IBS Sigorta/Çiftçi Nadir elementler Türkiye sigorta sektörü için bir fırsat penceresi sunuyor
IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO'su Murat Çiftçi, Nadir toprak elementleri
mühendislik sigortaları, nakliyat, çevresel sorumluluk, işveren sorumluluğu,
siber, siyasi risk ve proje sigortaları tarafında büyüme alanı sunuyor. Daha da
önemlisi, Türkiye, bu alanda erken uzmanlaşırsa sadece yerel riskleri sigortalayan
değil, bölgesel ölçekte bilgi üreten ve reasüransla daha sofistike çalışan
bir merkez haline gelebilir. dedi.
Son dönemde enerji dönüşümü, savunma sanayi, elektronik üretimi ve ileri teknolojinin
kritik girdisi haline gelen nadir toprak elementleri, içerdiği önem ve kullanım
alanları açısından sigorta sektörünün de gündeminde yer alıyor. Nadir toprak
elementlerinin gelişimi ile birlikte mühendislik sigortaları, nakliyat, çevresel
sorumluluk, işveren sorumluluğu, siber, siyasi risk ve proje sigortaları
tarafında büyüme alanları söz konusu. Bu elementlerin yoğun kullanıldığı sektörlerde
artan taleple birlikte, riskin artık daha dinamik fiyatlanması gereği
ortaya çıkıyor.
Jeopolitik gelişmeler ve tedarik zincirine yönelik yeni senaryolar olmalı
Nadir toprak elementlerinin sigorta sektörü açısından önemini değerlendiren IBS
Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO'su Murat Çiftçi, Bugün en temel kırılganlık,
nadir toprak elementlerinde üretim ve işlemenin birkaç ülke ve birkaç tesis
etrafında yoğunlaşması. OECD'ye göre, nadir toprak elementleri ile lityumda küresel
üretimin yüzde 90'dan fazlası üç üretici ülkede toplanıyor, Çin tek başına
küresel nadir toprak arzının yaklaşık yüzde 70'ini üretiyor. Aynı dönemde, 2021-2023
arasında sanayi tipi hammaddelerin küresel ticaretinin yüzde 14'ü en az
bir ihracat kısıtlamasına maruz kaldı, nadir toprak ticaretinde bu oran yüzde 46'ya
ulaştı. Bu tablo, sigorta sektöründe tedarik kesintisi riski, politik risk,
ticari kredi riski, fiyat oynaklığı riski ve contingent business interruption
dediğimiz dolaylı iş durması risklerini daha görünür hale getiriyor. İhracat lisansının
gecikmesi, jeopolitik bir kararın tedarik akışını bozması ya da belirli
bir mıknatıs bileşenine erişimin yavaşlaması halinde, otomotivden rüzgâr enerjisine
kadar çok sayıda sektörün üretim planının sekteye uğraması da söz konusu.
IEA'nın son değerlendirmeleri, Çin'in 2025'te nadir topraklar ve ilgili ekipmanlar
üzerindeki yeni ihracat kontrollerinin enerji, otomotiv, savunma, yarı iletken
ve havacılık tedarik zincirleri üzerinde doğrudan etkili olabileceğini gösteriyor.
Bu da sigortacıların klasik mülkiyet hasarı yaklaşımından çıkıp, jeopolitik
gelişmeler ve tedarik zinciri bağımlılığı temelli yeni senaryolar kurmasını
zorunlu hale getiriyor dedi.
2050'ye kadar 3 milyar tonun üzerinde mineral ve metal ihtiyacı doğacak
Murat Çiftçi, temiz enerji ve ileri teknoloji yatırımları büyüdükçe, nadir topraklara
olan talebin de hızlandığına dikkat çekerek, IEA'ya (Uluslararası Enerji
Ajansı) göre net sıfır senaryosunda 2040'a kadar nadir toprak elementlerine yönelik
talep yaklaşık iki katına çıkıyor, Dünya Bankası da temiz enerji dönüşümü
için 2050'ye kadar birçok kritik mineral üretiminde yüzde 500'e yakın artış gerekeceğini
ve 3 milyar tonun üzerinde mineral ve metal ihtiyacı doğacağını ortaya
koyuyor. Bu tablo sigorta şirketlerine şunu söylüyor: Artık geçmiş yılların
istatistiğiyle fiyat vermek yeterli değil, senaryo bazlı, stres testli ve tedarik
zinciri entegre modelleme gerekiyor. Örneğin batarya, rüzgâr türbini, savunma
elektroniği ya da ileri üretim yapan bir tesis sigortalanırken yalnızca fiziksel
varlık değeri değil, kullanılan kritik mineralin tedarik kaynağı, stok süresi,
ikame edilebilirliği, tek ülkeye bağımlılık oranı ve alıcı-satıcı sözleşmelerinin
esnekliği de fiyatlamaya girmeli. Çünkü aynı fabrika binası iki şirkette
aynı görünse de, birinin üç farklı coğrafyadan tedariki varken diğerinin tek kaynağa
bağlı olması, risk profilini ciddi biçimde değiştirir. Önümüzdeki dönemde
poliçe fiyatlamasında supply chain mapping, parametrik tetikleyiciler, daha sık
güncellenen stok/değer beyanları ve proje bazlı teknik underwriting öne çıkacaktır
dedi.
Birikimli risk hesabı daha kritik hale geliyor
Nadir topraklar artık yalnızca emtia değil, aynı zamanda stratejik güvenlik meselesi
diyen Murat Çiftçi, şunları söyledi: OECD verileri, üretim yoğunlaşmasının
ve ihracat kısıtlamalarının arttığını, IEA ise son dönemdeki ihracat kontrollerinin
küresel değer zincirlerinde ciddi operasyonel aksamalara yol açabileceğini
söylüyor. Böyle bir ortamda reasürörler, sadece tekil bir yangın veya makine
kırılması hasarına bakmıyor, aynı zamanda aynı jeopolitik olayın birden fazla
ülkedeki birden fazla sigortalıyı aynı anda etkileme ihtimalini de değerlendiriyor.
Bu, reasürans açısından accumulation risk yani birikimli risk hesabını daha
kritik hale getiriyor. Bunun doğal sonucu olarak, özellikle maden, işleme,
kritik mineral lojistiği ve bu minerallere bağımlı ileri sanayi risklerinde reasürans
kapasitesi daha seçici hale gelebilir. Teknik bilgi seviyesi düşük, tedarik
çeşitliliği zayıf veya ESG uyumu sınırlı riskler için fiyatın yükselmesi, bazı
durumlarda muafiyetlerin artması ya da alt limit uygulanması şaşırtıcı olmaz.
Buna karşılık, tedarik zincirini çeşitlendirmiş, çevresel yönetimini güçlendirmiş,
siber olgunluğu yüksek ve şeffaf veri paylaşımı yapan şirketler reasürans
piyasasında daha olumlu ayrışacaktır. Kısacası artık reasürans fiyatı yalnızca
hasar geçmişiyle değil, jeopolitik dayanıklılık ve yönetişim kalitesiyle de şekilleniyor.
Sadece poliçe yetmiyor, risk mühendisliği daha değerli hale geliyor
Nadir toprak elementlerine yönelik sunulan sigorta çözümlerine değinen Murat Çiftçi,
Standart ürünlerin ötesine geçen özel sigorta çözümleri gündeme geliyor.
Örneğin kritik mineral üreticileri için çevresel sorumluluk ve maden kapatma sonrası
yükümlülükleri daha iyi kapsayan poliçeler, işleme tesisleri için tedarik
zinciri kesintisine duyarlı paketler, enerji ve batarya üreticileri için kritik
mineral bağımlılığına göre yapılandırılmış teminatlar geliştirilebilir. Bunun
yanında, parametrik ürünler, siyasi risk ve ticari kredi ile entegre yapılar,
hatta stratejik stokların korunmasına yönelik daha niş çözümler de gündeme gelebilir.
Diğer taraftan danışmanlık konusu da bu noktada önemli. Çünkü müşteriler
artık sadece poliçe satın almak istemiyor, risk haritasını görmek, hangi ülkede
ne kadar bağımlı olduğunu anlamak da gerekiyor. Bu nedenle broker ve sigortacılar
için risk mühendisliği, tedarik zinciri görünürlüğü, siber olgunluk analizi,
ESG uyum danışmanlığı ve stres testi hizmetleri çok daha değerli hale geliyor.
Bence bu alanda kazanan kurumlar, sadece kapasite sunan değil, müşteriye stratejik
karar desteği veren kurumlar olacak dedi.
Türkiye bölgesel ölçekte merkez haline gelebilir
Murat Çiftçi, Türkiye'nin nadir toprak elementleri alanındaki potansiyel fırsatlarına
yönelik de şunları söyledi: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine
göre Eskişehir Beylikova sahasında yaklaşık 694 milyon tonluk bir kaynak tespit
edildi, bu sahada yıllık 570 bin ton cevher işleme, yaklaşık 10 bin ton nadir
toprak oksidi üretimi ve 17 elementten 10'unun üretilebilir hale gelmesi hedefi
paylaşıldı. Bu tablo, Türkiye'de yalnızca madencilik değil, işleme, rafinasyon,
ileri malzeme, mıknatıs, savunma ve temiz enerji sanayii açısından da yeni
bir ekosistem oluşturma potansiyeline işaret ediyor. Öte taraftan nadir toprak
elementleri mühendislik sigortaları, nakliyat, çevresel sorumluluk, işveren sorumluluğu,
siber, siyasi risk ve proje sigortaları tarafında büyüme alanı sunuyor.
Daha da önemlisi, Türkiye bu alanda erken uzmanlaşırsa sadece yerel riskleri
sigortalayan değil, bölgesel ölçekte bilgi üreten ve reasüransla daha sofistike
çalışan bir merkez haline gelebilir. Bu da Türkiye sigorta piyasası için sadece
bir büyüme fırsatı değil, aynı zamanda teknik uzmanlık ve stratejik konumlanma
fırsatını beraberinde getiriyor.
-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -