Ekonomi

İTO Başkanı Avdagiç Türkiye'nin AB'ye katılım müzakereleri uzatım müzakerelerine dönüşmemeli

Avrupa Birliği ile daha güçlü ekonomik entegrasyon için, Türkiye'nin orta-yüksek
ve yüksek teknoloji üretimine odaklanan daha seçici ve stratejik bir sanayi yapısına
evrilmesi gerekiyor

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye'nin AB'ye tam üye olarak
katılım müzakerelerinin 'uzatım' müzakerelerine dönüşmemesi gerekiyor. Üyelik
müzakereleri yeniden canlandırılmalı ve Türkiye'nin katılım sürecine somut
ve yeni bir perspektif kazandırılmalı. Bu perspektif AB yapısında öğütülen ülke
anlayışından AB kimliğine kendi varlığıyla değer katan ülke anlayışına' geçilmesi
olmalıdır. değerlendirmesinde bulundu.

Avdagiç, İTO'nun temmuz ayı Meclis toplantısında, iş dünyasının gündemine ilişkin
görüşlerini paylaştı.

Avdagiç, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü'nün 10. yıl dönümüne ilişkin olarak,
halkın 15 Temmuz gecesi, işgalci küresel güçlere karşı asırlık Milli Mücadele
ruhumuzun yeni bir destanını yazdığını kaydetti. Avdagiç, FETÖ darbe girişiminin
üzerinden tam 10 yıl geçti. Ve biz her yıl bu olayı aynı öfke, aynı bilinç
ve aynı karşı koyuş ruhuyla anıyoruz. Anıyoruz ki, bundan sonra hiçbir güruh,
hiçbir hain oluşum böyle bir ihanete cesaret edemesin istiyoruz ifadelerini
kullandı. Avdagiç, O gece halkımız, aynı zamanda Türkiye'nin bir müstemleke
ekonomisine çevrilmesine izin vermedi. dedi. Avdagiç, vatan, millet ve manevi
değerlerimiz uğruna canlarını veren bütün şehitlerimize Allah'tan rahmet, gazilerimize
şifa diledi.

- Başlangıç olarak Gümrük Birliği'nde mevcut adımların hızlandırılmasını bekliyoruz
İTO Başkanı Avdagiç, konuşmasında Avrupa Birliği ile ilişkilere dikkat çekti. Avdagiç,
Türkiye ve AB arasında atılması gereken adımlara ilişkin, Başlangıç olarak
Gümrük Birliği'nin güncellenmesinde, ekonomik ve ticari entegrasyonun derinleştirilmesinde,
vize serbestliği sürecinde kalan kriterlerin tamamlanmasında ivedi
adımlar atılmasını, mevcut adımların da hızlandırılmasını bekliyoruz. ifadelerini
kullandı.

Türkiye'nin AB'ye katılım sürecine yeni bir perspektif kazandırılması gerektiğini
belirten Avdagiç, Türkiye'nin AB'ye tam üye olarak katılım müzakerelerinin 'uzatım'
müzakerelerine dönüşmemesi gerekiyor. Üyelik müzakereleri yeniden canlandırılmalı
ve Türkiye'nin katılım sürecine somut ve yeni bir perspektif kazandırılmalı.
Bu perspektif AB yapısında öğütülen ülke anlayışından AB kimliğine kendi
varlığıyla değer katan ülke anlayışına' geçilmesi olmalıdır değerlendirmesinde bulundu.

- 3 temel dönüşüm alanı öne çıkıyor
Türkiye'nin önündeki stratejik vizyonun inşasında 3 temel dönüşüm alanının öne çıktığını
belirten Avdagiç, bunları jeostratejik konumun jeoekonomik güce dönüşmesi,
üretim ekonomisinin teknoloji ekonomisine evrilmesi ve transit ülke kimliğinin
karar verici merkez ülke konumuna taşınması olarak sıraladı.

Sanayi politikasının bu dönüşümün en kritik ayağını oluşturduğunu vurgulayan Şekib
Avdagiç, AB ile daha güçlü ekonomik entegrasyon için Türkiye'nin orta-yüksek
ve yüksek teknoloji üretimine odaklanan daha seçici ve stratejik bir sanayi yapısına
evrilmesi gerekiyor. Bunu başarmamız halinde sanayi yalnızca büyümenin motoru değil,
aynı zamanda jeopolitik etkinliğin üretildiği bir alan haline gelecektir. dedi.

Küresel ekonomide değer oluşturmanın giderek teknoloji, veri ve kritik üretim
kabiliyetleri etrafında şekillendiğine dikkat çeken Avdagiç, Türkiye'nin de bu alanlarda
yukarı yönlü bir sıçrama gerçekleştirmesinin yapısal bir zorunluluk olduğunu kaydetti.

- Küresel ekonomi kalıcı bir belirsizlik rejimine yerleşti
Konuşmasında dünya ve Türkiye ekonomisindeki gelişmeleri de değerlendiren Avdagiç,
Küresel ekonomi yılın ikinci yarısına girerken artık tekil krizlerin açıklayamadığı,
daha kalıcı ve katmanlı bir belirsizlik rejiminin içine yerleşmiş görünüm
sergiliyor. Artık mesele krizlerin olup olmaması değil, krizlerin ekonomik
sistemin doğal bir bileşeni haline gelmiş olmasıdır. dedi.

Enerji piyasalarının bu dönüşümün merkezinde yer aldığını belirten Avdagiç, Hürmüz
Boğazı çevresindeki jeopolitik risklerin petrol ve doğal gaz fiyatlarını arz-talep
dengesinin ötesinde doğrudan risk primi üzerinden belirlenen bir yapıya
taşıdığını, bunun enerji fiyatlarında yeni bir taban oluşmasına yol açtığını kaydetti.

Son 3 yıldır uygulanan Enflasyonla Mücadele Programı'nın önemli kırılganlıkları
ortadan kaldırırken anlamlı bir dengeleme etkisi de ürettiğini vurgulayan Avdagiç,
para politikasındaki sıkı duruşun iç talep kaynaklı enflasyonist baskıların
hızını yavaşlattığını, fiyatlama davranışlarında kademeli bir normalleşme eğilimi
oluşturduğunu kaydetti.

- Küresel finansal koşulları para politikasında erken gevşeme alanını sınırlıyor
Avdagiç, finansal istikrar tarafında risk primindeki gerileme ve portföy akımlarındaki
dengelenmenin programın dış kırılganlıkları azaltıcı etkisini güçlendirdiğini
belirterek, bu kazanımların kalıcı hale gelmesinin para politikasının yanı
sıra mali disiplin ve yapısal reformlarla desteklenmesine bağlı olduğunu ifade etti.

Merkez Bankası'nın sıkı duruşunu korumaya devam ettiğini belirten Şekib Avdagiç,
Dünyada enflasyon risklerinin yeniden yukarı yönlü hareket etmesi, küresel finansal
koşullarının uzun süre sıkı kalma ihtimali ve kur üzerindeki baskı, para
politikasında erken gevşeme alanını sınırlıyor. Enflasyondaki düşüş seyri ise
TCMB'ye faiz indirimi konusunda alan açıyor ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin artık yalnızca Doğu ile Batı arasında bir geçiş hattı olmadığını vurgulayan
Avdagiç, Türkiye aynı zamanda bu akışların hızını, maliyetini ve yönünü
etkileyen bir ekonomik merkezdir. Bu vizyon, coğrafyayı pasif bir avantaj olmaktan
çıkarıp ekonomik ve siyasi kararları şekillendiren aktif bir güce dönüştürecektir
değerlendirmesinde bulundu.


-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -