İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde 2026 ekonomik görünümünün ele alındığı panel düzenlendi
İstanbul Bilgi Üniversitesi İşletme Fakültesi ve Finansal Uygulama ve Araştırma
Merkezi, Türkiye ekonomisindeki güncel gelişmelerin ve 2026'ya ilişkin görünümün
ele alındığı bir panel düzenledi. Prof. Dr. M. Ege Yazgan, Prof. Dr. Asaf Savaş
Akat ve Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu'nun katıldığı panelde artan gıda enflasyonu,
enerji fiyatlarındaki yükseliş ve jeopolitik gelişmelerin ekonomiye yansımaları
değerlendirildi.
İstanbul Bilgi Üniversitesi İşletme Fakültesi ile Finansal Uygulama ve Araştırma
Merkezi (BİLGİ CEFIS) Türkiye ekonomisindeki güncel gelişmelerin ve 2026 yılına
ilişkin görünümün ele alındığı bir panel düzenledi. Panelde 2025 yılında uygulanan
dezenflasyon ve dengelenme politikalarının sonuçları değerlendirilirken,
2026 yılına girerken artan gıda enflasyonu, enerji fiyatlarındaki yükseliş ve jeopolitik
gelişmelerin ekonomi üzerindeki etkileri çok boyutlu olarak ele alındı.
Kur dinamikleri, cari denge ve para politikasının karşı karşıya olduğu yeni
kısıtlar panelin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.
İstanbul Bilgi Üniversitesi İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serda Selin Öztürk
moderatörlüğünde düzenlenen panelde, İstanbul Bilgi Üniversitesi Ekonomi Bölümü
öğretim üyeleri Prof. Dr. M. Ege Yazgan, Prof. Dr. Asaf Savaş Akat ve Prof.
Dr. Erhan Aslanoğlu konuşmacı olarak yer aldı.
Panelin moderatörlüğünü üstlenen Prof. Dr. Serda Selin Öztürk, açılış konuşmasında
2025 yılının dezenflasyon süreci ile 2026 yılında öne çıkan yeni risklerin birlikte
değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Panelde İran-İsrail gerilimiyle petrol fiyatlarında oluşan yukarı yönlü baskının
enflasyon, üretim maliyetleri, kârlılıklar, cari açık ve döviz talebi üzerindeki
etkileri ele alındı. Ayrıca gıda fiyatları ve arz yönlü gelişmelerin enflasyon
üzerindeki etkisi ile enerji fiyatlarındaki artışın Türkiye ekonomisine yansımaları
değerlendirildi.
'Enflasyon iyileşirken başka dengesizlikler birikiyor'
2025 yılı Türkiye ekonomisini değerlendiren Prof. Dr. Asaf Savaş Akat, enflasyonda
yaşanan kısmi iyileşmeye rağmen ekonomide farklı alanlarda dengesizliklerin
biriktiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Akat, 2025 yılında yüzde 3.6 büyümeye rağmen
istihdamda bir artış yaşanmadığını görüyoruz. Yumuşak bir dezenflasyon olsa
da verimlilik, rekabet gücü, talebin yapısı ve yatırımlar açısından ciddi sorunlarımız
var ve bu sorunlar birikiyor. Bu tabloda enflasyon yükselmiyor, ancak düşmüyor
da. Bu durum enflasyonun giderek yapışkan hale geldiğini gösteriyor. Böylesine
tekrar eden, kronik bir hastalığa dönüşmüş enflasyon klasik mücadele yöntemleriyle
çözülemez, daha köklü müdahaleler gerektiren bir operasyon işidir dedi.
'Fiyatlama davranışında belirgin bir kırılma yaşıyoruz'
Enflasyonla mücadelede politika alanının sınırlı olduğunu ve çözümün fiyatlama
davranışının düzelmesi ile güvenin yeniden inşa edilmesine bağlı olduğunu belirten
Prof. Dr. M. Ege Yazgan, 2022'den itibaren Türkiye'de hizmetler sektöründe
fiyatlama davranışında çok belirgin bir kırılma yaşıyoruz. Fiyatların değişme sıklığı
artarken bu güncellemeler çok daha yüksek oranlarda yapılıyor. Hizmetler
sektörü döviz kuru şoklarına cevabını fiyat hareketlerini yukarıya doğru çekerek
veriyor. Bu ortamda yeni bir döviz kuru hareketi de benzer şekilde etki edecektir.
Krediyi artırırsanız bu sadece fiyatlara yansır. Bu nedenle mevcut koşullarda
politika alanı oldukça sınırlı diye konuştu.
Mevcut ekonomik durumu iyileştirmek için üretimin artırılması gerektiğini vurgulayan
Prof. Dr. Yazgan, Üretimi artırıcı yatırımları, gerekirse teşviklerle desteklemek
gerekiyor. Kısa sürede sonuç alınabilecek alanlardan biri ise tarım. Arz
tarafının güçlendirilmesi kritik önem taşıyor dedi.
'Tarımsal arz ve verimlilikte gerileme yaşanıyor'
Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu ise artan gıda enflasyonunun arkasındaki yapısal sorunlara
dikkat çekti. Türkiye'nin nüfus dinamikleri, göç ve turizm hareketliliği nedeniyle
güçlü bir talep yapısına sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Aslanoğlu,
buna karşın tarımsal arz ve verimlilikte gerileme yaşandığını ifade etti. Prof.
Dr. Aslanoğlu, Planlama eksikliği ve günlük politikaların etkisiyle tarımla uğraşanların
sayısı azalırken üretim verimliliği düşüyor. Bu durum temel bir yapısal
sorun yaratıyor. Türkiye'nin arz kapasitesini artırmadan ve uzun vadeli, kapsamlı
bir planlama yapmadan gıda enflasyonunu kalıcı biçimde düşürmek mümkün
değil dedi.
'Jeopolitik gelişmeler ekonomi politikalarının yönünü belirleyebilir'
Türkiye ekonomisinin mevcut koşullarını ve önümüzdeki döneme ilişkin temel riskleri
değerlendiren Prof. Dr. Aslanoğlu, jeopolitik gelişmelerin belirleyici rolüne
dikkat çekti: Bugün en büyük belirsizlik, bölgedeki gerilimlerin ne kadar süreceğidir.
Sürecin kısa sürmesi halinde tablo yönetilebilir, ancak uzaması durumunda
ekonomi politikası hedeflerinin ve çerçevesinin yeniden değerlendirilmesi
gerekebilir. Bu süreçte büyümeden sert şekilde vazgeçmek ya da kurda ani ve sert
hareketlere izin vermek ekonomiye zarar verir. Önümüzdeki dönemde iç talebin
desteklendiği bir yapı sürerken enflasyonun görece yüksek seyretmesi olasıdır.
Uzun vadede ise temel ihtiyaç, doğru fiyatların oluştuğu, beklentilerin çıpalandığı
ve dış talebe dayalı büyüme ile desteklenen güçlü bir ekonomik çerçevedir dedi.
-iDeal Haber Merkezi-
-twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr-