Motor Aşin CEO'su Aşçı Körfez'deki kriz yeni tedarik dengeleri doğuracak
Orta Doğu'da ABD-İsrail ile İran arasında genişleyen çatışma ve Hürmüz Boğazı'ndaki
deniz trafiğinin ciddi şekilde aksaması, küresel enerji ve lojistik dengelerini
yeniden şekillendirirken otomotiv ve yedek parça sektörünü de doğrudan etkileyebilecek
bir tablo ortaya çıkardı. İstanbul Ticaret Odası (İTO) 52. Komite
Başkanı ve Motor Aşin CEO'su Saim Aşçı, bölgede yaşanan gelişmelerin otomotiv sektörü
açısından yalnızca jeopolitik bir kriz değil, aynı zamanda enerji maliyetleri,
navlun fiyatları, üretim girdileri ve teslim süreleri üzerinden zincirleme
etkiler doğurabilecek bir süreç olduğunu belirtti.
İTO 52. Komite Başkanı ve Motor Aşin CEO'su Aşçı'ya göre krizin otomotiv sektörüne
etkileri kısa vadede maliyet ve tedarik belirsizliği, orta vadede ise küresel
tedarik coğrafyasının yeniden şekillenmesi şeklinde ortaya çıkabilir.
Hürmüz Boğazı, küresel petrol ve LNG ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri
olarak biliniyor. Dünya deniz yoluyla taşınan petrol ticaretinin yaklaşık dörtte
biri ve küresel petrol tüketiminin yaklaşık beşte biri bu hat üzerinden gerçekleşiyor.
Bu nedenle bölgede yaşanan her gelişme, küresel enerji fiyatlarını
ve buna bağlı olarak üretim maliyetlerini doğrudan etkiliyor.
İTO 52. Komite Başkanı Saim Aşçı konuyla ilgili olarak Şu anki tabloya baktığımızda
mesele yalnızca bir İran-ABD gerilimi değil, fiilen ABD-İsrail ile İran arasında
genişleyen bir çatışma söz konusu. Hürmüz'de tanker trafiğinin durma noktasına
gelmesi, sigorta ve navlun maliyetlerinin sert yükselmesi, enerji fiyatlarının
sıçraması ve Çin merkezli tedarik zincirlerinin baskı altına girmesi gibi
birçok faktör aynı anda devreye giriyor. değerlendirmesinde bulundu.
Aşçı'ya göre özellikle petrol ve doğal gaz fiyatlarında yaşanan artış, otomotiv
sektöründe kullanılan çok sayıda hammaddenin maliyetini de doğrudan yükseltiyor.
Yan sanayide maliyet enflasyonu riski
Diğer taraftan enerji fiyatlarının yükselmesi yalnızca akaryakıt maliyetlerini değil,
otomotiv üretiminde kullanılan çok sayıda endüstriyel girdiyi de etkiliyor.
Saim Aşçı, petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki artışın otomotiv yan sanayisi
üzerinde zincirleme bir baskı oluşturabileceğini belirtirken Petrol ve gaz fiyatlarındaki
sıçrama, petrokimya türevleri, plastik, kauçuk, boya, ambalaj ve alüminyum
gibi otomotiv üretiminde kullanılan birçok hammaddenin maliyetini artırır.
Bu durum doğrudan otomotiv yan sanayide maliyet enflasyonu anlamına geliyor.
ifadelerine yer verdi. Son dönemde enerji fiyatlarının yanı sıra alüminyum
gibi sanayi metallerinde de önemli artışlar görülmesi, üretim maliyetleri üzerindeki
baskıyı daha da artırıyor.
Teslim süreleri ve lojistik güvenliği kritik
Krizin otomotiv sektörü üzerindeki bir diğer önemli etkisi ise lojistik ve teslim
süreleri tarafında ortaya çıktı. Hürmüz hattındaki güvenlik riskleri nedeniyle
bazı uluslararası denizcilik şirketlerinin bölgedeki geçişlerini askıya alması,
tedarik zincirinde yeni belirsizliklere neden oldu. Aşçı, bu durum yalnızca
maliyet değil aynı zamanda ticari akış güvenliği açısından da önemli bir risk olduğunun
altını çizdi:
Sorun yalnızca ürünlerin pahalı gelmesi değil, ürünlerin zamanında gelip gelmeyeceği,
rotaların değişip değişmeyeceği, aktarma limanlarının farklılaşıp farklılaşmayacağı
ve sigorta onaylarının nasıl ilerleyeceği gibi birçok belirsizlik ortaya
çıkıyor. Özellikle stok yönetimi zayıf firmalarda bu durum doğrudan satış
kaybına dönüşebilir.
Çin faktörü: Kısa vadede risk, orta vadede fırsat
Krizden en fazla etkilenmesi beklenen ülkelerden biri ise Çin. Dünyanın en büyük
ham petrol ithalatçısı olan Çin, enerji tedariki açısından Körfez bölgesine önemli
ölçüde bağımlı. Aynı zamanda Çin, otomotiv ve yedek parça üretiminde küresel
ölçekte önemli bir oyuncu konumunda bulunuyor.
Bu noktada dikkat çekici bir açıklama yapan Aşçı, Çin hem enerji girdisi hem de
ihracat pazarı açısından aynı anda baskı altında. Enerji maliyetleri artarken
lojistik ve sigorta sorunları nedeniyle ticaret akışında da belirsizlik oluşuyor.
Kısa vadede Çin avantaj değil, risk taşıyor. Ancak kriz uzar ve Batılı üreticiler
daha maliyetli kalırsa, Çin üretim kapasitesi ve fiyat esnekliği sayesinde
küresel pazarda yeniden alan açabilir. dedi.
Tedarik zincirlerinde yeni bir dönem başlayabilir
Uzmanlara göre Hürmüz merkezli kriz yalnızca kısa vadeli fiyat artışlarıyla sınırlı
kalmayabilir. Uzun vadede küresel otomotiv sektöründe tedarik zincirlerinin
yeniden şekillenmesi de gündeme gelebilir. Bugün yaşanan gelişmeler otomotiv
ve yedek parça sektörü açısından bize şunu gösteriyor: Asıl mesele fiyat değil,
akış güvenliği. Ürün bulunabilir ama navlun, sigorta, transit süre ve teslim tarihi
istikrarsızsa ticaret yönetilemez hale gelir. diye konuşan Aşçı, bu nedenle
şirketlerin önümüzdeki dönemde alternatif tedarik rotaları, farklı üretim merkezleri
ve daha güçlü stok yönetimi stratejileri geliştirmesinin kritik önem
taşıdığını söyledi.
Krizler yeni tedarik dengelerini doğurur
Küresel ticarette yaşanan her kriz gibi Hürmüz gerilimi de yeni ekonomik dengeler
yaratabilir. Motor Aşin CEO'su ve İTO 52. Komite Başkanı Saim Aşçı'ya göre şirketlerin
bu süreci doğru okuyabilmesi önemli:
Krizler yalnızca risk değil aynı zamanda yeni fırsatların da habercisi olabilir.
Ancak bunun için firmaların tedarik zincirlerini daha esnek hale getirmesi, lojistik
riskleri iyi yönetmesi ve alternatif ticaret rotalarını doğru planlaması
gerekiyor.
-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -