında iyi
risk ile zayıf risk arasındaki fiyat farkı daha belirgin hale gelecek dedi.
Elektrikli araç sigortalarında basitlik ve anlaşılırlık önemli
Murat Çiftçi, bireysel tarafta sürdürülebilirlik temelli sigortalar yaygınlaşması
için üç unsurun önemli olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi: Bunlar ürünün
anlaşılır olması, fiyat avantajı sunması ve günlük hayatla doğrudan bağlantı
kurması. Elektrikli araç sigortaları bu açıdan iyi bir örnek. Türkiye'de elektrikli
otomobil satışları hızla büyüyor. ODMD'nin 2025 verilerine göre elektrikli
otomobil satışları 166.665 adede ulaşarak otomobil pazarından %17,8 pay aldı.
Bu büyüme yalnızca kasko ürünlerini değil, batarya teminatı, şarj ekipmanı, ev
tipi şarj ünitesi, yolda enerji desteği ve ikinci el batarya değerleme gibi yeni
ihtiyaçları da gündeme getiriyor. Benzer şekilde yeşil konut sigortaları, enerji
verimli bina teminatları, güneş paneli sigortaları ve düşük karbonlu yaşamı
teşvik eden ürünler de önümüzdeki dönemde daha fazla konuşulacak. Burada kritik
nokta, sürdürülebilirlik kavramını karmaşık bir çerçeveden çıkarıp tüketicinin
hayatına dokunan somut faydalara dönüştürmek.
Yapay zeka ile doğru ve önceden tahmin edilebilirliğe katkı
Sürdürülebilirlik sigortalarının geleceği veriyle şekillenecek diyen Murat Çiftçi,
şöyle devam etti: Çünkü iklim riski artık geçmiş hasar verisine bakılarak
tek başına fiyatlanabilecek bir risk değil. Geleceğe dönük iklim senaryoları,
coğrafi konum, tesis yapısı, enerji kullanımı, tedarik zinciri ve operasyonel dayanıklılık
birlikte analiz edilmeli. Yapay zekâ ve iklim modellemeleri burada
sigorta sektörüne üç alanda katkı sağlayacak: Birincisi, riskin daha doğru ölçülmesi.
İkincisi, kişiye veya kuruma özel fiyatlama yapılabilmesi. Üçüncüsü, hasar
oluşmadan önce önleyici uyarı mekanizmalarının kurulması. Örneğin sel riski
yüksek bir bölgede bulunan tesis için yalnızca poliçe fiyatı değil, drenaj altyapısı,
erken uyarı sistemi, stok konumlandırması ve acil durum planı da değerlendirilmelidir.
Bu yaklaşım, sigortayı pasif bir güvence olmaktan çıkarıp aktif
bir dayanıklılık ve risk yönetimi aracına dönüştürür.
-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -