Firma

İZSİAD, İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Bali'yi ağırladı

İzmir Sanayici ve İş İnsanları Derneği (İZSİAD), 'İş Dünyası Paylaşıyor' toplantısında
Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Bali'yi ağırladı. Swissotel
Büyük Efes'te Belirsizlikler Çağında Geleceğin Stratejik Yol Haritası Ne Olmalı?
başlığıyla yapılan toplantıda Bali, küresel ekonominin değişen dengelerini,
ABD'nin yeni yönelimini, Türkiye'nin avantajlarını ve firmaların belirsizlik
dönemlerinde izlemesi gereken stratejik yol haritasını iş dünyasıyla paylaştı.
İZSİAD'ın iş dünyasına yönelik bilgi paylaşımı ve ortak akıl toplantıları kapsamında
düzenlediği buluşmaya İZSİAD üyesi Milletvekilleri, EBSO Meclis Başkanı İbrahim
Gökçüoğlu, EBSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakan Ürün, Menemen Ticaret
Odası Yönetim Kurulu Başkanı İzzet Süsoy, Salihli Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı
İbrahim Yüksel, İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası Başkanı Yaşar Zengin,
BASİFED Başkanı Semiha Güneş, BASİFED üyesi iş derneklerinin başkan ve yöneticileri
ileiş insanları katılırken, etkinliğin açılış konuşmalarını İZSİAD Yönetim
Kurulu Başkanı Alaattin Yüksel ve İZSİAD Yüksek Danışma Kurulu Başkanı Hasan
Küçükkurt yaptı.
Yüksel: Belirsizliği yöneten bir bakışa ihtiyacımız var
İZSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Alaattin Yüksel, toplantının açılışında belirsizlikler
çağında iş dünyasının doğru bilgiye, deneyime ve stratejik akla her zamankinden
daha fazla ihtiyaç duyduğunu söyledi. Küresel sistemin yeniden şekillendiğini,
tedarik zincirlerinin, finansman koşullarının, kur volatilitesinin ve jeopolitik
gerilimlerin işletme bilançolarını doğrudan etkileyen unsurlara dönüştüğünü
belirten Yüksel, firmaların artık yalnızca maliyet hesabı değil, risk hesabı
da yapmak zorunda olduğunu ifade etti.
Yüksel'den Gümrük Birliği'nde güncelleme çağrısı
Alaattin Yüksel, Avrupa Birliği ile ticari ilişkilerde yaşanan dönüşümün Türkiye
sanayisi açısından kritik sonuçlar doğurduğunu belirterek, Gümrük Birliği'nin
güncellenmesinin artık ertelenemez bir ihtiyaç haline geldiğini söyledi. Avrupa
Birliği'nin Sınırda Karbon Düzenlemesi'ni kesin döneme taşıdığına dikkat çeken
Yüksel, demir çelikten alüminyuma, çimentodan gübreye kadar Türkiye'nin rekabet
gücünün yüksek olduğu sektörlerde karbon maliyetinin önümüzdeki dönemde doğrudan
ihracat faturalarına yansıyacağını söyledi.
Sanayinin bu dönüşüme henüz tam olarak hazır olmadığını vurgulayan Yüksel, Hazırlık
finansman, nitelikli insan kaynağı ve zaman demektir. Oysa sanayicimiz bu
üç başlıkta da ciddi baskı altında. Karbon uyumu ve yeşil dönüşüm artık bir tercih
değil, ihracat pazarlarımızı korumanın temel şartıdır dedi. Avrupa Birliği'nin
çelikte menşe kurallarını yeniden yazdığını da hatırlatan Yüksel, yeni dönemde
bir ürünün ilk kez eritilip döküldüğü ülkenin menşeli sayılacağını, kotaların
daralırken kota dışı vergilerin iki katına çıkacağını belirtti. Avrupa'nın
bir yandan kendi pazarını Avrupa'da üretilmiş ilkesiyle korumaya çalıştığını,
diğer yandan kamu ihalelerinde Türkiye'den açılım beklediğini dile getiren Yüksel,
bu dengenin ancak karşılıklılık ilkesiyle kurulabileceğini ifade etti.
Yüksel: Masasında bulunmadığımız anlaşmaların yükünü taşıyoruz
Gümrük Birliği'nin mevcut haliyle Türkiye açısından önemli bir dengesizlik yarattığını
belirten Yüksel, Avrupa Birliği'nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest
ticaret anlaşmalarının Türkiye'ye doğrudan etki ettiğini söyledi. Bu ülkelerin
mallarının Gümrük Birliği nedeniyle Türkiye pazarına gümrüksüz girebildiğini, ancak
Türkiye'nin aynı anlaşmaların tarafı olmadığı için o pazarlara aynı koşullarla
giremediğini kaydeden Yüksel, Masasında bulunmadığımız anlaşmaların yükünü
taşıyor, ancak kazanımından pay alamıyoruz. Gümrük Birliği güncellenmediği sürece
oyunun kurallarını masada değil, masanın dışında öğrenmek durumunda kalıyoruz
diye konuştu.
Kalıcı çözümün Türkiye'nin karar süreçlerinde daha etkin yer alması olduğunu vurgulayan
Yüksel, Gümrük Birliği'nin güncellenmesinin yalnızca teknik bir ticaret
başlığı olmadığını, sanayinin rekabet gücü, ihracatın sürdürülebilirliği ve Türkiye'nin
Avrupa değer zincirindeki konumu açısından stratejik önem taşıdığını
belirtti. Yüksel, Bu tablo bizi karamsarlığa değil, sorumluluğa çağırıyor. Karbon
uyumunu, dijital ve yeşil dönüşümü bir maliyet olarak değil, geleceğe yapılmış
bir yatırım olarak ele almalıyız. Kalıcı çözüm, Türkiye'nin bu kuralların yazıldığı
masada tam ve etkili biçimde yer almasıdır. Bu kapsamda AB tam üyelik
hedefinden vazgeçmememiz gerekiyor dedi.
Küçükkurt: İzmir'in iş insanları kolay pes etmez
İZSİAD Yüksek Danışma Kurulu Başkanı Hasan Küçükkurt ise İZSİAD çatısı altında yapılan
bu tür buluşmaların yalnızca bir toplantı değil, aynı zamanda bir ortak
akıl zemini olduğunu söyledi. Doğru insanlarla, doğru konuları, doğru zamanda konuşmanın
iş dünyası açısından büyük değer taşıdığını belirten Küçükkurt, Adnan
Bali'nin bankacılık, sanayi ve kurumsal yönetim alanındaki deneyiminin katılımcılar
için yol gösterici olacağını dile getirdi.
İş insanı olmanın her dönemde zor olduğunu, ancak bugünün koşullarında bu zorluğun
daha da arttığını ifade eden Küçükkurt, Artık sadece işimizi iyi yapmak yetmiyor,
dünyayı da iyi okumak, ekonomiyi takip etmek, finansal gelişmeleri anlamak
ve sektörümüzdeki değişimi görmek gerekiyor. Büyük işletmeler de KOBİ'ler de
esnaf da sanayici de aynı belirsizlikleri yaşıyor. Ama şunu biliyoruz, bu ülkenin
iş insanları kolay pes etmez, İzmir'in iş insanları hiç pes etmez. Biz üretmeyi,
çözüm aramayı ve zorlukları aşmayı biliriz dedi.
Bali: İyi bir cari performans ve gelecek vizyonu şart
Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Bali, dünyadaki güç dengelerinde
yaşanan değişimlere ve ülkemize etkilerine değindiği konuşmasında, günümüzde küresel
sorunların tek tek gelmediğini, toplu, çok katmanlı ve iç içe olduğunu belirterek,
Artık çoklu senaryolar çalışmak, her yeni duruma ayarlanabilir karar
destek mekanizmalarına ve yolculuk sırasında rotayı değiştirebilme kabiliyetine
sahip olmak gerekiyor dedi.
Bu süreçte şirketler açısından bugünkü performans ile geleceğe hazırlık arasındaki
dengenin hayati önem taşıdığını vurgulayan Bali, cari performansı iyi olmayan
işletmelerin geleceğe hazırlanacak kaynak yaratamayacağını, geleceğe dönük vizyonu
ve tedbirleri olmayan işletmelerin ise bugünkü performansı yüksek olsa bile
bunu sürdürülebilir kılamayacağını ifade etti.
Ekonominin canlanmaya başlayacağı dönemleri doğru tespit edebilmek için tüm veri
ve göstergelerin açıklanmasını beklemenin çok geç olacağına işaret eden Adnan
Bali, farklılaşabilmek için sahada olmanın önemini vurguladı, Bali, İnsana dokunmayan
rakamlara dokunamaz. Çünkü rakamlar insanların yarattığı sonuçlardır. O
çıktıyı etkilemek istiyorsanız önce insanı etkilemeniz gerekir. Bu dönemde işimizin
başında olmak, sahada olmak ve sinir uçlarını doğru okumak zorundayız dedi.
Bali: Türkiye'nin dört güçlü avantajı var
Türkiye ekonomisinin krizleri yönetme ve kendini onarma kapasitesinin yüksek olduğuna
dikkat çeken Bali, ülkemizin uzun vadede kolay kolay ortadan kalkmayacak
dört önemli avantajını Güçlü insan kaynağı, finans başta olmak üzere teknolojide
gelinen seviye, reel sektörün esnek üretim kabiliyeti ve yenilenmiş lojistik
altyapı olarak sıraladı.
Adnan Bali, Türkiye'nin bulunduğu coğrafyanın büyük bir pazar erişimi sunduğunu
belirterek, Pergelin ucunu Türkiye'nin merkezine batırıp 3-4 saatlik uçuş mesafesinde
bir alan taradığınızda 30 trilyon dolarlık gayri safi yurt içi hasılaya,
10 trilyon dolarlık ticaret hacmine ve 1,3 milyarlık nüfusa ulaşıyorsunuz. Bu,
'pazarın en işlek yerinde dükkânımız var' anlamına geliyor. Bu nedenle Türkiye
bilginin, enerjinin, üretimin ve finansın merkezi olabilecek bir potansiyele
sahip ifadelerini kullandı


-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -