Ekonomi

İZSİAD/Yüksel İhracat artıyor ama sanayi güç kaybediyor

Türkiye temmuz ayında 25,6 milyar dolarlık ihracatla bugüne kadarki en yüksek temmuz
ayı ihracatına ulaşırken, son 12 aylık ihracat 278,6 milyar dolara çıktı.
Buna karşılık TÜİK'in haziran ayı verileri sanayi üretiminin yıllık yüzde 1,4,
imalat sanayi üretiminin ise yüzde 1,5 gerilediğini ortaya koydu. Bu verileri değerlendiren
ve ihracattaki artışın Türkiye ekonomisi açısından son derece değerli
olduğunu belirten İZSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Alaattin Yüksel, sanayi üretimindeki
zayıflamanın ise dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
İhracat ile sanayi üretiminin birlikte ve sağlıklı biçimde büyümesinin esas hedef
olması gerektiğini vurgulayan Yüksel, mevcut tablonun sanayicinin üretim koşullarında
yaşadığı baskıyı gösterdiğini ifade etti.
Yüksel: İhracat rakamını üretimden bağımsız okuyamayız
İhracatın artmasının Türkiye ekonomisinin dış pazarlardaki gücünü göstermesi açısından
sevindirici olduğunu söyleyen İZSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Alaattin Yüksel,
ihracat artışının tek başına sanayide güçlü bir büyüme anlamına gelmediğine
dikkat çekti.
İZSİAD Başkanı Yüksel, Temmuz ayında ulaşılan ihracat rakamını son derece değerli
buluyoruz. Ancak aynı dönemde sanayi üretiminin güç kaybettiğini görüyorsak
burada rakamların arkasına bakmamız gerekiyor. İhracat artarken üretim aynı ölçüde
büyümüyor, sanayicinin kapasitesini artırma ve yeni yatırım yapma iştahı zayıflıyorsa
bu tablo bize üretim tarafında çözülmesi gereken yapısal sorunlar olduğunu
söylüyor dedi. Sanayide yaşanan güç kaybının tek bir nedene bağlanamayacağını
ifade eden Yüksel, sıkı finansal koşulların özellikle işletme sermayesi
ihtiyacı yüksek olan sanayi kuruluşları üzerinde önemli baskı yarattığını söyledi.

Yüksel: Sanayici bugün üretmek için daha fazla sermayeye ihtiyaç duyuyor
Yüksek enflasyonun yalnızca ürün fiyatlarını değil, işletmelerin üretimi sürdürebilmek
için ihtiyaç duyduğu sermayeyi de büyüttüğüne dikkat çeken Yüksel, finansman
maliyetlerinin bu nedenle sanayide çok daha belirleyici hale geldiğini ifade
etti. Sanayicinin bugün aynı miktarda ham maddeyi almak, aynı üretimi gerçekleştirmek
ve aynı stok seviyesini korumak için geçmişe göre çok daha yüksek işletme
sermayesine ihtiyaç duyduğunun altını çizen Yüksel, Buna yüksek finansman
maliyetleri, enerji, iş gücü ve diğer üretim giderleri eklendiğinde firmaların
üzerinde ciddi bir baskı oluşuyor. Şirket bu ortamda öncelikle mevcut üretimini
ve nakit akışını korumaya çalışıyor, yeni makine yatırımı, kapasite artışı ve
teknoloji yatırımı ise ikinci plana düşebiliyor diye konuştu.
Yüksel: Kalıcı ihracat başarısının yolu güçlü sanayiden geçiyor
İhracattaki rekorların kalıcı hale gelmesi için üretim kapasitesinin, verimliliğin
ve katma değerli üretimin de aynı anda güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan
Yüksel, ekonomi politikalarında sanayinin uzun vadeli rekabet gücünün öncelikli
alanlardan biri olması gerektiğini ifade etti. Enflasyonla mücadeleden vazgeçmeden
üretimi ve yatırımı koruyan bir denge kurmak zorunda olduklarını vurgulayan
Yüksel, Sanayicinin öngörülebilir koşullarda uzun vadeli yatırım kredisine
ve işletme sermayesine erişebilmesi gerekiyor. İhracatçıya sağlanan finansman
mekanizmaları güçlendirilmeli, yüksek teknoloji, dijitalleşme, enerji verimliliği
ve katma değerli üretime yönelik yatırımlar daha güçlü biçimde desteklenmeli
dedi.
Ekonomide güven ve öngörülebilirliğin yatırım kararlarının en temel unsurlarından
biri olduğunu belirten Yüksel, sözlerini şöyle tamamladı:
Türkiye'nin ihracat potansiyeli çok güçlü. Ancak sürdürülebilir ihracatın arkasında
sürdürülebilir bir üretim gücü olmak zorunda. Bizim hedefimiz yalnızca daha
fazla ihracat yapan değil, daha yüksek katma değer üreten, teknoloji geliştiren,
verimliliğini artıran ve istihdam yaratan bir sanayi yapısı olmalı. İhracattaki
başarıyı üretimdeki güçlenmeyle desteklediğimiz zaman ekonomide gerçek ve
kalıcı kazanımı sağlayabiliriz.


-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -